<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081</id><updated>2012-02-15T00:36:15.971-08:00</updated><category term='erdemir'/><category term='play-off'/><category term='Röportajlarım'/><category term='avrupa ligleri'/><category term='2010 dünya şampiyonası'/><category term='Ataman'/><category term='Futbol'/><category term='Darüşşafaka'/><category term='okumanızı ısrarla öneririm'/><category term='fenerbahçe'/><category term='Federasyon'/><category term='hakem'/><category term='sendika'/><category term='2011 avrupa şampiyonası'/><category term='transfer'/><category term='beşiktaş'/><category term='siena'/><category term='euroleague'/><category term='Karşıyaka'/><category term='Efes Pilsen'/><category term='telekom'/><category term='banvit'/><category term='bornova'/><category term='milli takım'/><category term='Kepez'/><category term='galatasaray'/><category term='cumhurbaşkanlığı kupası'/><category term='Antalya Takımları'/><category term='Tenis'/><title type='text'>Bolbasket</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>247</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-2691751299395847971</id><published>2012-02-09T22:35:00.000-08:00</published><updated>2012-02-10T00:09:19.094-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Aslan Yürekli Takım: Tarih Yazdı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-TCyGPrBXmJg/TzTJRyGHcTI/AAAAAAAAAkc/wyOW8kRr5XU/s1600/IMG_0252.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-TCyGPrBXmJg/TzTJRyGHcTI/AAAAAAAAAkc/wyOW8kRr5XU/s320/IMG_0252.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707407935127646514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Başlıktaki takım kavramı aslında iki hafta önce OLY maç sonrası Mahmudi'nin bahsettiği taraftarından malzemecisine, yönetim ve teknik heyetinden oyuncusuna kadar bir bütünü ifade ediyor. Hatta Tufan gibi takımı desteklemeye gelen eski oyuncuları, Muslera ve Sabri gibi takımı desteklemeye gelen futbolcuları da içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün mesele inanmaktan geçiyor. Ender maç sonrası demecinde, "moskovada doğru şeyler yaptığımız sekanslar vardı. Doğruları arttırdığımızda CSKA'yı yenebileceğimize inanmıştık" mealinden birşeyler dedi. İşte bu inancın sonucunda zafer geldi. Maç sonrası CSKA antrenörü Kazlauskas'ın belirttiği üzere "kötü oynadığımızı söyleyemem ama temel olarak Galatasaray bizden daha fazla kazanmayı istedi ve işte bu onlara bu zaferi getirdi". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Galatasaray'ın CSKA'yı yenerse prestij haricinde ne kazanır diye düşünmüştüm. Buna çeşitli cevaplar verilebilir ancak salt üst tura çıkmak anlamında meseleye bakıldığında üst tura çıkmak için Galatasaray'ın Efes'i yenmesine gerek kalmaması anlamında önemli bir galibiyet. Galatasaray bu galibiyeti ile OLY'u yenerek F8'e kalabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CSKA açısından grupta başka mağlubiyet almayacağı ve ilk maçlarda aldığı sonuçlar neticesinde neredeyse bırakın üst tura çıkmayı, üst tura birinci sıradan çıkmayı garantilemişti. Bu anlamda bu mağlubiyet CSKA açısından büyük bir kayıp değil. Ancak nağmağlup şampiyon olacağı beklenen CSKA'nın Galatasaray gibi eleme gruplarından gelen ve bu organizasyonda ilk kez yer alan bir takım tarafından mağlup edilmesi, CSKA yenilmeyecek argümanını, herkes CSKA'yı yenebilir şekline çevirerek, CSKA'da psikolojik bir yıpranmaya yol açacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın en kısa özeti olarak isteyen ve hakeden kazandı diyebiliriz. CSKA öyle bir takım ki 86 sayı ortalama ile oynuyor. Top 16'daki sayı ortalaması ise GS maçı öncesinde 89. 77 sayıdan daha aza sayı atmayan bu takımı galatasaray 64 sayıda tuttu. Bu sonuca yol açan şey CSKA'nın kötü oyunu değil. Kazlauskas kötü oynamadık diyor. Galatasaray'ın ondan daha iyi oynaması bu sonucu sağladı. CSKA oyucnuların fiziksel üstünlüğü CSKA lehine ne ribauntlarda ne de top çalmalarda yansıyabildi. CSKA bir ribunt fazla alabildi. Galatasaray ise 4 top fazla çaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbulda oynanan Barcelona maçında ikinci period kabusu 3. ve 4. periodlarda yeterince telafi edilemediğinden Barcelona'ya karşı galibiyet alamamıştı aslanlar. Siena maçında ise 3. period kabusu sonrasında 4. periodun süresi yetmemişti. CSKA'ya karşı Barcelona maçında olduğu gibi ikinci period kabusu yaşandı ancak bu kabus Barcelona ile kıyaslandığında küçük kaldı ve 3. ve 4. perioddaki mücadele ile maç kazanıldı. Galatasaray rotasyona girince kadro derinliğindeki zaaflar nedeniyle tökezliyor. bu tökezlemenin süresi ve büyüklüğü doğrudan maçın sonucunu etkiliyor. Rotasyondaki denge sağlanıncaya kadar maç elden gidebiliyor. dün çabuk toparlanan aslanlar dengeyi sağladılar ve maçı kazanmayı başardılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Galatasaray taraftarının maç öncesinde ki şovundan aldığımız yukarıdaki fotograf tüm maçı anlatıyor. Krilenko ve Teodosic'in maçta çok yıpranacaklarını anlatan fotografı maç içinde sıklıkla gördük. Emzikli krilenko fotografı ise Andric'in sertliğine karşı Krilenko'nun hakemi itirazları şeklinde karşımıza çıktı. bu anlamda Galatasaray taraftarı yukarıdaki şov ile maçın ne yönde cereyan edeceğini önceden görmüştü ve hem kendi takımını hem de rakip takımı bu sona psikolojik olarak hazırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mücadele ile GS F8'i bence hak etti ancak Efes'in OLY'a iki kez kaybetmesi nedeniyle GS'ın F8'e kalması bence pek mümkün değil. Umuyorum Yenilmez Armada'nın torunları ile F8 rüyası gerçek olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe panathinaikos maçına ilişkin pek bir şey yazasım yok. Çünkü Unics'in aldığı sürpriz mağlubiyet sonrası Fenerbahçe'nin Panathinaikos'u yenme zorunluluğu ortadan kalkmıştı. Bu nedenle bu maçı fenerbahçe'nin kazanabileceğine dair ufacık bir ümidim bile yoktu. Daha da farklı kaybederler diye düşünmüştüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta yazdığım şekilde yazıyı sonlandırayım. Bu haftaki maçlarımızdan önce bir galibiyet, 2 mağlubiyet alacağız dense muhtemelen herkes Efes kazanır FB ve GS kaybeder derdi. Beklenenler ile gerçekleşenler ne kadar farklılaşabiliyor. Tekrar tebrikler Galatasaray. Umarım bu mücadelenizi en azından F8 ile taçlandırabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-2691751299395847971?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/2691751299395847971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=2691751299395847971&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2691751299395847971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2691751299395847971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/02/aslan-yurekli-takm-tarih-yazd.html' title='Aslan Yürekli Takım: Tarih Yazdı'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-TCyGPrBXmJg/TzTJRyGHcTI/AAAAAAAAAkc/wyOW8kRr5XU/s72-c/IMG_0252.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-2811545873417693655</id><published>2012-02-08T22:45:00.000-08:00</published><updated>2012-02-08T23:02:34.670-08:00</updated><title type='text'>Ufuk ile Yolun Sonu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-QdZ0nTxUIrw/TzNvA5tcACI/AAAAAAAAAkQ/PEle53s0FgA/s1600/ivkovic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 276px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-QdZ0nTxUIrw/TzNvA5tcACI/AAAAAAAAAkQ/PEle53s0FgA/s400/ivkovic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5707027214090633250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;OLY'u seyrederken aklıma nedense Naumoski'li Efes geldi. Naumoski önderliğindeki vasat kadro, iyi bir koç ve savunmadaki arzulu ve iştahlı oyun ile kendisinden kağıt üstünde çok daha güçlü takımları çaresiz bırakıyordu. Dün izlediğim OLY işte o bizlerin özlediği başarılı Efes'e benziyordu. aralarındaki tek fark OLY kadrosunun naumoski'li efes'den daha derin olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene başında herpimizin aklında aynı soru işareti vardı. Soru basitti: kadro iyi sayılabilir ama Ufuk bu takımda nasıl bir kimya oluşturacak? Doğrusu Spanoulis bizim tarafta olsa da durum çok değişir miydi emin değilim. Emin olduğum tek şey; Ivkovic Efes'in başında olsaydı böyle bir durumla karşılazmazdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın sonundaki agresif oyunu daha ilk dakikalardan itibaren koyup fark peşine düşmek gerekirken, bence sadece farkı koruma umuduyla buraya gelen OLY'a kaybetmek çok acı verici. Efes evimizde oynanacak F4 öncesinde F8'e bile kalamadan veda etti. Ufuk küçük bir umuttan bahsetmiş ancak o şartlar gerçekleşse dahi (bence imkansız) efes'in yolu yine de açık değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Barac hedef tahtasına çevrildi. 2.17 boyu ile nasıl rakiplerini durduramıyor deniliyor. Savanovic'den bahseden yok. Kerem'den bahseden yok. Kinsey'den bahseden yok. Sinan'dan bahseden yok. CEnk Akyol haricinde kadrodaki her bir oyuncu beklentinin altında oynuyor. Sorun Barac'da değil. Tek bir şanssızlığı vardı Efes'in o da Ermal'in sakatlanmış olması. Ermal'ın maçıydı bu. Sonuç değişirmiydi bilemem ama F8'den ötesi hayal gibiydi Efes için F8 şu an hayal oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-2811545873417693655?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/2811545873417693655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=2811545873417693655&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2811545873417693655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2811545873417693655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/02/ufuk-ile-yolun-sonu.html' title='Ufuk ile Yolun Sonu'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-QdZ0nTxUIrw/TzNvA5tcACI/AAAAAAAAAkQ/PEle53s0FgA/s72-c/ivkovic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5623035454673141341</id><published>2012-02-02T22:39:00.000-08:00</published><updated>2012-02-02T23:17:14.869-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Fenerbahçe-Panathinaikos ve CSKA-Galatasaray: Basketbolumuz nereye?</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-KNg67iWRVC8/TyuJszVAoyI/AAAAAAAAAkE/lUwL4FrYb5w/s1600/k%25C4%25B1r%25C4%25B1lgan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 274px; height: 184px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-KNg67iWRVC8/TyuJszVAoyI/AAAAAAAAAkE/lUwL4FrYb5w/s400/k%25C4%25B1r%25C4%25B1lgan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5704804755780444962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakibi kırmayı beceremiyoruz ama çok kırılganız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftaki EL maçlarımızdan önce size takımlarımız toplam 54 sayı fark yiyecek deselerdi ne düşünürdünüz. Benim aklımdan şöyle bir senaryo geçerdi. Herhalde Efes 6-7 sayı, Fener 9-10 sayı fark yemiştir diye düşünür ve geriye kalan 37-39 sayılık farkı da Galatasaray'ın hanesine yazardım. işin traji-komik tarafı bu 54 sayılık farkdan payına en az düşen Galatasaray. EL'in bence gelmiş geçmiş en iyi kadrosuna karşı ilk sezonunda hem de deplasmanda oynayarak EL'in gediklisi olmuş diğer takımlarımızdan daha az fark yediler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kabus gibi bir hafta ve hatta kabus gibi Top 16. toplam oynadığımız 9 maçta 3 galibiyet 7 mağlubiyetimiz var. Bana sorarsanız Galatasaray'ın OLY galibiyeti haricinde kayda değer galibiyetimiz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top 16'ya 3 takımla katılmak ne kadar gurur verici ise aldığımız sonuçlar da o kadar gurur kırıcı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene başında yanlış hatırlamıyorsam two nations Cup'ta Efes-OLY ve Fenerbahçe-Panathinaikos maçlarında toplam 35 sayı fark atmıştık. şimdi onlar bizimkilere 39 sayı fark attı. Bence yatıp kalkıp bunun üzerinde düşünmemiz lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçlara gelirsek; CSKA maçı için söylenecek fazla bir şey yok. Galatasaray kendisinden beklenen mütevaiz oyunuyla elinden geleni yapmaya çalıştı. Mahmudi'Nin sözleri ile rakip "daha tecrübeli, daha atletik ve daha fizikliydi". buna ek olarak daha kaliteli oyunculardan kuruluydu. Genç Furkan'ın Avrupa'Nın en iyi pota altı rotasyonuna karşı ortaya koyduğu yürek keza Lucas ve Ender'in katkıları önemliydi. Caner ve Shipp'de katkı veren oyunculardandı. Lakovic, Andric ve Shumpert'tan büyük katkı almadan GS'ın büyük maç kazanam ihtimali yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe sene başından beri vurguladığımız gibi her şeyi yapabilir. Garip mağlubiyetler ve beklenmeyen galibiyetler alabilir. Ancak benim izlnimim Spahija dün gece intihar etmeyi tercih etti. Ömer sakat ya da hasta mı? Vidmar da öyle. Maça başlaması gereken iki oyuncun da sahada değil. fenerbahçe'de Aydın Örs'le birlikte kısa rotasyonundaki inanılmaz savunma yerine kağıttan bir savunma ile başlandı. İlk periodda gelen farkın ile demoralize olan Fenerbahçe bir daha toparlanamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ribauntlardaki 12 ribaunt daha az aldık (Smith sakatlanmasa ribaunt farkı daha da büyük olabilirdi.) daha fazla top kaybettik, daha az top çaldık ve daha az asist yaptık. Sahannın her yerinde kaybettik. Kaya haricinde maçta yüreğini koyan bir oyuncu yoktu. Kaya'nın iyi oynama nedeni de ilk beşte sahaya çıkmış olmasından kaynaklandı diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enseyi karartmayalım ama şapkayı önümüze koyup düşünme vaktimiz geldi. kayda değer bütçeler ile bu kadar kırılgan kadrolar oluşturmayı nasıl başardık. İstanbulda oynanacak F4 öncesi son 16'da 3 takımımız var ve bırakın f4'ü Top 8'e bile kalacak takımımız yok gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5623035454673141341?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5623035454673141341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5623035454673141341&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5623035454673141341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5623035454673141341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/02/fenerbahce-panathinaikos-ve-cska.html' title='Fenerbahçe-Panathinaikos ve CSKA-Galatasaray: Basketbolumuz nereye?'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-KNg67iWRVC8/TyuJszVAoyI/AAAAAAAAAkE/lUwL4FrYb5w/s72-c/k%25C4%25B1r%25C4%25B1lgan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-814908570604412084</id><published>2012-02-01T22:27:00.000-08:00</published><updated>2012-02-01T23:12:23.788-08:00</updated><title type='text'>Hayalller ve Gerçekler II: OLY-Efes:18-0</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0DiawqRQgJI/Tyo3ULRXr9I/AAAAAAAAAj4/IqgEM_2ewr0/s1600/ufuk_sarica_KU5BQ.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-0DiawqRQgJI/Tyo3ULRXr9I/AAAAAAAAAj4/IqgEM_2ewr0/s400/ufuk_sarica_KU5BQ.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5704432697780711378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu bir devam yazısı. 24 Ocak Salı günü takımlarımızın F4 ihtimali konusundaki görüşlerimi paylaştığım yazının devamı. O yazıda temel olarak two nations cup'ta bizim takımların ve rakip PAO ve OLY takımlarının durumları ile bugün Top 16'da aynı takımların durumlarından hareketle kaleme alınmış ve takımlarımızın coaching olarak yeterli katkıyı alamadığına ilişkindi. Efes çok daha kaliteli kadrosuna rağmen sene başında İstanbul'da two nations  cup'ta 2o'li sayılarda rahat bir galibiyet aldığı rakibine karşı Pire'de 83-65 gibi farklı bir mağlubiyet aldı. Bence bu mağlubiyet tamamen takımların koçları arasındaki kalite farkının göstergesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk Sarıca bizim generasyon için basketbol ilahıdır. Efes'in efsane kadrosundan hala basketbolun içinde olan tek isim. Şu anda Efes'i çalıştırmasının nedeni coach'luk kariyerinden değil, o efsane kadronun bir parçası, önemli bir parçası olmasındandır. Efes'in çocuğu olmasıdır onu Efes'e coach yapan faktör. Ancak İstanbul'un ev sahipliği yaptığı F4 için, büyük bir bütçe ayıran Efes'in Ufuk tercihi sene başında çok tartılşılmıştı ve şu anda da o tercihin yanlış olduğu maalesef gün yüzxüne çıktı. Kadro mühendisliği konusunda çok şey söylenebilir ancak bunların hiçbirine girmeden çok basit bir soru sormak istiyorum. İki takım sene başında coach'ları değiştirmiş olsaydı şu anda nasıl bir efes ve nasıl bir OLY izliyor olabilirdik. Muhtemelen OLY, Sarıca yönetiminde ilk tur grubundan bile çıkamayıp havlu atardı. Efes ise çok daha farklı bir konumda olabilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 ocak'taki yazıda OLY'un yükselen bir trende sahip olduğunu yazmıştım. Efes rakibi hafife almanın faturasını ağır ödedi. İç-dış dengesini kuramayan takımlar kaybetmeye mahkumlar. penetre sonrası biraz dışarı pas yaparak rakibin aşırı gömülmesine engel olabilirdi. fark açılmaya başlayınca rakibe baskı yapacak takımda iki pivot oynatma dehası ile Ufuk adeta farka davetiye çıkarttı. Suni açılan farkı kapatmak yerine farkın daha da açılmasını sağladı. bu tip denemeler maçın başında yapılabilir ancak en kritik anda yapılmaz. Maç sonrası alan savunması ile rakibi yakaladık ama Sloukas fişi çekti mealinden bir açıklama yapmış Ufuk. Fişi çeken doğrusu Ufuk oldu. Ya da tersinden bakıp IVkovic de oldu diyebiliriz. Çünkü maç boyu OLY'un neden Spanoulis, gecevicius ve Sloukas'ı yanyana oynatmadığını düşünüyordum. Meğerse 4. perioda saklamış bunu Ivkovic. Şapkadan tavşanı çıkarttıp maçı almayı başardı. Tebrik etmek lazım her ne kadar sevmesem de sayarım kendilerini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk bence en etkili olabileceği beşi hiç yanyana oynatmadı. Rotasyonda örneğin lafayette-kinsey-vujacic-savanovic ve batista gibi bir beş bence çok faydalı olabilirdi. Çeşitli varyasyonlar gördük ama bu varyasyonu göremedik. Sunucu ve yorumcu OLY çok kırılgan bir takım. OLY geriye düştüğünde tekrar sıçrama yapamaz gibi bir şeyler söylüyorlardı. Ya GS-OLY maçını seyretmemişler ya da Efes'i, olduğundan daha güçlü görüyorlar. Kırılgan olan Türk takımları. Denk rakiplere karşı farkı açıp koruyabilen takımımız var mı? Efes'in normal sezonda en farklı galibiyeti 14 sayı ile Armani'ye karşı.Bu argümanımı çürütebilecek tek maç FB-OLY maçı fenerbahçenin 16 sayı farkla kazandığı maç. Ancak genel olarak bakarsak maç içinde çift hanelerde fark yakaladığımız pek çok maç kafa kafaya bitti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bitmedi. Efes yeterli farkı yakalayamaz bence. Ancak İstanbul deplasmanında GS'ı yenebilir belki. Böylece 3 galibiyet ile üst tura çıkabilir. iş averaja kalmaz ise bizim takımlarından biri üst tura çıkabilir ancak averaja kalırsa OLY kesin üst turda...Çaprazda Siena ile eşleşileceği için Efes'in üst tura çıkması bence daha önemli. GS'ın iki kere kaybettiği Siena'ya karşı şansı olmayacak. Rakip Madrid olsaydı ise GS'ın üst tura çıkmasını isterdim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-814908570604412084?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/814908570604412084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=814908570604412084&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/814908570604412084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/814908570604412084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/02/hayalller-ve-gercekler-ii-oly-efes18-0.html' title='Hayalller ve Gerçekler II: OLY-Efes:18-0'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0DiawqRQgJI/Tyo3ULRXr9I/AAAAAAAAAj4/IqgEM_2ewr0/s72-c/ufuk_sarica_KU5BQ.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5042327579657629993</id><published>2012-01-26T23:32:00.000-08:00</published><updated>2012-01-27T05:23:45.813-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Spanoulis mi büyük yoksa Lakovic mi derken Gordon Sahne Aldı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-788J8i8SuYc/TyKArCvmVcI/AAAAAAAAAjs/ocV5BMEHBiw/s1600/terim_durust_albayrak_basket.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 397px; height: 306px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-788J8i8SuYc/TyKArCvmVcI/AAAAAAAAAjs/ocV5BMEHBiw/s400/terim_durust_albayrak_basket.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5702261555163715010" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galiba maçın özeti başlıkta gizli. Galatasaray iki kere kaçtı. OLY Spanoulis önderliğinde iki kere yakaladı ve hatta ikincisinde öne de geçti. O noktada galatasaray maçın son anlarında bir adım daha iyi oynayarak kazandı derken orta sahadan atılan basket ile maç uzatmaya gitti. Uzatma anlarında OLY daha iyi başladı ancak Galatasaray hak ettiği maçı kazanmayı bildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal sürenin son 2,5 saniyesinde GS, 1 sayı farkla önde ve iki faul atışı kullanacakken o atışlardan ilki de sayı olunca ikinci atışı kaçırmak yönünde bir tercih yorumcu İhsan Bayülgen tarafından dile getirildi. mahmudi ise öyle bir tercih yapmadı. Mahmudi bence doğru olanı yaptı. Çünkü Mahmudi anı değil geleceği düşündü. 3sayılık fark, 1 sayılık farktan iyidir dedi. Ancak bu seçimi nedeniyle maçı kaybetme noktasına geldi. Hakedilen maçın kaybedilmemesi muhtemelen en çok onu mutlu etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçın hakkı aslında çift haneili bir farktı. çift ahneli bir fark durumunda Galatasaray 3'lü averaj konusunda önemli bir adım atmış olacaktı. Ancak kim ne derse desin, EL'e eleme grubunu geçerek gelmek, EL'deki ilk sezonunda Top 16'ya kalıp, top 16'da OLY gibi buraların gediklisi (bu sene kadro olarak geçmiş senelerden daha zayıf olsa da) bir takımı yenmek kolay değil. Yıllardır EL'de oynayan takımlarımızın son senelerdeki El performanlarına baktığımızda Galatasaray'ı ayakta alkışlamamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonrası Mahmudi'nin, taraftar bizden birisi, teşekkür edersek onlara yabancı muamelesi yapmış oluruz mealindeki açıklamaları çok güzeldi. Ancak EL sitesinde "altıncı adamımız taraftarımıza çok teşekkür ederim" şeklinde bir açıklaması var. Ama asıl güzel açıklama son saniye basketi ile maçı uzatmaya götüren genç oyuncu Slokas'dan gelmiş. "Son saniyede attığım üçlük benim için olağanüstüydü. Başımı yukarı kaldırdım, süreyi gördüm ve atışı yapıp dua ettim. Tanrının benim sayı yapmamı istediğini düşündüm. Ama uzatmalarda aynısı olmadı. Tanrı onların kazanmasını istedi. kişisel olarak benim için önemli bir olaydı ancak yarın kimse bunu hatırlamayacak çünkü maçı kaybettik."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrıdan ziyade taraftarı, oyuncuları ve teknik ekibi hatta tribünde oturan/heyecandan oturamayan Albayrak hep birlikte bu galibiyetin alınmasında pay sahibiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maça gelince doğrusu Galatasaray maçın her anında daha iyi gibiydi. farkın kapanma evresinde OLY oyuncuları zorlama atışları sayıya çevirirlerken buna karşılık GS oyuncular daha rahat atışları sayıya çevirememişlerdi. iki tane kaçan smaç pozisyonu farkın yeterince açılmaması ile sonuçlandı. Savunmada GS bence üst düzey oynadı. Savovic hem GS forması ile hem de El'de ilk maçı olmasına rağmen sırıtmadı hatta başarılı bir görüntü çizdi. Son tahlilde rakibin en çok asist yapan oyuncusu Kyle Hines oldu. Takım olarak GS'ın savunmadaki başarısını göstermesi açısından güzel bir örnek. özellikle alan savunmasına geçişler ve tekrar adam adamaya dönmeler bence harikaydı. çünkü 24 saniyelik hücum süresinde iki farklı savunmayı uygulamak kolay değil. Hafif baskı ile alan savunmasına geçiliyor hücum süresi 10 saniye kaldığında bir aqnda adam adama savunmaya dönülüyor. bunu başarılı bir şekilde uygulamak hiç kolay değil. Tek eleştirim 3 numarada Haluk'a hiç şans verilmemesi oldu. Özellikle shipp 44 dakika oyunda kalmayıp biraz dinlenme fırsatı olsa idi daha farklı bir sonuç belki alınabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu çok sevinilecek bir sonuç olmadığının altını çizmemiz gerek. Galatasaray önce 14 sayılık sonra ise 10 sayılık fark yakaladı ancak farkı koruyamadı. 3'lü averaj ihtimali düşünüldüğünde 1 sayılık fark yeterli değil. Galatasaray üst tur için Atina'dan galibiyetle dönmeli. ya da efes'e karşı (OLY ile efes arasındaki maçlardaki averajı aşacak bir)averaj sağlamalı. Bu galibiyete Efes cephesi sevinmiş olmalı. OLY onlar için ikincilik adına daha ciddi bir rakip. bu anlamda onların kaybı efes'in kazancı gibi görülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son tahlilde gerek efes'le iç sahada yaapcağımız maçta gerekse deplasmanda OLY ile oynanacak maçta bu düzeydeki bir mücadele Top 8 ile sonuçlanmasa dahi hem GS camiasını hem de basketbolseverleri tatmin edecektir. Yolları açık olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5042327579657629993?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5042327579657629993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5042327579657629993&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5042327579657629993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5042327579657629993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/01/spanoulis-mi-buyuk-yoksa-lakovic-mi.html' title='Spanoulis mi büyük yoksa Lakovic mi derken Gordon Sahne Aldı...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-788J8i8SuYc/TyKArCvmVcI/AAAAAAAAAjs/ocV5BMEHBiw/s72-c/terim_durust_albayrak_basket.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4877562114071251330</id><published>2012-01-25T22:31:00.001-08:00</published><updated>2012-01-25T23:03:57.195-08:00</updated><title type='text'>Fener Zorla Kazandı, Efes Kolayca Kaybetti</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-C7bJacKkVcw/TyD6Hmg3XII/AAAAAAAAAjg/4J4jA1eD1k8/s1600/fenerbahce_ulker_arena_7366953.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-C7bJacKkVcw/TyD6Hmg3XII/AAAAAAAAAjg/4J4jA1eD1k8/s400/fenerbahce_ulker_arena_7366953.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5701832136755469442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İki maçı anlatmak da zor. CSKA güçlü ama takımlar arasındaki fark skor farkı kadar büyük değil. Ama rakip hem isim bazında hem de takım olma bazında Efes'ten daha önde olduğu için evinde oynadığı maçta kolayca kazanabildi. Efes kağıt üstünde değil ama takım oyunu açısından kendisinden biraz daha iyi olan takımlara karşı kaybetme, hatta farklı kaybetme geleneğini bu maçta da sürdürdü. Çapraz grupta yer alan Siena-Real maçını seyredince CSKA ve Siena aksilik olmaz ise F4'e çıkacak iki takım görünümünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lafayette savunma açısından takıma katkı verecek gibi. Kinsey'in iştahlı savunması dönem dönem iş yaptı. Bunlar komik cümleler oldu. Çünkü rakipten 96 sayı yediğimiz maçta takımın savunmasından bahsetmek saçma gibi geliyor ancak iyimser olarak koca maçta Efes adına olumlu gördüğüm tek konu bu oldu. CSKA bu sene 4. kez 90 sayı üzerine çıktı. Brose, Zalgiris gibi takımlara karşı 90'lı sayılar buldu. Birde ciddiye aldığı Panathinaikos ve Efes'e karşı bu performansı sergiledi. Kötü mağlubiyet. Bu kötü oyundan sonra oyuncular psikolojik olarak OLY maçına daha hazır olurlar ve bambaşka bir Efes izleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'yi değerlendirmek özünde zor. Ne yapacaklarını öngörmek, ne yaptıklarını anlamak pek kolay değil. Hele rakipte kendisi gibi anlaşılmaz bir takım olduğunda işler iyice güçleşiyor. Geçen hafta evinde oynadığı maçta Panathinaikos'a 20 sayı farkla kaybettikten sonra mutlaka kazanamsı gereken bir maça çıktılar. Ancak kazanacak güçleri yok. Son topa maçı getirmiş olsalar da bunun sebebi büyük oranda Spahija idi. Hem oyuncular ve hem de Spahija mental olarak inişli çıkışlı bir görüntü sergiliyorlar. İstatistiklere bakıldığında kazanan taraf sanki EA7 gibi duruyor. raking değerinde daha iyiler. Fener'in 7 asistine karşı EA7'lu oyuncular 18 asist yapmış. 3 ribaunt daha fazla yapmışlar. hem ikilik hem de üçlük yüzdeleri daha iyi. Fener'in iyi olduğu şeyler ise faul yüzdesi ile maçta yaptıkları iki blok. Daha kötü yüzde ile hücum eden Fener pota altını daha fazla zorlaması ile maçı kazanmayı başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçtaki en güzel şey ise salondu. muhteşem bir salon basketbolumuza kazandırıldı. emeği geçenlere binlerce teşekkürler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unics deplasmanda Panathinaikos'u yenerek hesapları alt üst etti. Sezon içinde Galatasaray ve Siena'ya karşı izlediğim maçlarında beklediğimden daha iyi bir takım olduklarını gördüm. Ancak top 16'da grup birinciliğine oynaaycak akdar büyük bir takım değil. Panathinaikos bu mağlubiyet sonrasında Fenerbahçe maçına daha fazla önem verecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4877562114071251330?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4877562114071251330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4877562114071251330&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4877562114071251330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4877562114071251330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/01/fener-zorla-kazand-efes-kolayca.html' title='Fener Zorla Kazandı, Efes Kolayca Kaybetti'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-C7bJacKkVcw/TyD6Hmg3XII/AAAAAAAAAjg/4J4jA1eD1k8/s72-c/fenerbahce_ulker_arena_7366953.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8174420279737823296</id><published>2012-01-24T00:10:00.000-08:00</published><updated>2012-01-24T01:03:37.423-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>F4: Hayaller ve Gerçekler</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-79LHs1wSV4U/Tx5ycb_kd1I/AAAAAAAAAjU/b-8Fbw9JpU8/s1600/final-four-2012-euroleague-logo-342-95822.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 308px; height: 220px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-79LHs1wSV4U/Tx5ycb_kd1I/AAAAAAAAAjU/b-8Fbw9JpU8/s400/final-four-2012-euroleague-logo-342-95822.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5701120011173918546" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;F-4 konusunu tartışmak için çok erken olsa da içimdeki sese kulak vermek zorunda hissettim. Özellikle OLY-CSKA maçını seyrederken Efes ve GS için işlerin ne kadar zor olduğunu gördüm. OLY'dan hareketle bizim takımları değerlendirmek biraz garip bir durum olsa da aslında geleceğe ilişkin önemli bir takım ipuçlarını OLY'dan hareketle değerlednirmek mümkün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene başındaki two nations cup bu yazının hareket noktası. Efes-OLY maçını hatırlayanlarınız vardır mutlaka. 25 sayı gibi bir farkla Efes olympiacos'u tarumar etmişti. Aynı OLY aynı kupada Fenerbahçeyi yenmişti. EL'de ise Fenerbahçe Yunanistan'da 7 sayı ile kaybedip içerde 16 sayı ile OLY'u ikili averajda geride bırakacak sonucu almayı başardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olympiakos önceki yıllarda kıyaslandığında küçük bir bütçe ile yola çıktı ara transferde açıklarını kapatabilecek oyuncular alarak yoluna devam etti. Neredeyse bir oyuncuya bağımlı olarak kurduğu kadroda (spanoulis'den bahsediyorum)o oyuncudan yoksun şekilde çıktığı deplasmandan galibiyet almayı becerdiler. Mutlak favori CSKA'ya karşı ise bence çok iyi direndiler. Maçı kazanacak bir kadroları olmasa da yeni rotasyonları henüz oturmasa da çok iyi basketbol oyandılar. OLY EL için oldukça vasat kabul edilebilecek kadrosuna rağmen zaman içinde bence hem doğru eklemeler hem de coach'un katkısı ile kadrosuna oranla iyi sonuçlar alan bir takım oldu. OLY'nin sene başındaki savruk görüntüsü giderek kayboldu. basketbol olarak baktığımızda yükselen bir trende sahip oldukları söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sene başındaki GS ve Efes ise şuandaki görüntüsünden daha iyi basketbol oynuyordu. EL eleme turunda GS'ın oyandığı basketbolu biraz BARCA maçında görebildik bir daha o oyunun izine rastlayamadık. Two Nations Cup'ta Yunan Takımlarını parçalayan Efes'i bir daha izleme fırsatımız olmadı. Gerek GS'ın gerekse Efes'in takıma yaptıkları ilaveler ile güçlendiklerini iddia etmek büyük iyimserlik olur. Efes'in OLY'u normal şartlarda rahat geçip grup birinciliği için CSKA ile ikili averaj hesabı yapması gerekirken, tahminim OLY ile ikincilik hesabı yapacak. Galatasaray'ın ise OLY'dan galibiyet alması beklenirken son dönemde GS'ın oynadığı basketbol karşısında bu beklentiyi korumak pek kolay değil. Grup ikinciliği Efes için F-4 hedefinin bittiği anlamına gelmez. Çaprazda muhtemelen Siena grup birincisi olur ve doğrusu Madrid daha kolay bir rakip olsa da iki kere kaybettiğimiz Madrid yerine Siena ile F4 mücadelesine girmek daha keyifli olabilir. Galatasaray'ın tek şansı OLY ve Efes'den en az birer galibiyet alarak 3'lü averajı kovalamak olabilir. Ama çaprazdaki rakipler karşısında GS'ın F4 yapma ihtimali yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe en zor değerlendirilecek takımımız. Sene başında two nations cup'ta daha güçlü Panathinaikos'u yenen buna karşılık daha zayıf OLY'a kaybeden bir takımdan bahsediyoruz. Fenerbahçe aynı milli takımımız gibi, o kadar yabancı oyuncusu olmasına rağmen, profesyonel olmaktan ziyade, psikolojik faktörler ile mücadele eden bir takım.  "It is i think a little bit a Turkish way" veciz sözü Fenerbahçe'ye o kadar uyuyor ki. Bu anlamda Top 16'daki en zayıf takıma yenilebilir ve elenebilir ya da en güçlü takımı yenerek daha da ilerilere gidebilir. Kağıt üstünde kısa rotasyonundaki o inanılmaz zenginlik ile aslında F4 için Fenerbahçe çok kuvvetli bir aday. Çaprazda Barca ve Maccabi var. Maccabi'nin ikinci olacağını düşündüğümüzde, grup birinciliği Fenerbahçe için çok önemli. Two nations Cup'ta rahat kazanılan Panathinaikos maçını veri olarak aldığımızda grup birinciliği için FB'nin çok kuvvetli bir aday olduğunu söyleyebiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son tahlilde F4 için en kuvvetli adayımız Fenerbahçe. Ancak onun F4 için grup birincisi olması adeta şart. Bu nedenle de EA7 gibi bir takıma maç kaybetme lüksü yok. Bu hafta takımlarımız için en önemli hafta. GS-OLY maçı Efes'i de yakından ilgilendiriyor. CSKA maçı Efes'in gücünü görmek adına önemli bir maç. Fener için EA7 maçı ise mutlaka kazanılması gereken bir maç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm takımlarımıza f4 yolunda başarılar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8174420279737823296?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8174420279737823296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8174420279737823296&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8174420279737823296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8174420279737823296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/01/f4-hayaller-ve-gercekler.html' title='F4: Hayaller ve Gerçekler'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-79LHs1wSV4U/Tx5ycb_kd1I/AAAAAAAAAjU/b-8Fbw9JpU8/s72-c/final-four-2012-euroleague-logo-342-95822.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-2636600263521577002</id><published>2012-01-18T22:09:00.000-08:00</published><updated>2012-01-18T23:12:25.451-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Unics-Fenerbahçe: 76-71</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-3Y6tTLl4DP0/TxfAuFx13MI/AAAAAAAAAjI/FlLb3Jif9KI/s1600/vladimir-veremeenko-unics.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-3Y6tTLl4DP0/TxfAuFx13MI/AAAAAAAAAjI/FlLb3Jif9KI/s400/vladimir-veremeenko-unics.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5699235751518395586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bizim takımların performanslarına ilişkin değerlendirme yapmak pek de kolay değil. temelde iki büyük sorunumuz var. birincisi, skor avantajını elimize geçridiğimizde rakibi yıkacak farkı yakalayamıyoruz. Boks terimi ile rakip groggy durumdayken, knockout vuruşunu neden yapamıyoruz? ikincisi ise rakip knockdown olduğunda tekrar dirilmesine neden izin veriyoruz. bu ikincisini dün akşam izledik. ilk durumu ise Unics'e karşı Galatasaray'ın istanbulda oynadığı maçta izlemiştik. Galatasaray çok iyi başlamıştı. Ancak son vuruşu yapamadı ve son çeyrekte maç gitti. bu ilk duruma ilişkin örnekleri arttırmamız fazlasıyla mümkün. bunu açıklamak da görece kolay. rakibi groggy duruma getirecek kadar kuvvetliyiz ama knockout yapacak kadar kuvvetli değiliz. İkincisini açıklamak çok zor. Rakibin dirilmesine neden bu kadar kolay izin veriyoruz. Unics maçı bizim için bunu açıklamak adına maalesef güzel bir örnek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;öncelikle sevgili yorumcu abimiz ve spiker kardeşimize ilişkin nacizane fikrimi paylaşmak isterim. Doğrusu NTV'nin elindeki en iyi ikili olduğunu söylemek mümkün. ancak maalesef maç kaybedilmeye başlandığında hakeme ilişkin açıklamalara kolayca sarılabiliyorlar. dün bunu aslında dile getirmediler ancak bilinç altları o kadar buna açık ki. Hakem lehte faul açldığında &lt;strong&gt;nihayet&lt;/strong&gt; ya da en sonunda çaldılar şeklinde kelimeler dillerinden kaçıyor. Kaybedince sorunu dışımızda değil kendimize aramamız gerekir. Bunu herp birlikte yapabilediğimizde belki başarıya giden yolu aralayabiliriz. Bilemiyorum belki yayıncı kuruluş muhtemelen takımlarımızı, yöneticilerini üzmemek adına onlara eleştiri getirilmesini yorumcu ve spikerlerine yasaklamış olabilir ya da onlar kendi kendilerine bu noktada bir sansür uyguluyor olabilirler ancak bu tip sorunları dile getirmemek sorunların var olmadığı anlamına gelmez. Gerek idari gerekse teknik bakımdan Avrupa'nın önde gelen klüplerinin çok gerisindeyiz. Bu sadece Fenerbahçe için değil, Efes ve Galatasaray için de geçerli. Galatasaray buralarda yeni oynamaya başladığı için bu hoş görülebilir belki ama fenerbahçe ve efes'in teknik ve idari hataları can sıkıcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sonuca bakarsak, mağlubiyet olsa da kötü bir sonuç değil. Fenerbahçe istanbul'da bu takıma karşı gerekli farkı yakalar. Ancak fenerbahçe çok istikrarsız büyük olmayan ama potansiyelli takımlara karşı kaybetmeye açık bir görüntü veriyor. Bilbao'ya karşı alınan mağlubiyetler maalesef bizi bu düşünceye sevk ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maça geldiğimizde yorumcu Bayülgen sürekli rakibin farkı kapatırken çok yorulduğunu çok efor sarf ettiğini bu nedenle de maçın sonunda Fenerbahçe'nin daha kuvvetli kalabileceğinin üstünü sürekli çizdi. genel olarak basketbolda büyük farklar gerçekten de aşırı efor ile kapatılabilir ancak dün Unics'li oyuncular normal üstü bir efor sarf etmeden maçı çevirdiler. eğer gerçekten öylesi bir efor sarf edilmiş olsaydı 30'lu yaşlarının üzerinde hatta 35'lerine merdiven dayamış oyuncuların (lyday, samaylenko, domercant), 33 dakika civarı bir ortalama süre ile oynamaları ve bu süreçte dakikalar ilerledikçe performanlarında bırakın düşmeyi artma olmasını açıklamak mümkün olamazdı. Unics'li oyuncular antremendan hallice bir mücadele ile maçı lehlerine çevirdiler ve Fenerbahçe için can skını olan da zaten bu durum. rakip çok ekstra efor harcamadan ve çok ekstra bir oyun oynamadan kolaylıkla 17 sayılık farkı eritiverdi. ve biz tv başında bunu seyrederken, koç benchte ve oyuncular ise saha içinde bunu aynı bizim gibi sadece seyrettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe %50 ile üçlük attığı bir maçı kaybetti. Kaybetme nedeni ise ikilik atışlarda bizim %30'larda rakibin ise %50'lerde olması. Doğrusu özellikle elinizde Vidmar gibi savunma açısından Avrupa'nın belki de en sert oyuncusuna sahipken ve karşınızda uzun rotasyonu açısından Avrupa'daki sıradan takımlardan birisi varken pota altında bu kadar zorlanmak Fenerbahçe için can sıkıcı. Fener'in gerçekten çok kaliteli bir kısa rotasyonu var ve basketbolda kısa rotasyonu uzun rotasyonundan daha önemli ancak uzunları hiç kullanmamak böylesi sonuçlara yol açıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunlardan en önemlisi bence Fener'in Ukic'i oyun kurucu ile yedeklememesi. Preldzic oyun kurucu gibi oynadığındanbu sıkıntı gün yüzüne çıkmıyor ancak Preldzic kötü olduğunda Jerrels (her ne kadar son günlerde beklenenden üstün bir oyun ortaya koysa da) oyun kurmadığından Fenerbahçe pota altından hücum etme yönünde bir irade ortaya koymuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ayakları çok ağır olmayan uzun oyuncular Fenerbahçe'yi çok zorluyor. Vereemenko muhtemelen verimlilik puanında kariyer rekorunu bu maçta kırmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;basketbolda galibiyet için temel faktör rakibin zaaflarını görmek ve oralara yüklenmekten ve kendi zaaflarımızın üstünü mümkün mertebede örtmekten geçer. Fenerbahçe galibiyetlerinde dahi rakibin zaaflarına yüklenmiyor. Kendi zaaflarını da örtmeye çalışmıyor. Benim kadrom daha kaliteli diye sahaya çıkan Fenerbahçe kendisinden daha kötü kadrolara sırf bu yüzden kaybediyor. Kendi zaalarını örtmeye çalışmayan ve rakibin zaaflarına yüklenmeye çalışmayan Fenerbahçe yenebileceği maçları kaybederek taraftarlarını fazlaca üzüyor. kısacası yazının başındaki soruya geri dönersek, Fenerbahçe özelinde genel olarak bizim takımlarımız akılları ile değil, gönülleri ile oynuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe normal sezondaki grup birinciliğini Top 16'da üst tur olarak değerlendirememzse çok yazık olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-2636600263521577002?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/2636600263521577002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=2636600263521577002&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2636600263521577002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2636600263521577002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2012/01/unics-fenerbahce-76-71.html' title='Unics-Fenerbahçe: 76-71'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-3Y6tTLl4DP0/TxfAuFx13MI/AAAAAAAAAjI/FlLb3Jif9KI/s72-c/vladimir-veremeenko-unics.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7154911812360477050</id><published>2011-12-08T22:33:00.000-08:00</published><updated>2011-12-08T23:06:02.144-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>3'te 3 olmadı: Galatasaray:63 Siena:67</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-LMw0nNKNwrg/TuGyk7R8IpI/AAAAAAAAAi8/8dBLJJaJbDU/s1600/oktay-mahmudi1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 190px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-LMw0nNKNwrg/TuGyk7R8IpI/AAAAAAAAAi8/8dBLJJaJbDU/s400/oktay-mahmudi1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5684020552176247442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;McCalebb, Lavrinovic ve kaukenas gibi önemli oyuncularından mahrum Siena karşısında Shipp'den yoksun bir galatasaray, Zaza'sız oynayan bir galatasaray'ın ne yapacağını merak ediyordum. Aslında kafamdaki senaryo birazcık buna benziyordu. Tek farkla ki, dar rotasyonla oynayan Siena'nın maçın sonunda bizden daha fazla seçim hatası yapacağını ve seyirci baskısıyla son dakikalarda maçı alacağımızı düşünmüştüm; olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahmudi'nin dediği gibi "deneyim belki sadece bir kelime ama bu maç örnek olarak alındığında anlamının çok daha anlamlı olduğu açığa çıkıyor." Tabi buna sadece oyuncu deneyimi değil coaching deneyimini de eklemek gerek. Klüp deneyimini de eklemek gerek. hepsi bir araya gelince bu sonuç çıktı denilebilir. Ama ben buna pek katılmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu Lakovic, Shumpert, Songolia ve Ender deneyimsiz oyuncular değiller. Mevcut Siena kadrosunda da Zizis, Andersen, Rakocevic, Stonerook haydi bir de ress diyelim tecrübeli oyuncular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siena'nın kaybedecek birşeyi yoktu. Bizim de kaybedecek fazla birşeyimiz yoktu. Pota altında Andersen gibi bir adamla çok iyi boğuştuk. Maçı sürekli domine ettik. tek sorun maçı koparıp gidemememiz bunun nedeni de Songolia ve Shumpert aynı gün ikisi birden kötüydü. Onlardan birisinden gelecek bir katkı ile bu maçı kazanırdık. Cevher girdi bir ara belki Cevher de ısrar edilebilirdi. En önemlisi ise yoruldu mu bilmiyorum ama Andric'i maçın sonlarında çıkartmak en önemli hatamız oldu diye düşünüyorum. Hem çok kuvvetli hem de konsantresi çok yüksekti. Çıkıp tekrar girdiğinde aynı konsantrasyona sahip değildi ve Andersen'in çok kritik şutuna el dahi kaldırmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybedlen bir şey yok son tahlilde ancak alınacak galibiyet güzel moral olurdu. Takımın güvenini arttırırdı. Hem de 3'te 3 yapmış olurduk. Kazandığımız şeyler var. maçın sonunu iyi oynamak gerektiğini bir kez daha gördük. Sertaç oyuna girdi ve çok güzel bir sayı yaptı. Lucas bu düzeylerde oynayabileceğini bazı çatlak seslere göstermiş oldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7154911812360477050?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7154911812360477050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7154911812360477050&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7154911812360477050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7154911812360477050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/12/3te-3-olmad-galatasaray63-siena67.html' title='3&apos;te 3 olmadı: Galatasaray:63 Siena:67'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-LMw0nNKNwrg/TuGyk7R8IpI/AAAAAAAAAi8/8dBLJJaJbDU/s72-c/oktay-mahmudi1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1319190818158761904</id><published>2011-12-07T22:10:00.000-08:00</published><updated>2011-12-07T23:10:07.269-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes-EA7 Milano: 84-70 (Efes Kısaları Ses Vermeye Devam Etti) ve Nancy:53 Fenerbahçe 73 (Preldzic Ses Verdi)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-esVl9WCgM_s/TuBiJh8IKdI/AAAAAAAAAiw/etVpl06Whqo/s1600/cenk%2Bakyoll.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 304px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-esVl9WCgM_s/TuBiJh8IKdI/AAAAAAAAAiw/etVpl06Whqo/s400/cenk%2Bakyoll.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683650645610473938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes'de potansiyeline göre kötü oynayan bir oyuncu var mıydı sorusu ile başlayalım. Barac haricinde verebilecek cevabımız yok gibi. %40 gibi bir ikilik yüzde ile oynadı. Savunmada daha etkili olabilirdi. Doğrusu efes uzun rotasyonunda şöyle bir görev paylaşımı var. Savanovic ve batista genelde beraber oynuyorlar ve bu durumda ribaunt ve savunma yükünü ağırlıklı olarak batista üstleiyor barac ve ersan durumunda ise bu yükü ersan üstleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki souryu bir de tersten soralım; potansiyelinden daha iyi oynayan bir oyuncu var mıydı? Biraz Cenk, biraz da sinan bu soruya verebileceğimiz isimler. E sinan hazirandan beri yani neredeyse 6 aydır dinleniyor artık patlama yapma zamanı gelmişti. Cenk ise 6 yıldan fazladır dinleniyor (EL'de 8 sezonu ve Uleb'de ise 1 sezon en azından isim bazında var) e artık kariyeine basketbolda devam edip etmeyeceği yönünde bir karar vermesi lazımdı. Cenk'in performansında Ersan faktörünün önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. daha önce yazdığım için tekrar etmeyeceğim bu konuyu. unutamayacağım bir pozisyon var. Efes set hücumunda hızla top çevirdi ve Cenk boş şut pozisyonu yakaladı. o sırada savunma oyuncusu üzerine doğru geliyordu. Cenk üçlük kullanmak yerine bir vücut fake'i ile oyuncuyu geçti, penetre sonrasında uzunları görünce göz yaşı damlası bıraktı. Cenk böyle devam edip yıllardır gizlenmiş potansiyelilni sahaya yansıtacak mı yoksa traş bıçağını kaydırıp bıyıklarına veda ettiğinde alışık olduğumuz Cenk'i mi göreceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlievski kendi normalini sahaya yansıttı ve sonunda Kerem'in yedeğinden katkı bulduk. Ancak bu durum oyun kurucu rotasyonunun zayıflığını örtmüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes, kısalarından verim aldığı sürece başarılı olacak. Kinsey sağlam döndüğü zaman Efes kısa rotasyonu tat vermeye başlayacak ancak F4 adayı takımlarla kıyaslandığında Efes'in çok iyi uzun rotasyonuna (Ersan'ın boşluğu nasıl telafi edilecek merak ediyorum) sahip olduğu söylenebilir ancak maalesefr aynı şeyi kısa rotasyonu için söylemek mümkün değil. Basketbolda kısa rotasyonunun uzun rotasyonundan bir parça daha önemli olduğu gerçeğini buna eklediğimizde efes mevcut kısa rotasyonu ile top 16'da başarılı olabilmek için sürekli ekstra katkıalra ihtiyaç duyacak. Umarım Sinan ve Cenk bu katkıları sürekli verebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-G8p_TbzCcEQ/TuBh9v5LHOI/AAAAAAAAAik/NmyEiGnAFJQ/s1600/fenerbahce%2Bnancy.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-G8p_TbzCcEQ/TuBh9v5LHOI/AAAAAAAAAik/NmyEiGnAFJQ/s400/fenerbahce%2Bnancy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5683650443197750498" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ise efes'in tam tersi bir kadro yapısına sahip. Uzun rotasyonunda zayıf kalsa da Avrupa'nın en iyi kısa rotasyonlarından birisine sahip. Ancak takımın iskeleti ve oyun şablonu yok. bunun temel nedeni ise oyun kurucuların takımı oynatmaya dönük isimler olmaması. Ukic çok formsuz. Jerrels combo guard. saf olarak oyun kurucu değil. Dolayısıyla takımı oynatabilecek tek isim Preldzic ve hücumu organize etmeseydi yarım nancy bile başa bela olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fener'in kısa rotasyonundaki zenginlik göz kamaştırıyor ve her ne kadar dün Jerrels hücum anlamında üstün bir oyun sergilese de Fenerbahçe'nin ihtiyaç duyudğu oyun kurucunun takımı daha oynatmaya dönük bir oyuncu olması gerektiğine inanıyorum. Sağlam bir Engin bu kadroya büyük katkı sağlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görebildiğim en önemli sorun Bogdanovic'in savunmada yokları oynaması. Savunmada silik bile değil adeta görünmez. Rakip sürekli 5'e 4 hücum etti. Zayıf takımlara karşı bu durum soprun teşkil etmese de ciddi rakiplere karşı Bogdanovic'in bu vurdumduymaz savunması çok baş ağrıtıcı olabilir. Savunmamız iyi olduğu için rakibi 53 sayıda tutmadık, rakip dağınık olduğu için 53 sayıda kaldılar. hem hücumda hem de savunmada daha organize işler yapmak lazım. ama özellikle Ukic'in sayı olarak değil ama asist olarak, takım idare etmek olarak ipleri eline alması kendine gelmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 takımımız galibiyet aldı. şu ana kadar beceremedik umarım bu hafta 3 galibiyet alabiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1319190818158761904?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1319190818158761904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1319190818158761904&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1319190818158761904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1319190818158761904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/12/efes-ea7-milano-84-70-efes-ksalar-ses.html' title='Efes-EA7 Milano: 84-70 (Efes Kısaları Ses Vermeye Devam Etti) ve Nancy:53 Fenerbahçe 73 (Preldzic Ses Verdi)'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-esVl9WCgM_s/TuBiJh8IKdI/AAAAAAAAAiw/etVpl06Whqo/s72-c/cenk%2Bakyoll.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5734625328173329054</id><published>2011-12-01T00:43:00.000-08:00</published><updated>2011-12-01T01:40:44.263-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Spirou-Efes: 62-66 (Efes kısaları ses verdi)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-PSUJhaHrOMM/TtdLlNd45FI/AAAAAAAAAiY/tT6Q_YkzB0g/s1600/cenk%252Bakyol.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-PSUJhaHrOMM/TtdLlNd45FI/AAAAAAAAAiY/tT6Q_YkzB0g/s400/cenk%252Bakyol.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5681092557593437266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kinsey'in yokluğunda (performansı düşük olduğunda)Efes Pilsen'in büyük işler yapmasını beklememek gerek. Maccabi ile Real'e yenildi, Partizan ve Spirou'yu yendi. Mevcut kısa rotasyonu ile Efes'in kendisine yakın rakiplere karşı galibiyet alabilmesi için kısa rotasyonundaki oyuncuların ekstra performans göstermesi gerekiyor. Dün Tunceri yine Avrupa'nın en iyi 10 oyun kurucusundan biriymiş gibi oynadı. 4-5 maçta bir Tunceri böyle oynayabiliyor. Sinan ve Cenk savunamda gerçekten önemli işler yaptılar ve Vujacic takımın bir parçası gibi oynadı. Vujacic bu maç öncesinde 1,5 asist ortalaması ile oynarken 4 asist yaptı sadece bu maçta. ilk periodda farklı farklı dönemlerde 3 oyuncuyu top kapmak için yere atladığını gördük. kerem, sinan, vujacic, savanovic ve barac'dan hangisi atlamış olabilir diye düşünsek ilk akla gelen isimlerin değil, son akla gelebilecek isimlerin atladığını görürüz. İlk periodda savanovic barac ve Vujacic'i yerde top kapma mücadelesinde gördük. ilginç ve önemli bir detay; oyuncuların isteğini göstermesi açısından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes çok rahat kazanacağı maçı zora sokmayı nasıl başardı ben anlayamadım. cenk'den 6ribauntluk bir katkı gelmesine rağmen toplam takım ribauntunda Efes'in 8 ribaunt geride olması çok düşündürücü. dahası 73 doğumlu olan (tahminim EL'de daha yaşlı oyuncu yoktur.) Riddick'in efes'in çok güvendiğimiz pivot rotasyonunda ayak çabukluğunu kullanması garip bir durum. 40 yaşındaki bir adamın ama ayak çabukluğunun ekmeğini yemesine izin verdik. 16 dakika oynadı ve 10 ribaunt aldı bunlardan 5'i savunma ribauntu diğer 5'i ise hücum ribauntu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"2 dakika daha olsa bu maçın sonu ne olurdu kimse bilemez" demiş Ufuk. Bence kötü açıklama. Farkın kapanma nedeni Efes'in anlamsız bir şekilde nasıl olsa kazandık havasına girmesi. Koçun hatası ise takımı bu havadan çıkartmaması. Dün izlediğim Efes bu maç değil 2 dakika, isterse 100 dakika uzasaydı da Efes yine kazanırdı diye düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kinsey'siz Efes, Partizan'a rövanşı vermedi, Spirou'dan rövanşı aldı, bakalım EA7'ya karşı ne yapacak. Efes'de güzel gelişmeler var. Önce Cenk'ten bahsetmek lazım. Cenk'i ilk kez hırslı ve istekli görüyorum. Dün fazlaca sorumluluk aldı. Savunma ve ribauntlardaki gayreti ile o şutları deneme hakkını kazanmıştı. Sokamadı belki ama istekli olması önemli. Cenk eski Cenk gibi olsaydı kinsey'siz Efes'in EL'de galibiyet çıkartması bence mümkün olmayabilirdi. Son tahlilde Cenk'in bench ısıtmak dışında işlewvleri olduğunu görmemiz güzel. Cenk'deki bu değişimi ben ilginç gelecek ama Ersan'a bağlıyorum. Ümit takımı sırtında taşıyan iki oyuncudan biri cenk diğeri ise Ersan'dı. cenk Ersan'ın geldiği kademeyi yakından saha içinde görünce muhtemelen kendinden utandı ve birşeyler yapmaya karar verdi. Umuyorum böyle devam eder. Sinan sakatlığının etkisini yavaş yavaş üzerinden atıyor. eski çabukluğuna kavuşmak üzere. Vujacic, takımın bir parçsı olma yolundaki istekliliği çok önemli. ilk kez 35 dakika oyunda kaldı ve ilk kez sadece 10 top kullandı. Rakam fazla gibi gözükse de bu maç öncesinde yaklaşık 14-15 top kullandığını düşünürsek, 10 rakamı oldukça kabul edilebilir olmakta. Tek sorun ilievski. ne savunmada ne de hücumda varlığını hissettrimemesi Efes için önemli bir handikap. ilievski sınırları belli olan bir oyuncu ama ne savunmada ne de hücumda bu kadar kötü bir oyuncu değil. Efes'in kısa rotasyonunun form durumu Efes'in sıralamadaki yerini belirleyecek. Kinsey'in sakatlık öncesindeki performansı ile dönmesi çok önemli ancak ilievski'den verim alınamazsa top 16 sonrası Efes için büyük bir hüzün olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5734625328173329054?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5734625328173329054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5734625328173329054&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5734625328173329054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5734625328173329054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/12/spirou-efes-62-66-efes-ksalar-ses-verdi.html' title='Spirou-Efes: 62-66 (Efes kısaları ses verdi)'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-PSUJhaHrOMM/TtdLlNd45FI/AAAAAAAAAiY/tT6Q_YkzB0g/s72-c/cenk%252Bakyol.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1375567960136898141</id><published>2011-11-24T22:54:00.000-08:00</published><updated>2011-11-24T23:51:10.907-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Uzatmalarda Gelen Sevinç-Hüzün</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-d6kCgKqyIw0/Ts9IxKwaaFI/AAAAAAAAAiM/z0AceBFYnWU/s1600/Zaza_Pachulia.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 278px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-d6kCgKqyIw0/Ts9IxKwaaFI/AAAAAAAAAiM/z0AceBFYnWU/s400/Zaza_Pachulia.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678837664675686482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce sevindik sonra üzüldük. 3'te üç yapmaya çok yaklaşmıştık ta ki uzatmalarda Fenerbahçe teslim bayrağını çekene kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray maçının normal süresinin son beş dakikasını ve uzatmalarını seyredebildim. O nedenle fazla bir şey söyleyemem. Zaza'nın katkı vermesi ile "Zaza'nın kazanılması olumlu bir gelişme" şeklinde bir argüman ortaya atıldı. Ben buna pek katılmıyorum şöyle ki; takımın bireysel performanslara bağımlı olması bence iyi olmaktan ziyade olumsuz bir durum. Özellikle Efes ve Galatasaray kadrolarındaki büyük değişikliklere rağmen sene başında oynadıkları takım oyunundan giderek uzaklaşarak, bireysel yeteneklerin kendilerini göstermeleri ile galibiyet almaya başladılar ve uzun vadede bunun iyi sonuçlar doğurmayacağı rahatlıkla söylenebilir. Takımın 2 hatta 3 oyun kurucu ile oynadığı, genelde de 4 kısa ile mücadele ettiğini düşündüğümüzde rakibin ise hiç galibiyet almamışl bir takım olduğunu buna eklediğimizde takımın sadece 14 asist ile oynaması ve buna karşın 20 top kaybı yapması düşündürücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak takımın geriye düştükten sonra galibiyet için inanılmaz efor sarfetmesi ise takdire şayan bir durum. Özellikle oyuncularının terlerinin son damlasına kadar mücadele etmeleri ve maçı çevirebilmeleri sadece rakibin genç ve tecrübesizliğine değil, Galatasaray'lı oyuncuların kazanma hırsına dayalıydı. Takımın bu denli hırslı olmasını sağlayan faktör ise; taraftarının inanılmaz desteği idi. Galatasaray'ın gerçek gücünü haftaya test etme olanağı bulacağız. Galatasaray'ın bu sene neler yapabileceğini gösterecek en önemli maçı haftaya. Ya mağlubiyeti telafi edeceğiz ya da 4. olarak gruptan çıkacağız.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-RuwYGgLLXVA/Ts9IqOYuWMI/AAAAAAAAAiA/Va10jXYdhPI/s1600/Spahija_basin.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 225px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-RuwYGgLLXVA/Ts9IqOYuWMI/AAAAAAAAAiA/Va10jXYdhPI/s400/Spahija_basin.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678837545390987458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe ölüm grubunda oynuyor. tüm takımlar eşit ayarda gibi. grup birincisi ve sonuncusu her an değişiebilir. Doğrusu Nancy ve Cantu sürpriz yaptılar. OLY, Caja Labarol, Bilbao ve Fenerbahçe rahatlıkla ilk dört'ü alır beklentisi vardı. Olmadı. Şu an için gruptan kim çıkacak o bile belli değil. tüm takımlar 5 galibiyet 5 mağlubiyet alabilir. Bu anlamda dün akşamki maç, hem gruptan çıkmak ve hem de birinci çıkmak için çok önemliydi. Fenerbahçe 3 period boyunca maçı kazanacak şekilde oynadı. 4. periodda Caja'lı oyuncular sazı ellerine aldılar ve uzatmalarda da kazanmayı bildiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bogdanovic hücumda her geçen gün daha etkili olmaya başladı ama aynı bogdanovic işin savunma kısmında da giderek kötü oynuyor. San Emeterio her pozisyonda Bogdanovic'i geçti. Hatti bogdanovic durumu seyretti diyelim, savgili Spahija örneğin Sefolosha ile Emeterio'yu savunmayı neden düşünmedi doğrusu anlam veremedim. Basketbolda kısa rotasyonu da uzun rotasyonu da çok önemli. ancak kısa rotasyonu uzun rotasyonundan bir parça daha önemli önemli. kısalar iyi olduğunda vasat uzunlarla bile iş yapmak mümkün. ancak en yi uzunlara kötü kısalar eşlilk ettiğinde takımın galibiyet ççıkartması mümkün değil. Bu noktada Fenerbahçe'nin en büyük avantajı kısa rotasyonunun isim bazında çok iyi olması. Feerahçe'Nin top 16'ya kalmasını sağklayacak tek faktör bu olacak gibi. Oyuncular formsuz, koç formsuz, uzunlar kötü, sakatlar var ancak kısa rotasyonu çok kaliteli isimlerden oluştuğu için bu takım çok can yakacak. Form düzeyi arttığında ve eksikler takıma tam anlamıyla aktıldığında ise çok tehlikeli bir Fenerbahçe karşımıza çıkacak. bu arada ilginç bir şekilde takım oyunu içinde yükselme olanı olan oyunucların Fenerbahçe maçlarında ortalamaları üzerinde oynadıklarını görüyoruz. Bu sene Prigioni, printizesis, moerman, banic ve san emeterio gibi oyuncular ortalamaları üzerinde bize karşı oynadılar. Neyse yolumuz açık olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1375567960136898141?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1375567960136898141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1375567960136898141&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1375567960136898141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1375567960136898141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/uzatmalarda-gelen-sevinc-huzun.html' title='Uzatmalarda Gelen Sevinç-Hüzün'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-d6kCgKqyIw0/Ts9IxKwaaFI/AAAAAAAAAiM/z0AceBFYnWU/s72-c/Zaza_Pachulia.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8405569540139993452</id><published>2011-11-23T22:37:00.000-08:00</published><updated>2011-11-23T23:06:20.265-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes-Partizan (67-58)</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-uz35weivou4/Ts3si_79SyI/AAAAAAAAAh0/MZDFki_XUjc/s1600/vujacic.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-uz35weivou4/Ts3si_79SyI/AAAAAAAAAh0/MZDFki_XUjc/s400/vujacic.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5678454791206685474" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Partizan'ın üst üste 3 haftadır kazandığını, Efes'in ise son 2 haftada kaybettiğini düşündüğümde çok zor bir maç olacağı beklentisine girmiştim. Doğrusu maç öncesi beklentim tam olarak sahaya yansımamış olsa da maç sonunda Partizan'ın dış şutları sokmaya başladığı dönemde Pekovic'İn 5 faul ile dışarda olması ve Savanovic ile o şutlara karşılık verebilmemiz maçı kazanmamızı sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben maçta Efes mi iyi savunma yaptı yoksa Partizan mı kötü günündeydi çok emin olamadım. Partizan kısalarının dış şutlarda gününde olmaması, Pekovic'e yardım getirmemeizi kolaylaştıran bir faktör oldu. Sİnan ile rakip oyun kurucuya baskı yapmamız ve Cenk'in de uzun kolları ile çaldığı topların savunmaya etkisi beraber değerlendirildiğinde Efes maçı kazanmayı başardı. bu galibiyette şüphesiz ki Kerem'in de rolü çok önemli. Kerem ortalama performansının üstünde oynamamış olsa maç daha kısır skorlarla devam edebilir ve Partizan, çok fazla geriye düşmeyerek maç içinde kalabilirdi. Bu durumda ise maç sonu tamamen farklı bir senaryo ile karşılaşmak mümkün olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes için sorun tam olarak bu noktada başlıyor. Kinsey'in olmadığı ya da üstün performans sergilemediği durumda kısa rotasyonundaki oyuncualrın ortalamanın üzerinde oynamaları gerekiyor. Hem de bir tanesinin değil en az iki üç oyuncusunun ortalama üzerinde oynaması gerekiyor ki Efes maçı kazanabilsin. bu minvalde dün akşam, Kerem, Vujacic ve Cenk kendi oyun ortalamalarının üzerinde oynayarak maçın kazanılmasında önemli rol oynadılar. Sinan'ın savunma performansı da bu maçta önemliydi. Yağtığı baskı ile rakibin hücum düzenini bozması genel olarak önemliydi. Vujacic kendine değil takıma oynadı ve verimliği arttı. 1,2 asist ortalaması ile oynuyordu dün 3 asist yaptı. Vujacic'in bu oyunu istisna değil, rutin olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bireysel performanslar dışında Efes'de küçük de olsa bir değişim vardı. tam saha baskı yerine yarı saha baskıyı daha fazla uyguladılar ve bu oldukça işe yaradı. Bakalım bu düne özel bir görüntü müydü, yoksa genel olarak bir strateji değişikliği mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanılması gereken bir maçı Efes kazandı. Ancak bu galibiyet takım olgusu ile değil, bireysel performanslar ile geldi. Kinsey'siz Efes tat vermiyor. Umarum Kinsey sakatlık öncesindeki formu ile takıma dönebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ilievski transferi öncesinde Efes pilsen Kerem'e yedek değil, Kerem'i yedek bırakacak bir oyun kurucu peşindeydi. Huertas, Spanoulis gibi isimler olmayınca Efes ilievski'yi transfer etti. Kerem'e yedek oyun kurucu aldı. ılıevski çok kötü oynuyor. Bunu formsuzlukla açıklamak kolay değil. umarım üzerindeki ölü toprağını bir an evvel atabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8405569540139993452?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8405569540139993452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8405569540139993452&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8405569540139993452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8405569540139993452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/efes-partizan-67-58.html' title='Efes-Partizan (67-58)'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-uz35weivou4/Ts3si_79SyI/AAAAAAAAAh0/MZDFki_XUjc/s72-c/vujacic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8573376781157624411</id><published>2011-11-18T01:06:00.000-08:00</published><updated>2011-11-18T01:11:08.071-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Mağlubiyetler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-iEie_No6bAE/TsYhGl7gcWI/AAAAAAAAAho/5gjm40SXhIg/s1600/galatasaray-cevher-ozer-ile-sozlesme-imzaladi-2832524_300.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 265px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-iEie_No6bAE/TsYhGl7gcWI/AAAAAAAAAho/5gjm40SXhIg/s400/galatasaray-cevher-ozer-ile-sozlesme-imzaladi-2832524_300.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676260777491722594" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'la başlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle her takımın çekinebileceği bir kadro kurdu. Siena'nın ve Barca'nın bize karşı maçtaki konsantrasyonları üst düzeydeydi ve maça iyi başladılar. Siena maçından farklı olarak Galatasaray geriye düştüğünde dahi kazanmayı umuyorlardı. Belki sizlere anlamlı gelmeyecek ancak Wallace dışarıdan 5/3 ile oynarken aynı pozisyonda Cevher'in 4/0 ile oynaması maçın kaybedilmesine neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray için bu önemli bir kayıp değil. Hatta iyi tarafından bakıldığında Barcelona'nın oynadığı maçlarda (union olimpija haricinde onda da sadece 1 sayı farkla) period dahi kaybetmediği düşünüldüğünde Galatasaray’ın bir periodu berabere iki periodu ise önde kapattığı notu bence oldukça önemlidir. özellikle son periodu Galatasaray’ın 18-9 gibi bir skorla önde kapatması Barcelona ile oynayan diğer takımlarla bizim farkımızı göstermesi açısından bence önemli bir done. Rakibi dışarıya zorlamamız ve her iki alanda da iyi savunma yapmamız yardımlaşma ve yardım sonrasında hızla seti yeniden oturtabilmemiz çok olumluydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi maçlarda kadro ve takımın ismi belirleyici oluyor. Cevher Wallace'den daha iyi bir şutör olmasına rağmen gözü kapalı yapabileceği atışlarda buralarda oynama alışanlığı olmadığından ya da rakip takımın isminin onun psikolojisi üzerinde yarattığı baskı nedeniyle  o atışları sayıya çeviremezken Wallace EL kariyerinde 4 maçta toplamda 4/0 üçlük atmışken bize karşı 5 atış deneyerek bunun 3'ünde başarılı olmasını oynadığı takımın isminden kaynaklandığını söylemek mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, Galatasaray camiasından basketbolu bilenler bu maç sonrasında üzülmemişler hatta gelecek için olumlu ışıklar görmüşlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-h2BHN8KWnmQ/TsYgUGIaz8I/AAAAAAAAAhc/f0c3y78HoMY/s1600/ufuk-sarica.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 224px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-h2BHN8KWnmQ/TsYgUGIaz8I/AAAAAAAAAhc/f0c3y78HoMY/s400/ufuk-sarica.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5676259909962485698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes'le Ddevam edelim&lt;br /&gt;Efes için benzer şeyler söylemek pek mümkün değil. Efes'de coaching ve kısa rotasyonun zaafları göze çok batıyor. Kinsey'in sağlam dönmesi önemli. Farkın kapatılması çok önemliydi ancak kapanan farkın açılması gelecek için kötü oldu. Muhtemel bir üçlü averaj durumu düşünüldüğünde bu farkı efesin kendi lehine çevirmesi kolay olmayacaktır. Ufuk'un son dönemlerin en formda uzunu Barac'ı sadece 8.30 dakika kullanması önemli bir sorun. Sinan'ın bu düzeylerde 30 dakika oynaması keza Cenk'in 15 dakika civarı süre alması kısa rotasyonundaki sorunu adeta gözler önüne seriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak en önemli sorun Ufuk'un takımı yönetememesi. Böyle bir rotasyonu kullanmak için daha kariyerli bir koça takımın ihtiyacı var. Maç sonrası Madrid koçu EL'de 20 sayılık bir fark kolay değil diyor. Efes'e karşı bu farkı yakalamak daha da zor. Daha kötü bir kadro ile kendinden daha iyi bir kadroya karşı fark atmak gerçekten çok yaşanan bir olay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada uzun oyuncuların ancak kısaların onlara pozisyon hazırlamaktaki yetenekleri kadar oynayabileceğinin altını çizmemiz gerek. Sene başında Efes Kerem Tunceri'yi yedek bırakacak bir oyun kurucu peşindeydi. Huertas, Spanoulis gibi. Ancak aldıkları isim Kerem'e yedek oldu. En önemli sorun özellikle guard rotasyonunun gerek hücum gerekse savunma açısından yeterince güçlü olmaması. Top 16'ya kalındığında iyi bir transfer ile bu sorun aşılacaktır. Kinsey'in sağlıklı dönmesi de oldukça önemli. Bu iki durum gerçekleştiğinde Efes'i daha iyi yerlerde göreceğiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8573376781157624411?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8573376781157624411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8573376781157624411&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8573376781157624411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8573376781157624411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/maglubiyetler.html' title='Mağlubiyetler...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-iEie_No6bAE/TsYhGl7gcWI/AAAAAAAAAho/5gjm40SXhIg/s72-c/galatasaray-cevher-ozer-ile-sozlesme-imzaladi-2832524_300.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-9016441048647326835</id><published>2011-11-16T22:25:00.000-08:00</published><updated>2011-11-16T23:05:37.762-08:00</updated><title type='text'>Fenerbahçe Cantu: Uzatmalarla gelen Şans</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-i8mH4OvIeo4/TsSxcvi3T-I/AAAAAAAAAhE/5okdzdp8IJc/s1600/4_neven_spahija2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 230px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-i8mH4OvIeo4/TsSxcvi3T-I/AAAAAAAAAhE/5okdzdp8IJc/s400/4_neven_spahija2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675856537750818786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe çok formsuz günlerden geçiyor dolayısıyla çok kötü oynuyor. buna karşın Cantu adeta grubun sürpriz takımı hüvviyetinde. dün geceye kadar 3 galbiyet 1 mağlubiyet ile caja labarol ile birlşikte grubun zirvesinde idiler. Muhtemelen kuralar çekildiğinde grupta liderlik mücadelesi yapabilmeyi umut eden takımlardan birisi değildi Cantu ve koçları Trinchieri için de hedef top 16 idi fazlası değil. Grup birinciliği ya da ikinciliği gibi hayalleri yoktu muhtemlen. fenerbahçe'nin bulunduğu grup öyle bir hal aldı ki doğrusu neredeyse her takımın grup birinciliği ile sonunculuğu şansı eşit gibi. 3 takım 3-2 galibiyet ile birinci sırada iken diğer 3 takım ise 2-3 galibiyet oranı ile son 3 sırayı paylalıyorlar. her takım her takımı yenebiliyor. keyifli bir grup. İşte bu noktada galibiyet kadar önemli olan bir durum var o da averaj. Şu andaki görüntü devam ettiği takdirde bu grupta her takım beş galibiyet 5 mağlubiyet yakalayabilir ve averaj belirleyici olabilir. işte uzatma ile gelen şans aslında buydu Fenerbahçe için. Tatlı bir fark 7-8 sayılık bir fark yakalanabilirdi. Ama konsantrasyon eksikliği, coaching eksikliği ile birleşince arzue dilen fark olmadı ama en azından galibiyet geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin güzel tarafı Fenerbahçe gerçekten çok formsuz iken 5 maçta 3 galibiyet alabildiyse birazcık form tuttuğunda, Ukic biraz takımı oynattığında bu gruptan rahatlıkla lider olarak çıkacaktır. Düşünün siz, Mirsat yok, Marko yok, ukic formsuz, Jerrels çok kötü, Bogdanovic istenen kıvamde değil, preldizc ise insiyatifi almıyor ve siz formda bir rakibi yenebiliyorsunuz. İşler bu kadar kötü iken alınan bu galibiyetler işler biraz düzeldiğinde çok değil, Ukic biraz form tuttuğunda liderlik kapısını Fenerbahçe için aralayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçı Fenerbahçe toplamda sadece 6 asist ile tamamladı. Asist sayısı takımın takım olmaktan ne kadar uzak durdurğunu gösteren önemli bir gösterge. Sorun ise mevcut guard rotasyonu ile uzun seçimleri arasındaki kısır döngüde yatıyor. Gerek Jerrels gerekse Ukic ikili oyunları seven oyuncular ancak Fenerbahçe pivotları ikili oyun konusunda oldukça ağır kalıyorlar. bu da asist sayılaının çok düşmesinin önemli bir nedeni o0larak karşımıza çıkıyor. Ukic çok yönlü bir oyuncu olduğpu için toparlandığında takımı farklı şekilde oynatacak ve takımın ve kendi bireysel istatistiklerini de yükseltecektir. Diğer durumlarda Preldzic'in hücumu organize etmesi gerekiyor ancak dün akşam Perldzic de kötüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son tahlilde yaptığı baskı ile özellikle maçın kırılma anlarında yaptığı baskı ile rakibi top kayıplarına sürükleyerek Fenerbahçe asist dezavantajını ortadan kaldırabildi ve galibiyete uzanabildi. Tebrikler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-9016441048647326835?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/9016441048647326835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=9016441048647326835&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/9016441048647326835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/9016441048647326835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/fenerbahce-cantu-uzatmalarla-gelen-sans.html' title='Fenerbahçe Cantu: Uzatmalarla gelen Şans'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-i8mH4OvIeo4/TsSxcvi3T-I/AAAAAAAAAhE/5okdzdp8IJc/s72-c/4_neven_spahija2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8370684106884114617</id><published>2011-11-11T01:47:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T05:33:36.633-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Takas: Efes vs. Maccabi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-nRe6eFxmSx8/Tr0f9cvzL-I/AAAAAAAAAg4/k-7iMd--IxU/s1600/ufuk-sarica.JPG"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 219px; height: 224px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-nRe6eFxmSx8/Tr0f9cvzL-I/AAAAAAAAAg4/k-7iMd--IxU/s400/ufuk-sarica.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673726246105853922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çok değil sadece koçları değiştirseydi bu iki takım acaba nasıl bir sonuç ortaya çıkardı sorusu çoğumuzun aklına gelmiştir. Ya da Farmar ile Vujacic yer değiştirseydi ne olurdu? Belki biraz iddialı olacak ama koçlar sabitken Farmar Vujacic takasının bir işe yaramayacağını düşünüyorum ancak koçlar değişse ve farmar Vujacic takası olmasaydı Efes'in rahat bir şekilde çift hanelerde maçı kazanacağını söyleyebilirdim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonrası sevgili Ufuk Sarıca "istatistiklere baktığımızda" diyor "ilginç rakamlar görüyoruz daha önce hiç 33 tane üçlük denememiştik." Çok yerinde bir tesbit doğrusu ancak Ufuk Sarıca'ya ilişkin sorun da tam olarak burada başlıyor. İstatistik kağıdına bakmadan sorunu tesbit etmeliydi ve özellikle son period oyuncularını içeriden oynamaya teşvik etmemliydi. Geçmiş olsun diyelim. Önemli bir kayıp oldu hatta telafisi pek de mümkün gözükmeyen bir kayıp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce de yazmıştım bu sefer uygulamalı izleme fırsatımız oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; Partizan zaferinden sonra yazdıklarım adeta dün geceyi anlatıyordu: "...Ancak Efes kısa rotasyonunun ben yetersiz olduğu inancındayım. Kinsey her maç böyle oynarsa sorun olmaz ancak Kinsey'den verim alınamadığında Efes kısa rotasyonunda sayı ve asist kısırlığı göze çok fazla batacaktır. Eskilerde Nicholas'a, geçmiş senelerde rakocevic'e düşen yük bu sene de Vujacic'e düşer ve takım oyunundan hızla uzaklaşılabilir. Bu kısırlık uzunlara da yansır ve geçmiş senelerdekine benzer bir kilitlenmeye yol açabilir..."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 ay öncesinde bu değerlendirmeyi ben yapabildiysem, Ufuk Sarıca ve Efes teknik ekibinin buna ilişkin herhangi bir planları olmadığı söylenemez. Muhtemelen top 16'da aşamasında kısa rotasyonuna hücum gücü yüksek bir oyuncu dahil edeceklerdir. Alternatif senaryo ise Sinan ve Doğuş'un hücumda etkili olmalarını beklemek... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde çok kullandığım tabirle her şeye rağmen enseyi karartmamak gerektiğine inanıyorum. Efes'in kısa rotasyonundaki skıntısına rağmen çok güçlü bir kadrosu var. Dün Barac haricinde hiçbir oyuncusundan yeterince verim alamamasına rağmen maçı kazanabilecek duruma gelmişti. Efes teknik ekibinin takım üzerinde biraz daha etkin olması, doğru şut imkanlarını doğru oyuncular için yaratacak oyun planları ile Efes daha iyiy yerlere gelebilir. Efes'İn mücadelesi ve direnci dün akşamki sonuca rağmen beni memnun etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç sonrası Blatt'ın açıklamalarında; Maccabi'nin her periodu önde bitirdiği ayrıntısı görmek mümkün. Ancak Maccabi ilk beşi maç genelinde Efes ilk beşinin gerisinde kaldığını da biz ekleyelim. Önemli bir ayrıntı Maccabi benchten 30 sayı bulmuşken Efes sadece 19 sayı bulabildi. Zaten aradaki farkı yaratan unusr da bu oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son söz Ufuk pek de gününde olmayan Savanovic'i Ersan'dan daha fazla oyunda tutarak bence önemli bir hata yaptı. Ama genel eleştiri olan ersan ve savanovic'i yanyana oynatmaması tercihi bence özellikle bu maç özelinde çok doğruydu. Blatt takımlarının hızlı oyunu sevdiğini düşündüğümüzde, ona karşı üç numara için yeterince hızlı olmayan savanovic ya da ersan tercihi pek de mantıklı olmayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8370684106884114617?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8370684106884114617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8370684106884114617&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8370684106884114617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8370684106884114617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/takas-efes-vs-maccabi.html' title='Takas: Efes vs. Maccabi'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-nRe6eFxmSx8/Tr0f9cvzL-I/AAAAAAAAAg4/k-7iMd--IxU/s72-c/ufuk-sarica.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5723001454955567172</id><published>2011-11-10T02:38:00.000-08:00</published><updated>2011-11-10T03:56:09.682-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Parçalı Bulutlu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-qYTBShX8v6E/Tru7ewFhgYI/AAAAAAAAAgs/FTNJuygkGPI/s1600/lakovic-barca.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 281px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-qYTBShX8v6E/Tru7ewFhgYI/AAAAAAAAAgs/FTNJuygkGPI/s400/lakovic-barca.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673334292581810562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Slovenya deplasmanından Galatasaray galibiyetle dönmeyi başararak EL'deki ilk sezonunda 2 galibiyete, iki deplasman galibiyetine ulaşmayı başardı. Mevzu basketbol olunca erken ötmek pek doğru olmasa da bence galatasaray Top 16 biletini bu galibiyetle cebine koymuş oldu. Unics'i deplasmanda 4 sayının üzerinde yenebilirsek üçüncü olarak üst tura çıkarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray pek de iyi oynamadığı maçı biraz zorlansa da maçın kırılma anlarında daha doğru bir oyunla kazanamyı başardı. Maça ilişkin söylenebilecek çok şey var ama bunlara fazlaca girmeden genel yoruumu paylaşmak istiyorum. EL'deki ilk maçtan itibaren sözünü ettiğim bir konu var. Rakip, ikili oyunları durduğunda, Lakovic de pek iyi bir gününde değilse Galatasaray nasıl galip gelebilir? 5 numarada Songolia'yı değerlendirerek onun post oyunundan yararlanmak bir çözüm olabilir. Ya da Shipp üzerinden yine post up oyunu çizilebilir. Takımın hücumda ikili oyun haricinde alternatif üretmek zorunda olduğunu burada defaten yazmıştım. Dün sürpriz şekilde Lucas'ın post up'larına şahit olduk. Umuyorum Mahmudi böyle yeni oyunları salonda sahnelemeye devam eder çünkü buna çok ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakovic arzu edilen skor patlamasını 2-3 haftadır yapmıyor. Lakovic geçmişinde çok skorer bir oyuncu olsa da mental olarak takımın bir parçası olmayı daha çok tercih eden bir basketbolcu. Panathinakos'da oynadeığı 3-4 sezonda EL'de 13 sayı civarında bir ortalama tutturmuştu. Panathinaikos'dan önce Krka Novo'da ELde'ki ilk sezonunda 20'lerin üzerinde bir sayı ortalaması ile oynamıştı ama o takımda da doğrusu çift hanelere çıkabilecek başka bir oyuncu yoktu desek yeri var. Kısacası Lakovic attırmayı atmaktan daha çok seven bir oyuncu. Lakovic bireysel zorlamaları ile değil takımın işleyişi içinde sayı üreten ve takımın işleyişini güzelleştiren bir oyuncu. Maç boyu sevgili yorumcu ve anlatıcı abimiz/kardeşimiz Lakovic'in sahne almasını istediler. bu bence yanlış bir beklenti. lakovic işler yolunda gitmediğinde sazı eline alıp takımı sürükleyecek Spanoulis tarzı bir guard değil. Bunu yapamaz demiyorum ama o bunu tercih etmez. Takımı oynattıran ve o oyun esnasında bulduğu pozisyonları değerlendiren çok değerli bir oyuncu. Molalarda koçu adeta 18 yaşındaki bir oyuncu heyacanıyla dinleyen ve parkede elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan, görevini yerine getiren değerli bir oyuncu. sahne alacağı anlar, daha fazla sayı yapacağı anlar tabi ki olacak ama tek başına takımı taşınmasını beklemek; onun ruhuna ters ayrıca Galaatsaray'ın kaliteli kadrosuna haksızlık ve de Euroleague kalitesine aykırı bir istek. Bence bu maç özelinde Lakovic'in konuşulmasından ziyade diğer oyun kurucuları ender ve Tutku'nun konuşulması lazım. Toplamda 30-35 dakika süre alan bu guard ikilisinini ben asist yaptığını hatırlamıyorum.En az toplamda 3-4 asist yapmış olmaları gerekirdi. buna karşılık çok kötü günündeki Andric 3 asist ile maçı tamamladı yanlış hatırlamıyorsam. Furkan'a da bir parantez açmak lazım. Süre verildiği takdirde genç oyuncuların neler yapabileceğini göstermesi açısından güzel bir örnek. gerek Karşıyaka'da aldığı süreler ile tecrübesini arttıran genç oyuncu EL'de de bileğinin hakkıyla aldığı süreleri başarılı bir şekilde değerlendiriyor. yolu açık olsun. Karşıyaka'da onun üzerinde emeği olan tüm hocalarının dün akşam dururla Furkan'ı izlediklerini hissettim. Zaza sağlam olsaydı belki ilk beşte onu görecektik ve böyle bir Furkan izleyemeyecektik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-5k0PlDMeks8/Tru7ZuEIEaI/AAAAAAAAAgg/LY4BtNn7PrA/s1600/vidmar.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 228px; height: 221px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-5k0PlDMeks8/Tru7ZuEIEaI/AAAAAAAAAgg/LY4BtNn7PrA/s400/vidmar.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5673334206139732386" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe kötü oyununa devam ederek bir galibiyet hem de deplasmanda ciddi denebilecek bir rakibi yendi. Ciddi denilecebilecek diyorum çünkü ilk maçta OLY'u rahat bir şekilde yendiler sonrasıdna ise 3 mağlubiyet aldılar. Bilbao bir zamanlar Kaan Kural'ın Fenerbahçe için kullandığı terimle Kaos oyunu ile rakibi bozan değişik bir takım. Hızlı oyun ile telaşlı oyun arasında bir yerlerde garip bir takım. Vakti zamanının real madrid'inin kemiği ellerinde ve iyi denilebilecek eklemeler ile vasat üstü bir kadroları olmasına rağmen garip bir hücum anlayışı ile bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. OLY gağlibiyeti sonrasında Cantu Nancy gibi grubun zayıf denilebilecek takımlarına mağlup oldular. O mağlubiyetleri unutturabilmek ve telafi edebilmek için ellerindeki belki de son şans Fenerbahçe'yi yenmekti. Bu Fenerbahçe^'yi yenmek doğrusu çok da zor değil. Neyseki buna muvaffak olamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'lilerin enseyi karartması için bence sebep yok.Nancy maçını saymadığımızda takımın asist ortalaması 7,5 civarında. En önemli sıkıntı da bu. Bunun temel nedeni ise özellikle oyun kurucuların kötü durumu. Ukic birazcık toparlansa Fenerbahçe bu gibi maçları en az on sayı farkla rahatlıkla kazanır. Ukic'in anlamsız kötü oyunu ve Engin'in hala tam düzelememiş olması takımın Jerrels'ın ellerine teslim edilmesi ile sonuçlanıyor. Jerrels her ne kadar son periodda maçı kazandıran adammış gibi gözükse de kötü şut seçimleri ile (sokması seçiminin doğru olduğu anlamına gelmez) takımının oyununu bozuyor. Fenerbahçe'nin şu anda oyunu kurmak konusunda elindeki tek seçenek Preldzic. o da her maç Nancy maçındaki gibi olamıyor. Mümkün mertebede top Preldzic'in elinde kalmalı. Bu noktada ben Spahija'nın seçimlerinin de tartışılması gerektiği kanaatindeyim. özellikle Vidmar bu uzun rotasyonunda sadece 15 dakika oynayacak oyuncu değil. Vidmar birazcık bana Godfread'i hatırlatıyor. Basketbol erkek oyunu derdi. kendisine yapılan faulleri göstermek yönünde bir çaba sergilemez ve kendi gücüyle elinden geleni yapardı. Vidmar, aynı Godfread gibi kendisine yapılan faulleri göstermiyor bu nedenle sıfır tolerans olan bir ortamda dahi lehine çalınabilecek pek çok faul, çalınmıyor ve pota altında düşük yüzde ile oynumuyormuş izlenimi uyanıyor. Spahija Vidmar'ı daha uzun süre oyunda tutsa o çalınmayan fauller biraz daha fazla çalınmaya başlayacak ve Vidmar muhtemelen kendisini bulacaktır. Bir de Vidmar doğru yerde topla buluşturmuyor bunun en önemli nedeni de oyun kurucuların formsuzluğu ya da basketbol akıllarındaki yetersizlikten kaynaklanıyor. &lt;strong&gt;Fenerbahçe rakibini, rakibinin oynadığı şekilde yenmeye çalışıyor.&lt;/strong&gt; kendi oyununu dayatamıyor bu bağlamda iki fizikli pivotu olan Fenerbahçe, rakibin duruduramayacağı bu oyuncular yerine maçın önemlice bir kısmında Gist'i 5 numarada kullanarak rakibin teleşlı oyununa ayak uydurdu. Bu seçimin ben yanlış olduğunu düşünüyorum ancak işin bir başka boyutu da var. Spahija belki de haklı olarak şunu düşündü. Oyun kurucular kötü olduğu için pivotlardan yararlanamıyorum o zaman ben de Biilbao gibi takımı kısaltıp daha hızlı olayım istedi. bu noktada Harvelle'n sakatlanması Fenerbahçe'nin işini kolaylaştıran önemli bir etmen oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe oyun kurucu pozisyonununun acilen sağlıklı bir Engin'e ve geçen seneki Ukic'e ihtiyacı var. onlar geldiği zaman işler Fenerbahçe için çok daha farklı olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5723001454955567172?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5723001454955567172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5723001454955567172&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5723001454955567172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5723001454955567172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/parcal-bulutlu.html' title='Parçalı Bulutlu'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-qYTBShX8v6E/Tru7ewFhgYI/AAAAAAAAAgs/FTNJuygkGPI/s72-c/lakovic-barca.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-2039295301639117894</id><published>2011-11-04T02:19:00.000-07:00</published><updated>2011-11-04T02:58:26.927-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Gallinari'nin Oscar Adaylığı Kısa Sürdü ve İyi ki Varsın Sefolosha</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-l9je1Iiksig/TrO2KNZe8_I/AAAAAAAAAgQ/JVMFujs6EKw/s1600/gallinari.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 210px; height: 210px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-l9je1Iiksig/TrO2KNZe8_I/AAAAAAAAAgQ/JVMFujs6EKw/s400/gallinari.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5671076642301080562" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra Efes'i ama o eski, Naumoski'li Ufuk'lu Volkan'lı Richard'lı Tamer Oyguç'lu Efes'i hatırladım. işte Efes'in EnFES savunması bir oyuncunun (basketbol yeteneklerinden ziyade aktörlük yeteneklerini konuşturan bir oyuncunun) ne duruma düşebileceğini göstermesi açısından da keyif vericiydi. Gallinari'ye 9 faul çalındı ama çalınanlardan hangisi gerçekten fauldü? Gelen her teması gosterebilmek adına abartılı uçuşlarını izledik. Gerçekten bu konuda çok yetenekli ve zamanlaması harika. Ağır çekimde seyrederken Efes'li oyunculardan teması alış anındaki reaksiyonu, kısacası zamanlaması gerçekten mükemmel. Faul almak için kullandığı enerjiyi ve zamanlamayı basketbola ayırsa hem takımı hem de biz izleyicler için daha hayırlı bir görevi yerine getirebilir. Maçın sonunda hakemler Gallinari'ye arzu ettiği Oscar heykeli yerine soyunma odasının loş koridorlarını uygun gördüler. Ama sonrasında seyirci reaksiyonundan çekinerek, parkedeki EA7 beşlisinin Efes'lileri pataklamalarına seyirci kalmayı tercih etti hakemler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EA7 Milano Güçlü bir takım. Çok iyi oyunculardan kurulu. Özellikle Gallinari ile çok can yakabilecek güce sahip. Ancak Efes rakibini ciddiye alıp savunmasını bu şekilde konuşturduğunda rakibin galip gelebilmesi için ekstra bir skorer ya da mevcut skorerlerinden ekstra bir performans almak zorunda. Dün EA7 ne ekstra bir skorer bulabildi ne de mevcut skorerlerden ekstra bir katkı. Tebrikler ve teşekkürler Efes geçen haftaki mağlubiyeti bu güzel savunma basketbolu ile unutturduğu ve telafi ettiği için. Umarım bundan sonraki maçlarında telafi edilecek bir başka mağlubiyet almazlar. Çünkü EL'in ilerleyen haftalarında telafisi mümkün olmayan maçlar Efes'i bekliyor. Kinsey'i ise ayakta alkışlamak istiyorum. Olumsuz gördüğüm pek çok şey var. özellikle Vujacic'den skor katkısı alamadığında rakip içeri kaçtığında kısa forvetlere uygun şut imkanı yaratamıyoruz ama bunlar halledilebilecek sorunlar. En önemli sorunlar ise guard rotasyonununu ve coaching'in f4 için yetersizliği. Kritik maçlarda Kerem'in ve İlievski'nin iyi oynaması gerekecek. Neyse olumsuzlukları bir kenara bırakarak galibiyetin ve savunmanın keyfini çıkarmak lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe maç sonrası Ömer'in çok güzel özetlidiği gibi 30 sayı farkla galip kapatacağı maçta neredeyse mağlup olacaktı. Akingbala olmadan oynamaya alışık olmayan Nancy, Fenerbahçe'Nin etkili oyunu karşısında tamemn dışa bağımşlı halde oynamaya başladı ve 20'li sayılar civarında bir farkla geriye düştü. İkinci yarı başlarak hepimiz Fenerbahçe'nin vurup geçeceğini bekliyorduk ama tam tersi oldu. Ancak Akingbala yoksa da bizler varız ve Fenerbahçe pota altından oynarız diyen Nancy'li oyuncular çok yetenekli olmasalar da sadece ve sadece Fenerbahçe'nin pota altı savunma zaafını birazcık kazıyıp maçı kazanma noktasına kadar yaklaştılar. Neyseki maçlar 40 dakika. 42 dakika olsa muhtemelen Nanacy maçı alıp evine öyle gidecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe çok güçlü ve çok iyi oyuncualrdan kurulu ancak savunmayı bir türlü toparlayamıorlar. Fenerbahçe savunma yapmaya başlayınca bence EL'in en güçlü takımlarından birisi olabilecek kapasiteye sahip. Sefolosha'Nın muhteşem oyunu hepimize keyif vcerse de Fenerbahçe teknik heyetinde olsam bundan memnun olmazdım. Marko dönene kadar idareten alınan ve savunması ile önplana çıkması beklenen oyuncunun başrolü kapması düşündürücü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-2039295301639117894?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/2039295301639117894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=2039295301639117894&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2039295301639117894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2039295301639117894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/gallinarinin-oscar-adaylg-ksa-surdu-ve.html' title='Gallinari&apos;nin Oscar Adaylığı Kısa Sürdü ve İyi ki Varsın Sefolosha'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-l9je1Iiksig/TrO2KNZe8_I/AAAAAAAAAgQ/JVMFujs6EKw/s72-c/gallinari.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5976314631157687330</id><published>2011-11-02T23:47:00.000-07:00</published><updated>2011-11-03T00:08:01.538-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siena'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Hedeflenmemiş Maç</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-v2hqt-UYhgU/TrI8-e9GHmI/AAAAAAAAAgE/IJZ58s4e43k/s1600/simone-pianigiani-montepaschi-siena.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-v2hqt-UYhgU/TrI8-e9GHmI/AAAAAAAAAgE/IJZ58s4e43k/s400/simone-pianigiani-montepaschi-siena.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670661924971748962" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün Siena üzerine uzun b,r değerlendirme yaparken içimde küçük de olsa bir umut vardı Galatasaray'ın galip gelebileceğine dair. Bu umudu maç başlamasına bir saat kala Mahmudi'nin maç öncesi değerlendirmesini okuyana kadar da korumuştum . Mahmudi, Siena için herhangi özel bir önlem almadığını, galibiyet için sahaya çıkacaklarını ve deplasmanda galip gelmenin zor olduğunu vs. söylemiş. o an maçı daha başlamadan kaybettiğimize inandım. Pianigiani Galatasaray'ı çok iyi etüd ettiğini maç öncesi açıklamalarında fısıldamıştı. Benim gördüğüm kadarıyla &lt;strong&gt;Siena'nın Galatasaray'ı ciddiye aldığı kadar biz onları ciddiye almadık&lt;/strong&gt;. Bu anlamda aradaki skor farkı kadro kalitesindeki farktan değil ciddiyet farkından ve özellikle de sevgili Ataman'ın eski iki yardımcısı (Mahmudi ve Pianigiani) arasındaki farktan kaynaklandığına inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray'ın deplasmanda aldığı prokom maçı dahil olmak üzere, bu sene sürekli bir noktanın altını çizmeye çalıştım. İkili oyunlar önemli olmakla birlikte ona önlem alındığına alternatif hücumlar yaratmak zorundayız. Dün bir iki kere Songolia üzerinden post up oyunu denedik. Ama orada da yanlış yaptığımızı düşünüyorum. Songalia'yı pivot pozisyonuna kaydırıp post up denedik. Onun yerine Songalia dört numarada iken bu oyunu deneyebilirdik belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli sorunlarımız ise perde kullanarak penetre eden sevgili Ender ve Tutku'nun tek yönlü oyuncular olduğunun bu maçta aşırı göze batması oldu. Tutku içeri girdiği her pozisyonda uzunu aradı. Aslında iyi gününde olan Shumpert ve Songolia'ya şut imkanı yaratacak dışarı pasları verebilseydik oyunun içine girme şansımız olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evimizde Unics maçına üzüldüğüm kadar doğrusu bu maça üzülmedim. Ez cümle; Pianigiani'nin eli öpülesi bir adam olduğunun altını çizmek isterim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5976314631157687330?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5976314631157687330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5976314631157687330&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5976314631157687330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5976314631157687330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/hedeflenmemis-mac.html' title='Hedeflenmemiş Maç'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-v2hqt-UYhgU/TrI8-e9GHmI/AAAAAAAAAgE/IJZ58s4e43k/s72-c/simone-pianigiani-montepaschi-siena.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7906295677954212525</id><published>2011-11-02T00:16:00.000-07:00</published><updated>2011-11-02T01:53:28.794-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='siena'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Rakip Monapashi Siena: Mensana Basket</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-m0iig_zaco0/TrEB-ui-BFI/AAAAAAAAAf0/0qAOMVuBwmU/s1600/piagia.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-m0iig_zaco0/TrEB-ui-BFI/AAAAAAAAAf0/0qAOMVuBwmU/s400/piagia.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5670315582994383954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Siena 19. yüzyılda kurulmuş eski ve köklü bir klüp. Ancak bizim için hikaye; 2001 yılında başlıyor. 90'lı yıllar İtalya basketbolu denince akla gelen takımlar Bologna ekipleriydi. 2001 senesinden itibaren bu görüntünün değişmeye başladığını görüyoruz. Bologna takımlarının hakimiyetine Siena son veriyor. Siena'nın bu ani yükselişi ve 2000'li yıllara damga vurmasında fitili ateşleyen ise tanıdık bir isim: Ergin Ataman. Siena Ataman ile Avrupa kupası (saporta) alıyor ve akabinde Euroleague'e katılıyor. Euroleuge'de Mirsat, Stefanov, Vukcevic ve Kakiozis gibi yakından tanıdığımız oyuncularla F4'e çıkmayı başarıyor hemde EL'e katıldığı daha ilk sezonunda. Benetton'a şanssız bir şekilde yeniliyor ve final oynama şansını kaybediyor ancak CSKA'yı yenerek 2. olarak Avrupa macerasını o sezon için tamamlıyor Siena. Bizim için burada hikayeye bir ara verme zamanı çünkü 2 senede bir saporta kupası kaldıran bir de F4 kazandıran koçla yollar ayrılıyor ve recalcatti dönemi başlıyor. Recalcatti döneminde Thornton, Vanterpool ve Andersen gibi eklemeler ile takım yine F4 yapıyor ancak uzatmalarda yine bir İtalyan takıımına ama bu sefer Bologna takımına kaybederek final oynayamıyor. 3. lük maçında yine CSKA ile karşılaşıyor ama bu sefer Marcus Brown faktörüne teslim oluyor ve CSKA'da hem bizim hem de Siena'nın tanıdık olduğu başka bir isim, ribaunt canavarı Mirsat da CSKA'nın galibiyetinde önemli rol alan bir diğer isim olarak karşımıza çıkıyor. Kısacası Recalti ile başlayan sezon en azından Avrupa mecrasında Ataman'dan az da olsa başarısız kabul edilebilir ancak yerelde hem italya ligi hem de italya kupasını aldıkları için Siena tarihinin belki de en başarılı dönemlerinden birisi olarak da kabul edilebilir. Recalcatti 2004-2005 döneminde daha savunmacı ama daha az skorer bir takımla yola devam etme kararı alıyor ve Top 16'dan ötesini göremiyor. 2005-2006 ise Recalcatti için son oluyor ve top 16'yı bile göremiyor takım. 2006-2007'de Recalcatti dönemininin başarısızlığı ile takım EL'e katılamıyor ve ULEB'de mücadele ediyor ve bu dönem Piagiani döneminin başlangıcına tanıklık ediyor. ULEB'de çeyrek finalden ötesini göremiyorlar ancak ligde şampiyon oluyorlar. Bugünkü Siena'nın o günlerde temellerinin sağlamlaştırıldığını görmek mümkün. 2007-2008 tekrar El'de oynuyorlar ve tekrar F4'e kalıyorlar. İlk beşi McINtyre, Kaukenas, Sato, Stonerook ve Eze. YEdeklerde de önemli isimler Lavrinovic ve İlievski var. Savunma ve hücumu bir arada etkin bir şekilde götürebilen ender takınlardan birisi haline geliyorlar. Maccabi'ye kaybedince 3. lük maçında rakipleri olan Tau'yu uzatmalarda yenerek 3. olarak sezonu bitiriyorlar. Ligde ise yine hem lig hem de kupa şampiyonu olmayı başarıyorlar. 2008-2009 top 16'dan sonra play-off'da karşılaştığı Panathinakos'u geçemiyor ama yerelde hem lig hem de kupa şampiyonluğu ile başarılı bir sezon oluyor. 2009-2010 sezonunda top 16'dan ötesini göremeyen İtalyan ekibi yerelde son 3 sezonda olduğu gibi hem kupa ve hem de lig şampiyonluğunu aldığı için başarılı kabul ediliyor. 2010-2011 sezonu ise McIntyre devrinin kapandığı ve yerine MCCalebb'in gelmesi  ile en azından Avrupa arenasında yeniden ivme kazanıyor ve F4'de oynuyorlar. Panathinaikos'a kaybediyorlar ama Messina'lı real'i rahat bir şekilde yenerek 3. olmayı başarıyorlar. İtalya liginde de şampiyon olarak yine başarılı bir sezon geçiriyorlar. piagiani ile birlikte son beş sezondur lig kupasını kazanmayı başarıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğrusu 2010-11 seoznunda Sato'yu kaybetmiş olmanın Siena için düşüşün başlangıcı olacağı inancındaydım. Ancak Kaukenas'ın dönüşü ile o açık kısmen de olsa kapandı. Ama yine de Jaric'in vasat altı oyunu ile bir yere ulaşamayacaklarını düşünüyordum. Play-off'da OLY'a karşı ilk maçta aldıkları 50'sayılık farklı mağlubiyetle ne kadar haklı olduğumu düşünmüştüm ancak daha sonra üst üste OLY'u 3 kere mağlup ederek yine F4 yapmayı başardırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siena'nın kemiğini oluşturan oyuncular bu takımda en az 2-3 sezon oynamış oyuncular. 6-7 sezon oynayanlar bile var. Geçmiş senelere kıyasla önemli olduğuun düşündüğüm bir farklılık yaşandı takımda. Sienada kaukenas genelde iki numarada oynardı. ilk geldiği sezon bir dönem 3 numarada da kullanılmıştı. Geçmiş senelerde iki numarada hem savunmada aksamayan ama hücudma da etkili domercant, hairston gibi oyucnuları vardı Siena'nın. Daha öncelerde ise vanterpool vardı. Siena tarhinin önemli bir döneminde iki numarada skorer Amerikalı oyuncu bulunuyordu. Ama Sato'nun varlığı nedeniyle Kaukenas hep iki numarada kullanılıyordu. Zisis de dönem dönem iki numaraya kayıyordu. Şİmdi de juan Summers ile yollar ayrılmış ve onun yerine rakocevic'le anlaşılmış. Bu savunma açısından önemli sorun yaratacaktır Siena kısa rotasyonunda. Kaukenas 2 numarada daha az ve 3 numarada daha fazla dakika alacak ve bu onun verimliliğini de azaltacaktır. Rakocevic'den beklenen hücum katkısını alamadıklarında işler Siena için pek de iyi gitmeyebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak özellikle Siena pivotları çabuk ayakları ile bizim pick and roll oyunumuza mani olabilirler. Piagiani de bunun farkında. maç öncesi açıklamasında Galatasaray için pick and roll oyununu çok iyi oynayan tehlikeli bir takım olduğunu söylüyor. Bence tekl avantajımız Siena kısa rotasyonunun eskisi kadar savunmacı olmaması. Eğer bunu değerlendirebilirsek bir sürpriz yapabiliriz. Umarım Moss bizim için olumsuz bie sürpriz yapmaz. 14 dakika civarı ortalaması olan Moss'un bizim maçta 20-25 dakika süre alabileceğini düşünüyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle EL maçlarında maalesef Lakovic'e çok fazla yük bindiriyoruz. bunun bence en önemli sebebi EL taecrübemizin olmaması. O yüzden topu eline alan şut atabilecekken bile lakovic'i arıyor. Bu ise bizim o akıcı ve hızlı paslaşmamızı anlamsız kılıyor. Bence maçın kilidi Lucas'ın McCalebb savunması olacak. Eğer orada biraz güçlü kalabilirsek ve Shipp saçmalamadan skor üretmeye çalışırsa Siena kısa rotasyonunun savunma zaaflarını göze batar hale getirebiliriz. Mahmudi ise bence çok önemli bir sınav verecek. Pick and roll dışında kolay set hücumu yaratayı başarırsa bu maçı alabiliriz. başarılar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7906295677954212525?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7906295677954212525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7906295677954212525&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7906295677954212525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7906295677954212525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/11/rakip-monapashi-siena-mensana-basket.html' title='Rakip Monapashi Siena: Mensana Basket'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-m0iig_zaco0/TrEB-ui-BFI/AAAAAAAAAf0/0qAOMVuBwmU/s72-c/piagia.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5538611181694006827</id><published>2011-10-28T02:21:00.000-07:00</published><updated>2011-10-28T02:35:13.591-07:00</updated><title type='text'>Enseyi Karartmaya Gerek Yok</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-HwLuOfsByF0/Tqp2kcwV-JI/AAAAAAAAAGY/v_JK_7bq8FQ/s1600/oktay-mahmuti-com-37439_501.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668473449565517970" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 220px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-HwLuOfsByF0/Tqp2kcwV-JI/AAAAAAAAAGY/v_JK_7bq8FQ/s320/oktay-mahmuti-com-37439_501.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; “Bu hafta Euroleague takımlarımız açısından kâbus gibi geçti” gibi klasik, standart ve ilk etapta gerçeği yansıtır gözüken bir girişle başlanabilirdi. Ancak, ben bunu yapmayacağım. “Yenildik ama ezilmedik” gibi 80’li yıllar model bir girişle de başlamayacağım. Kanımca en uygun giriş “enseyi karartmaya gerek yok” olmalıdır. Neden enseyi karartmamamız gerektiğini anlamak için aslında kaybedilen 3 maçtaki ortak noktalara bakmamız yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;1) 3 takımımızın oyun kurucularının hücum performansının dibe vurmuş olması. 3 takımımızın oyun kurucuları toplamda yüzde 28 şut yüzdesiyle 44 sayı atarken, rakip oyun kurucular yüzde 37 şut yüzdesiyle 69 sayı atmış. Bizim kısaların asist/top kaybı oranı 1,67 iken yaparken, rakip kısalar için aynı oran 3.57 olmuştur. Bu rakamların anlamı şudur: Rakip oyun kurucular ortalamanın biraz altında bir performans göstermemesine rağmen bizim kısalara her alanda üstünlük sağlamışlardır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2) Hücum ribauntları: Rakip takımların 3 maçta hücum ribauntlarında 41-28 üstünlükleri var. Maç başına rakip takımların 4 kere daha fazla hücum yapması anlamına geliyor ki maçların çok yakın geçtiğini düşünürsek karşı takımlara önemli avantaj vermişiz. 3 maçtaki toplam şut yüzdemizin rakiplerimizden daha iyi (yüzde 44,1 rakip: yüzde 42,7) olması aradaki farkın fazla hücum etmekten kaynaklandığını göstermektedir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;3) Uzak mesafe atışları: takımlarımız yüzde 15/51’le yüzde 29 ‘la üçlük atarken rakiplerimiz 23/62 ile yüzde 37 ile üçlük kullanmışlar. Rakamsal olarak bakıldığında kaybetmemizde etken gibi gözükse de dış şuttan ziyade potaya yakın atışı tercih etmemiz ve rakibi görece olarak potaya daha uzak atışlara yönlendirmeye çalışmamızı uzun vadede faydalı buluyorum. Şut yüzdemiz buralarda kalmayacaktır. Ayrıca, rakiplerde elbette bu denli yüksek yüzdeyle atmayacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;4) Maçın sonlarında kritik toplarda iyi savunma yapmamıza rağmen yediğimiz basketler. Aslında yukarıdaki 3 belirleyici faktöre rağmen Efes ve Galatasaray maçlarında kritik anda 24 saniye süresinin biterken yediğimiz basketler (Hamilton ve Domercant) olmasa maçları kazanabilirdik.&lt;br /&gt;Sonuç olarak, yukarıdaki tablo 3 takımımızın gösterebileceği minimum performansa işaret etmektedir. Başka bir deyişle, takımlarımızın performans aralığını (-10 +10) diye düşünürsek bu hafta takımlarımızın -10 seviyesine yakın bir performans gösterdikleri kanaatindeyim. Bu anlamda yukarıda saydığım 4 faktör aynı anda bir araya gelmez ise böyle bir haftayı grup maçlarında ve TOP 16’da yaşamayacağımızı düşünüyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Faruk Aydın&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5538611181694006827?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5538611181694006827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5538611181694006827&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5538611181694006827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5538611181694006827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/enseyi-karartmaya-gerek-yok-bu-hafta.html' title='Enseyi Karartmaya Gerek Yok'/><author><name>faruk aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05358499134336669279</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-HwLuOfsByF0/Tqp2kcwV-JI/AAAAAAAAAGY/v_JK_7bq8FQ/s72-c/oktay-mahmuti-com-37439_501.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7653083031332359087</id><published>2011-10-26T22:45:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T23:16:57.037-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>HORTLAK: Anadolu Efes-Spirou</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Uf8Z-ttbdPg/Tqj1xQxIWLI/AAAAAAAAAfo/uwqqBQ_NX6A/s1600/spirou.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 264px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-Uf8Z-ttbdPg/Tqj1xQxIWLI/AAAAAAAAAfo/uwqqBQ_NX6A/s400/spirou.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668050357709199538" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dün Galatasaray ve Fenerbahçe'nin EL 2. hafta rakiplerini analiz ederken, Efes'in rakibini analiz etmeme nedenim olarak onun çok hem isim hem de kadro olarak çok zayıf bir takım olmasına bağlayarak, Efes'in rahat bir galibiyet alacağını iddia etmiştim. Ben Spirou'yu ne kadar küçümsediysem Efes de o kadar küçümsedi. Khimki gibi bir rakibi devre dışı bırakarak EL'e katılamsı bile başlı başına saygı hakettiriyorken, bunu görmezden gelerek burun kıvırmanın ne kadar yanlış olduğunu hatırlattı hem bana hem de Efes takımına Spirou'nun oyuncuları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partizan maçı sonrasında yazdığım Efes yazısında herşeyin güllük gülistanlık olmadığının altını çizmiştim. Ancak sorunların bu kadar erken ortaya çıkacağını  doğrusu düşünmemiştim. Efes kısa rotasyonundaki sorundan ve Kinsey'in her maç öyle oynayamayacağından söz etmiştim. Kinsey yine iyi oynadı ancak Partizan maçındaki Savanovic'i aradı gözler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes rotasyonunuun önemli sıkınıtlarından birisi ne kısa ne de uzun oyucnuların yeterince penetre yapmaması. Efes'in pivot rotasyonu EL'deki en kuvvetli rotasyon görünümünde ancak ayakları çok da hızlı olmayan bu oyuncuları sadece perde için kullandığınızda onları potadan uzaklaştırdığınızda söz konusu pivot zenginliğinin pek bir anlamı kalmıyor. O yavaş ayaklarla ikili oyun yapabilmek için özel kıwsa oyunculara sahip olmak gerekir. Efes'in o özellikte oyuncuları yok maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savanovic'in savunma zaafları dün göze çok fazla battı. Oyunda olduğu kısa sürede yapmadığı savunmanın ceremesini çok çektik. rakibin hızlı hücumunu faul yapmayarak durdurmayan Cenk, Ufuk'dan fırçayı yedi ve bir daha da oyuna giremedi. Doğrusu benzer konsantrasyon eksiklerini neredeyse takımın her oyuncusunda gördük ama kabak amiyane tabiriyle Cenk'e patladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mağlubiyeti takım, koç ve camia belki çok fazla önemseyecek ancak bence bu mağluybiyetin önemi çok fazla yok. En azından puan anlamında pek yok ama bu mağlubiyet başka açılardan önemli. O da F4 adayı olarak lanse edilen bir takımın hücum ve savunamda bu kadar kısır bir görüntü sergilemesi. Geçmiş senelerdeki kısır efes'i seyreder gibi oldum. Takımı ayakta tutan tek oyuncu olan Ersan'ın lokavt sonrası gideceği düşünüldüğünde Efes'in F4 adaylığı masaya yatırılabilir ki  maç sonrası Ufuk da benzer şeyler söylüyor. "Pek çok kimse daha grup maçlarını bile oynamadan bizi F4'de görüyorlardı ancak biz pek çok aday takımdan sadece birisiyiz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17 top kaybı yapan rakibimizi evimizde yenememeizin temel nedeni %57 gibi önemli bir ikilik şut yüzdesi ile oynamalarına izin vermemiz oldu. Savunma konusunda Efes'in daha becerikli olması gerekiyor eğer gerçekten F4 adayı olan pek çok takımdan birisi olmak arzusundalarsa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Partizan maçı sonrası Efes için "ben oldum havasına girerlerse daha pişmeden yanabilirler" demiştim. Hakkatten de öyle oldu. Pişmeden yandılar. Umarım bu erken yanık sonraki olası yanmalara mani olur ve Efes'liler sütten ağızları yandığı için yoğurdu üfleyerek yemeyi öğrenirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Ufuk Partizan maçında kritik anlarda sakin grüntüsü ve yerinde müdahaleleri ile takdir toplamıştı. Bu maçta ise yüzündeki endişe maalesef herkes tarafından okundu. Rakip oyuncular bile Ufuk'un yüzüdenki endişeden hareketle güven kazandılar. Maç sonu oyunları doğrusu eleştirmek kolaycılık olsa da Efes'in 3'lük ile maçı kazanmaya çalışması bence çok saçmaydı. Rakibin iki pivotunun 5 faulle dışarda olduğunu düşündüğümüzde, uzatmalarda Spirou'nun fazla bir şansı olmayacaktı. Uzatmadan korkmasına doğrusu anlam veremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmiş senelerdekine benzer vurduymnaz ve ruhsuz oyunun hortlamasının bu maç özelinde kalması dileğiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7653083031332359087?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7653083031332359087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7653083031332359087&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7653083031332359087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7653083031332359087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/hortlak-anadolu-efes-spirou.html' title='HORTLAK: Anadolu Efes-Spirou'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Uf8Z-ttbdPg/Tqj1xQxIWLI/AAAAAAAAAfo/uwqqBQ_NX6A/s72-c/spirou.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7971703800718373722</id><published>2011-10-26T00:01:00.000-07:00</published><updated>2011-10-26T00:49:51.994-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Rakipleri: Unics Kazan ve OLY</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-RIJkGcVLADM/Tqe7jloB-DI/AAAAAAAAAfc/zhWnWIzKd54/s1600/kazan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 295px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-RIJkGcVLADM/Tqe7jloB-DI/AAAAAAAAAfc/zhWnWIzKd54/s400/kazan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5667704876138887218" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fenerbahçe'den başlayayım çünkü onun işinin daha kolay olduğunu düşünüyorum. Bu seneki OLY oldukça genç ve pek de gelecek vaad etmeyen oyunculardan kurulu. Abilik görevi verilen ve her maç 20'li sayılar yapması beklenen Spanoulis'in sakatlık sonrası toparlanamaması en büyük handikapları. Bu nedenle Gecevicius onun görevine soyunuyor ancak Spanoulis kadar kaliteli bir oyuncu olmadığı için OLY, maçlarda çok zorlanıyor. Printezis ve Papanikalou gibi beklentilerin yüksek olduğu oyuncuların da çok formsuz olması nedneniyle OLY vasat rakiplere bile farklı kaybedebiliyor. bkz. bilbao maçı bunun  en güzel örneği. Ancak son lig maçına baktığımızda Spanoulis'in beklenen katkısı ile OLY ligde ilk maçını kazanabildi. Printezis bu maçta EL'deki görüntüsünden çok daha iyi bir oyun sergiledi. Hines ise kısa boyuna rağmen, atletik özellikleri ve güçlü fiziği ile skora büyük katkı yaparak OLY'nin galip gelmesinde önemli rol oynadı. Son lig maçı FB'ye karşı OLY'nin Bilbao maçından daha iyi bir görüntü çizeceğini gösteriyor. Ancak bu noktada Fenerbahçe'nin tek oyuncu üzerinden hücum eden takımlara  karşı ömer onan faktörünü devreye sokrarak rakibin tüm sistemini alt üst etme yönünde önemli bir tecrübesi ve alışkanlığı olduğunu hatırlatalım. (bkz. nicholas'lı Efes). Son lig maçında oynatılmayan Papadapoulos'un bu maçta da oynamama ihtimali göz önüne alınırsa Fenerbahçe'nin bu seneki en büyük sıkıntısı olan uzun rotasyonunun bu maç özelinde söz konusu sıkıntıyı yaşamayacağı kolaylıkla söylenebilir. Bu bağlamda ben Fenerbahçe'nin çok rahat bir galibiyet alacağına inanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı Galatasaray gibi El'in yeni takımalrından biri olan Unics, çok güçlü ve tecrübeli bir rotasyona sahip. Özellikle Domercant'ın hem EL'de hem de Rusya liginde çok dominant bir skorer olduğunu hatırlatalım. Özellikle guard rotasyonunda aynı Galatasaray gibi dört değerli ve hatta daha değerli bir kısa rotasyonuna sahipler. Samaylenko, Greer, Lyday ve Domercant'dan oluşan mahşerin dört atlısında tanıdık isimler çok fazla. Bu dört oyuncudan Sameylenko haricindekiler Türkiye liginde oynadılar. Kısa forvet olarak Mccartty gibi önemli, tecrübeli ve skorer bir oyuncuya sahipler. Uzun rotasyonuna baktığımızda ise Savrasenko gibi çok fizikli bir oyuncuya ve Jawai gibi yine çok güçlü bir oyuncu ile pivot rotasyonunu tamamlamışlar. Buna karşın forvet olarak dışarıdan oynamayı tercih eden ama ribaunt katkısı ve savunmada sert özelilkleri olan Wilkinson (Gs taraftarları onu tanırlar ve çok severler) ve Veeremenko ile dört numara rotasyonunu sağlıyorlar. Aynı Galatasaray gibi kısa forvetleri olan McCarty'i 30 dakikadan fazla oyunda tutuyorlar ve onu dinelendirmek için koçun kardeşi olan Pashutin oyuna giriyor. Galatasaray'da ribaunt yükü büyük ölçüde Shippin üzerindeyken aynı görevi yaşlı olmasına rağmen McCarty başarıyle uyguluyor. Özellikle Shipp-McCarty eşleşmesi izleyenlere büyük keyif verecektir diye düşünüyorum. Pota altında Galatasaray'ın bir parça daha üstün olduğunu buna karşılık guard rotasyonunda ise Kazan ekibinin bir parça üstün olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle belirleyici olan eşeleşmenin kısa rotasyonu olacağını ve kısa rotasyonunda daha verimli olan takımın galibiyete uzanacağına inanıyorum. Tabiki bu iddianın gerçekleşmesi için temel varsayımın olan guard ve uzun rotasyonunun dengeli bir verimlilik sağladığı durumun gerçekleşmesidir. Bu noktada hem taraftarımız önünde oynayacak olmamız hem de daha kaliteli olduğuna inandığım bir koça sahip olduğumuz için galibiyet alacağımıza inanıyorum. Top 16 için daha üst sıraları zorlamak adına farkın önemini maç boyu unutmayarak çift haneli rakamlarda tam konsantrasyon ile oynamalıyız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her iki takımımıza da başarılar dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efes'in rakibi, hem kadro ve hem de isim olarak onun rakibi olamayaak bir takım olduğu için analiz yapmaya gerek görmedim. Anadolu Efes'li dostlar alınmasın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7971703800718373722?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7971703800718373722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7971703800718373722&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7971703800718373722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7971703800718373722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/galatasaray-ve-fenerbahcenin-rakipleri.html' title='Galatasaray ve Fenerbahçe&apos;nin Rakipleri: Unics Kazan ve OLY'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-RIJkGcVLADM/Tqe7jloB-DI/AAAAAAAAAfc/zhWnWIzKd54/s72-c/kazan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4468120442257659301</id><published>2011-10-20T23:13:00.000-07:00</published><updated>2011-10-20T23:42:18.971-07:00</updated><title type='text'>Partizan-Efes: Güç Farkı</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-tJ_KI4aaEcI/TqETsdsbrlI/AAAAAAAAAfQ/HZR0ifIVNT8/s1600/partizan.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 270px; height: 187px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-tJ_KI4aaEcI/TqETsdsbrlI/AAAAAAAAAfQ/HZR0ifIVNT8/s400/partizan.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665831460814958162" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efes kadro kalitesi ile ilk yarıda zorlanmış olsa da deplasmandan rahat bir galibiyetle döndü. Özellikle geçmiş yıllarda Efes'in deplasmanda galibiyet konusunda ne kadar kısır olduğunu düşündüğümüzde bu galibiyet göründüğünden daha fazla anlam içeriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlık maçında Panathinaikos ve Olympiakos'a karşı alınan galibiyetlere, şimdi de Partizan galibiyeti eklendi. Efes çok güçlü bir görüntü çiziyor. Ancak Efes kısa rotasyonunun ben yetersiz olduğu inancındayım. Kinsey her maç böyle oynarsa sorun olmaz ancak Kinsey'den verim alınamadığında Efes kısa rotasyonunda sayı ve asist kısırlığı göze çok fazla batacaktır. Eskilerde Nicholas'a, geçmiş senelerde rakocevic'e düşen yük bu sene de Vujacic'e düşer ve takım oyunundan hızla uzaklaşılabilir. Bu kısırlık uzunlara da yansır ve geçmiş senelerdekine benzer bir kilitlenmeye yol açabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu sene Efes uzun rotasyonunun en önemli özelliği bireysel yetenekleri ile sayı üretebilecek adamların varlığı. Ersan, Savanovic ve Ermal bu tip dönemlerde insiyatif alabilir. Ancak bu durumların hepsi kısmen de olsa takım oyunundan uzaklaşılmasına yol açar. Bu nedenle özellikle Ermal'in hücum gücünü değerlendirecek opsiyonlar üretilmeli. uzunlara şut kanalları açacak konular ısrarla çalışılmalı. Efes "ben oldum" havasına girerse daha pişmeden yanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok kaliteli bir uzun rotasyonu var efes'in. Barac'ın henüz hazır olmadığını ve Efes'de görev tanımlarının tam olarak yerleşmediğini görüyoruz. buna rağmen deplasmanda zayıf denilemeyecek bir takımı rahat yenmesi Efes için gelecek günlerin aydınlık olduğunu ve kadro kalitesini gösteriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak özellikle kritik anlarda topu oyuna sokmakta takımın zorlandığını görüyoruz. Buna ilişkin gerekli antremanların yapılmasının faydalı olacağına inanıyorum. Özellikle geçmiş senelerde çok yaşanmayan bir birliktelik var takımda. Kısa rotasyonunda savunmada daha becereikli oyucnualrdan kurulu bir efes izliyoruz. Kısa rotasyondaki bu canlılık ve heyecan tüm takıma sirayet ediyor ve bizlere de keyifli dakikalar izlemek düşüyor. Maç sonrası oyuncu ve koçların demeçlerine  baktığımda özellikle 3. periodda Efes savunmasının etkisinden söz ediliyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak diye başlamıştım önceki paragrafa ama bir de son söz söyleyesim geldi. Öncelikle Ufuk Sarıca konusunda doğrusu benim ciddi endişelerim var. Efes üst düzey oyunculardan kurulu bir kadroyu tecrübesiz bir koça vererek büyük risk aldı. Ancak şu ana kadar Ufuk Sarıca'nın "defo"sunu görmedim. Bir tek dün Kerem'i 3 periodun sonları ve dördüncü periodun başında biraz dinlendirebilir ve maç sonunu daha diri bir Kerem'le geçirebilirdi. Yegane eleştirim budur. Umarım başarılı koçluğu daim olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolları açık olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4468120442257659301?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4468120442257659301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4468120442257659301&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4468120442257659301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4468120442257659301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/partizan-efes-guc-fark.html' title='Partizan-Efes: Güç Farkı'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-tJ_KI4aaEcI/TqETsdsbrlI/AAAAAAAAAfQ/HZR0ifIVNT8/s72-c/partizan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1880192549488696896</id><published>2011-10-20T00:51:00.001-07:00</published><updated>2011-10-20T01:22:11.761-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Galatasaray'ın İlk Euroleague Maçı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-BpMAr_5lLUY/Tp_ZginyAJI/AAAAAAAAAfE/MnY19Usj4Xg/s1600/gsb.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 246px; height: 176px;" src="http://2.bp.blogspot.com/-BpMAr_5lLUY/Tp_ZginyAJI/AAAAAAAAAfE/MnY19Usj4Xg/s400/gsb.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665486009328074898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Euroleague'deki ilk maçında Galatasaray M.P. rakibi Prokom'u deplasmanda 76-72 yenmeyi başardı. Galatasaray klüp olarak EL tecrübesine sahip olmamakla birlikte bu tecrübeye sahip olan oyunculara sahip. Dün Lakovic'in efsaneleşen resitallerinden birisini seyrettik. Takımın her ihtiyaç duyduğu anda, can yakıcı üçlükleri ile Galatasaray'ın kazanmasında önemli bir rol oynadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen seneki kadrodan bazı oyuncular tutulmuş olsa da Galatasaray'ın iskeletinde önemli değişiklikler oldu. Tutku her ne kadar takımda olsa da geçen seneki kadar süre alamıyor. Galatasaray'ın guard rotasyonunu tamamen değişti. Sadece isim bazında bir değişiklik değil, tarz oalrak da büyük değişiklik var. Bu bile tek başına takımın yeni bir kimya oluşturmasını gerektirecek bir hamle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen sene kariyerinin en güzel günlerini yaşayan Ermal gibi skorer bir pivottan mahrum Galatasaray. 12 kişilik rotasyona baktığımızda tutku, caner, shipp, cevher andric ve shumpert geçen seneden kalan oyuncular. Rotasyonda 6 yeni oyuncu ile yola çıkan takımın bu kadar kısa sürede kimyasını oluşturmasını açıklamak pek kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa sürede Galatasaray 3 maç kazanarak EL'e katılmaya hak kazandı. Arkasından Fenerbahçe'yi yenerek Cumhurbaşkanlığı kupasını aldı. Şimdi ise EL'de deplasmandan galibiyetle döndü.Bundan azımsanabilecek şeyler değil ancak işlerin Galatasaray için mükemmel olduğu da söylenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki maçlarda Galatasaray 20 civarında bir asist ortalaması tutturmuştu. Takımın asist ortalaması hala iyi olsa da son maçlarda ciddi bir azalma olduğunu belirtmemeiz gerek. Bunun temel nedeni Galatasaray'ın öldürücü ikili oyunlarını engellemek için rakibin aşırı derecede gömülmesi ve bunun sonucunda Galatasaray kısa oyuncularının görece daha fazla üçlük atış denemesi olduğunu düşünüyorum. Son maça bakarsak 29 iki sayılık deneme ve 24 üç sayılık denemede bulunduk ki bu üçlük denemesi için bir hayli fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle ikili oyunların engellendiği durumlarda songolia üzerinden post uyp denememiz yararlı olabililir. Galatasaray hücum alternatiflerini arttırdığında daha da kuvetlenecek. Önemli bir sıkıntı da maçı kazandık havasına girilmesi. Her rakip prokom olmaz. İşi gevşetiğinizde tekrardan toparlama fırsatı vermeyecek çok sayıda El takımı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu galibiyetlerin devamını bekliyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1880192549488696896?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1880192549488696896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1880192549488696896&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1880192549488696896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1880192549488696896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/galatasarayn-ilk-euroleague-mac.html' title='Galatasaray&apos;ın İlk Euroleague Maçı'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-BpMAr_5lLUY/Tp_ZginyAJI/AAAAAAAAAfE/MnY19Usj4Xg/s72-c/gsb.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7950264389902440891</id><published>2011-10-20T00:08:00.000-07:00</published><updated>2011-10-20T00:50:53.971-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Fenerbahçe Ülker: Enseyi Karartmayalım</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-F9cSbEjCsMk/Tp_R7FHlxiI/AAAAAAAAAes/_A3jQH4WGG4/s1600/caja%2Blaboral.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 240px; DISPLAY: block; HEIGHT: 133px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5665477669171873314" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-F9cSbEjCsMk/Tp_R7FHlxiI/AAAAAAAAAes/_A3jQH4WGG4/s400/caja%2Blaboral.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe Ülker birleşmesi ile büyük hedefler ortaya konmuştu. Hedef koymak tek başına önemli değil, hedefleri gerçekleştirebilecek organizasyonu kurmak önemli. Aydın Örs ile başlayan atılım; belirli bir kimya oluşturmuştu. Kısa savunması konusunda avrupanın en güçlü takımı görünümündeydi. Uzunlar ise ribaunt ve bloklarıyla savunmada iş yapıyor ve kendilerini geliştirecek bir ortam içinde giderek pişiyorlardı. Tanjevic ve onun süre dağılımı sistemi maalesef oyuncuların basketboldan keyif almalarını engellediği gibi oyuncuların gelişimini de bence sekteye uğrattı. Bir kaç basit örnek vereyim. Semih, Ömer ve Vidmar bence Tanjevic'den kaçarak oyunlarını geliştirdiler. Oğuz çok acı bir örnektir. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi pivotu olabilecek oyuncu maalesef kayboluyor. Yeteneklerini geliştirmesi gerekirken giderek köreldi. Preldzic (87) doğumlu ve ümit milli takımlar düzeyinde yine 1987 doğumlu ersan'la birlikte en değerli ve gelecek vaad eden oyuncuydu. Preldzic hala çok değerli bir oyuncu ancak oyununda maalesef bir gelişme yok. Yeteneklerini sahaya yeterince yansıtamıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçmiş senelerdeki Fenerbahçe'ler daha savunmacı ama görece daha az skorer oyunculardan kuruluydu. Şimdi ise görece daha skorer ama birazcık daha az savunmacı bir yapıya büründüler. Özellikle bu seneki transferlerden Jerrels bence bu düzeylerin oyuncusu değil. İlk periodu düşünün. Ukic çıkarken Fenerbahçe 8 sayı ile öndeydi. Jerrels girdikten sonra 11-0'lık seri yedi Fenerbahçe. Jerrels'a verilecek süreleri Berkay'ın kullanmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; enseyi karatmamak gerek. Fenerbahçe çok kaliteli ve üst düzey oyunculara sahip. Ritim yakalarlarsa çok tehlikeli ve güçlü bri takım da olabilirler. Temel sorun işbölümünün, görevlerin anlaşılmamış olması. Ukic yokken Jerrels oynayacaksa, mutlaka hücumu Preldzic'in organize etmesi gerekiyor. Bu kadroda Preldzic ve Bogdanovic 13-15 dakika süreler alacak oyucnular değil, tersine 25-30 dakika aralağında oynaması gereken oyuncular. Oğuz 20 dakika civarında oynamış olmalı. Benim hatırladığım bir atışı var. Oğuz'u sırtı dönük kullanmak lazım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Caja laboral son 10 yılda Avrupa'nın en önemli takımlarından birisi oldu. Bugün EL tarihi yazılmaya başlansa adından en çok söz edilecek takımlardan birisi. Ama bu seneki Caja Labarol sıradan vasat bir El takımı haline gelmiş. Fenerbahçe İspanya'da bu takımı rahatlıkla yenebilecek güçte. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak can sıkıcı olan, bu sene Türkiye'de oynanacak F4 için Fenerbahçe daha kuvvetli bir takım kurabilirdi. Ne olursa olsun sadece bu maça bakarak Fenerbahçe'nin f4 adayı olamayacağını iddia etmek bana akıllıca gelmiyor. Fenerbahçe çok kötü oynamasına rağmen ve Caja Laboral ise kadrosuna oranla iyi bir maç çıkarmasına rağmen Fenerbahçe maçı alabilirdi. Bu kadar gününde bile takımın kazanabilecek bir gücü olması bence önemli. Özellikle takımda görev tanımları oturduğunda, maç sonrası Koçun ve Sefelosha'nın belirttiği üzere "takım olduklarında" (5 asistle takım olunmaz) Fenerbahçe, Diğer takımların kadroları düşünüldüğünde bence önemli bir F4 adayıdır. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7950264389902440891?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7950264389902440891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7950264389902440891&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7950264389902440891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7950264389902440891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/fenerbahce-ulker-enseyi-karartmayalm.html' title='Fenerbahçe Ülker: Enseyi Karartmayalım'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-F9cSbEjCsMk/Tp_R7FHlxiI/AAAAAAAAAes/_A3jQH4WGG4/s72-c/caja%2Blaboral.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1724828316007492931</id><published>2011-10-12T22:41:00.000-07:00</published><updated>2011-10-12T23:30:01.769-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhurbaşkanlığı kupası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Zordur Almak Bizden Kupayı: İki Dev'in 40 Dakikaya Sığmayan Mücadelesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-I5UCBOnr-nE/TpaDj6vSkyI/AAAAAAAAAeg/ZGjpdUd12Ng/s1600/cumhurba%25C5%259Fkanl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1%2Bkupas%25C4%25B1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 218px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5662858234551243554" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-I5UCBOnr-nE/TpaDj6vSkyI/AAAAAAAAAeg/ZGjpdUd12Ng/s400/cumhurba%25C5%259Fkanl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1%2Bkupas%25C4%25B1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Başlığa aldanmayın. Bu başlık iki takımı da ihtiva ediyor. Kupayı Galatasaray aldı ama kolay almadı aynı lig kupasını Fenerbahçe'nin almasında olduğu gibi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2010-2011 basketbol sezonunun finalistlerinin Kayseri'de karşılaştığı Cumhurbaşkanlığı kupasını rakibi Fenerbahçe Ülker'i 103-97 yenerek Galatasaray müzesine ikinci kez götürmeyi başardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu tip final maçlarına ilişkin analizlerin bir yanı hep boşta kalır. Hele bir de iki uzatmaya gittiyse kimin hangi gerekçeyle kazandığını anlatmak pek de kolay olmaz. Cumhurbaşkanı olsaydım eğer maç sonunda kupayı ikiye böldürür ve takımlara paylaştırırdım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geleneksel olarak Galatasaray Mahmudi ile yeni bir oluşum içine girdiği ve bunun meyvelerinin toplandığı söylene gelmekte. Önce yıllar sonra gelen lig finali, ardından EL'e katılma hakkını elde etmek ve şimdi de Cumhurbaşkanlığı kupası Mahmudi'li Galatasaray'ın eseri. Ama tam da bu noktada Cem Akdağ'a da teşekkür edilmesi gerekir. Galatasaray tarihinin bence en zor, acı gününde takıma sahip çıkması ve o takıma herkesin takdirini kazanacak bir oyun oynatması ile bugünü hazırlayan Cem Akdağ'dan başkası değildir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu maç öncesi Fenerbahçe Ülker'e ilişkin izlenimlerim ve Galatasaray'a ilişkin izlenimlerimi teraziye koyduğumda maç içinde Galatasaray'ın 15-20 sayı farkı yakalayacağını ancak sonra Fenerbahçe'nin geri dönüş yapacağını ve 6-7 sayı farkla maçı Galatasaray'ın kazanacağını düşünmüştüm. Senaryo benim düşündüğümden oldukça farklı gelişti. bunun temel nedeni Galatasaray'lı oyuncuların mevcut Fenerbahçe Ülker'i olduğundan daha kuvvetli görmeleriydi. Vurup geçeceğini düşündüğüm anlarda bir şekilde frenlediler. Rakipden çekindiler. Rahat kazanabileceklerine dair en ufacık bir inançları yoktu. Rytas maçındaki inanılmaz faul yüzdesinden bu maçtaki kötü faul yüzdesine düşüşü ben başka bir şekilde açıklıyamıyorum. Maçın sonuna gelip maçın sonunda dikkatli olursak kazanabiliriz havasındalardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe Ülker ise son periodda tecrübemizle bu işi götürürüz dedi. Tam da o anda son 5 dakikada 7 sayılık farkı yakaladıklarında Shumpert'in üçlüğü ile dirilen Galatasaray maçı kazanacak konuma geldi. Gordon kaçırdığı faul, Preldzic'in dengesiz hücumla sayı çıkartması, Ender'in son hücumunda ona yapılan faulun çalınmaması maçı uzatmaya götürdü. Bu noktada hakemlerin kötü yönetim gösterdiğinin de altını çizmek gerekir. Maçın sonucuna etkileri olduğunu falan söylemiyorum. Tabi tek kabahatli hakemler değil, bu sıfır tolerans denen saçmalığın uzatılması ile basketbol izleme keyfi öldürülüyor. Her dokunmaya düdük çalınması çok can sıkıcı. Ama ilginçtir Lakovic derdini anlatmak için hakemin kolunda çektiğinde orada tolerans göseriyorlar. Sıfır toleransı oyuncu ve koç tepkilerine uygulamayı anlayabiliyorum ama mücadeleyi yok edecek şekilde uygulanmasını kabullenemiyorum. İlerleyen haftalarda bu giderek esneyecek ve sezonun ikinci ayrısında sıfır tolerans ortadan kalkacak ama o günlere gelininceye kadar basketbol keyfimizin içine edecekler anlaşılan.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mevcut durum düşünüldüğünde sıfır tolerans giderek gevşediğinde Galatasaray'ın daha da avantajlı bir konuma geleceğini düşünüyorum. Daha sert ve daha savunmacı olan Galatasaray'ın sezonun ikinci yarısında ve özellikle play-off sürecinde daha da iyi olacağını beklemek mümkün.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Maça ilişkin larak temel fark bence Galatasarsay'ın 31 asistine karşılık Fenerbahçe'nin 21 asiste kalması. Galatasaray hücumu daha pasa dayalı. Galatasaray özellikle ikili oyunlarda sıkıştığında önemli sorun yaşıyor. O dakikalaro genellikle savunma sertliği ile aşıyor ama sıfır tolerans durumunda o sertliği uygulayamıyor. Bu tip dönemler için Songolia'nın sırtı dönük hücumlarını bir alternatif olarak kullanmak zorunda. Özellikle EL maçlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe yarı afrika kökenli isviçreli NBA oyuncusu Thabo Sefolosha'yı kadrosuna katmış. Doğrusu savunması ile bilinen bir oyuncunun Fenerbahçe kısa rotasyonuna dahil olması önemli. Çünkü geçmiş senelerde hem uzun hem de kısa pozisyonunda belki de savunma potaansiyeli olarak en güçlü takım olan Fenerbahçe, bu sene Ömer Onan ve Vidmar haricinde savunmayla ilgilenen oyuncuya sahip olmaması en büyük handikapı. Bunun kadar önemli bir sorun ise Fenerbahçe'nin yerli rotasyonun ve özellikle de kısa rotasyonunun Engin, Marko ve Mirsat'ın sakatlıkları nedeniyle büyük sıkıntı yaşaması. Özellikle kısa pozisyonunda yeterince yerli olmaması nedeniyle Vidmar yabancı kontenjanına takılıyor ve az süre alıyor bu ise Fenerbahçe'in savunma zaaflarını daha da görünür hale getiriyor. Özellikle Engin'in nasıl döneceği Fenerbahçe için bence bu sene temel belirleyici olacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İlginç bir şekilde Zaza hem fizik hem de mental olarak hazır olmaktan çok uzak bir görünümdeydi. Galatasaray'ın mevcut başarılarının altında yatan temel faktör hem savunmada hem de hücumda hızlı oynamaları idi. Zaza o kadar ağır oynuyorduki; Zaza'lı anlarda takım bir anda sürat teknesi kıvamından, ağır vasıta kıvamına doğru bir dönüşüm içinde giriyordu. Zaza lig düşünülerek değil, EL düşünülerek yapılan bir transfer. İyi bir Zaza takıma çok şey katabilir. Umarım takım kimyasına olumsuz nir etkisi olmaz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Foto: Rotahaber.com &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1724828316007492931?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1724828316007492931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1724828316007492931&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1724828316007492931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1724828316007492931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/zordur-almak-bizden-kupay-iki-devin-40.html' title='Zordur Almak Bizden Kupayı: İki Dev&apos;in 40 Dakikaya Sığmayan Mücadelesi'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-I5UCBOnr-nE/TpaDj6vSkyI/AAAAAAAAAeg/ZGjpdUd12Ng/s72-c/cumhurba%25C5%259Fkanl%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1%2Bkupas%25C4%25B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1932644841764640636</id><published>2011-10-07T05:09:00.001-07:00</published><updated>2011-10-07T05:31:47.485-07:00</updated><title type='text'>HOŞGELDİN ZAZA</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-SgNJynOdLuw/To7xKUAP6lI/AAAAAAAAAeY/Cw32L8u1C5A/s1600/pachulia.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 296px; DISPLAY: block; HEIGHT: 220px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5660726941122030162" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-SgNJynOdLuw/To7xKUAP6lI/AAAAAAAAAeY/Cw32L8u1C5A/s400/pachulia.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Lockout sona erene kadar Galatasaray Zaza Pachulia ile anlaştı. Hayırlı olsun.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Teraziye konduğunda artısı eksisinden daha fazla olan bir transfer olmasına rağmen bence Galatasaray'ın transfere ihtiyacı pek yoktu. Önce Zaza transferinin artı ve eksilerine bakalım sonra da neden gereksiz gördüğümü açıklamaya çalışayım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle Zaza'nın yerli statüsünde oynayacak olması büyük avantaj. Avrupa'da hem belli düzeyin üzerinde savunma yapan ve hem de hücumda etkili olabilen pivot bulmak pek mümkün değil. Bu anlamda Zaza çok değerli bir oyuncu. Aylık 100.000$ gibi kabul edilebilir bir meblağ ödenecek olması da bu transferin artılarından. Galatasaray'ın ihtiyaçları açısından bakarsak ise Furkan ve Andric gibi iki önemli pivotu olsa da kalıplı bir uzuna uzun lig ve El maratonu düşünüldüğünde hayır diyemeyecek bir konumdaydı. Özellikle elindeki uzunların post up oyunu olmaması ve hücumda ancak ikili oyunlar ve hücum ribauntları ile etkili olmaları nedeniyle post up oynayabilen hatta birazcık şutu da olan ve bunun dışında savunması ön planda olan bir oyuncuya Galatasaray'ın kapı açması çok doğal. Bunun dışında hem yerli satüsünde ve hem de makul bir maliyeti var. Yeme de yanında yat bile denebilir. E o zaman sorun ne?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aslında ben iki sorun olduğunu düşünüyorum. Bir tanesi lockout bittiğinde oyuncunun dönecek olması. BU önemli bir sorun ama tüm sene için bu oyuncuyla anlaşılmış olsa sanırsam yine itiraz ederdim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kağıt üzerinde bu mükemmel bir transfer görünümünde. Endişelendiğim tek bir nokta var. O da oluşan düzgün kimyanın bozulması. Galatasaray mevcut kadrosu ile EL'e aday üç takımı 3 gün içinde hem de rahat denebilecek bir şekilde yenebildi. Rixos kupasında içlerinde Fenerbahçenin de olduğu güçlü takımları yenen Antalya'yı yine farklı bir şekilde yendi. Bu maça ilişkin Kaan Kural'ın yazısını okumanızı öneririm. Mesele Galatasaray'ın erken form tutması değil, her bir oyuncunun rolünü doğru bir şekilde kabullenmesi ve keyif alınan bir basketbol oynamaları. Doğru kimyayı yakalamış bir takım var. Her takımın eksileri var ve bu eksilerin farkında olan oyuuncular, Mahmudi'nin tabirini kullanmak gerekirse "eksileri göstermemeye" çalışıyorlar. Zaza transferi bu eksileri sadece nötrlemiyor, pek çoğunu bir anda artıya da çeviriyor ama mevcut kimya ister istemez bozulacaktır. Bu nedenle, sırf bu nedenle bu transfere kendi adıma bir şerh kaydı düşüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Lockout sona erdiğinde dönecek olması sorun gibi gözükse de eğer işler yolunda giderse Galatasaray zaten top 16'ya kalmış olacak. İlk sene için bu başarıdır. hem de büyük başarıdır. Top 16'ya kalamayan takımlardan yapılacak bir transfer ile Zaza'nın boşluğu az da olsa doldurulabilir. Bu nedenle de sadece lockout süresinde alınmış olması bence sorun değil esas sorun takım kimyasına Zaza transferinin nasıl yansıyacağı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Umuyorum korktuğum gibi olmaz. Takım kimyası bundan etkilenmez. Oyuncular aynı ruh ve mücadele ile oyunlarına devam ederler. Zaza'nın katkısıyla da Galatasaray önemli işler yapar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1932644841764640636?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1932644841764640636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1932644841764640636&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1932644841764640636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1932644841764640636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/hosgeldin-zaza.html' title='HOŞGELDİN ZAZA'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-SgNJynOdLuw/To7xKUAP6lI/AAAAAAAAAeY/Cw32L8u1C5A/s72-c/pachulia.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5254828265453051710</id><published>2011-10-05T06:36:00.001-07:00</published><updated>2011-10-05T07:02:42.439-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2011 avrupa şampiyonası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>It's i think a little bit a Turkish way</title><content type='html'>Hiddink'in müthiş cümlesi Türkiye spor tarihinin galiba en kısa ve net özeti. Sadece Futbol değil özellikle basketbol ve voleybol için de geçerli bir analiz. Okyanusu geçip derede boğulduğumuzu çok bilirim. dereden geçmek varken okyanusa açıldığımızı da çok bilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu biz nasıl halk olarak aşırı duygularımızla hareket ediyorsak takımlarımız da aynı bizler gibi hareket ediyor. Moralle oynuyoruz bu anlamda milli takımlar düzeyinde yurt içi dışında başarı kazanamıyoruz. Galiba Hiddink'in bu sözü ençok basketbol için geçerli. Çünkü Futbolda dünya ve avrupa şampiyonalarında yurt dışında derecelerimiz var. Voleybolda da yakın zamanda sırbistanda dünya üçüncüsü olduk. Basketbolda böyle bir başarımıza yok. dünya altıncılığını başarı olarak almazsak tabi ki.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dışsal koşullar takımlarımızı çok fazla etkiliyor. Örneğin son şampiyonada filenin sultanları Hırvatistan'a grupta yenilince büyük eleştiri aldılar. bunun sonrasında ise önce ev sahibi İtalya'yı ardından ise dünya şampiyonu Rusya'yı yendiler. Hırvatları yenmiş olsaydık eğer muhtemelen Rusya'yı yenecek ek morali bulamazdık. Doğrusu benzer şeyleri geçen ay Avrupa basketbol şampiyoansında 12 dev adamımızla da yaşadık. İngiltere Polonya'ı yenmemiş olsaydı biz üst tura çıkamazdık. Nasıl ki filenin sultanları için hırvatistan mağlubiyeti İtalya ve Rusya galibiyetleri için zemin hazırladıysa bizim polonya mağlubiyetimiz ve Polonya'nın İngiltere mağlubiyeti bizim İspanya galibiyetimiz için moral motivasyonu sağladı. 8 maçta sadece 3 galibiyet aldık. Biri portekiz, biri ingiltere ve diğeri ispanya. polonya, sırbistan, litvanya, fransa, almanya gibi dengeimiz ve bizden zayıf takımlara karşı galibiyet alamamamız çok ilginç. Bize kaybeden İspanya şampiyonada oynadığı 10 maçtan sadece bir tanesini kaybederek şampiyon oluyor. İspanya'yı yenen tek takımız. Turkish way böyle bir şey. Aynı yıllar önce (fi tarihinde) PSV ile eşleşen Galatasaray Futbol takımının, Avrupa şampiyon klüpler kupasını kazanan PSV'yi yenen tek takım olmasında olduğu gibi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5254828265453051710?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5254828265453051710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5254828265453051710&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5254828265453051710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5254828265453051710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/its-i-think-little-bit-turkish-way.html' title='It&apos;s i think a little bit a Turkish way'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4360760456952745803</id><published>2011-10-05T03:13:00.001-07:00</published><updated>2011-10-05T04:44:35.577-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ataman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Federasyon'/><title type='text'>Düşene Vurmanın Kolaycılığı: Suçlu Ataman Değil</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-GO2hvkQ83fk/ToxDF1SxHGI/AAAAAAAAAeQ/URnm4E-UrGc/s1600/ataman%2Bmahmudi.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 152px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659972599182072930" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-GO2hvkQ83fk/ToxDF1SxHGI/AAAAAAAAAeQ/URnm4E-UrGc/s400/ataman%2Bmahmudi.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Memlekette düşene vurmak gibi kötü bir alışkanlığımız var. Ama düşeni tesbit etmek konusunda ciddi sıkıntılarımız var. Bazen birileri çıkıp kendilerini doğrudan hedef tahtasına koyabiliyor ve gerçek düşenin kim olduğuna bakılmaksızın hazırda bulunan hedefe doğrudan saldırılıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beşiktaş klübü basketbolu özellikle cola-turca sponsorluğu sonrasında kötü yönelitilmeye başlandı. Galatasaray zaten kötü yönetiliyordu ancak cafe crown sponsorluğu ile yönetimde bir anlayış değişimi olmadı. Ülker'in sponsorluğu ile düzgün yürütülen tek klüp Fenerbahçe oldu. Klüp takımları için özellikle 2000'lerden sonra amatör branşlar adeta katlanılması gereken yüklerdi. Galatasaray yönetiminin kadın takımını Avrupa kupalarına göndermemek yolunda irade koyduklarını hatırlıyorum. Yol ve kalacak yer masrafları düşünülüyordu. Tam bu süreçte sponsorluklar başladı. isim sponsorlukları. Amatör branşlara verilen bu sponsorluk gelirleri, futboldaki açığı kapatmak için kullanılmaya başlandı. Bu yapının başarı getirmeyeceği açıktı. bu bağlamda sponsorlar klüp yönetimlerine de adam sokmak gibi yöntemlere başvurdular. Ancak ortaya çıkan sıkıntılar önelenemedi. Fenerbahçe'nin bu sponsorluk sürecinde daha ayrıcalıklı olması, BJK ve GS taraftarları için ülker grup şirketlerinin sponsorluğuna hep bir mesafe duymalarına ve bu sponsorluğun efektif işlemesine mani oldu. En sonunda her iki klüp ülker grup şirketlerinin adından ayrılmak zorunda kaldılar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yeni sonsor bulmak ise kolay değildi. Beşiktaş sponsor bulamamanın sıkıntısını yaşarken oyuncularına da ciddi yaptırımlar uygulayarak geçmiş seneden gelen kontratlarını iptal ettirme yoluna gittiler. Oyuncuların birlik olamaması yani sendikalaşmamaları onlar üzerinde böyle uygulamaları mümkün kılmakta. Ahlaki olarak bu tutum sorgulanabilir ancak hukuki olarak sorgulanamaz. Beşiktaşın bu vefasızlığı sistemin ona tanıdığı ve verdiği bir güç. Buna karşı bir alternatif istemedikçe, bu sisteme karşı bir alternatif üretmedikçe, buralardan ahlak adalet diye bağırmanın bence bir anlamı yok.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Milli takım düzeyinde milli 2-3 oyuncuya sahip olabilirseniz alacağınız yabancılar ile şampiyonluğa oynayacak bir kadro kurabilirsiniz. Beşiktaş bütçesini sene başında belirleyemediğinden, milli takım düzeyinde yerli bir tek oyuncu ile bile anlaşamamış ve NBA yıldızları ile anlaşma yolunda bir adım atmıştı. Beklenti, NBA yıldız(lar)ının kendilerini amorti edecek sponsorluklara kapı acacağı ve bütçenin kendi kendisini döndürebileceğine ilişkindi. Kısacası klübün kasasından para çıkmadan şampiyonluk alabilecek bir yapı oluşturulmaya çalışıldı. Yerli oyuncu sıkıntısı ve özellikle anlaşmak üzere oldukları uzunlarla anlaşılamaması ile Beşiktaş eurocup'dan elendi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm bu süreç Ataman'ın sırtına yüklenmiş. Bıyıktay'la işler sanki süperdi de Ataman'la bozuldu gibi bir izlenim de yaratılmaya çalışılıyor. Ataman'ın kişiliği ve mizacı gerek federasyon gerekse basın (taraftarlar) için kabul edilemez bir nitelikte. Çok politik olmayan ve davranmayan, gördüğü haksızlıklara ses çıkaran yapısı ile seveni sevmeyeninden daha az olan bir basketbol adamı ve portresi çıkartıyor karşımıza. Ancak şu süreçte bence en son suçlanması gereken kişidir kendisi. Koca Beşiktaş camiasının yönetimsel hatalarına (futboldaki gaziantep maç örneğine bakınız) koçun yapabileceği pek bir şey yok. Petravicius'un sakatlığı olmasaydı ya da Eze ile anlaşılmış olsaydı daha farklı bir görüntü mutlaka olacaktı. Kimse kusura bakmasın ama teknik olarak sorun; takımın savunma yapamayan oyunculardan kurulu olması falan değil bence. Aksine hücum etkinliğinin sağlanamaması. Kısacası pota altından hücum varyasyonu sağlanamaması. Bu sıkıntı bir uzun transferi ile halledilecektir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak şu sponsor sıkıntısının ve bütçe sıkıntısının aşılması gerekli. En az 3 yıllık bir bütçe ortada olmadan 3 yıllık bir plan yapmak mümkün olmayacak bu nedenle de Beşiktaştan uzun vadeli bir plan beklemek sadece hayalcilik olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu Federasyon ise bu kötü yönetimlere kendi kötü yönetimi ile destek oluyor. Yerli statüsünde oynayacak yabancı oyuncular konusunda takımların çektiği son sıkıntıyı Salsabasket'ten takip ettik. Chatman ve Kinsey yerli statüsünde oynayamayacakmış. Geçen sene yerli transferinin son günü olarak belirlenen yerli statüsü başvurusu bu sene 30 ağustos'a çekilmiş. Dolayısıyla bazı takımlar buna yetişemedi. takımların da idari anlamda bu klonuda mutlaka kabahatleri var ancak federasyonun da bazı konularda esnek davranması mümkün olabiliyor. Harun'un eşi konusunda esneyebilen bir federasyon, aynı esnekliği bu takımlara neden göstermiyor olabilir?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son tahlilde gerek basketbol federasyonumuz, gerek milli takımımız gerekse klüplerimiz kötü yönetiliyor. Gerek yazılı gerekse görsel basın, federasyon ve milli takımın yönetimsel hatalarına ilişkin suskunluklarını konu Ataman olduğunda fazlasıyla ve bence haksız bir şekilde dillendiriyorlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ataman'ı sevdiğim söylenemez ancak ben genel olarak yigidi öldürürüp hakkının yenilmemesinden yanayımdır. Türkiye basketbol tarihinin en başarılı antrenörüdür. Yurt dışında Avrupa'da yabancı takım çalıştırarak Avrupa kupası kazanan (siena-saporta kupası) tek antrenördür. Milli takımda erman kunter'in yardımcılığı dışında görev alamamıştır. Milli takımın başında iken bildiğim (hatırlayabildiğim bir başarısı yok.) Daha sonra iki final 4, bir Avrupa kupası, 2-3 şampiyonluk, 4-5 cumhurbaşkanlığı kupası gibi başarıları olan bir antrenörün milli takımı bu başarıları esnasında çalıştıramaması ilginçtir. Keza Avrupa'da Ataman'dan sonra en başarılı olan Kunter'in ve kariyerinde yurt içinde çok sayıda şampiyonluğu olan Mahmudi'nin de milli takım için düşünülmemesi şaşırtıcıdır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Foto: basketbolig.com&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4360760456952745803?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4360760456952745803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4360760456952745803&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4360760456952745803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4360760456952745803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/dusene-vurmann-kolayclg-suclu-ataman.html' title='Düşene Vurmanın Kolaycılığı: Suçlu Ataman Değil'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-GO2hvkQ83fk/ToxDF1SxHGI/AAAAAAAAAeQ/URnm4E-UrGc/s72-c/ataman%2Bmahmudi.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6665211540476337259</id><published>2011-10-03T00:37:00.000-07:00</published><updated>2011-10-03T01:32:27.468-07:00</updated><title type='text'>Mahmudi ile Bileğinin Hakkı ile...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Q7dW0qrFsRU/TolymOf1SBI/AAAAAAAAAeI/Aa5QtajCPH4/s1600/rytas.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 246px; DISPLAY: block; HEIGHT: 176px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5659180407819946002" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-Q7dW0qrFsRU/TolymOf1SBI/AAAAAAAAAeI/Aa5QtajCPH4/s400/rytas.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Basketboldaki milli hüsrandan sonra, böyle bir zafere, böylesi bir mutluluğa ihtiyacımız vardı. Teşekkürler Galatasaray. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sırasıyla Paok, Asvel ve Rytas gibi 3 önemli takımı geçerek EL'de mücadele etme hakkını kazanmak kolay bir şey değil. Hazır rakiplerden bahsetmişken bu eleme yöntemine ilişkin bir kaç şey söylemek gerek. Çok güçlü ve çok istekli olmanıza rağmen bu eleme maçlarından birisini kaybettiğinizde tüm şansınızı kaybedebilirsiniz. Eğer Rytas'a dün gece küçük bir farkla kaybetseydik, muhtemelen bugün basında ve forumlarda bu konu gündeme gelirdi. bu eleme yönteminin adaletli olduğunu düşünmüyorum. Zaten ligimizde finali oynayan takımın EL'e doğrudan katılamaması ihtimali de ULEB üyesi olmayan federasyonlar için sportif başarı kriterinin esnemesine yol açıyor ve adaletsiz düzenlemelere yol açıyor. Genel alışkanlığımız yararımıza olan adaletsizliklere ses çıkartmamak üzerine olduğundan sadece canı yananların sesinin çıktığı ama dik bir duruşun da basketbol kamuoyunda olmadığını görmekteyiz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu maçtan önce ev sahibi avantajı, güçlü kadrosu ile Rytas'ın bir adım önce olduğunu ve maçın sonlarında küçük takdir hakları ile de maçı küçük bir farkla kazanacağını düşünüyordum. Rytas, kısa dönemde Rice'a çok bağımlı bir takım haline gelmiş. Rice'n sakatlanması ve yeterli katkı vermemesi Galatasaray'ın işini kolaylaştırdı. Ancak dün Galatasaray vidaları sıkmaya başladığında karşındaki her rakibi durduracak bir konsantrasyonu vardı. Değil Rice, rakipde Kobe olsa bence sonuç değişmeyecekti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray takımına seçilen oyuncuların ne kadar karakterli olduklarını gösteren bir seri izledik son üç günde. Dünya şampiyonası biteli henüz iki hafta olmuştu. Lakovic ve Songolia (yaşları itibariyle) 3 gün üst üste bu seviyedeki mücadeleyi fiziki olarak kaldırabilirler mi diye düşünüyordum. özellikle Asvel maçının sonunda Songolia'nın nefesinin bittiğini görünce doğrusu Rytas maçında kendisinden fazlaca bir beklentim kalmamıştı. Ancak Songolia bu düşük skorlu maçta her biri kritik anlarda olan 8 sayı üreterek karakterini oyuna yansıttı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm oyuncularımızın iyi oynadığı bir karşılaşma izledik. Ancak aslan payı sayın Mahmudi'ye ait. takımı inanılmaz iyi hazırlamış. Bunun temel göstergesi; 18'de 18 %100 ile serbest atış kullanılması. Muhtemelen Türkiye basketbol tarihinde yabancı takımlara karşı (gerek milli gerekse klüp takımları nezninde oynana önemli maçlar dikkate alındığında) %100'lük bir serbest atış yüzdesi ilk kez gerçekleşmiştir. Bu konsantrasyonu sağlayan ve takımı hazırlayan Mahmudi'yi (Ataman'ı ya da Kunter'i) milli takımı çalıştırırken görmek dileğiyle.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rakip koç Dzikic yeni nesil Sırp koçların en önemlilerinden birisi. Özellikle Krka takımı ile hem yerel hem de Avrupa başarıları olan bir koç. Galatasaray'ı çok iyi etüd etmiş. ikili oyunları büyük ölçüde durdurmayı başardı. Mükemmel savunma yaptılar. Ancak Galatasaray hem daha farklı hücum silahları, hem daha tecrübeli oyuncuları ve hem de konsantrasyonu ile galibiyete ulaştı. Tebrikler Galatasaray. Devamını bekliyoruz...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6665211540476337259?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6665211540476337259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6665211540476337259&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6665211540476337259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6665211540476337259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/10/mahmudi-ile-bileginin-hakk-ile.html' title='Mahmudi ile Bileğinin Hakkı ile...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Q7dW0qrFsRU/TolymOf1SBI/AAAAAAAAAeI/Aa5QtajCPH4/s72-c/rytas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6857107855863405434</id><published>2011-09-06T00:18:00.001-07:00</published><updated>2011-09-06T01:11:10.643-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>Eurobasket 2011'de Türkiye Milli Takımı: Haticeye Bakalım</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-pUhgTaF7zmM/TmXVj4ipTrI/AAAAAAAAAeA/uadMsvpaSWA/s1600/quot12-dev-adamquot-euro2011e-hazir.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 390px; DISPLAY: block; HEIGHT: 217px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5649156120055991986" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/-pUhgTaF7zmM/TmXVj4ipTrI/AAAAAAAAAeA/uadMsvpaSWA/s400/quot12-dev-adamquot-euro2011e-hazir.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ev sahibi Litvanya ve güçlü kadrosu ile İspanya'nın yanı sıra Türkiye'nin de olduğu grupta İngiltere, Portekiz ve Polonya gibi sıradan takımların grupta ilk üçe girme şansları olmaz diye düşünüyorduk ama Polonya bu şansı yakaladı. Sıradan dediğimiz takımlardan İngiltere'yi yenmiş olsa idi Polonya, şu anda bir üst tura çıkmışlardı. Yenemediler ve yerlerine bizim geçmemize izin verdiler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Polonya'nın İngiltere'ye kaybetmesi bizim sadece üst tura çıkmamızı sağlamadı, üst tura galibiyetle çıkmamızı sağladı. Hikayenin sonuna geldiğimizi düşündüğümüzde yeni bir hayal dünyasının kapısı aralandı önümüzde. Son basketi de atabilmiş olsak dibe vurup zirveye çıkmıştık. Şu an zirveye çıkmasak da cebizmideki puanla herşeyi yapabilecek durumdayız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hikayenin başına şöylece bir dönelim. Elimizde iki galibiyet bir mağlubiyetle Polonya maçına çıkıyoruz. İngiltere polonya ayarında bir takım ve farklı yendiğimiz için takımımıza güvenimiz tam. İngiltere maçı öncesinde içimizde bir miktar endişe vardı acaba kaybedermiyiz diye ancak İngiltere maçındaki farklı galibiyetimiz bu endişenin Polonya maçı öncesinde ortaya çıkmasına engel oldu. Ta ki maç başlayana kadar. Parkedeki oyun başladığı andan itibaren acaba kaybeder miyiz sorusu akıllara geldi. Bu soru ile birlikte kaybedersek eleniyoruz korkusu da beraber geldi ve maalesef (ya da &lt;strong&gt;ne talihliymişiz ki&lt;/strong&gt;) kaybettik. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Polonya maçı öncesinde teknik heyetin önüne iki seçenek konsaydı:&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;a) Bu maçı kaybedeceksiniz. Polonya-İngiltere maçı herhangi bir sonuçla bitebilir. Yani Polonya İngiltere'yi yenerse eleneceksiniz. Ama İspanya'yı yeneceksiniz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;b) Bu maçı kazanacaksınız ve İspanya'ya kaybedeceksiniz. üst tura çıkacaksınız ve puansız çıkacaksınız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İkinci şık doğal olarak tercih edilirdi. Ama ne şans ki Polonya'ya kaybettikten sonra olabilecek en iyi sonuçlar geldi. Bunu bir kenara bırakalım ve İspanya maçı sonrasına gidelim. Orhun Ene, Ender, Ömer ve Hidayet Polonya'nın İngiltere'ye kaybetmesinin bize ek motivasyon sağladığında hem fikirler. (Biz Polonya'ya kaybetmemiş olsaydık İngiltere-Polonya maçının sonucu ne olursa olsun bize artı ya da eksi motivasyon sağlamazdı. O yüzden Polonya maçının kaybedilmesine, maalesef değil ne şanslıymışızki Polonya'ya kaybettik demeliyiz.) &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İki gün öncesine Litvanya maçına dönersek ise Kerem'in aldığı dirsek darbesi sonrası sakatlanması ile (teknik olarak değil) mental olarak Litvanya maçından koptuk ve kaybettik. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2000'den bu yana hem tarihimizin en güçlü kadroları ile (?) basketbol şampiyonalarına katıldık hem de kadro olarak katıldığımız her turnuvada (2006 hariç) şampiyon olabilecek (ya da madalya alabilecek) potansiyelde kadrolara sahiptik. Biz bu 11 yıllık süreçte evimizdeki iki turnuva haricinde madalya alamadık. Bırakınız madalya almayı madalya almaya yaklaşamadık bile. Tarihimiz Avrupa ikincilikleri, dünya ikincilikleri ile dolu olmadığından bu başarıları küçümsüyor değiliz elbette ancak sadece kendi evimizde bunu gerçekleştirebiliyor olmamızın nedenini de sorgulamak lazım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Netice değil, haticeye baktığımızda sevgili Kaan Kural'ın çok güzel benzetmesi ile kartopu gibiyiz. Dağdan aşağı doğru yuvarlanan bir kartopu. Evimizde oynadığımızda yamaçtan aşağı bu kartopu kayarken giderek büyüyor ve bir çığ görünümünü alıyor. Onun dışında bir çığ olabilmemiz için dışsal bir şok gerekli. Takımın maça konsantrasyonunu arttıran bir şok, mental olarak takımı kuvvetlendiren bir şok. Ters şok olduğunda ise basketbol ilahları dahi bize galibiyet getiremez.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Turnuvada önümüzdeki maçlarda böyle olumlu şoklar bulmak dileğiyle... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6857107855863405434?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6857107855863405434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6857107855863405434&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6857107855863405434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6857107855863405434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/09/eurobasket-2011de-turkiye-milli-takm.html' title='Eurobasket 2011&apos;de Türkiye Milli Takımı: Haticeye Bakalım'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pUhgTaF7zmM/TmXVj4ipTrI/AAAAAAAAAeA/uadMsvpaSWA/s72-c/quot12-dev-adamquot-euro2011e-hazir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1888543822150920521</id><published>2011-02-24T13:09:00.000-08:00</published><updated>2011-02-24T13:44:20.618-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>4-12-17 Numaralar İyi Oynadı</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PTCcm-6nlMQ/TWbQw1eXc0I/AAAAAAAAAd0/BK1-gihyztE/s1600/papaloukas.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 261px; DISPLAY: block; HEIGHT: 193px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5577374725951681346" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/-PTCcm-6nlMQ/TWbQw1eXc0I/AAAAAAAAAd0/BK1-gihyztE/s400/papaloukas.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçen hafta iki takımımızın da yenilmesi sonrasında: "Fenerbahçe euroleague takımı ya Efes Pilsen?" başlıklı bir yazı planlamıştım ama maalesef yazamadım. Zalgiris'e yenilen Fenerbahçe benim gönlümde yenilmemişti. Yenilmesi için her türlü şart hazır olmasına rağmen sahadaki oyuncular sonuna kadar mücadele ettiler. Fenerbahçe karakterli bir takım olduğunu gösterdi. Efes ise Nicholas'ın geldiği dönemden beri farklı bir hüvviyette. Büyük oyuncuları olan küçük takım hüvviyetinde. Nicholas, Smith, Rakocevic'in form durumları ve arzuları efes'in kadaerini belirliyor son 4 yıldır. Bir oyuncunun takımı bir yere taşıyamayacağının hikayesini değil, kalın bir romanını yazdı Efes ve korkarım da yazmaya devam edecek...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;OLY iyi oyuncuları var. Ama eksikleri de var. Fenerbahçe için de bu söylem geçerli. Futbol gazetecisi ağzıyla yazarsak; OLY ile Fener'in eksik oyuncularını bir araya getirsek EL için çok iyi kabul edilebilecek bir beş sahaya sürmek mümkün. Fenerbahçe'nin beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattığı tek maç bu oldu. Doğrusu ilk kez takımın pes ettiğini gördüm. Bunu, farkın açıldığı dönem için söylemiyorum. Daha ikinci periodun başında Fenerbahçe farkı yakalamadan önce Fenerbahçeli oyuncuların gözünde maçı kazanacaklarına dair bir ışık göremedim. Fenerbahçe farkı açarken dahi Ivkovic'in kenardaki sakinliği bu maçın adeta OLY'a gideceğini gösteriyordu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Preldzic'in o erken şut seçimi ile OLY yakaladaığı seri ile Fenerbahçe'yi nakavt etti. Rakip OLY olunca belki mazur görülebilir bu mağlubiyet ama bütün senenin emeğinin meyvelerinin toplanacağı maçın bu şekilde kaybedilmesini doğrusu sindirmek zor. Yukarıda bahsettiğim takım karakterinin ilk kez parkeye yansımadığını görmek ise üzücü. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak kaybeilmiş önemli bir şey olmadığını düşünüyorum. Valencia maçı şimdi çok kritik bir hal aldı. Doğrusu grup birinciliğinin kaçmasına hiç yanmıyorum. Çaprazdan kimin geleceği de çok önemli değil. (muhtemelen madrid gelecek). Ancak Valencia'da yaşanacak bir kaza bütün senenin çöpe atılması anlamına gelecek. Ancak böyle bir senaryonun yaşanmayacağından da emin olduğumu belirtmek isterim. Bu sene Fenerbahçe yediği tokatlardan güzel dersler çıkarttı. ilk kez üst üste iki mağlubiyet aldılar. Üçüncüsünün olabileceğine ihtimal dahi vermiyorum. Fenerbahçe, Valencia'yı dümdüz edip üst tura çıkacak ve oradan da F4'e rahatlıkla çıkacaktır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1888543822150920521?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1888543822150920521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1888543822150920521&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1888543822150920521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1888543822150920521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/02/4-12-17-numaralar-iyi-oynad.html' title='4-12-17 Numaralar İyi Oynadı'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PTCcm-6nlMQ/TWbQw1eXc0I/AAAAAAAAAd0/BK1-gihyztE/s72-c/papaloukas.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8257285282202108066</id><published>2011-01-26T22:39:00.000-08:00</published><updated>2011-01-26T22:58:06.180-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>EfesPartizan Deplasmanınnda Galip: Teşekkürler İgor</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TUEXWkUopGI/AAAAAAAAAdo/bYGghMkoSKg/s1600/igor-rakocevic-tau-ceramica.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 226px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566756290881430626" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TUEXWkUopGI/AAAAAAAAAdo/bYGghMkoSKg/s400/igor-rakocevic-tau-ceramica.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Grup kuraları çekildiğinde partizan deplasmanının belirleyici olacağını yazmıştım. Deplasmanda Partizan'ı yenemeyeceğimizi düşünüyordum. Real Madrid'den 20 sayı fark yemelerine rağmen zor olacağını düşünüyordum. Gerçekten de kolay olmadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Partizan taraftarını gördükçe bu topraklarda basketbolu yeşertmenin olanaksız olduğu inancım maalesef kuvvetleniyor. Avrupa basketbolunun mabedi eski yugoslavya topraklarında...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Rakocevic Efes'le anlaştığında çok mutlu olmuştum. Benim için Avrupa'nın en iyi iki numaralarından birisiydi. yıllardır özlemini çektiğimiz bir isimdi. Ama bir türlü istenen verim alınamadı. Hücumdaki sayılarından ziyade savunmadaki zaaflarını konuştuk. Rakocevic'i seyrettikçe "bu adam alındığında neden o kadar sevinmiştim" diye düşünmeye başlamıştım. dün bu soruma cevap buldum. geldiğinden beri her maç böyle oynacağını düşündüğüm Rako, meersem iki yıllık basketbol orucunu açmak için Partizanı, yetiştiği kızılyıldız'ın en önemli rakibini beklemiş.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Maç içinde özellikle Roberts'ı beş numara olarak kulllandığımız dönemde takım iyi performans sergiledi. Raduljica sakatlık sonrası hantallığını yaşıyor ve muhtemelen 3-4 haftadan önce kendini bulması zor. Vujcic ise yaşlılık sendromunda. sadece ayakları değil, elleri de yavaşlamış. en iyi yaptığı pas dağıtımını bile yapamadı ve 5 top kaybı ile maçı tamamladı. Raduljica yıllardır pota altı için aradığımız fizik güce sahip. Umarım bir an önce toparlar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Takım iyi olmasa da 2'de iki yaptık. sienayı 2 partizanı ise 3 sayı ile geçtik. Umarım real madrid'i de yenebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8257285282202108066?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8257285282202108066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8257285282202108066&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8257285282202108066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8257285282202108066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/01/efespartizan-deplasmannnda-galip.html' title='EfesPartizan Deplasmanınnda Galip: Teşekkürler İgor'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TUEXWkUopGI/AAAAAAAAAdo/bYGghMkoSKg/s72-c/igor-rakocevic-tau-ceramica.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6267088381092126985</id><published>2011-01-25T22:41:00.000-08:00</published><updated>2011-01-25T23:19:13.315-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Galatasaray-Estudiantes</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TT_K4zJP5PI/AAAAAAAAAdg/F1npIAI_Oyc/s1600/jerry_QRGDN.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566390741603706098" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TT_K4zJP5PI/AAAAAAAAAdg/F1npIAI_Oyc/s400/jerry_QRGDN.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rakip güçlü ama Jasen gibi önemli bir oyuncusundan yoksun. Galatasaray'da ise Tutku ve Caner yok. Maç sonrası Mahmudi: "sakatlıklıklar nedeniyle ritmimizden ve oyun sistemizden uzaklaştık. bu bizi kötü etkiledi. bu akşam kaybetme nedenimiz buydu" diyor. Caner galatasaray kısa rotasyonu açısından değerli bir oyuncu ancak onun eksikliğinin takımı bu kadar etkilmesi pek mümkün gözükmüyor. Asıl sorun Tutku'nun eksikliği. Daha da büyük sorun Mahmudi'nin oyun kurucu seçimleri. Solomon, Jenkins gibi oyuncularla Mahmudi'nin tarzı arasında bir uyumsuzluk var. Mahmudi önce savunma diyor. Solomon'u bir kenara bırakırsak bu tarz oyuncular savunmayı pek sevmiyorlar. Mahmudi hücumda takımı oynatacak ve doğru seçimler yapacak oyun kurucu istiyor. Bu tip oyuncular kendilerini tatmin etmeden takımı oynatan oyuncular değil. Şut seçimleri ise her durumda tartışılabilecek oyuncular. Popovic biraz Mahmudi'nin isteklerini karşılayabilecek bir oyuncuydu. Ama o da savunma da çok zayıf kaldığı için dikiş tutturamadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Jerry Johnson ve Rochestie'yi izlerken muhtemelen Galatasaray taraftarlarının aklına D-Wash gelmiş olmalı. D-Wash bunlardan bir iki gömlek daha iyi bir oyuncuydu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Neyse Tutku'nun yokluğunu tarzı çok farklı olsa da Evren Büker doldururdu. bu sene Evren ilk kez oyun kurucu olarak denendi. Cem Akdağ geçen sene sıklıkla Evren'i oyun kurucu olarak oynatıyordu. Evren bence bir numarada daha başarılı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu oyun kurucularla Galatasaray'ın işi çok zor. Umarım daha iyi organize olacakları bir yapıya doğru Mahmudi takımı yönlendirebilir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6267088381092126985?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6267088381092126985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6267088381092126985&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6267088381092126985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6267088381092126985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/01/galatasaray-estudiantes.html' title='Galatasaray-Estudiantes'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TT_K4zJP5PI/AAAAAAAAAdg/F1npIAI_Oyc/s72-c/jerry_QRGDN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1532761227049802905</id><published>2011-01-20T23:45:00.000-08:00</published><updated>2011-01-20T23:52:49.167-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='transfer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><title type='text'>Serkan Erdoğan Beşiktaş'ta</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTk7NmtNRbI/AAAAAAAAAdY/ocWoOHpE-Uc/s1600/serkan.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5564543919507457458" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTk7NmtNRbI/AAAAAAAAAdY/ocWoOHpE-Uc/s400/serkan.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yukarıdaki fotograftaki imza Serkan için pek hayırlı olmamıştı. Ama Beşiktaş'â atılan imzanın daha farklı olacağına inanıyorum. Beşiktaş yerli rotasyona çok değerli bir ismi transferin son günlerine yaklaşırken katmayı başardı. Serkan'ın son dönemlerdeki performansına bakıldığında bu gereksiz bir transfer olarak görülebilir ancak potansiyeli olan oyuncuların Beşiktaş'ın havasından etklendiğini de unutmamak gerek. Mustafa Abi, Kerem Tunceri gibi oyuncular kötü sezonların ardından Beşiktaş'ta büyük sıçrama kaydetmişlerdi. Serkan'ın da böyle bir sıçrama kaydedeceğini umuyorum. Akatların havasının hem Serkan'a hem de dolayısıyla Türkiye basketboluna faydası olacağına inanıyorum. hoşgeldin Serkan...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1532761227049802905?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1532761227049802905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1532761227049802905&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1532761227049802905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1532761227049802905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/01/serkan-erdogan-besiktasta.html' title='Serkan Erdoğan Beşiktaş&apos;ta'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTk7NmtNRbI/AAAAAAAAAdY/ocWoOHpE-Uc/s72-c/serkan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8950130271071268928</id><published>2011-01-20T22:59:00.000-08:00</published><updated>2011-01-20T23:37:38.969-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>OLY-Fenerbahçe: 21. Maç Sonunda Evinde Teslim Oldu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTk3tEnGceI/AAAAAAAAAdQ/6We8IoOJusw/s1600/spahija.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 308px; DISPLAY: block; HEIGHT: 220px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5564540062064341474" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTk3tEnGceI/AAAAAAAAAdQ/6We8IoOJusw/s400/spahija.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Başlık herşeyi anlatıyor. Zor deplasman. Güçlü bir takım. Kendi evinde EL'de son 20 maçını da kazanan bir takım. Bir tarafta kolay kolay 75 sayının üzerinde sayı yemeyen Fenerbahçe diğer tarafta ise 80'nin altında kolay kolay sayı atmayan OLY. İbre kimi gösterecek. Farkın bile önemli olduğu bir durum. Çünkü grup birincisi ya Fenerbahçe olacak ya da OLY olacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kuralar çekildiğinde sene başında genç oyuncuları ile Fenerbahçe'nin OLY'a karşı çok iyi mücadele ettiğini dillendirmiştim. Tecrübeli oyuncuları ile Fenerbahçe'nin OLY'a karşı şansı olabileceğinin altını çizmiştim. Fenerbahçe beklediğimden de iyi çıktı. Her oyuncu için bir şeyler söylenebilir. Ömer, May, Kinsey, Preldzic, Tomas, Ukic her biri çok iyi oynadı. Jasikevicius oynadığı kısa sürede 5 top kaybına rağmen kritik anlarda tecrübesi ile takıma katkı sağladı. sadece hücum organizasyonunda ya da attığı sayılar ile değil, savunmadaki gayreti ile. Fenerbahçe'yi OLY'dan ayıran en önemli fark da burada yatıyor. OLY'un daha büyük yıldızları olabilir. Ama fenerbahçe oyunun her iki yanını da daha iyi oynayabiliyor. Fenerbahçe'nin savunmadaki etkinliğini neredeyse her maç görebiliyoruz. Fenerbahçe'nin savuması hücumundan hücumu ise savunmasından besleniyor. Oyun kurucusuz oynanan Siena maçını çıkarttığımızda Fenerbahçe'nin bu seneki performansının üst düzeyu olduğunu söyleyebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm bu söylediklerimizden takıma ilişkin hiçbir sıkıntının olmadığını söyleyemeyiz. Bir kere dün akşamki üçlük yüzdesi bırakın sık karşılaşmayı ender olarak bile karşılaşılabilecek bir durum değil. Serbest atışlarda bile %80 gibi bir ortalama yakalamak kolay değil. Fenerbahçe bu sene %75 ile serbest atış kullanıyor. Maçın kafaya gittiği dönemlerde Fenerbahçe %40'Lar civarında bir ikilik ve %83 gibi üçlük yüzdesi ile hücum ediyordu. Bu dönemde dışarıdan da atış kullanmamız gerektiğini düşünüyordum. May oyuna girip, hem hücum ribauntlarında etkin olması ve hem de pota altından sayı üretmesi ile Fenerbahçe dışarıdan da daha rahat sayı bulmaya başladı. o ana kadar savunmayı dışarı çok çıkaran OLY içeri biraz gömülmek zorunda kaldı ve işler Fenerbahçe için kolaylaştı. Burada bence kritik olan husus May'in performansı idi. İlerleyen haftalarda bu meseleyi çok konuşacağız ancak Fenerbahçe bu sisteminde Oğuz'u değerlendiremiyor. daha doğrusu pick and roll oyunlarında Oğuz'dan fazlaca bir şey beklemek haksızlık olur. Oğuz'u oyunda olduğu anlarda onu, birebir bırakarak rakibin içeri gömülmesini sağlayacak bir düzen Fenerbahçe için daha iyi sonuçlar doğurabilir. Dün Lavrinovic'in bile savunbma alanında verdiği katkı unutulmayacak cinsdendi. Pota altındaki savunma sıkıntısına Lavrinovic'in katkısı gerçekten değerliydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm oyuncuları teker teker kutlamak lazım. zoru, kolaya çevirdiler. Umalım, okyanusu geçtikten sonra derede boğulmayız. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8950130271071268928?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8950130271071268928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8950130271071268928&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8950130271071268928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8950130271071268928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/01/oly-fenerbahce-21-mac-sonunda-evinde.html' title='OLY-Fenerbahçe: 21. Maç Sonunda Evinde Teslim Oldu'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTk3tEnGceI/AAAAAAAAAdQ/6We8IoOJusw/s72-c/spahija.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4019680978505484586</id><published>2011-01-20T02:41:00.000-08:00</published><updated>2011-01-20T03:05:15.858-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes-Siena</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTgW3rykNdI/AAAAAAAAAdI/DJLywr8CNU0/s1600/4f8cb2a9ada61178efd30214d1bce22b-getty-basket-eurl-cibona-montepaschi.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 298px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5564222485519676882" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTgW3rykNdI/AAAAAAAAAdI/DJLywr8CNU0/s400/4f8cb2a9ada61178efd30214d1bce22b-getty-basket-eurl-cibona-montepaschi.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;McCalebb'in yokluğu efes için bulunmaz bir fırsattı ama Kerem'in hastalığı nedeniyle bu fırsattan yeterince yararlanılamadı. Efes daha farklı kazanmalıydı. Ama bu güce sahip değil. sorun çok fazla ve hepsini analiz etmek pek de kolay değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Takıma bakıyoruz: Vujcic, Nachbar, Rakocevic, Thornton, Wisnievski gibi oyuncular var. Hiçbirisi kendisinden beklenen düzeyde bir oyun sergileyemiyor. En azından sorunun Ataman'da olmadığını görüdük. Bir ölü toprağı var ve onu kaldırmak mümkün olmuyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Neyse bu konu çok uzar. Temel bir noktanın altını çizelim yeter. Maçta toplam 118 sayı atıldı. Bunu söyledikten sonra Efes'in savunmasını eleştirmek ne kadar mantıklı gelir size bilemem. Efes'in pota altı savunması çok ciddi alarm veriyor. bunu anlamak için rakovic'in istatistiklerine bakmak yeterli. Rakovic 8 sayı ortalaması ile oynarken dün 16 sayı kaydetti. sadece sayı değil. Euroleague'de oyuncuların kariyerlerinin en yüksek derecelerini 9 başlık altında topluyorlar. sayı, ribaunt, etkinlik vd. Söz konusu 9 başlıktan 6 tanesini Efes'e karşı gerçekleştirdi. rakovic çok yönlü bir oyuncu değil. Fizikman kuvvetli ama EL'in dominant uzunlarından birisi olmadığı gibi gelecekte de önemli bir oyucnu olmayacak. Şu an zaten 27 yaşlarında olmalı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Siena'yı yenmek çok güzel. Ama fark yeterli değil. Umalım önümüzdeki haftalarda daha iyi sonuçlar alabiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4019680978505484586?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4019680978505484586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4019680978505484586&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4019680978505484586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4019680978505484586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/01/efes-siena.html' title='Efes-Siena'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TTgW3rykNdI/AAAAAAAAAdI/DJLywr8CNU0/s72-c/4f8cb2a9ada61178efd30214d1bce22b-getty-basket-eurl-cibona-montepaschi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3675064980429213539</id><published>2011-01-04T23:04:00.001-08:00</published><updated>2011-01-04T23:20:32.396-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Euroleaugue Kurası</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TSQYF6PYPCI/AAAAAAAAAdA/9oqt0RNekQE/s1600/eurolea.png"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 275px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558594329894206498" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TSQYF6PYPCI/AAAAAAAAAdA/9oqt0RNekQE/s400/eurolea.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Önce Fenerbahçeyi değerlendirelim. Görece kolay bir grup olduğunu söylememiz mümkün. Sena başında Olimpiakos ile yapılan hazırlık maçında genç oyunculardan kurulu  Fenerbahçe ile OLY'e karşı oldukça iyi mücadele etmişti. Fenerbahçe gerçekten ciddi tecrübeye sahip yabancı oyuncular tercih etti. Bu oyuncuların kritik maçlarda takımı taşıyacağına inancım tam. Son maç yazısında Fenerbahçenin pota altı sorunundan bahsetmiştim. Vidmar'dan yoksunluk pota altı savunmasında ciddi sorunlara yol açıyor. Bunu nasıl çözecekler bilemiyorum. Ama en azından kurada gelen rakiplerden nikincilik için Fenerbahçeyi zorlayabilecek takım olmadığını düşünüyorum. OLY maçlarındaki performans ise Fener için F4'ün kapısını birazcık daha aralayacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in işi oldukça zor. Zorluğun nedeni Siena ya da Real Madrid değil, asıl neden Partizan'dan kaynaklanıyor. Deplasmanda Efes'in partizandan galibiyet çıkarabileceğini düşünmüyorum. Deplasman fukarası Efes için bence en büyük sorun bu olacak. Real Madrid iyi bir kura olarak bile değerlendirilebilir. İniş çıkışları çok olan bir takım. İniş anında yakalarsa Efes real'den iki galibiyet alabilir belki. Siena ise Efes için yutulamayacak büyüklükte bir lokma. Siena'da taşlar yerine oturmaya başladı. Takım şekillendi. Bu nedenle de Efes'in Siena'dan galibiyet alabileceğine ben inanmıyorum. Mesele Siena'nın deplasmanda Efes haricinde galibiyet alıp alamayacağına bağlı olacak. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes beni yanıltırsa ve fener ise yanıltmazsa top 8'de iki takımımızı görebiliriz. Temennilerim bu yönde...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3675064980429213539?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3675064980429213539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3675064980429213539&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3675064980429213539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3675064980429213539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/01/euroleaugue-kuras.html' title='Euroleaugue Kurası'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TSQYF6PYPCI/AAAAAAAAAdA/9oqt0RNekQE/s72-c/eurolea.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7706798994712845367</id><published>2011-01-03T22:48:00.001-08:00</published><updated>2011-01-03T23:37:07.118-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Fenerbahçe-Efes: İkinci yarıda tahminlerimiz tuttu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TSLOE9zhptI/AAAAAAAAAc4/6YFZR925_0c/s1600/kaya.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 224px; DISPLAY: block; HEIGHT: 168px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5558231474834089682" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TSLOE9zhptI/AAAAAAAAAc4/6YFZR925_0c/s400/kaya.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nereden başlasam nasıl anlatsam diye düşünmek zorunda olduğum bir maç. Maçta takımların vasat ve altındaki oyunları değil ama maç dışında konuşulacak şeylerin fazlaca olması beni düşündürüyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes Saras'ın oynamaması için maç başlamadan itirazda bulunmuş. Saras oyuna girince de "kapalı zarf" ile itirazını iletmiş. Muhterem spiker ve yorumcularımız zarfın kapalı olmasına neden takıldılar anlamak pek mümkün değil. Neyse buraya takılmayacağım. Efes Saras'ın oynamasına neden itiraz etti? Burada birazcık sesli düşünelim. Saras transferi sonrasında Efes muhtemelen Saras'ın kendi maçlarına yetiştirilmesi için federasyonun maçı bir gün ileriye aldığını düşündü. Buna ilkesel olarak ya da reel nedenlerle itiraz etmiş olabilir. Geçmişteki Fenerbahçe serileri ve bunları sonrasında klüpten ve yöneticilerden yapılan açıklamalara ilişkin olarak parkede değil parke arkasında bir mücadele de yürütebileceklerinin mesajını vermek isteyebilir. Süreci ve sonucu merakla bekliyorum. Maç sonuçlarının parkede belirlenmesi gerektiği inancımı tekrardan paylaşıp bu meselelere takılmamak gerektiğinin altını çizelim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Muhterem spiker ve daha muhterem yorumcular gerçekten maç izleme keyfimizi kaçırıyorlar. Pozisyon tekrarlarıın veremeyen kamera ve yönetmene de ayrıca bir teşekkür edelim. Nihayetinde bu maçları izlemek için belli bir maliyete katlanıyoruz. Karşılığında sunulan hizmetin (piyasa mantığı ile bakarsak) kalitesizliği düşündürücü. Efes Saras üzerinden hücum etmeliymiş. E Fener de Rako üzerinden hücum etsin o zaman. Sahada muhteşem bir basketbol varmış. top 16 değil top 8 kalitesinde bir oyun varmış. Kimse kusura bakmasın ama top 8 kuvvetindeki herhangi bir takım dünkü gibi oynayan takımalrı "evire çevire" yenerdi. Aman en savunma varmış. 5 kişinini arasına girip boş turnike atanları bir tek izleyiler mi görüyor? 50 yılımız verdik diyor muhteremlerden bir tanesi. EL'i biz bilmeyelim de kim bilsin demeye getiriyor ama daha bir yüzyıl daha verseler bu işi beceremezler gibi...Basketbolu bunların at gözlüğü ile baktıkları zihniyetten arındırmak yararlı olur gibi geliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maç öncesi Efes'in yenebileceğine ihtimal veren var mıydı bilmiyorum. Efes'in durumu bu. Hatta bence maksimumu bu. Gördüğüm kadarıyla wisnievski yerine ender tercih edilebilirdi gibi bir düşünce hakim. Efes'in iyi olduğu beşe baktığımızda wisnievski'nin olduğunu görüyoruz. Efes sekiz sayı farkla öndeyken wisne 3. faulu aldı ve cıktı. Ukic'i bence ilk yarıda çok iyi müdafa etti. Efes'in kısa rotasyonunda wisne'nin müdafa katkısını yapabilecek tek bir oyuncu var o da Sinan. Dünkü Sinan'ı özel olarak konuşmak istiyorum çünkü gerek BJK'da gerek Efes'de ve gerekse de milli takımdaki maçları sonrasında Sinan'ı çoğu zaman başrole koymuştum. Dün Sinan yine başroldeydi. Ancak bu sefer beklenen hiçbir şeyi yapmayarak. Marko Tomas'ı savunması gerekiyordu. Marko Türkiye'deki kariyerinin en iyi oyununu oynadı. Sinan'da en kötü. Marko Tomas'ı tutmak için belki Cenk tercih edilebilirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in sorunu sadece uzun rotasyonunda değil. Bu nedenle de Raduljica'nın dönmesi ile Efes Pilsen'de büyük bir değişim olacağını düşünmüyorum. Efes'in köklü bir değişime ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe'de Tomas'ın devreye girmesi sevindirici. Lavrinvic'den hiç katkı gelmemesi ise düşündürücü. F4 'nün realistik bir hedef olabilmesi için Fenerbahçe'nin lavrinovic'den katkı alması gerekiyor. Vidmar'ın yokluğu pota altı savunmasında ciddi zaaflara yol açıyor. Efes Vujcic yorulana kadar oradan çok sayı üretti. Kaya'nın hırlı oyunu bu sorunun çok fazla göze batmasına engel olsa da daha ciddi rakiplere karşı tek başına Kaya'nın hırsı ve istekliliği (eski takımına hatta perasovic'e karşı oynamasının bu noktada onu hırslandırdığını belirtelim) ile bu sorunun üstesinden gelmek pek mümkün değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7706798994712845367?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7706798994712845367/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7706798994712845367&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7706798994712845367'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7706798994712845367'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2011/01/fenerbahce-efes-ikinci-yarda.html' title='Fenerbahçe-Efes: İkinci yarıda tahminlerimiz tuttu'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TSLOE9zhptI/AAAAAAAAAc4/6YFZR925_0c/s72-c/kaya.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6821213337738310263</id><published>2010-11-12T01:19:00.000-08:00</published><updated>2010-11-12T02:06:33.213-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes'de Değişen Bir Şey Yok!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TN0QUhav7rI/AAAAAAAAAcs/pt4KdILYNaI/s1600/rako.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 308px; DISPLAY: block; HEIGHT: 221px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538601061489569458" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TN0QUhav7rI/AAAAAAAAAcs/pt4KdILYNaI/s400/rako.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İki haftadır Fenerbahçe'deki değişimi alkışlıyoruz bu satırlardan. Aynı alkışımızı Efes'e de göndermek istiyoruz ama Efes bize bu fırsatı sunmamak adına oldukça gayretli. Bir hatalar zinciri var. Sorunun tek başına Ergin Ataman'dan kaynaklanmadığını doğrusu Blatt göstermişti bize. Transfer politikasında düzinelerce yanlış var. Sorun Mahmudi-Ataman-Blatt ve Perasovic'de olabilir mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'e ilişkin son yazımda (milano galibiyetinden sonra yazdığım yazıda) Efes'in kemikleşmiş sorunları olduğunu belirtmiştim. Nachbar geçen sene dört oynadığı için verimsizdi. Bu sene ne değişti. Yine dört oynuyor. Rakocevic geçen sene vurdumduymazdı, yine öyle. Perasovic Kaya'yı gönderdi Roberts'ı aldı. Takımında 2-3 tane çok iyi uzun varsa yedeklemek maksadı ile (takımın 5. uzunu olarak düşünlebilecek bir oyuncu Roberts) alınabilir. Wisniewski bence doğru bir transferdi. Daha iyi bir isim olabilirdi ama amaç kısa rotasyonuna sertlik katmak ve oyun kurucu pozisyonundan skor katkısı almaktı. Özzellikle dış şut yüzdesi düşük olan Kerem Tunceri için kuvvetli bir alternatif istemiş olmalı Perasovic. Tunceri'nin dünya kupasındaki performansı sonrası yükselen grafiği, Wisnievski transferini gereksizmiş gösterse de bence oyun kurucu pozisyonuna destek gerekiyordu. Bu noktada rotasyon, maliyetler ve amaç gibi etkenlere bakmak gerekiyor. Efes Pilsen yöneticileri daha düşük bir bütçe ile son senelerde yaptığını yapabileceğini gördü. F4'ün ise bir hayal olduğunu düşünmeye başladılar. Bu anlamda F4 hedefinin rafa kalktığını söyleyebiliriz. Önceki sezonlarda en azından bir hayaş olarak varlığını koruyan F4 hedefi hayal bile olmaktan çıktı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu sene başında efes'den bir darbe bekliyordum. Ataman-Perasovic değişikliği sanki bir darbeymiş gibi geldi; aynı mahmudi-blatt değişikliğinde olduğu gibi. Ama transferlere ve oynanan oyuna baktığımızda bu darbenin sonunun aynı blatt değişikliğindeki son gibi olacağını tahmin etmek zor değil.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Anlayacağınız efes'de değişen bir şey yok...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maça gelirsek; 18 top kaybı sanırım çok şeyi izah ediyor. Panathinaikos eski Panathinaikos değil. Önemli kayıpları var. Şöylşe bir yazalım. Jasikevicius, Spanoluis, Nicholas, Haislip, Pekovic gitti. Gelenler ise Maric, Kaimakoglou ve Sato. Sato geçen seneki önemli bir açığı kapattı takımda ama gidenler ve gelenlere bakıldığnda Panathinaikos'un büyük güç kaybettiğini söylemek yanlış olmaz. Geçen sene daha güçlü olan Panathinaikos EL'e Top 16'da veda etmişti. İşte bundan daha zayıf bir Panthinbaikos'dan fark yemiş olmak pek de iyi bir durum değil. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Raduljica'nın takıma katılması ile daha iyi bir Efes izleriz ama ona rağmen hem kısa hem de uzun rotasyonlarındaki sorun, takım olma yönünde olumlu bir gelişme olmaması efes'in bu seneki geleceğini pek de aydınlık görmememizi sağlıyor. Umalım ilerleyen haftalarda bu düşüncelerimiz yanlış çıkar ve takım gibi oynayan bir Efes izleriz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6821213337738310263?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6821213337738310263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6821213337738310263&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6821213337738310263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6821213337738310263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/11/efesde-degisen-bir-sey-yok.html' title='Efes&apos;de Değişen Bir Şey Yok!'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TN0QUhav7rI/AAAAAAAAAcs/pt4KdILYNaI/s72-c/rako.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7824511549725890499</id><published>2010-11-10T22:48:00.000-08:00</published><updated>2010-11-11T02:56:56.382-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Fenerbahçe Tam Yol Devam Ediyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TNvLg1KIGjI/AAAAAAAAAck/rmGcKNf8VBc/s1600/2806326_230x230.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 230px; DISPLAY: block; HEIGHT: 230px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538243931667962418" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TNvLg1KIGjI/AAAAAAAAAck/rmGcKNf8VBc/s400/2806326_230x230.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Barca maçı sonrası "büyük değişim" demiştim Fenerbahçe'de yaşananlara. Doğrusu o yazıyı yazarken Siena maçını Fenerbahçe'nin çok daha rahat kazanacağını düşünmüştüm. Maç öncesi Fenerbahçe'nin 20 sayılık bir fark ile kazanabileceğini düşünüyordum. Bunun temel nedenlerinden birisi Siena'nın eski Siena kadar güçlü olmaması. Geçmiş senelerle kıyaslandığında Siena'nın önemli iki eksiği olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan birisi 3 numaradaki sıkıntı. Siena'nın en önemli özelliklerinden birisi Avrupa'da üst düzey olarak kabul edebileceğimiz 3 numaralarla oynaması. Thornton ve Sato düzeyinde bir üç numara olmaması takımın kimliğini değiştirmese de kalitesini düşürmekte. Moss El'de iyi takımlarda ancak yedek olarak oynatılabilecek bir oyuncu. Zaten maç sonrası Pianigiani'nin açıklamalarına bakarsak bazı oyuncuların El tecrübesi olmamasının maçı katbetmelerinde bir neden olarak kabul ettiğini görebiliriz. Siena'nın ikinci önemli eksikliği ise Eze ayarında pota altında rakip oyuncuları döven bir pivota sahip olmaması. Böyle bir oyuncunun olmaması rakiplerin Sİena pota altına daha rahat girmesini sağlıyor. Örneğin Siena'nın be sene 20'den büyük bir farkla kazandığı Cibona maçında riabuntlarda rakibinden sadece bir tane fazla ribunt almıştı. Keza yine galip geldiği Rytas maçında, ribauntları 34-30 kaybetmişti. Önceki senelerde McIntyre gbi bir oyun kurucusu vardı. bu oyun kurucunun olmamasını bir eksikilk olarak görmüyorum. Çünkü onun yerine alınabilecek iyi oyucnulardan birini aldılar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüm bunları Fenerbahçe'nin galibiyetini küçümsemek adına yazmadım. Grupta üçte üç yapan ve ismi Sİena olan bu takımı geçen seneki mantalite ile yenemezdik ve hatta far yerdik. Fenerbahçe kadro olarak gerçekten son yıllarda hep iyi yerlerdeydi. Barca maçında yeni gelenlerin maça katkısının neredeyse olmadığını hatırlatmam gerek. Bu maçta da ise bir tek Marko Tomas katkı verdi. Lavrinovic beklentilerin altında oynadı. Geçen seneden Ömer ve Semih gibi iki önemli oyuncusu yok ve buna rağmen Fenerbahçe büyük takım gibi oynayarak rakibini yeniyor. Siena'nın tüm hamlelerine karşılık verip yeniyor. Büyük değişimin devam ettiğini izlemek büyük keyif. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kadro, hakkını vermeye başladı. Önceki haftanın yıldızı Kinsey'in durduğu bir anda, preldzic'in, Kaya'nın var ile yokları oynadığı bir anda rahat denilebilecek bir galibiyet alabilmek için takım olmak gerekir. Fenerbahçe bu yolda hızla ilerliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu değişim Fenerbahçe taraftarınca olumlu karşılanmış olmalı. Geçen sene 1000 taraftar bile bulamayan takım bu sene 15000 taraftara oynuyor. Başka söze hacet yok...&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7824511549725890499?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7824511549725890499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7824511549725890499&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7824511549725890499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7824511549725890499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/11/fenerbahce-tam-yol-devam-ediyor.html' title='Fenerbahçe Tam Yol Devam Ediyor'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TNvLg1KIGjI/AAAAAAAAAck/rmGcKNf8VBc/s72-c/2806326_230x230.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4401020274744890488</id><published>2010-11-08T02:58:00.000-08:00</published><updated>2010-11-08T03:20:37.662-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Büyük Değişim: Fenerbahçe-Barcelona</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TNfc_xl4TUI/AAAAAAAAAcc/va_pwfuu98I/s1600/4_neven_spahija2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 230px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537137255077399874" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TNfc_xl4TUI/AAAAAAAAAcc/va_pwfuu98I/s400/4_neven_spahija2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçen seneki Fenerbahçe ile bu senekini karşılaştırırsak ne söyleyebiliriz? Mrsic gitti, Engin geldi. Ömer-Semih gitti, Lavrinovic-Kaya geldi. Gricek gitti, Marko Tomas geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Barcelona maçına baktığımızda Engin sakat ve dolayısıyla yok. Kaya sakat değil ama yok. Lavrinovic belki de kariyerinin en vasat oyunlarından birisi ile sahada. Tomas eh işte. Yani takıma yeni gelenlerin takıma verdiği çok da bir şey yok. Sorun gidenlerde miydi? SOrun onlarda olsa örneğin bir Mrsic'i teknik heyette görmezdik ya da sorun semih ve ömer'deyse onları da NBA'de görmezdik. Peki Fenerbahçe'deki bu değişim ne? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Önce değişimin ne olduğunu yazayım. Rakip kendisinden güçlü olunca teslim olan bir Fenerbahçe izlerdik. Ne zaman? Tanjevic'li dönemde...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tanjevic'li dönem sona erince daha karakterli bir takım izler olduk. Spahija'lı dönemde ise basketbol oynayan bir takım izlemeye başladık. sadece yüreğiyle değil aklıyla oynayan bir takım. Oyuncuların kenar yönetime güvenleri bu kısa sürede oluşmuş ve oyuna giren ya da çıkan oyuncuların küsmesi gibi bir durum yok. (Kaya'yı tenzih edelim.) Sahada olan neden sahada olduğunu ve kenarda olan da neden kenarda olduğunu biliyor. Geçen sene süre dağılıı eşit dağılacak prensibi vardı. Oyuna giren ve çıkanlar, performanslarına göre değil, bu süre dağılımındaki eşitliği sağlamaya yönelik olarak girip çıkıyorlardı. İyi oynayan oyuncuların kenara alındığı ve kötü oynayanların ise sahaya sürüldüğü çok maç hatırlıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyuncuların özgüvenlerini kazandıkları bu yeni ortamda daha karakterli oynayan, son topa kadar mücadele eden bir takım izliyoruz. umalım bu yapı tamamen yerleşir ve ilerleyen haftalarda bu oyunu hep birlikte alkışlarız.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe bu oyunuyla maçı kaybetmiş dahi olsa muhtemelen yazdıklarım bu minvalde olurdu. Mesele Barca'yı yenmiş olmak değil. Oynana karakterli oyun beni ziyadesiyle mutlu etti... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Foto: sportsport.ba&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4401020274744890488?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4401020274744890488/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4401020274744890488&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4401020274744890488'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4401020274744890488'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/11/buyuk-degisim-fenerbahce-barcelona.html' title='Büyük Değişim: Fenerbahçe-Barcelona'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TNfc_xl4TUI/AAAAAAAAAcc/va_pwfuu98I/s72-c/4_neven_spahija2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-89542693989147238</id><published>2010-11-04T03:33:00.000-07:00</published><updated>2010-11-04T04:19:36.883-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes-Milano</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Grup ikinciliği için çok önemli bir maçtı. Fark atmak galibiyet kadar önemliydi ve Efes arzu ettiği farkı yakalamış olsa da son iki dakikadaki baskı nedeniyle 8 sayılık farkla maçı bitirdi. Pecherov'un olmaması Milano adına uzun rotasyonunda önemli bir eksiklikti ve maç boyu bu eksikliği hep hissettiler. özellikle ilk periodda efes pota altından ciddi sayı üretebildi. Ancak maç geneline baktığımızda Efes'in pota altından yeterince istifade edemediğini gördük. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in %55'lik üçlük yüzdesi, Milano'nun serbest atış yüzdesinden daha fazlaydı. Pota altında ise %60'lık bir yüzde ile hücum etti Efesli oyuncular. Bu iyi yüzdeler Efes Pilsen'in iyi organize olmasından mı kaynaklandı yoksa Milano'nun kötü olmasından mı kaynaklandı sorusunun cevabı önemli. Bu noktada Efes'in saha içi hücum organizasyonunun pek de iyi olmadığını söyleyebiliriz. Kerem Tunceri çok fazla şey yapmak istiyor. Genel olarak iyi de oynuyor ama 6 top kaybı yaptı. Wisniewski ise yedekliliği hazmedememiş gözüküyor ve oyun kurmak yerine yarı sahayı geçer geçmez topu rako'ya vererek onun maharetlerine takımı emanet ediyor. Efes'in takımı oynatacak bir oyun kurucuya ihtiyacı var. gerektiğinde insiyatif de alacak bir oyun kurucuya. Wisniewski'nin bu özellikleir olsa da bunları sergileyememesi çok kötü.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maça ilişkin en güzel şey Sinan'ın hak ettiği süreleri alması. Sinan bu gayreti ile EL'de her takımda süre alabilecek bir oyuncu. Cenk'in oyuna girdiği dönemde uzun kolları ile Hawkins'i durdurabileceğini düşünmüştüm ama yanıldığımı hemen gördüm. Hawkins her pozisyonda Cenk'i adeta yürüyerek geçti. Bu Cenk'in takımda süre alması pek mümkün değil.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in geçen senden kemikleşen sorunları var. Rako ve Nachbar savunmada neredeyse yoklar. Rako iyi oynayarak savunma zaafını örtebilen bir oyuncu ama Nachbar öyle değil. bir de Nachbar uzun rotasyonunda kullanıldığı için onun adamını kaçırması basketin yenmesi anlamına geliyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu sorunlara çare bulmak mümkün değil. Üçlük çizgilerinin uzaması ile alan savunması daha önem kazandı. Efektif bir alan savunması ile Efes Pilsen'in başarılı olabileceğini düşünüyorum.  Alan savunması efes'in genlerinde olduğundan çok da umutsuz olmamak lazım. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-89542693989147238?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/89542693989147238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=89542693989147238&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/89542693989147238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/89542693989147238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/11/efes-milano.html' title='Efes-Milano'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8475167856060304727</id><published>2010-10-28T03:39:00.000-07:00</published><updated>2010-10-28T04:18:25.708-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes Pilsen - Valencia</title><content type='html'>Geçen haftanın iki mağlup takımımın karşılaşmasında efes Pilsen rahat denebilecek bir skorla galip ayrıldı. Doğrusu maçın başındaki görüntü (hem efesin hem de skyturk'un görüntüsü) pek de iça açıcı değildi. Valencia'nın kağıt üstünde Efes'e üstünlük kurabileceği tek alan olan boyalı bölgeyi iyi kullanarak ilk periodu önde kapadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valencia'nın ilk beşinde başlaması beklenen iki oyuncusundan yoksun olması, kısa rotasyonunda önemli bir boşluk yaratıyor. Gen sene Aris'te başarılı oyunu ile parlayan forvet richardson ve oyun kurucu pozisyonundaki de colo'nun olmaması Valencia'nın EL'e arzu ettiği gibi başlayamamasının önemli sebeplerinden birisi olsa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kısa pozisyonuna baktığımızda Efes'in Valencia'ya karşı çok kuvvetli olduğunu görüyoruz. 3. periodda özellikle Thornton'un kendi bulması ile Efes pilsen rahatladı. Thornton'un istekli oyunu özellikle ribaunt olarak takıma önemli katkı sağlaması ile rakip koç alan savunmasına döndü. Alan savunmasına karşı Rako ve Tunceri'nin iyi günlerinde olması ile Efes rahat bir galibiyete ulaştı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rakip koçun alan savunması tercihi maçın bence belirleyici unsurlarından birisi oldu. Söz konusu tercihin temel nedeninin oyuncularını faul yapmaktan korumak olduğunu düşünmüştüm. Ama koçun maç sonrası yaptığı açıklamaya baktığımızda alan savunması tercih nedeninin; Efes'in aldığı ribauntlara bağladığını görüyoruz. Valencia'nın Efes'den daha fazla hücum ribauntu yaptığını düşündüğümüzde; rakip koçun maç içinde sorunu süzmekte yetersiz kaldığını söylemek mümkün gözüküyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes Pilsenli oyuncular maç genelinde iyi savunma yaparak kolay atışlara fazla fırsat veremyerek bu maçtan galibiyetle ayrılmayı başardılar. Geçen hafta hiç oynamayan Sinan'ın süre alması ve aldığı sürede yaptığı baskılı savunma ile maçın gidişatını değiştirmesi bence günün en önemli gelişmesiydi. Geçen hafta koçun ona şans vermemesini anlayamamıştım. K.G'ün geçen hafta zorlama atışlarınının takımın hücumda üretken olmamasından kaynaklandığını düşünmüştüm. Ama bu hafta da benzer atışlar denemesi enteresan. K.G'nin iyi yaptığı işlere konsantre olması, geriye çekilerek ya da çengel atışlar denememesi  daha hayırlı olacağını düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8475167856060304727?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8475167856060304727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8475167856060304727&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8475167856060304727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8475167856060304727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/10/efes-pilsen-valencia.html' title='Efes Pilsen - Valencia'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7003496294008635566</id><published>2010-09-12T01:07:00.000-07:00</published><updated>2010-09-12T01:16:51.070-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>Kerem Tunceri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIyMYPnv2wI/AAAAAAAAAcQ/AV09xGkPFvk/s1600/Kerem%2520Tunceri%2520-%2520Turkey%2520(fiba).jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515937991760009986" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIyMYPnv2wI/AAAAAAAAAcQ/AV09xGkPFvk/s400/Kerem%2520Tunceri%2520-%2520Turkey%2520(fiba).jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kerem gençler seviyesindeyken attığı sayılar ile takımı sırtlayan ve gelecekte çok önemli bir oyun kurucu olması beklenen bir oyuncuydu. Hücum açısından baktığımızda kendisinden beklenenleri bir türlü veremedi. Gençlerde ikilik atışları çok etkiliydi. Zaman içinde üçlüğünü geliştirmedi. Penetre sonrasında potaya bakmaması ise en büyük handikapıydı. Beklenen hücum gücüne bir türlü ulaşamamıştı. Ama vazgeçilmezdi çünkü herhangi bir alternatif yoktu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yıl 2007. Avrupa basketbol şampiyonası öncesi milli takım aday kadrosu açıklanıyor. Oyun kurucular: ender, engin ve hakan demirel. Şaşırmamak elde değil. Çünkü çok iyi bir sezon geçiren Kerem Tunceri yok. Tanjevic'e soruluyor Kerem Tunceri neden yok diye? Yaşlı oyuncu. diyor Tanjevic 2010'da kadroda olacak kadar genç değil. (2007 kadrosunda Kerem'den yaşlı oyuncu vardı.) 2010'da "yaşlı" Kerem parkede. Şutu gğven vermeyen Kerem önce bir üçlük çakıyor. SOnra son 0.5 saniyede turnike atıyor. üçlükten önce de bir ters turnikesi vardı. Turnike atmaktansa pas vermeyi tercih eden, üçlüğü güven vermeyen Kerem, yaşlı olduğu için 2010'da kadroda olmayacak olan Kerem. Dev adamları devleştiriyor ve finale taşıyor. Kısa bir Tanjevic-Türkiye-Basketbol hikayesi. Tanjevic'e de dünya kupası finalini gösteriyor Kerem. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7003496294008635566?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7003496294008635566/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7003496294008635566&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7003496294008635566'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7003496294008635566'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/09/kerem-tunceri.html' title='Kerem Tunceri'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIyMYPnv2wI/AAAAAAAAAcQ/AV09xGkPFvk/s72-c/Kerem%2520Tunceri%2520-%2520Turkey%2520(fiba).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8638756249146705581</id><published>2010-09-11T21:21:00.000-07:00</published><updated>2010-09-11T21:46:47.665-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>8'de 8: Tünelin Sonundaki Işık</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIxagQKwiWI/AAAAAAAAAcI/h_sTQGbxM7A/s1600/keremtunceri-sakat-26707_501.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 275px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5515883153764419938" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIxagQKwiWI/AAAAAAAAAcI/h_sTQGbxM7A/s400/keremtunceri-sakat-26707_501.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dünya Şampiyonasında finaldeyiz. Bu basit cümleye inanmak kolay değil. Bu hedef yıllar önce konmuştu ve adına 2010 masalı demiştik. 2010 yaklaştıkça da bu hedefi giderek küçültmüştük. Tanjevic'e olan inancın kalmaması bu hedefin küçültülmesini de beraberinde getirdi. Tanjevic'in sonu çift sayı ile biten yıllarda daha başarılı oluyoruz argümanı (bunca yılda söylediği en saçma sözlerden biriydi) gerçek oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzun yıllar sonra bir basketbol maçı sonrasında halk sokaklara döküldü. Beyaz gölge dizisi yeniden hatırlandı. Halkımızın basketbolu yıllar önce bu dizi ile tanıdığı ve sevdiği söylendi. Basketbolda böylşe bir başarı varken futbolda neden olmadığı tartışılacak vesaire...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu oyuncuları parkede seyrederken doğrusu başarısız olduğumuz şampiyonalara üzülüyoruz. 2005-2007 Avrupa şampiyonalarında da madalya alabilecek kuvvette olduğumuzu biliyorduk. Ama bir türlü başarılı olamadık. Başarı için illa evimizde mi oynamalıyız? eğer öyleyse bir 10-20 sene için bekleme sürecine mi gireceğiz?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Eğri oturup doğru konuşmak gerektiğine inanırım. Bu bildiğim kadarıyla bir ilk. Bu nedenle de çok önemli. Ancak bunun arkasını getirip bir basketbol ülkesi olamayacaksak (2001 Avrupa şampiyonası sonrası Türkiye) çok da anlamı olmayan bir ilk olacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bence bugün Türkiye'nin basketbolda karşısındaki temel sorun ABD'yi nasıl yeneceği değil, bu başarının arkasını nasıl getireceğidir. Altın madalya çok önemli olsa da bir basketbol ülkesi olamamamız bundan çok daha önemli.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maça ilişkin üzüldüğüm tek nokta Ömer Aşık'ın kendisinde atış kullanmamak için yapılan faulden sonra sakatlık numarası yapması oldu. bu gibi şeylere ihtiyacı olmayan bir takımız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;12 Dev versus Rüya Takım. Daha çok isteyen kazansın...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;foto: spormynet.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8638756249146705581?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8638756249146705581/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8638756249146705581&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8638756249146705581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8638756249146705581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/09/8de-8-tunelin-sonundaki-isk.html' title='8&apos;de 8: Tünelin Sonundaki Işık'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIxagQKwiWI/AAAAAAAAAcI/h_sTQGbxM7A/s72-c/keremtunceri-sakat-26707_501.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-2830625322900840389</id><published>2010-09-08T21:39:00.000-07:00</published><updated>2010-09-08T21:53:50.368-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>7'de 7: Dağ Başını Duman...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIhoO-schFI/AAAAAAAAAcA/DDs9kn9uvuU/s1600/hedo.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 397px; DISPLAY: block; HEIGHT: 302px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5514772350272046162" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIhoO-schFI/AAAAAAAAAcA/DDs9kn9uvuU/s400/hedo.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maç öncesinde Slovenya kısalarının daha iyi ama potra altında bizim daha kuvvetli olduğumuzu düşünmüştüm. Turnuva boyunca mükemmel yapmasak bile çoğu maçta bize galibiyeti ve farkı getiren alan savunmasını Slovenlere karşı uygulayıp uygulayamayaacğımız kafamı meşgulş eden sorulardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Önde olmamıza rağmen ilk molayı biz aldık. O moladan sonra sahada yer alan her oyuncumuzun katkı verdiği bir takım izledik. Kaan Kural'ın benzetmesi ile kartopu misali yuvarlanan takımımız bu maçta adeta bir çığ oldu ve Slovenya'yı darma dağın etti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sovenlerin küçük kıpırdanma çabalarını Hido, Ersan ve hatta Ender'den gelen üçlüklerle yok ettik. Tebrikler 12 Dev. Hedefe 9 adım vardı. Hedefe 2 adım kaldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Foto: taraftarcafe.net&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-2830625322900840389?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/2830625322900840389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=2830625322900840389&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2830625322900840389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2830625322900840389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/09/7de-7-dag-basn-duman.html' title='7&apos;de 7: Dağ Başını Duman...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIhoO-schFI/AAAAAAAAAcA/DDs9kn9uvuU/s72-c/hedo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4301254996971501860</id><published>2010-09-05T13:02:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T13:23:02.117-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>6'da 6 Yaptık: Futbolcuların "AYAK"ı uğurlu geldi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIP8Ga4iRNI/AAAAAAAAAb4/PV0qnxHvLGw/s1600/Kerem%2520Tunceri%2520-%2520Turkey%2520(fiba).jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513527556057482450" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIP8Ga4iRNI/AAAAAAAAAb4/PV0qnxHvLGw/s400/Kerem%2520Tunceri%2520-%2520Turkey%2520(fiba).jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Milli takım bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Doğrusu şaşırdığım nokta galip gelmemiz de değil Avrupa şampiyonası senayrosunun devam etmemesi de değil. Şaşırdığım şey galibiyeti alış biçimimiz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fransa neyi iyi yapar diye bir soruya atletik yeteneklerini iyi kullanarak, pas kanallarını iyi kapatırlar, tempolu oynarlar, her topa ellerini sokarlar ve ribuntları yüksekte alıp hızlı hücum yaparlar gibi bir cevap verilebilir. Fransa'nın iyi olduğunu düşündüğümüz şeyleri biz onlardan daha iyi yaptık. Şaşırdığım şey işte tam olarak bu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tanjevic'i bu maçta çok beğendim. Müdahaleleri ve oyuncu değişiklikleri çok yerindeydi. Son periodda 3 uzuna gerek olmayabilirdi. O dönemde Fransızlar toparlanır gibi oldu. Kerem'in sakatlığı umalım ciddi olmasın. Gerçi Sinan o mevkide neler yapabileceğini gösterdi. Ender de iyi oynuyor. Onun açığını kapatırlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Slovenya Avustralya'yı kolay geçti. Bu durum bizlerde biraz hayıflanmaya neden oldu. Onlar oyuncularını dinlendirme fırsatı yakaladı diye düşündük. Son periodda biz de önemli oyuncuları dinlendirmiş olduk.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Slovenya bizim takıma benziyor. İyi bir jenerasyonları var. Ama bir türlü arzu ettikleri başarıya ulaşamadılar. Şu anda çok formdalar. Ama yeterince sert olamıyorlar. Biz önceki maçlardaki sertliğimize ulaşırsak Slovenya'yı rahat geçeriz. Ama bizim bu oyunu ne kadar sürdüreceğimiz, kıslarımızın bu oyununun devam edip etmeyeceği en büyük endişemiz. Umalım, takımımız bumücadeleyi devam ettirir. Alkışlar 12 Dev'e.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Foto: webhatti.com&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4301254996971501860?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4301254996971501860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4301254996971501860&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4301254996971501860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4301254996971501860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/09/6da-6-yaptk-futbolcularn-ayak-ugurlu.html' title='6&apos;da 6 Yaptık: Futbolcuların &quot;AYAK&quot;ı uğurlu geldi'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TIP8Ga4iRNI/AAAAAAAAAb4/PV0qnxHvLGw/s72-c/Kerem%2520Tunceri%2520-%2520Turkey%2520(fiba).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5686126639474854833</id><published>2010-09-05T02:39:00.001-07:00</published><updated>2010-09-05T02:54:52.862-07:00</updated><title type='text'>Korkunun Ecele Fayda Yok: Boğa'dan Öldürücü Darbe</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TINovYKkQyI/AAAAAAAAAbw/kNV4NslNldk/s1600/fran+vazquez.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 333px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5513365531981529890" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TINovYKkQyI/AAAAAAAAAbw/kNV4NslNldk/s400/fran+vazquez.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yunanistan bir kurnazlık yapmak istedi. İspanya'dan kaçmaya çalıştı ama korktuğu başına geldi. İspanyollar ile oynadılar ve elendiler. Spiker ve yorumcumuz maçın sonlarına doğru Yunanistan'ın dar rotasyonla oynamasının sıkıntı yaratacağını söylemişlerdi. Ben bu görüşe çok katılmıyorum. Bunun temel nedenlerinden birisi Yunanistan'ın görece fazla dinlenmiş olmasıydı. Yunanlı oyuncular antreman havasında çıktıkları Rusya maçında adeta dinlendiler. bu nedenle de bu maçta 30-35 dakikayı kaldırabilirlerdi ve doğrusu pek de bir yorgunluk alameti yoktu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sorun İspanyolların daha kuvvetli olmasıydı. Vazquez yıllardır gerek Barcelona'da ve gerekse milli takımda hak ettiği süreleri bulamıyor. Doğrusu herşeyi yapan bir oyuncu. Hücemda ribauntu karıştırması ve yaptığı hücum ribauntlar sayesinde İspanyollar bir dönem maça tutundular. Yunanistan arzu ettiği hücum sistemini oturttuğunda kenardan gelen Vazquez takımı diriltti. Spikerin maç boyu ikinci beş sahne aldı sözlerini hatırlayın. İkinci beşteki oyucnular bir bir çıkarken Vazquez sahada kalarak takımının galibiyetinde önemli bir rol oynadı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gasol ve Calderon'dan yoksun İspanya önemli güç kaybetmiş bir görüntü verdi. Rudy eski günlerinden uzak. (düfena oynamadı). Ricky ise ne yapması gerektiğini tam kavrayamamış bir görüntüdeydi. Bu oyunla turnuvada fazla yol katedemeyeceklerini düşünüyorum ama kenardan gerçekten iyi yönetilen bir takım. Bakalım izleyen maçlarda nasıl bri İspanya izleyeceğiz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;foto: common.vikimedia.org&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5686126639474854833?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5686126639474854833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5686126639474854833&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5686126639474854833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5686126639474854833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/09/korkunun-ecele-fayda-yok-bogadan.html' title='Korkunun Ecele Fayda Yok: Boğa&apos;dan Öldürücü Darbe'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TINovYKkQyI/AAAAAAAAAbw/kNV4NslNldk/s72-c/fran+vazquez.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3944275160057213784</id><published>2010-09-03T00:40:00.001-07:00</published><updated>2010-09-03T01:10:11.434-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>4'te 4 ve 5'te5</title><content type='html'>Önce Porto Riko ardından da Çin'i devirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Çin maçı amaçsız bir maçtı ama sanki amacımız varmış gibi oynadık. Tanjevic'İn dediği gibi ciddiyeti elden bırakmadık. Milli takım güzel dersler çıkarıyor. Porto Rİko'ya karşı gayri ciddi oynadığında başına gelenleri gördü. Çin'e karşı ciddiyeti elden bırakmadı. Arjantin maçının kaybedilmesinden alınan dersle Yunanistan'ı da yenmiştik. Galibiyetten bile ders çıkarabiliyorsak bazı şeyler iyi gidiyor demektir. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Porto Riko maçı üzerine Hıncal Uluç vari bir yaklaşımla meseleyi doğrudan anlatayım istiyorum. Milli takımımızın teknik heyetine maç oynanmadan şu soru sorulsaydı: Maçın sonunda iki sayı öndeyiz ama topu porto riko kullanacak. kabul ederlermiydi? Hayır. Peki aynı soru Porto Riko teknik heyetine sorulsaydı. Yani maçın sonunda 2 sayı geridesiniz ama son topu siz kullanacaksınız. Evet derlerdi. Bu anlamda maçın sonu doğrusu Porto Riko'nun istediği bir durumdu ama Tanjevic'in de dediği gibi şans biden yanaydı. Ama keşke eleme turu için şans bizden yana olsaydı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yunanistan'ın saçmalaması ve buna karşı Rusya'nın dürüst mücadelesi düzgün davranan lehine sonuçlandı. Rusya Yeni Zelanda ile eşleşirken, Yunanistan korktuğu rakibi İspanya ile eşleşti. Bize ise Fransız oyuncu Batum'un maçın sonlarındaki saçmaları nedeniyle Fransa düştü. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi final yolumuza bakalım. Doğrusu ilk turda Yeni Zelanda'yı bekliyorduk. Bu anlamda Fransa'nın gelmesi bence daha kötü oldu. Fransa potansiyelli bir takım. Avrupa'nın akılcı basketbolunu oynamasalar da atletik oyuncuları ile mücadele ederek, sahayı rakiplerine dar edebiliyorlar. Zor maç olacağını düşünüyorum. Fransayı geçtiğimiz takdirde Rakip Avustralya-Slovenya eşleşmesinin galibi olacak. Muhtemelen Slovenya ile oynayacağız. Slovenya Avrupa şampiyonasında ve öncesinde önemli sakatlıklar nedeniyle başarılı olamamıştı. Şimdi Dragic ve Lakovic'in formu ile iyi basketbol oynuyorlar. Tek eksikleri yeterince sert olmamaları. Dünya şampiyonasında çeyrek finale kaldığınızda oynayabileceğiniz takımlardan birisi. İspanya -Yunanistan eşleşmesinin galibi ile Sırbistan-Hırvatistan eşleşmesinin galibi arasındaki mücadele sonucu yarı-finaldeki rakibimizi belirlyecek. Şu andaki formlarına baktığımızda bu dört takımın da eşit şansa sahip olduğunu düşünüyorum. İspanya da Yunanistan da gruptakinden daha iyi oynayacaklardır.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Finale kadar Brezilya, Arjantin ve Amerika ile eşleşmeyecek olmamız büyük avantaj. Yarı finale ulaşabilirsek arkasını getiririz diye düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3944275160057213784?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3944275160057213784/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3944275160057213784&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3944275160057213784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3944275160057213784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/09/4te-4-ve-5te5.html' title='4&apos;te 4 ve 5&apos;te5'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6592685648409333046</id><published>2010-08-31T13:00:00.000-07:00</published><updated>2010-08-31T13:23:21.296-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>3'de 3 Yaptık: Tam Gaz Devam...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TH1koLMibUI/AAAAAAAAAbg/MTG4wqxY868/s1600/turkiye-yunanistan-maci-hangi-kanalda-canli-yayinlanacak.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 397px; DISPLAY: block; HEIGHT: 302px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511672160334277954" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TH1koLMibUI/AAAAAAAAAbg/MTG4wqxY868/s400/turkiye-yunanistan-maci-hangi-kanalda-canli-yayinlanacak.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Güçlü bir rakibe karşı bu şampiyonada (ve hatta hazırlık dönemini de dahil edebiliriz) ilk kez galip geldik. Bu ise ilerisi için küçük de olsa umutlanmamız yönünde bir sinyal verdi. Son yazımda bu şampiyonadaki performansımızı son Avrupa şampiyonasındaki performanzımıza benzetmiştim. Söz konusu benzerlikler devam ediyor. Yine kısalarımız beklenenden daha iyi performans sergilediler. Özellikle Kerem Tunceri milli takımın görece en zayıf olduğu bölgede (oyun kurucu) muhteşem oynuyor. Kerem böyle oynadığı sürece rakiplerin bizi dize getirmesi oldukça zor. Ama Kerem (ve ender) nereye kadar bu perfomansı devam ettirirecekler. Umalım sonuna kadar böyle devam ederiz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maça gelince öncelikle sevgili MM ve İhsan Bayülgen ikilisi için bir kaç şey söylemek istiyorum. Yunan lobisi ve hakem fobisi iddiaları ile bu zevkli galibiyetten yeterince tad almamızı engellediklerini düşünüyorum. Hakemin hiç bir düdüğünü beğenmemeleribi geçtim, ikinci periodun başında Semih'in Baby Shaq'a (BS) yaptığı faule, faul değil, blok demeleri zat-ı alilerini yeterince komik duruma düşürdü. Biri onları uyarmalı. Özellikle MM (maalesef 70 milyondan başka basketbol spikeri çıkaramadık) yaşlandıkça hakem dışında yorum yapmaz oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hazırlık döneminde kaybettiğimiz Arjantin maçının hayırlı bir mağlubiyet olduğunu bu maç bize gösterdi. Hem kenar yönetim hem de oyuncular yakalanan farkdan sonra rehavete kapılmayarak maçın kaybedilmemesi adına mücadele verdiler. Maçın sonlarında K. Tunceri daha erken alınabilir ve daha büyük bir fark ile galip gelmek mümkün olabilirdi. Yunanlılarda BS oyundayken onu Semih'le bire bir tutmak çok akıllıca değildi. Oğuz denenmeliydi. Semih o mücadele esnasında sakatlanabilir ve şampiyonaya bizim için önemli bir eksikle devam etmek gibi bir durum ortaya çıkabilirdi. KG'den 3 numara yaratma hayalinin devam etmesi de can sıkıcı. Ersan neyse ki bu sefer 3 numarada da şutlarını soktu ve zoru bizim için kolaya çevirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tam gaz devam...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6592685648409333046?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6592685648409333046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6592685648409333046&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6592685648409333046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6592685648409333046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/08/3de-3-yaptk-tam-gaz-devam.html' title='3&apos;de 3 Yaptık: Tam Gaz Devam...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TH1koLMibUI/AAAAAAAAAbg/MTG4wqxY868/s72-c/turkiye-yunanistan-maci-hangi-kanalda-canli-yayinlanacak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6844912330529304108</id><published>2010-08-29T22:01:00.000-07:00</published><updated>2010-08-30T01:04:27.637-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>2'de 2 Yaptık...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/THtl7DheUyI/AAAAAAAAAbY/yvVckZsDKak/s1600/sinan_guler_1.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511110634250326818" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/THtl7DheUyI/AAAAAAAAAbY/yvVckZsDKak/s400/sinan_guler_1.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu milli takımın hazırlık maçları ve efes world cup'taki oynanan oyuna baktığımızda böyle bir milli takımı ancak ruhunun sahada olması ile izleyebileceğimizi bir önceki yazıda dillendirmiştim. Bir anlamda milli takımımız her zaman olduğu gibi (galibiyetlerde ve mağlubiyetlerde) bizi şaşırtıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hazırlık maçalarındaki kötü sonuçlara ilişkin Faruk'la sohbet etmiştik. Ben Tanjevic'e ver yansın ederken Faruk güzel bir soru sormuştu: "Tanjevic'in yaptığı iyi bir şey var. Nedir o?" Ben cevabı bulamadım ama o cevabı verdi. Sinan'ı oynatması... Evet bunca yıldır en azından Sinan'a sğre verdiği için kendisine teşekkür edebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nedense milli takımın bu güzel oyunu ve mücadelesi bana 2009 Avrupa şampiyonasını hatırlatıyor. Grup maçlarında 3'de 3 yapmıştık ve sonrasında ise hüsran. Aynı senaryonun tekrarlanacağından endişeleyim İçimdeki bu güvensizliğin temel nedeni yılların birikimi olarak maalesef Tanjevic'e olan güvenimin kalmaması. Oyuncular açısından da benzer bir senaryo sahnelenmekte. Hatırlarsanız Avrupa şampiyonasında grup maçlarında ender ve kerem beklentilerin üzerinde oynamışlardı. grup maçları sonrasında onlar normal oyunlarına dönmüşler ve üst üste mağlubiyetler almıştık. Şimdi de kerem, ender ve sinan (yani kısa rotasyonumuz) beklentilerin üzerinde oynuyor. umarım turnuva boyunca bu devamlılık arz eder. Yoksa?...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maça ilişkin yazacak çok şey olsa da doğrusu takımımızın iniş çıkışları detaylı analizler yapmak için heyecanlandırmıyor beni. Alan savunmalarının mücadelesi oldu. Blatt'ın (muhtemelen tanıdığı en iyi rakip biz olmalıyız) oyun kuruculara tam saha da baskı yapmaması maçın bizim lehimize dönmesinde bence en önemli faktördü. Maçı çeviren beşimizin ise 3 uzunlu olması ilerisi için olumlu olmaktan çok olumsuz sonuçlara yol açabilecek bir faktör olduğunu düşünüyorum. sonraki yazılarımda bu konuyu ayrıntılandıracağım. Rusya'nın önemli eksikleri olmasına rağmen çok tehlikeli bir takım olduğununu altını çizmemiz gerekiyor. Mücadeleci ve sert oynayan bir ekip. Bu mücadeleci takımı yıldırmış olmak çok önemliydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu akşam daha dişli bir takımla oynayacağız. Bakalım nasıl bir milli takım izleyeceğiz. Kaybedip kazanmak değil ama teslim olmayan ve yılmayan mücadelesini devam ettiren bir takım izlemek ümidiyle...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6844912330529304108?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6844912330529304108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6844912330529304108&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6844912330529304108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6844912330529304108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/08/2de-2-yaptk.html' title='2&apos;de 2 Yaptık...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/THtl7DheUyI/AAAAAAAAAbY/yvVckZsDKak/s72-c/sinan_guler_1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6217875555816913195</id><published>2010-08-26T02:39:00.000-07:00</published><updated>2010-08-26T03:09:49.467-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>Salt Ruhla Oynamak</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/THY9LKHL9hI/AAAAAAAAAbQ/4dmr4i37X7E/s1600/basketbol_milli_takim_3.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; DISPLAY: block; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509658456036734482" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/THY9LKHL9hI/AAAAAAAAAbQ/4dmr4i37X7E/s400/basketbol_milli_takim_3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kaan Kural'ın milli takım üzerine değerlendirmelerini çok beğenirim. Takımımızın her an her şeyi yapma(ma)ya muktedir olmasını, moral takımı olmamıza bağlar. Çok doğru bir tesbit olduğunu düşünüyorum. Arjantin maçı sonrası aklıma Kaan Kural'ın bu değerlendirmesi geldi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu 2001 senesinde takımımız tek yürek olup, seyirciden aldığı moralle finale yükselmişti. Ama finalde Scepanovic'in sürüklediği Yugoslavya'ya yenilmiştik. Kanımca Federasyonumuz bu süreçte takımın zeka ile değil "salt ruhla" hareket ettiğini bu anlamda da kalıcı büyük başarılara bu "alaturka" zihhniyet ile ulaşılamayacağını düşündü ve Avrupa'nın önemli koçlarında birisi olan Tanjevic ile anlaşıldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tanjevic'li milli takımı çeşitli Avrupa ve Dünya şampiyonlarında seyrettik. Takımımızın aldığı galibiyetlere (başarılara) baktığımızda bunun yine ruhla ve tekyürek olmakla mümkün olduğunu gördük. Doğrusu biz basketbolun doğruları ile değil, ruhumuzla, tek yürek olmamızla ya da aynı anlama gelen moralimizle kazanıyoruz. Kısacası aynı "alaturka" zihniyet ile devam ediyoruz. 2001'den tek farkımız ise 2001'de ruhumuzun parkede olacağını biliyorduk. Şimdi ruhumuzun varlığı bile soru işareti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Alaturka" zihniyeti kaldırmak isteyen federasyonun şu anda can simidi o "alaturka" zihniyet. Aklımızla oynamayacağımızı biliyoruz ama umudumuz en azından ruhumuzun sahada olması. ya o da olmazsa? 2010 masalı olumsuz sonuçlanırsa...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evimizde oynana şampiyonaad final oynamak dışında bir başarısı olmayan milli takıma sahibiz. Tarihimizin en iyi jenerasyonunu tükettik. Hedef 2010 olarak belirlendiğinde biz karşı çıkmıştık. Federasyonun amacı sadece evinde oynadığın şampiyonlarda başarı olmamalı. Kalıcı bir sistem ve başarı peşinde koşmak gerekiyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rol modelimizin Yunanistan. Yunanistan evinde oynanan şampiyonada şampiyon olduktan sonra Avrupa'da ve hatta dünyada basketbolda söz sahibi ülkelerden birisi oldu. Ama onlar devamını geitrdiler. Biz ise tarihteki tek başarımızından kabaca 9 sene sonrası için hedef koyduk. arkasını getirmeyi düşünmedik bile. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evimizde oynayacağımız dünya şampiyonasında başarılı olsak dahi eğer arkasını getirmeyeceksek bunun çok da bir anlamı olmayacağını söylemek mümkün. Yukarıdaki gibi nostaljik fotograflarımız olur o kadar!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6217875555816913195?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6217875555816913195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6217875555816913195&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6217875555816913195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6217875555816913195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/08/salt-ruhla-oynamak.html' title='Salt Ruhla Oynamak'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/THY9LKHL9hI/AAAAAAAAAbQ/4dmr4i37X7E/s72-c/basketbol_milli_takim_3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3003672886872070509</id><published>2010-08-14T02:00:00.000-07:00</published><updated>2010-08-14T02:32:25.086-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>Türkiye-Litvanya Maçı Üzerinden Milli Takımın Kimliği Sorunu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TGZh84lOcTI/AAAAAAAAAbI/zuVjEcP3b8U/s1600/turkiye-litvanya-basketbol-sampiyonasi-sporlog-september-2009.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 293px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5505195293115576626" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TGZh84lOcTI/AAAAAAAAAbI/zuVjEcP3b8U/s400/turkiye-litvanya-basketbol-sampiyonasi-sporlog-september-2009.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hazırlık döneminde Sırplardan sonra oynadığımız en ciddi rakipti Litvanya. Litvanya çok sık kullanılan bir tabirle tam bir basketbol ülkesi. Litvanya takımına baktığımızda doğrusu Kleiza haricinde yıldız oyuncusu olmayan bir takım. Bireysel olarak baktığımızda biz çok daha kaliteli oyunculardan kurulu olsak da "takım oyun"u olarak bizden 3-4 gömlek yukarıda bir rakibe karşı oynadık ve kaybettik. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maçı anlatmak arzusunda değilim. Zaten bu maçı iyi anlatabileceğimi de düşünmüyorum çünkü maç izlerken sürekli "eski" ama "eskimeyen" soru(n)larla mücadele ettim. Milli takımın kimliği sorunu bu tip maçlarda daha da fazla düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Milli takımımızın basketbol kimliği ne? sorusuna adam akıllı bir cevap veren görmedim. Öyle bir kimlik yok. Bu soruyu düşündüğümde aklıma ribaunt alamayan, faul sokamayan bir takım geliyor. Dün bir ara (galiba ikinci periodda) oğuz, ömer aşık, ersan, hedo, k. tunceriden oluşan bir beş sahadaydı ve bu beş iki dakikada iki ribaunt kaptırdı rakip oyunculara. Ersan üç, hedo iki nujmarada ve biri nba patentli iki pivotumuz da sahada ve hücum ribauntu veriyoruz. Ribaunt denilince aklıma hep deniz rodman gelir. bu kısa boyunla nasıl ribaunt şampiyonu oluyorsun sorusuna, "ribauntların önemli bir kısmı çember seviyesinin üstünde değil, altında alınır. pozisyon almayı bileceksin" mealinden bir cevap vermişti. Çok haklıydı. Ama bu söz sadece ribaunt için geçerli değil, basketbolun tümü için geçerli. "Pozisyon almak"tan bahsediyorum. Savunmada pozisyon almak, hücumda pozisyon almak, topsuz alanda (oyunda) pozisyon almak ve ribauntta pozisyon almak. Genel olarak basketbolda pozisyon almıyoruz. Milli takımın sorunu "uzun kollar" meselesi değil. Takımdaki kolları ve boyları ne kadar uzatırsak uzatalım temel sorun varlığını devam ettirecek. Uç bir örnek koyalım: Hedo bir nuamrada Ersan iki K.G. üç semih 4 ve Ömer aşık beş numarada çıksın. KG varsayalım ki iyi şut atsın. Ersan iki numara savunmasında aksamasın (3'de bile aksıyor ya neyse) Hedo mükemmel oyun kursun. Bu oyuncular sahada hem hücumda hem de savunmada pozisyon alamayacaklarından değişen bir şey olmayacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Basketbol kimliğimizin oluşmamasının temel nedenlerinden birisinin Korac'ı alan Efes Pilsen ve bunun yansıması olarak Avrupa ikincisi olan milli takım düzeninin devam ettirilmemesi olduğunu düşünüyorum. Büyük yıldızlarımız yoktu ama yürekten mücadele eden "12 Dev" vardı. Korac'ı alan Efes de öyleydi. Peter haricinde büyük yıldızı yoktu ama yürekten mücadele eden oyuncuları vardı...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Nasıl ki zaman yerinde durmuyorsa Basketbol da öyle. Basketbol sürekli değişiyor. Ama değişmeyen bir şey var. Basketbol ne kadar değişirse değişsin takım olabilen kazanıyor. Umuyorum dünya şampiyonasında birbirine kenetlenen ve mücadele eden, yürekten oynayan bir takım izleriz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sırbistan maçını izlerken milli takımı geçen 2 sezon EL'de oynayan Fenerbahçe'ye benzettim. Rakip biraz diş gösterince teslim bayrağını çeken, mücadeleyi bırakan bir milli takım. En büyük endişem kendisinden daha kuvvetli kadrolara karşı milli takımın ne yapacağı?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3003672886872070509?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3003672886872070509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3003672886872070509&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3003672886872070509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3003672886872070509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/08/turkiye-litvanya-mac-uzerinden-milli.html' title='Türkiye-Litvanya Maçı Üzerinden Milli Takımın Kimliği Sorunu'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TGZh84lOcTI/AAAAAAAAAbI/zuVjEcP3b8U/s72-c/turkiye-litvanya-basketbol-sampiyonasi-sporlog-september-2009.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4571381950965032074</id><published>2010-08-08T01:50:00.000-07:00</published><updated>2010-08-08T02:26:13.458-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>Turgay Demirel Röportajı ve Yeni Zelenda maçı</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TF54B7OWSaI/AAAAAAAAAbA/KkgLQ6urNxs/s1600/turgay-demirel-bogdan-tanjevic.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 225px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5502967769166399906" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TF54B7OWSaI/AAAAAAAAAbA/KkgLQ6urNxs/s400/turgay-demirel-bogdan-tanjevic.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Meriç Tunca, Turgay Demirel ile kısa bir sohbet gerçekleştirmiş. &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/spor/basketbol/15506023.asp?gid=362"&gt;http://www.hurriyet.com.tr/spor/basketbol/15506023.asp?gid=362&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Başlık İrlanda pasaportlular maça gelmesin. Denizli'nin ünlü "içimizdeki irlandalılar" sözünden hareketle yaratılmış bir başlık. Demirel kadro "&lt;strong&gt;içime sindi&lt;/strong&gt;" diyor "&lt;strong&gt;çünkü bu kadro kendi liglerinde yıl içinde üstün performans gösteren oyuncular arasından teknik kadro tarafından seçildi. inşallah da başarılı olacak&lt;/strong&gt;" diyor. Sonrasında ise "&lt;strong&gt;alt milli takımlarda oynayan oyuncularımız maalesef fazla süre alamıyor. Bu da milli takıma yansıyor. Biz yetenekli oyuncularımıza takımlarında yer verebilsek milli takım şimdi çok farklı bir yerde olurdu&lt;/strong&gt;" demiş. Demirel'den alıntılanan yukarıdaki iki cümle bile kendi içinde çelişiyor. Neyse çok da uzatmak istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğrusu Demirel'in röportajdaki her cümlesi ayrı ayrı eleştirilebilir nitelikte. Ünlü "deveye sormuşlar hikayesi...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Demirel diyor ki "&lt;strong&gt;Biz Tanjevic'le yola çıkarken 2010 hedefini koyduk. Takımda 79 ile 87 jenerasyonu birleşmiş vaziyette. Bu milli takımla dünya şampiyonasında başarılı olabiliriz de olmayabiliriz de. Hiç birşeyin garantisi yok.&lt;/strong&gt;"&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Avrupa şampiyonasında Örs'ün final oynattığı takımı Tanjevic'e emanet eden federasyon tüm hedefi 2010 olarak belirlemişti. O yüzden 5 büyük turnuvayı heba ettik ve 2010 masalını okumaya devam ettik. 2007'de Tanjevic Fenerbahça'nin de başına geçti ev Fenerbahçe için de bir masalı türetildi. Fenerbahça'nin hayali gerçekleşmedi. Sıra milli takımımız için üretilen masalın sonucunu görmeye geldi. Umarım takımımız başarılı olabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam oynanan Yeni zelanda maçında izlediğim milli takım hoşuma gitti. Özellikle takımın savunmadaki istekli oyunu beni çok memnun etti. Sinan, Ömer ve hatta Cenk'in savunmadaki istekliliği ilerisi için umutlanmamızı sağlıyor. Ancak bir şeyi unutmamak lazım. Bu düzeylerde savunma tek başına yetmiyor. Sinan'dan ve Cenk'den oyun kurucu yaratma hayalimiz hala devam ediyor. KG döndü ve buna rağmen ribaunt sıkıntısı yaşadığımız dönemler oldu. Ribaunt konusu özel olarak önemli çünkü attığımız sayıları ya yaptığımız baskı sonucu elde ettiğimiz hızlı hücumlarla ya da aldığımız net ribauntlar ile yakaladığımız hızlı hücumlarla el ettik. Set hücumunda çok yaratıcı ve etkin bir takım olmadığımızdan turnuv boyunca savunma ve ribaunttan kaynaklanan sayılar bizim için çok değerli olacak. Bu maçta olayın savunma tarafını gerçekleştirdiğimizi ama kısaların ribauntlara katkı vermediğini söyleyebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4571381950965032074?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4571381950965032074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4571381950965032074&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4571381950965032074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4571381950965032074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/08/turgay-demirel-roportaj-ve-yeni-zelenda.html' title='Turgay Demirel Röportajı ve Yeni Zelenda maçı'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TF54B7OWSaI/AAAAAAAAAbA/KkgLQ6urNxs/s72-c/turgay-demirel-bogdan-tanjevic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-466038061939095430</id><published>2010-07-28T09:42:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T10:19:34.459-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Lawrence Roberts Efes Pilsen'de</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İsmi daha önce de gündeme gelmişti. Ama doğrusu pek ihtimal vermemiştim. Sıradan sayılabilecek bir oyuncu. Her şeyden yapan ama hepsinden biraz yapan bir oyuncu. Dışardan şutu var. Atletik değil. Hücumda çok etkili değil. Tercih edilme nedeni muhtemelen savunmada etkili olması, ribauntcu olması ve dışardan şutu olması. Bu açıdan baktığımızda aslında geçen sene efes'de gördüğümüz önemli bir açığı kapatabilir. Yani geçen sene pota altında takımın çok yumşak olması ve ribaunt zaaflarını düşündüğümüzde bu sorunları düzeltebilecek bir oyuncu. Wisnievski transferi de takımı sertleştirmeye yönelik bir hamleydi. Dolayısıyla daha sert bir efes izleyeceğimizi söyleyebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu noktada garip bir durumdan bahsetmek belki yararlı olacaktır. Kerem'in döndüğünü düşündüğümüzde aslında Roberts gibi bir uzun mu yoksa daha skorer bir 4 numara mı sorusunu da sormak gerekiyor. Efes'in sertleşmesi konusunda takımı yönetenler ile aynı fikirdeyim. Ama daha sertleştirmeye çalışılan bir Efes'de Kaya neden tercih edilmedi? Soruyu şöyle de koyabiliriz. Roberts'ın Kaya'ya tercih edilme nedenini öğrenmek isterdim. Roberts çok blokcu, atletik bir oyuncu değil. Kaya'dan daha iyi bir şutör olduğunu söyleyebiliriz. ama hem yerli olması hem de savunmada daha etkili olması ile Kaya da benzer bir verimlilik verebilirdi. Mücadeleci oyuncuları severim. Pota altında arzu edilen sertliği ve ribaunt katkısını sağlarsa takıma yararlı olacağı düşüncesindeyim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak son tahlilde beklenilen düzeyde bir transfer olmadığını da belirtmek gerek. daha üst düzey bir uzun beklentisindeydim. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-466038061939095430?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/466038061939095430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=466038061939095430&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/466038061939095430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/466038061939095430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/07/lawrence-roberts-efes-pilsende.html' title='Lawrence Roberts Efes Pilsen&apos;de'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1595603291909817852</id><published>2010-07-28T09:05:00.000-07:00</published><updated>2010-07-28T09:25:39.143-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Luksa Andric Galatasaray'da</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TFBZik86qbI/AAAAAAAAAa4/hj9Py2Fv-AI/s1600/luksa-andric-cibona.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5498993595588979122" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TFBZik86qbI/AAAAAAAAAa4/hj9Py2Fv-AI/s400/luksa-andric-cibona.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;2.10 boyunda El tecrübesine sahip 25 yaşındaki pivot ile Galatasaray iki yıllık sözleşme imzalamış. Sözleşmenin iki yıllık olması Galatasaray'da yeni bir basketbol yapılanması olduğunu gösteriyor. Herşeyden çok buna sevindiğimi belirtmem gerek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Andric 4-5 senedir bildiğim bir oyuncu. Vujcic ayarında bir oyucnu olmasını bekliyordum ama düşündüğüm sıçramayı yapamadı. Gerçi uzun oyuncular geç olgunlaşır, geç meyve verir varsayımından hareket edersek önemli bir transfer olduğunu söyleyebiliriz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle bu transferi, oyuncunun pek de bilinmeyen bir özelliği ile değerlendirmek istiyorum. Andric'in blokcu olduğu, dışardan dönem dönem iyi şut atabildiği, kalıbına oranla hızlı ve çabuk olduğu, low post'tan oyunu olduğunu EL izleyicileri zaten bilirler. Bence bu oyuncunun en önemli özelliği (kanımca Mahmudi'nin de bu oyucnuyu transfer etme nedeni) neredeyse Prkacin ayarında pas verme yeteneğine sahip olması ve top sürebilmesidir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mahmudi, hem savunmada sert hem de hücumu üzerinden oynatabileceği bir uzun oyuncu arıyordu. Bu anlamda istediği özelliklere sahip bir oyuncuya kavuşmuş oldu. Zaman zaman aldığı ucuz fauller nedeniyle alabileceğinden çok daha az süre aldığının altını çizmemiz gerekir. kanımca EL'de en çok faul yapan oyunculardan birisidir. 4,3 faul ortalaması ile oynaması bunu gösteriyor. Tabi bu kadar çok ve ucuz (akılsız) faul yapan oyuncu ile Mahmudi arasındaki diyalogların pek hoş olmayacağını söylemek mümkün.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son tahlilde bunun iyi bir transfer olduğunu düşünüyorum. Uzun vadeli bir plan olması bile çok önemli. Bu nitelikteki transferler ile ligimizin kalitesinin de artacağını düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1595603291909817852?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1595603291909817852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1595603291909817852&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1595603291909817852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1595603291909817852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/07/luksa-andric-galatasarayda.html' title='Luksa Andric Galatasaray&apos;da'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TFBZik86qbI/AAAAAAAAAa4/hj9Py2Fv-AI/s72-c/luksa-andric-cibona.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-623456753569342930</id><published>2010-07-08T00:57:00.000-07:00</published><updated>2010-07-08T03:50:15.273-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Lavrinovic ve Raduljica: Transfer Politikasındaki Değişim</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Lavrinovic Avrupa basketbolunun önemli uzunlarından birisi. Özellikle Avrupa'da oynayan uzunların NBA'e gitmeleri ile kaliteli uzun bulmak gerçekten zor bir iş. Bu anlamda Fenerbahçe klübünü böyle önemli bir transfer nedeniyle tebrik etmek gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Raduljica benim için Lavrinovic'den bile daha değerli bir transfer. Transfer haberinin gerçekleştiğini (resmi açıklama henüz gelmedi) ilk Maliano'nun twitter hesabından duydum. Daha önce transferin gerçekleşmemesi nedeniyle oyuncuyu alamadığımızı düşünüyordum. Ama efes işi bitirmiş her halde. Avrupa basketbolunu yakından takip eden Maliano'nun Raduljica'ya ilişkin yorumu "çok güçlü ve sert" bir oyuncu. Güçlü kısmına katılmakla birlikte izlediğim Raduljica'nın savunma konusunda zaafları olduğunu düşünmüştüm. Post-up oyunu oldukça başarılı. Tabiri caizse uzun oyuncu doğrusu kısa oyuncudan biraz daha geç pişer. Şu an için şutu çok istikrarlı olmasa da ileride orta mesafede daha istikrarlı bir şutör olacağını söylemek mümkün. Fiziğine oranla çabuk br oyuncu olduğunu söylemek lazım.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in uzun rotasyonu tamamlanmamış olsa da şu an için Raduljica, Dudley ve Kerem Gönlüm'ün takımın uzun rotasyonunun önemli halkalaları olduğunu söylemek mümkün. Doğrusunu isterseniz bu rotasyona bence en az iki büyük isim eklemek gerekli. El düşünüldüğünde Raduljica Dudley ve Kerem yedek olarak iyi oyuncular ama hedef F4 ise daha büyük isimlerle anlaşmak gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu transferin 5 yıllık olduğu söyleniyor. NBA ihtimali olan böyle genç oyuncular ile uzun vadeli kontrat yapmak akıllıcadır. Daha da önemlisi Efes'i uzun vadede kapanmayacağına dair umutlarımız da böylesi uzun vadeli kontratlar ile artıyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelelim koç/klüp stratejisine. Doğrusu Fenerbahçe Tanjevic yönetiminde Türkiye'nin en değerli genç 3 uzun oyuncusuna sahipti. Hatta 4 bile diyebiliriz. Semih, Oğuz, Ömer ve Enes. Oğuz'u ve Semih'i ümit takımlarından beri takip ederiz. Doğrusunu isterseniz bu oyuncuların (enes'i ayıralım) çok gelişme kaydetmediklerini söylemek mümkün. Beklenen düzeye gelemediler. Bu oyunculara dayalı takımın hedefi 2010'da Avrupa şampiyonluğu idi. Hedef gerçekleşmedi ama gerçekleşmeme nedeni tek başına bu oyuncuların kaydedemedikleri gelişme değildi. Vidmar yerine Lavrinovic olsaydı, gricek yerine sakat olmayan büyük bir oyuncu alınsaydı, ukic sezonun başından beri olsaydı. Kısacası genç oyuncularla önemil tecrübeli oyucnular iyi harmanlansaydı Avrupa'da ses getirmek mümkün olabilirdi. Bu yapılmadı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu dört genç önemli uzundan 3'ü kaybedildi. Ayrıca Vidmar'da gönderildi. Lavrinovic ve Kaya alındı. Bir önemli uzun oyuncu daha alınacak. O transferden sonra genel değerlendirmeye geçebiliriz. Ancak Fenerbahçe'nin transfer politikasında bir değişiklik olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki geçmiş yıllarda Oğuz, Semih, Vidmar gibi genç oyunculara yönelen takım bu sene tecrübeli oyuncuları hedefliyor. Uzun vadeli planların tutmaması dolayısıyla kısa vadede başarı peşinde koşuluyor. Bu strateji bence Elinizde genç yetenekler varken onlarla birlikte başarıya koşmak gerekirdi. Yeni sistemin eksikliği olarak uzun vadeli bir planın olmadığı söylenebilir. Kısa vadeli başarılar uğruna "kalıcı" başarılar feda edilebilir mi? Ben Fenerbahçe'Nin stratejisinin doğru olduğunu düşünüyorum. Aydın Örs faktörünün önemli olduğuna inanıyorum. Furkan transferine ilişkin Fenerbahçenin teklifi uzun avdeli bir düşünce olduğunu da bize gösteriyor. Biz Furkan'ı alalım ama bir sene daha takımında oynasın şeklindeki teklif Fenerbahçe'nin genç oyucnular konusundaki yeni tutumunu gösteriyor. Bence doğruyu sonunda yakaladılar ama buna ulaşana kadar Semih, Ömer ve Enes'i kaybettiler. Kısacası Örs yerine yapılan Tanjevic tercihi bunu ortaya koymakta.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Olayın iç yüzünü bilmemekle birlikte Aydın Örs'ü de bir bağlamda eleştirmek mümkün olabilir. Tanjevic zamanında aynı görev Örs'e teklif edilmişti ama o bunu kabul etmemişti. Şimdi kabul etti. Tanbjevic, Spahija, Örs ve zaman dörtgeninde bir yerlerde bu sorunun cevabı mutlaka vardır...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son tahlilde hem Efes'in hem de Fenerbahçe'nin doğru yolda olduğunu düşünüyorum. Umarım kalan transferleri ile her iki takımımız önümüzdeki sene dördüncü torbanın daha üstlerinde yer alacakları bir kadroya ve dereceye sahip olabilirler...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-623456753569342930?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/623456753569342930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=623456753569342930&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/623456753569342930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/623456753569342930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/07/lavrinovic-ve-raduljica-transfer.html' title='Lavrinovic ve Raduljica: Transfer Politikasındaki Değişim'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6984856959298865242</id><published>2010-06-28T09:20:00.000-07:00</published><updated>2010-06-28T09:27:29.464-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Wisniewski ve Efes</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Rako twitter hesabından Efes'in wisniewski ile ilgilendiğine dair bir duyumunu paylaşmış. Bence iyi transfer olur. hem 1 hem de 2 numarada oynayabilir. Savunması da fena edğil. Şutu oldukça iyi ve penetre edebiliyor. Beklenen düzeyde bir oyuncu olmasa da yararlı olacağını düşünüyorum. Oyun kurucu peşinde olmaları bile doğrusu beni heyecanlandırıyor. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6984856959298865242?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6984856959298865242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6984856959298865242&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6984856959298865242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6984856959298865242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/wisniewski-ve-efes.html' title='Wisniewski ve Efes'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3785623484182536868</id><published>2010-06-22T12:36:00.000-07:00</published><updated>2010-06-22T12:53:13.908-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tenis'/><title type='text'>Tebrikler Marsel</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TCEUnbzH_UI/AAAAAAAAAaw/QfNHBNiglyY/s1600/marsel_ilhan_2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 305px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5485688488823618882" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TCEUnbzH_UI/AAAAAAAAAaw/QfNHBNiglyY/s400/marsel_ilhan_2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Basketboldan sonra izlemekte en keyif aldığım spor dalı tenistir. Oynamaktan en çok keyif aldığım spor da tenis... Faruk'la benim tenis geçmişimizi anlatsam roman olur. Neyseki roman yazacak havada değilim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Marsel İlhan'da belki roman yazmadı ama tarih yazdı. Türkiye tenis tarihinde bir ilk daha gerçekleştirdi. 2-0 geriye düştüğünde acaba olmayacak mı sorusu akıllara geldi ama seti 2-1'e getiriken sergilediği oyunu görünce bu iş oldu dedim. Marsel hem servislerdeki etkinliği hem de etkili forehand vuruşları ile rakibini adeta sahadan sildi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İzlediğim Marsel her turnuvada oyunu üzerine bir şeyler ekliyor. İleride daha da iyi bir Marsel izleyeceğimizi düşünüyorum. Marsel'in başarısının Türkiye'deki amatör sporlar ve sporcular için önemli bir teşvik olacağını düşünüyorum. Amatör sporcular için önemli bir kapı aralanıyor. Zorluklar içinde memleketi temsil etmeye çalışan Marseller, Denizler, İpekler, Tubalar ve diğerlerinin başarılarını bu sayfalarda alkışlamak ümidiyle...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3785623484182536868?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3785623484182536868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3785623484182536868&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3785623484182536868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3785623484182536868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/tebrikler-marsel.html' title='Tebrikler Marsel'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TCEUnbzH_UI/AAAAAAAAAaw/QfNHBNiglyY/s72-c/marsel_ilhan_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8863889861897746729</id><published>2010-06-21T07:28:00.000-07:00</published><updated>2010-06-21T07:38:06.036-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Perasovic Aranan Koç mu?</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Perasovic Efes Pilsen'de. Hayırlı olmasını dileyelim. Son dönemin yıldızı parlayan koçlarından. İspanya'daki kariyerinden sonra (tau haricinde pek de iyi değildi) memleketine dönerek Cibona'yı çalıştırdı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Obradovic, Kunter, Represa gibi isimler daha iyi olabilirdi ancak bunun önemli bir değişim olduğunu da söylemek için müneccim olmaya gerek yok.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Perasovic tercihi ile Efes Amerikalı değil Avrupalı oyunculara yönelecektir. Efes'in basketbol felsefesine daha uygun bir takım kurulacağını umuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Daha sert bir Efes izleyeceğimizi de söyleyebiliriz. Yapılacak transferlerden sonra daha ayrıntılı yorum yaparız. Hayırlı olması dileğiyle&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8863889861897746729?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8863889861897746729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8863889861897746729&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8863889861897746729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8863889861897746729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/perasovic-aranan-koc-mu.html' title='Perasovic Aranan Koç mu?'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1275465407668146267</id><published>2010-06-19T10:34:00.000-07:00</published><updated>2010-06-19T10:40:24.420-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><title type='text'>Serhat Çetin Beşiktaş'ta</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TB0A_ZXFntI/AAAAAAAAAao/Eb-WAO61QdM/s1600/serhat+%C3%A7etin.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 118px; DISPLAY: block; HEIGHT: 148px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484541010346614482" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TB0A_ZXFntI/AAAAAAAAAao/Eb-WAO61QdM/s400/serhat+%C3%A7etin.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Serhat Çetin kariyeri için önemli bir adım attı. Fenerbahçe'de süre aldığında önemli işler yapan Serhat gerekli süreleri alamamış ve beklenen gelişimi bir türlü gösterememişti. Beşiktaşın dar rotasyonunda aldığı süreleri çok iyi kullanarak seneye çok daha iyi kontratlar elde edeceğini düşünüyorum. Hem Beşiktaşa hem de Serhat'a hayırlı olması dileğiyle&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1275465407668146267?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1275465407668146267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1275465407668146267&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1275465407668146267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1275465407668146267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/serhat-cetin-besiktasta.html' title='Serhat Çetin Beşiktaş&apos;ta'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TB0A_ZXFntI/AAAAAAAAAao/Eb-WAO61QdM/s72-c/serhat+%C3%A7etin.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5935484415322562112</id><published>2010-06-17T04:36:00.000-07:00</published><updated>2010-06-17T04:56:43.250-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><title type='text'>Oyun Kurucu Transferleri: Tutku-Cüneyt-Engin</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBoNZ6qwrwI/AAAAAAAAAag/_RBYV14L2kU/s1600/tutku_telekom.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 315px; DISPLAY: block; HEIGHT: 234px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483710235173498626" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBoNZ6qwrwI/AAAAAAAAAag/_RBYV14L2kU/s400/tutku_telekom.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birer gün ara ile önemli yerli oyun kurucularımızın transfer olduğunu gördük. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üç sene öncenin en değerli oyun kurucusu idi Tutku. Ama bir türlü milli formayı giyememişti. Tutku hem penetre eden hem de vasat üstü şutu olan iyi bir oyuncu. El Amin'in telekom'a gelmesi ile performansı düşmüştü. Sonrası ise sakatlıklarla boğuştu ve eski performasına bir türlü ulaşamadı. Nasıl bir Tutku izleyeceğimiz ve Mahmudi sistemi ile ne kadar uyumlu olacağı doğrusu endişe verici olsa da Engin'den sonra isim bazında olabilecek en iyi seçim gibi gözüküyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Temas alarak fazlaca faul yaptıran kimliği ve itirazcı yapısı nedeniyle bana çok sempatik gelmeyen bir oyun kurucudur. Ama etkili şutları, penetresi ve asistci ve top çalma yeteneklerini de önemli bulurum. Mahmudi savunmada onun daha agresif olmasını isteyecek hücumda ise duygularından ziyade aklıyla oynamasını isteyecek. işte o anlarda Mahmudi ile diyaloğunun nasıl gelişeceğini doğrusu merak ediyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Cücü yeniden İstanbul'da. Doğrusu Beşiktaş seyircisi ölüyü diriltiyor. Misal K. Tunceri, Engin... Beşiktaşa gelip de kötü oynayan bir oyun kurucu doğrusu ben hatırlamıyorum. Cücü'nün kariyerinin son yıllarında çok başarılı olacağını düşünüyorum. Engin'i kaptırdıktan sonra lider ve tecrübeli bir oyun kurucu aldılar. Bence çok da iyi bir iş yaptılar. Engin'i kaybetmeseler oyun kurucu rotasyonunu yerli oyuncularla tamamlamış olacaklardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelelim bu transferler içinde en flaş olanına. Engin bu sene Beşiktaşta yaptığı çıkış ile şu anda Türkiye'nin bence tartışmasız en iyi oyun kurucusu. Ancak bir şeyi unutmamak gerek. Beşiktaş seyircisinin oyuncunun performansı üzerindeki olumlu etkisi. EL'de oynamak istediği için Fener ile anlaşmış. Sorumluluk aldığında çok iyi işler yapıyor. Umarım Beşiktaşta aldığı süreleri Fener'de de alabilir. Spahija ile iyi anlaşacağını tahmin ediyorum. Coachable olarak tabir edilen oyunculardan. Ukic ile iyi ikili olacaklardır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5935484415322562112?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5935484415322562112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5935484415322562112&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5935484415322562112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5935484415322562112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/oyun-kurucu-transferleri-tutku-cuneyt.html' title='Oyun Kurucu Transferleri: Tutku-Cüneyt-Engin'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBoNZ6qwrwI/AAAAAAAAAag/_RBYV14L2kU/s72-c/tutku_telekom.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-895937085998311120</id><published>2010-06-12T02:33:00.000-07:00</published><updated>2010-06-12T02:56:53.609-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Federasyon'/><title type='text'>Türkiye'deki Yabancı Oyuncu Kuralının İflası: Devşirme Oyuncu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBNZ3LO8L0I/AAAAAAAAAaY/ANJJfkK1qXY/s1600/2007-10-23_emirpreldzic400.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 266px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481823975883157314" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBNZ3LO8L0I/AAAAAAAAAaY/ANJJfkK1qXY/s400/2007-10-23_emirpreldzic400.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Milli takımda devşirme oyuncu dönemimiz hayırlı olsun diyelim. Doğrusu ben ne devşirme oyuncuya karşıyım ne de devşirilen oyuncuya. Emir'İn iyi bir seçim olduğunu düşünüyorum. Emir için Slovenya federasyonuna para ödenecekmiş. O da önemli değil. Amerikalı'dan ziyade Avrupa'lı bir oyuncunun seçilmesi de mutluluk verici.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Emir'i ümitler şampiyonasında izlediğimde hayran kalmıştım. Hemen her pozisyonda potaya yönelmesi ve etkili şutları ile çok parlak bir geleceği olduğunu düşünmüştüm. Doğrusu beklediğim gelişmeyi göstermedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Milli takım analizinde 3 numaraya ihtiyaç olduğunun altını çizmiştik. Ersan'ın 3 numarada verimsiz olması ve Hedo'nun ne yapacağının belli olmaması düşünüldüğünde ve bu oyuncular haricinde 3 numara için alternatif olmadığını eklersek bu durumda takımda 3 numara için oyuncuya ihtiyaç olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bir de diğer açıdan duruma bakalım. Aslına bakarsak oyun kurucu olarak da takımın zaafı var. Ayrıca ufuk-harun-ibo ve serkan'dan sonra etkili bir iki numara da yetiştiremedik. Örneğin oyun kurucu olarak mccalebb ve iki numaraya da langdon düşünülebilirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben oyun kurucunun önemine çok fazla inanarım. Bu nedenle benim elimde olsa 1 numara için bir transfer yapardım. Ama dediğim gibi Emir'e karşı değilim. Umarım hem milli takım hem de Emir için iyi bir turnuva olur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Emir'e ilişkin tek bir eleştirim olacak. Abartılı itirazlarını umarım milli takım forması ile yapmaz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Devşirme oyuncu kararı sonucu olarak ligde uygulanan yabancı sınırlamasının da gözden geçirilmesi gerekiyor. Yabancı uyruklu oyuncuları milli takımda oynatacaksak o zaman ligde de milli takım düşünülerek yabancı sınırlaması yapmanın bir anlamı olmaz. Öyle değil mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu arada Emir'in yerli statüsüne geçirilmesinin iktisatta "dışsallık" olarak tabir edilen bir duruma yol açtığını da belirtelim. Fenerbahçe açısından pozitif diğer takımlar açısından ise "negatif" bir dışsallık yaratılmış oldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-895937085998311120?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/895937085998311120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=895937085998311120&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/895937085998311120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/895937085998311120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/turkiyedeki-yabanc-oyuncu-kuralnn-iflas.html' title='Türkiye&apos;deki Yabancı Oyuncu Kuralının İflası: Devşirme Oyuncu'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBNZ3LO8L0I/AAAAAAAAAaY/ANJJfkK1qXY/s72-c/2007-10-23_emirpreldzic400.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-2814519747353165714</id><published>2010-06-10T22:11:00.000-07:00</published><updated>2010-06-10T22:25:33.970-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Aydın Örs Yeniden Fenerbahçe'de</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBHIUTtjD5I/AAAAAAAAAaQ/LFxSnJeTiYs/s1600/aydin1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481382472700858258" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBHIUTtjD5I/AAAAAAAAAaQ/LFxSnJeTiYs/s400/aydin1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aydın Hoca yeniden Fenerbaçe'de. Trabzon'la anlaşacağı söylenen Aydın Örs Fenerbahçe'ye döndü. Trabzon'a gideceği haberi bile basketbolseverleri heyecanlandırmıştı. Sadece basketbol bilgisi ile değil, insanlığı ve beyefendi kişiliği ile taraflı tarafsız tüm basketbolseverlerin sevip saydığı bir ismi yeniden görmek heyecan verici.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu bu habere özellikle Ertuğrul Hoca için ayrıca sevindim. Galatasaray'ın başarılı olan Akdağ'ı göndermesinden sonra mütevazi kişiliği ile iyi bir basketbol oynatan Ertuğrul Hoca'ya da benzer bir haksızlık yapılacağı düşüncesi rahatsız ediciydi. Takımın başında tutulduğu takdirde Ülker'i şampiyon yapan Özyer gibi olacağı söyleniyordu. Onun için henüz erken olduğu iddia ediliyordu. Bunu denemeden bilmek bence imkansız ve oynattığı basketbol ve kişiliği ile taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanan bir basketbol emekçisine de benzer bir haksızlık yapılmamasına sevindiğimi belirtmek isterim. Dolayısıyla Aydın Hoca'nın dönüşü beni iki kere mutlu etti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Trabzon'a gitmiş olsaydı İstanbul dışında daha iddialı bir takım izleyecek olmak da ayrı keyif verecekti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hoşgeldin Aydın Örs... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-2814519747353165714?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/2814519747353165714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=2814519747353165714&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2814519747353165714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2814519747353165714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/aydn-ors-yeniden-fenerbahcede.html' title='Aydın Örs Yeniden Fenerbahçe&apos;de'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TBHIUTtjD5I/AAAAAAAAAaQ/LFxSnJeTiYs/s72-c/aydin1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1282572269593884623</id><published>2010-06-09T04:41:00.000-07:00</published><updated>2010-06-09T23:11:54.478-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milli takım'/><title type='text'>Aday Kadro</title><content type='html'>&lt;strong&gt;G.&lt;/strong&gt; Engin Atsür, Kerem Tunceri, Ender Arslan, &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Evren Büker &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.G.&lt;/strong&gt;Cenk Akyol, Ömer Onan, Sinan Güler&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.F. &lt;/strong&gt;Hidayet Türkoğlu&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;P.F.&lt;/strong&gt; Kerem Gönlüm, Ersan İlyasova Semih Erden ve Cevher Özer&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;C. &lt;/strong&gt;Oğuz Savaş, Ömer Aşık, Fatih Solak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu ve Tanjevic ve seçimlerini eleştirmekten bıktık dersek yeri var. Yaşlı ve 2010 kadrosunda düşünmüyorum diye Kerem Tunceri'yi basketbol kariyerinin en iyi sezonundayken kadroya almamıştı. 2010 aday kadrosunda var. Mevcut kadro bu değil. eklemeler olacakmış. Bir devşirme oyuncu kadroya eklenecekmiş (aday belliymiş) ve ümit milli takımdan çağrılacak oyuncular da varmış. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tam kadro açıklandığında değerlendirme yapmak doğru olsa da mevcut kadroya ilişkin çekincelerimi baştan belirteyim. Engin ve Kerem sakat. Ender ise kötü bir sezon geçirdi. En azından bu sezonun bence en iyi yerli oyuncusu olan Evren kadroda olmalıydı. (Zaten Kadrodaymış. Ben atlamışım). Diğer eleştirim ise kadroda çok sayıda uzun olsa da Furkan'ın bu oyunculardan eksiği omladığı ama fazlası olduğu inancındayım. Onun isminin de kadroda olması gerektiğini düşünüyorum. Milli takımın elinde bu kadar uzun oyuncu varken Fatih'in alınmaması gerektiğini düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yabancı oyuncu konusunda tahminde bulunmak bile zor. Yukarıdaki kadroya baktığımızda kısa pozisyona yabancı oyuncu eklemleneceğini söylemek zor değil. Hatta kadroya baktığımızda hedo'nun neredeyse tek kaldığını görüyoruz. Tahminim onu yedekleyecek bir isim olarak Kinsey düşünülüyor olabilir. Ancak bu devşirme mevzusu oyun kurucu için düşünülüyordu. Sakatlıklar da bahane edilerek oyun kurucu devşirmek istenilebilir. Doğrusu oyun kurucu için adayım (eğer bir yerlerde milli takım oyuncusu değilse) Mccalebb. Bu sene yaz ligine katılacağı söyleniyordu. Ama dünya kupasında oynamak isteyebilir. Bekleyeceğiz...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1282572269593884623?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1282572269593884623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1282572269593884623&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1282572269593884623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1282572269593884623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/aday-kadro.html' title='Aday Kadro'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-11502645071139535</id><published>2010-06-09T04:36:00.000-07:00</published><updated>2010-06-09T04:41:14.493-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Ermal Galatasaray'da...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray ilk transferini gerçekleştirdi. Ermal ile anlaşmış. Baskerdergisi.com'da haberi gördüm. Alınmasını beklediğim yerli oyunculardandı. Efes'in opsiyonunu kullanmayacağını tahmin ediyordum. Mahmudi'nin valığı en önemli etken olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ermal'i çok beğendiğimi söyleyemem. Özellikle ribaunt ve savunma zaafının onun kalitesini örttüğünü düşünüyorum. Ancak yerli sınırlaması düşünüldüğünde önemli bir isim galatasaray ile anlaşmış oldu. Engin ve Furkan gibi değerli yerli oyucnuları kadroya katabilirseler iddialı bir takım olabilirler.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-11502645071139535?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/11502645071139535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=11502645071139535&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/11502645071139535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/11502645071139535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/ermal-galatasarayda.html' title='Ermal Galatasaray&apos;da...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5981133494940672821</id><published>2010-06-08T06:41:00.000-07:00</published><updated>2010-06-08T07:23:18.601-07:00</updated><title type='text'>Enes, Ömer, Oğuz, Semih ve Vidmar örneklerinden hareketle genç oyuncular üzerine bir değerlendirme</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Dün akşam Murat Murathanoğlu (MM) ve Yiğiter Uluğ ikilisinin sunduğu Süper Basket programını izledim. MM son yıllarda neden genç oyuncu çıkmadığına ilişkin genel bir değerlendirme yaptı. Bunun temel nedeninin oyuncuları kandıran menejerler ve oyuncuların geleceklerini planlayamamaları olduğunun altını çizdi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçenlerde Cenk Akyol yeterince süre alamadım. O yüzden köreldim. İtalya'da kendime geldim bağlamında birşeyler söylemişti. Çetin Çeki'de dolaylı olarak buna cevap vermişti. Bu meseleyi tek boyuta indirgemek kolay değil ama anladığım kadarıyla MM'e göre bütün menejerler kötü ve oyucnularda kendi gelecek planlamalarını yapamayacak kadar aptallar. ileriyi göremiyorlar. mesele bu kadar basit mi?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;MM'in kendi örneği kendi yanlışını da kısmen ortaya çıkartıyor. Fenerde'ki son 3 sezondaki gençlere bakarsak: Ömer, Semih, Oğuz, Vidmar, Preldzic ve Enes. Her ne kadar asıl meselelerden biri Enes'in seçiminin doğru bir seçim olup olmadığı olsa da onu şimdilik bir kenera bırakalım. Semih, Oğuz, Preldzic ve Ömer'den hangisinin basketbolunda kayda değer bir gelişme oldu? Soru aslında bana ait değil. MM'in sorusu. Cevap hiçbirisi. Geldi gündeki düzeylerinde oynuyorlar. kayda değer bir gelişme bence gösteremediler. Beklentilerin altında kaldılar. Oğuz ümitlerde yaşıtı pivotların en önemlileridendi. Şimdi akranı pivotlar onu çoktan geçti. Predzic 1-2-3 ve hatta 4 oynayabilecek bir oyuncu. Avrupa şampiyonasında Ersan ile en çok ses getiren oyuncuydu. Ersan nerde Preldzic nerde? Neyse uzatmayayım mesaj anlaşılmış olmalı. Vidmar son dönemde bir gelişme sergiledi. Oyununu oldukça geliştirdi. Ama enteresandır bunu Türkiye'de gerçekleştiremedi. Memleketinde kendisini geliştirdi çocuk. bu kadar isimden açık ara bir gelişme sergileyen adam yurt dışında gelişiyorsa, Akyol İtalya'da yeniden doğuyorsa ve hatta Ersan Barcelona'da parlıyorsa memlekette kalmak istemeyen genç oyuncuları ileriyi görememekle ya da menejer kurbanı olarak görmekle bir yere varamayacağımızı düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyuncuların yeterli gelişme göstermemelerini salt süre ile açıklamak da bence pek mümkün değil. Cenk Galatasaray'da oynarken yeterli süreyi buldu. Ömer, Vidmar, Semih ve Oğuz oldukça iyi süreler buldular. Belki iyi oynarken oyundan çıktılar ya da kötü oynarken fazla süre aldılar ama sonuçta öyle ya da böyle belli bir süre aldılar. Genç oyuncuların yetişmesinde süre önemli bir faktör olsa da tek faktör süre değil. bunu anlatmaya çalışıyorum. o zaman sorun nerede?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bana öyle geliyorki sorun oyuncuların rahat olamamsında rahat bırakılmamasında yatıyor. Aşırı beklenti ters tepiyor. Genç ve parlak oyuncularımızın dünyanın en iyi oyucnuları olacağını bekliyoruz. onlar ise bu beklenitye karşılık veremediklerini gördükçe daha fazla hata yapıyorlar. Gelişemiyorlar. bunun yanı sıra sanırsam genel bir tembellik hali de var. Hamuru iyi olsa da çalışmadıkça gelişme kaydetme olanaklı olmuyor. Genç oyuncularımızı daha fazla antremana sevk etmiyoruz ya da onların içinde daha iyi oyucnu olmak adına yeterli sitek yok. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son tahlilde kanımca Enes Türkiye'den uzaklaşmakla iyi yaptı. Avrupa'da bir yerlerde oynasa belki daha iyi olabilirdi ama Türkiye'den gitmek bence doğru bir seçimdi. Önündeki örneklere bakarsak Ömer, Semih ve Oğuz olduğu yerde sayarken, Vidmar ise ayrıldıktan sonra gelişme kaydettiğinden Enes'in doğru bir seçim yaptığını düşünüyorum. Bence süreci doğru okuyan Ömer'in de ayrılmak istemesinde haklı gerekçeler var.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Klüpler açısından ise bir sonraki yazıda durumu değerlendirelim.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5981133494940672821?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5981133494940672821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5981133494940672821&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5981133494940672821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5981133494940672821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/enes-omer-oguz-semih-ve-vidmar.html' title='Enes, Ömer, Oğuz, Semih ve Vidmar örneklerinden hareketle genç oyuncular üzerine bir değerlendirme'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6792868255096913107</id><published>2010-06-05T01:04:00.001-07:00</published><updated>2010-06-05T01:28:11.375-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Erman Kunter: Efes Pilsen</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAoKbRV78TI/AAAAAAAAAWg/E8zgtZRzL0Q/s1600/erman+kunter.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 225px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479203360277786930" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAoKbRV78TI/AAAAAAAAAWg/E8zgtZRzL0Q/s400/erman+kunter.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bugünkü Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Erman Kunter "Efes'e Doğru" yol alıyor. Erman Kunter'i Türkiye'de bir takımın başında görmek keyif verecek. Kaya mutlaka takımda kalsın demiş. Başka bir gazete olsa tam bir asparagas haber denirdi. Ama Cumhuriyet'in haber uydurmayacağını düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Antrenörlerimizin yurt dışında iyi liglerde takım yönetmesi benim çok hoşuma gidiyor. Bu anlamda yurt dışındaki bir antrenörün lige dönmesine üzülüyorum. Fransız basketbolundan çok keyif almadığım için Efes Pilsen sistemi ile uyuşm ayacağını düşünüyorum. Doğrusu Trabzon'un son transferlerinden sonra Erman Kunter'i Trabzon'a yakıştırmıştım. Kısmet Efes olacakmış gibi. Efes'in antrenör ile anlaşması takımın varlığının devam edeceğine karine sayarsak en azından seneye de Efes Pilsen'i (umarız kendi ismiyle) izleriz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6792868255096913107?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6792868255096913107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6792868255096913107&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6792868255096913107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6792868255096913107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/eerman-kunter-efes-pilsen.html' title='Erman Kunter: Efes Pilsen'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAoKbRV78TI/AAAAAAAAAWg/E8zgtZRzL0Q/s72-c/erman+kunter.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-262156135190438103</id><published>2010-06-03T03:23:00.000-07:00</published><updated>2010-06-03T04:21:57.356-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Şampiyon Fenerbahçe</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAeQQ_oN7BI/AAAAAAAAAWY/1Ildf6KKJz0/s1600/ieyPay9CJja.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 312px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478506093351922706" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAeQQ_oN7BI/AAAAAAAAAWY/1Ildf6KKJz0/s400/ieyPay9CJja.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;maça fırtına gibi başlayan Fenerbahçe daha ilk periyotta şampiyon olacağını adeta haykırıyordu. Ataman'ın mimikleri ve şaşkınlığı Fenerbahçe'nin şampiyon olacağını gösteren en büyük delildi. Ataman galip geldiği maçlardan edindiği izlenim ile bu maçı kazanacağından emindi. Farkın arttığı anlarda oyuna müdahale etmemesi bunun en büyük kanıtıydı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in son galibiyetinden sonra hatırlarsanız, Fenerbahçe Efes'i fazla hafife aldı ve bunun faturasını ödedi demiştim. bu maçta da aşırı ciddie aldı ve söz konusu fark oluştu. Kazanması gereken bir maçtı Fenerbahçe için. Kolaylıkla da kazanarak kupaya uzandılar. Tebrikler...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aziz Yıldırım seneye dört kupa istemiş. Bu sene Avrupa'da şampiyonluk gelmeliydi. Olmadı. umarlım seneye bu hedef gerçekleşir. Ancak Efes'e karşı kazanılan TBL şampiyonluğu gelecek sene için takımın eksiklerinin üzerini örtmemeli. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in ne yapacağı ise merak konusu. Malum isim değiştirme hadisesi var. Ataman'la muhtemelen yollar ayrılacak. Hangi oyuncu kalacak? Oğuz'un gelmesi ama Kaya'nın gitmesi. Kerem Gönlüm geri dönecek. Renkli günler bizleri bekliyor. Basketbolumuzun kazanması dileğiyle... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-262156135190438103?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/262156135190438103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=262156135190438103&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/262156135190438103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/262156135190438103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/sampiyon-fenerbahce.html' title='Şampiyon Fenerbahçe'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAeQQ_oN7BI/AAAAAAAAAWY/1Ildf6KKJz0/s72-c/ieyPay9CJja.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-2625063948170288441</id><published>2010-06-02T00:49:00.000-07:00</published><updated>2010-06-02T03:05:30.461-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Mahmudi-Galatasaray-Akdağ ve Türkiye Basketbolu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAYswDkofYI/AAAAAAAAAWQ/viEjZQfQ3bM/s1600/oktayqt1ik5.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 357px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5478115200847084930" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAYswDkofYI/AAAAAAAAAWQ/viEjZQfQ3bM/s400/oktayqt1ik5.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Mahmudi'nin Galatasaray'ın başına geçmesi umarım hem Galatasaray hem de Mahmudi için iyi hem de Türkiye basketbolu için hayırlı olur. Bu hamlenin 4 açıdan değerlendirirlmesi gerektiğini düşünüyorum. Galatasaray-Mahmudi-Akdağ ve Türkiye&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bence bu meseledeki en önemli ayaklardan birisi Akdağ konusu. Akdağ yönetimindeki Galatasaray'ın zevk verdiğine ilişkin geçmişte çok sayıda yazımız olduğunu hatırlarsınız. O yazılardaki temel mesajımız bu sene Akdağ ile devam etmenin Galatasaray adına doğru bir hamle olacağıydı. Bu yazdıklarım aslında konunun Akdağ ayağı değil, galatasaray ayağına ilişkin ki ona geri döneceğiz. Ahlaki bir durumdan bahsetmek istiyorum. Bayan basketbolunda başarılı olan koçunu en kötü zamanında takımın başına geçiriyorsun. O sorunlu dönemde hem sorumluluk alıp hem de bu sorumluluğunu başarıyla yerine getiren Akdağ'ı göndermek vicdanen sorgulanmalıdır. Ancak vefa semtine gidenlerin sayısının hızla azaldığı günümüzde vefa beklemek maalesef hayal oluyor...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray açısından baktığımızda aslında söylenecek çok şey var. Özellikle Evren Büker'i kaybettikten sonra takımın yerli rotasyonu daraldı. Can Akın'la sözleşme yenilenmedi. Fatih'in durumu belirsiz. Bu koşullar altında Mahmudi gibi bir isim ne yapabilir? Alt yapıda kaliteli oyuncusu yok. İyi yabancı oyuncular getirse bile iyi yerli oyuncu nereden bulabilirler? Mahmudi aslında durumun farkında ve kısa vadeli bir hedef koymuyor. uzun vadede birşeyler yapmayı umuyor. Günlük yönetilen bir şubede uzun vadeli hedefler ve güzergah nasıl belirlenir? Mahmudi buna nasıl inandı gibi sorular ancak zaman içinde cevap bulabilir. Mahmudi ismi ile belki daha iyi oyuncular ve daha iyi sponsor bulunabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mahmudi açısından baktığımızda durumun pek de iç açıcı olduğunu söylemek zor. Vasat yerli oyuncular ile ancak ilk 4-5'e oynayabilir. Furkan gibi genç ve yetenekli isimleri takıma kazandırabilirse, eski oyuncularından 1-2 tane alabilirse iddialı bir takım yaratabilir. Ama sonuçta bütçesi çok da belli olmayan, ödemelerde sıkıntılar yaşanan bir ortama gelen ismin başarı şans fazla değil. Galatasaray gibi büyük klüplerde ise kısa vadede başarı olmadan uzun vadede bir planı hayata geçirmek de pek mümkün olmaz. Mahmudi açısından da bence yanlış bir seçim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelelim Türkiye basketboluna. Daha güçlü bir Galatasaray, daha güçlü bir Trabzon mutlaka lige renk katacaktır. Mahmudi ismi bile basketbolun medyada daha fazla yer bulmasını sağladı. Umalım yaratacağı takımda kendi ismi kadar değerli ve güçlü olur. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-2625063948170288441?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/2625063948170288441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=2625063948170288441&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2625063948170288441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/2625063948170288441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/06/mahmudi-galatasaray-akdag-ve-turkiye.html' title='Mahmudi-Galatasaray-Akdağ ve Türkiye Basketbolu'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/TAYswDkofYI/AAAAAAAAAWQ/viEjZQfQ3bM/s72-c/oktayqt1ik5.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1835900556024505024</id><published>2010-05-30T10:18:00.000-07:00</published><updated>2010-05-30T10:53:56.373-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes Fener'e Kupayı Vermedi (5. Maç)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu hem işlerin yoğunluğu hem de benim şehir dışında Faruk'un ise ülke dışında olması nedeniyle istediğimiz yoğunlukta yazamıyoruz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;5. Maça ilişkin genel kanaatim, Fenerbahçe'li oyuncuların işi bitirdik zihniyetiyle oynamalarından dolayı kaybettikleridir. Kerem ve Thornton'dan yoksun Efes'i başta yeterince ciddiye almadıklarını düşünüyorum. Tabi bunları söylerken Efes'li oyucnuların ve Ataman'ın hakkını da yememek lazım. Özellikle Ataman neredeyse her hücum için kendi istediği seti oynattırmaya gayret gösterdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kerem'in yokluğu özellikle Fenerbahçe'nin baskı yaptığı anlarda etkisini gösterdi. Basit top kayıpları ile uyuyan Fenerbahçe bir anda kazanabilecek konuma geldi ama başarılı olamadı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes'in gençleri saymazsak 5 yerli oyuncusu var. Birisi sakat. Diğer ikisi ise 5 faulle çıktı. Geriye kalan Kaya 4 faulle oynuyor. Ender ise baskıdan ve stresten hareket edecek hali kalmadı. Kaya beşinci faulu alsa ya da Ender'in bileği burkulsa ne olacak? Dusan'la mı oynayacak serinin en kritik dakikalarını sevgili Ataman?&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes galibiyeti daha fazla istedi. Mücadele üst düzeydeydi. Ribaunt savaşlarıçok keyifliydi. Ben serinin 7. maça kadar uzamasını istiyorum. Ama Efes'in daralan guard rotasyonun bu maç trafiğinde error verme olasılığının çok kuvvetli olduğunu düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Erdoğan bence takımı çok iyi yönetiyor. Bence tek hatası özellikle Ender yokkken oyun kurucuya baskıyı (Sinan-Rako) greer ile yapması oldu. Ender de dahil olmak üzere Efes oyun kurucularına Ömer ile baskı yapabilirdi. Preldzic'i düşündüğüm gibi kullanarak aslında bir dönem çok verim aldı. özellikle takımını pota altından oynatmak arzusu Erdoğan'ın takımının bir adım önde olmasını sağlıyor. efes'in pota altı savunma zaaflarını ve rako'nun sürekli adam kaçırmasını iyi kullanıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Smith ise o ilginç şutları ile adeta Efes'e suni teneffüs yaptırıyor. geçen maçı getiremese de bu maçı getirmeyi başardı.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rako ise bildiğimiz (yorumcunun tabiri) Rako gibi oynadı. Kritik anlarda kaydettiği sayılar ile takımın galibiyetinde pay sahibi oldu. Savunmada da sanki bir parça daha gayretli gibiydi.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu serinin sonu umarım Efes için tamam ya da devam olmaz. Malum Hükümetin aldığı karar ile isim değiştirmek zorunda kalacak olan Efes Pilsen için adının olmadığı bir ortamda devam edip etmeyeceğinin belirleyicilerinden birisi de şampiyonluk olabilir. Umarım yanılıyorumdur ama Efes şampiyon olamadığı takdirde, ismini de devam ettiremeyeceğine göre şubeyi kapatmayı ciddi ciddi düşünebilir. Tabi ligimizde şampiyon olup da şube kapatanlar olduğunu düşündüğümüzde, şampiyonluğun karar alma da çok da anlamlı olmayacağı söylenebilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1835900556024505024?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1835900556024505024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1835900556024505024&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1835900556024505024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1835900556024505024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/05/efes-fenere-kupay-vermedi-5-mac.html' title='Efes Fener&apos;e Kupayı Vermedi (5. Maç)'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7962734565622329685</id><published>2010-05-25T21:37:00.000-07:00</published><updated>2010-05-25T22:14:54.723-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Fenerbahçe:72 Efes:70  (3. Maç)</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_yuKuyhiLI/AAAAAAAAAWI/w_V3gceyYps/s1600/efes-fb.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 199px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475442746357549234" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_yuKuyhiLI/AAAAAAAAAWI/w_V3gceyYps/s400/efes-fb.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe seride durumu 2-1 yapmayı başardı. Maça çok iyi başladılar. sert savunma ile rakibini çemberin dışına attılar ve Efes'de çemberin dışında yapabileceğinin en iyisini yaptı. Bol bol üçlük soktular. Öyle ki Tunceri 5/4 gibi bir oran yakaladı. Ama içeri dışarı dengesini kuramayınca kaybetmek bir anlamda kaçınılmaz oluyor. Çemberden uzaklaştıkça başarı şansın azalıyor. Efes için de aynen böyle oldu. 17 ikilik 26 üçlük kullanmışlar. ikilik yüzdeleri: %29. Bu istatistik o kadar şey anlatıyorki; başka bir şey yazmaya gerek bile olmayabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Erdoğan yönetimindeki Fenerbahçe'de gözle görülür değişiklikler var. Pota altındaki kuvvetinden olabildiğince yararlanmaya çalışıyor. Sadece hücum değil savunma bağlamında da. Fenerbahçe kısaları bire bir de yenilmeyerek rakip kısaların penetrelerine fırsat vermiyorlar. Efes uzunları ise zaten ne sırtı dönük ne de yüzü dönük hücumları olmadığından sorun çıkartmıyor. Bu nedenle de Fenerbahçe savunması etkin olabiliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;3. periodu izlerken Efes'in tüm dengesizliğine rağmen maçı rahat kazanacağı izlenimine kapılmıştım. bu kadar dışa bağımlı olmasına rağmen çok akılcı top çevirmeler ile boş oyuncuları bulmaları ve bu boş oyuncuların dışardan atışları kaçırmamaları ve aynı dönemde Fenerbahçe'li oyucnuların üzerindeki gerilim maçı Efes'in kazanacağını söylğyor gibiydi. Ayrıca Efes savunması sertleştikçe Ukic'in etkinliğinin Sinan ve Smith'in savunması ile zayıflaması da önemli bir faktördü. Fenerbahçe'de Ukic'in etkinliği azaldığında oyun kurabilecek tek isim Preldzic gibi gözüküyor ve o da dün gününde değildi. Bu durumda Efes'in kazanması bana daha olası gözüküyordu. Süreç Ömer Onan'ın hakeme yaptığı itiraz ile sonlandı. Fenerbahçe o anda adeta silkelendi ve kendine geldi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maçın son iki dakikasında ise Ukic bana Harun'u hatırlattı. Ülker'in ünlü beş dışarda oyununu Ukic ile izledik. Ataman'da izledi. O anda örneğin Sinan'ın Ukic üzerine verilmesi düşünülebilirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son topa kalan maçlar heyecanlı oluyor. Mirsat'tan izlemeye çok da alışıkolmadığımız bir blok ile Maalesef maç uzatmaya gitmedi. uzatma olsa çok daha heyecanlı bir maç izlerdik. Bakalım serinin ilerleyen maçlarında neler olacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hakemlerin çok iyi olmadıklarını söylemek mümkün. Çok hata yaptılar. Ömer'e teknik faul çalmaları gerekirdi. Ondan daha önce Oğuz'a yanılmıyorsam Kasun'un yaptığı faulu görmemeleri şaşırtıcıydı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Vidmar'ın Fenerbahçe'den ayrılması ona yaramıştı. çok iyi istatikler elde ediyordu. Bu maçta da yanılmıyorsam 6/6 ile hücum ederek önemli katkı sağladı. Ermal'in gitmesi ise ona hiç yaramamış. Gitmeden önce hem sırtı dönük oyunu vardı hem de dışardan şut atmaya başlamıştı. görebildiğim kadarıyla bu iki yeteneğini de kaybetmiş.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;serinin geleceğini belirlyecek faktör Ukic'e efes'in yapacağı savunmanın etkinliği olabilir. Ukic'in etkinliği zayıfladığında hücumda takımı organize edecek örneğin bir Preldzic ortaya çıkmazsa Efes galibiyete yakınlaşır yoksa tersi olur. izleyelim görelim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7962734565622329685?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7962734565622329685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7962734565622329685&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7962734565622329685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7962734565622329685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/05/fenerbahce72-efes70-3-mac.html' title='Fenerbahçe:72 Efes:70  (3. Maç)'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_yuKuyhiLI/AAAAAAAAAWI/w_V3gceyYps/s72-c/efes-fb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1042942477020273418</id><published>2010-05-19T01:37:00.000-07:00</published><updated>2010-05-19T02:01:01.293-07:00</updated><title type='text'>Efes-Fenerbahçe: Basketbol Finali mi? Gerilim Zamanı mı?</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_On4WDF3wI/AAAAAAAAAWA/56UhFL1ZSNA/s1600/ergin-ataman-01.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 237px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472902558618345218" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_On4WDF3wI/AAAAAAAAAWA/56UhFL1ZSNA/s400/ergin-ataman-01.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son yıllarda alışıla geldiği üzere Efes ve Fener'i yine finalde izleyeceğiz. Bu sadece bir final mi yoksa yine alışılageldiği üzere gerilimin üst düzeye çıkacağı bir seri mi olacak? Final serisinde taraf çok. Efes Pilsen vs. Fenerbahçe; Yıldırım vs. Özilhan; Ataman vs. Demirel.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdilik bu karşıtlıklarda beni ilgilendiren ilk kısım. Yani Fenerbahçe vs. Efes. Efes şampiyonluğunu devam ettirmek isteyecek. Buna karşılık Fenerbahçe ise hem geçen senenin rövanşı hem de bu sene Futboldaki kaybedilen şampiyonluğu bir nebze de olsa telafi etmek isteyecek.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes Pilsen Galatasaray mağlubiyeti sonrasında ciddi bir kabuk değişikliğine gitti. Efes geleneğinden bir anlamda uzaklaştı ama mevcut kadrosuna uygun (?) bir basketbol oynamaya başladı. Hücumda daha tempolu ve hızlı oynayarak 90-100 gibi sayılarla maç kazanmaya başladı. Fenerbahçe'ye karşı bu oyunla mı devam edecekler yoksa daha kontrollü, eski geleneklerine uygun bir basketbol mu oynayacaklar? Tempolu ve hızlı basketbol aslında Fenerbahçe'nin de arzusu. ileride bu konuda değerlendirmeler yapacağım. ancak şu önemli bir sorun. efes şu anda göze hoş gelen bir tempo ile oynuyor. Ancak bu tempo ile Fenerbahçe'ye karşı oynamak intihar olabilir mi? Geçen sene seriyi getiren sert basketbol bu kadro ile mümkün mü? Kerem'in yokluğunda bu kolay olmayacaktır. Ataman'ın sorunu; şu anda oynanan güzel ve hızlı basketbola devam mı yoksa geçen senenin savunmacı ve kontrollü basketbolu mu?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Karar vermek kolay değil? Benim tahminim ilk maçta bu senenin ikinci yarısının sonlarında oynanan basketbola devam edecek Efes Pİlsen. Alınan sonuç olumlu olursa o oyuna devam edecek ama başarısız olurlarsa eski kontrollü takımı izleyeceğiz. Zor karar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe ise neredeyse kapalı kutu. Bu tip finallerde ekstra motivasyon ve kazanma hırsı ile oynar Fenerbahçe. Son dönemde oynadığı basketbol tat vermiyor ama Efes'e karşı daha farklı bir Fenerbahçe izleyeceğimiz herhalde hepimizin malumudur. Kenar yönetimi de bence Tanjevic sonrasında takıma daha olumlu bir katkı sağlıyor. Bakalım neler olacak? En zor görev ise hakemlerin. Umarım seri boyunca sadece basketbol konuşabiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Foto: 2.bp.blogspot.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1042942477020273418?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1042942477020273418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1042942477020273418&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1042942477020273418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1042942477020273418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/05/efes-fenerbahce-basketbol-finali-mi.html' title='Efes-Fenerbahçe: Basketbol Finali mi? Gerilim Zamanı mı?'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_On4WDF3wI/AAAAAAAAAWA/56UhFL1ZSNA/s72-c/ergin-ataman-01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1496134978216866949</id><published>2010-05-18T00:08:00.000-07:00</published><updated>2010-05-18T01:36:50.050-07:00</updated><title type='text'>Evren Büker Trabzonspor'da...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_JRTnkf32I/AAAAAAAAAV4/kyCGgY41ND0/s1600/evren_buker_B.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 234px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472525894690004834" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_JRTnkf32I/AAAAAAAAAV4/kyCGgY41ND0/s400/evren_buker_B.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray için çok kötü ama basketbolumuz için iyi bir haber olduğunu düşünüyorum. Oyak'da yıldızı parlayan Evren çok yetenekli olmasada kapasitesini sonuna kadar kullanarak çok verimli olan bir oyuncu. Hatta yerli kısa oyuncular arasında Türkiye'deki en iyi kısa oyuncu olduğunu düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu transfer haberi; Tranbzon ve Galatasaray'ın önümüzdeki sezon hedeflerini de gösterir nitelikte. Trabzon'un ilk transferinin Evren olması takımın hedeflerinin önemli olduğunu gösteriyor. Anadoludaki iddialı takımlar ile basketbolumuzun ilerleyeceğini düşünen birisi olarak bu bağlamda bu transferin basketbolumuz için olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ancak diğer yandan basketbolu ülkemize getiren klüp olan Galatasaray'ın kadrosundaki en önemli yerli oyuncuyu takımda tutamaması önemli bir sorun. Özellikle geçen seneki rezaletten sonra bu sene şampiyonluk hedefleneceği iddia edilen bir durumda kadrondaki en önemli yerli oyuncuyu tutamıyorsan tek başına bu bile hedefinin şampiyonluk olmadığını gösterir. İsmi olan ama cismi olmayan yabancı futbolculara saçılan paranın onda birini basketbola kullansalar çok daha farklı ibr galatasaray izlemek mümkün olacaktı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Trabzon'un iyi bir kadro kurması temennimizin yanı sıra Galatasaray'ın da adına yakışır bir basketbol şubesi idaresine ihtiyacı olduğunu söyleyerek bu yazıyı sonlandıralım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1496134978216866949?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1496134978216866949/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1496134978216866949&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1496134978216866949'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1496134978216866949'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/05/evren-buker-trabzonsporda.html' title='Evren Büker Trabzonspor&apos;da...'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S_JRTnkf32I/AAAAAAAAAV4/kyCGgY41ND0/s72-c/evren_buker_B.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5587052220065408311</id><published>2010-04-26T02:19:00.000-07:00</published><updated>2010-04-26T03:20:23.571-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erdemir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='telekom'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bornova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='play-off'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karşıyaka'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='banvit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Play-off Eşleşmeleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S9Vo2Rypc1I/AAAAAAAAAVk/-DBqLKK3mdo/s1600/beko.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; DISPLAY: block; HEIGHT: 204px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464389004582024018" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S9Vo2Rypc1I/AAAAAAAAAVk/-DBqLKK3mdo/s400/beko.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Efes-Erdemir: 1-0&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Fenerbahçe-Bornova:0-0&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Banvit-Karşıyaka: 0-0&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Beşiktaş-Telekom:1-0&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Son yılların en keyifsiz play-off'larından birisini izleyeceğimizi düşünüyorum. bunun temel olarak 3 sebebi var. Birincisi bence lige ciddi anlamda renk katan Galatasaray'ın play-off'da olmaması. İkincisi Telekom ve Fenerbahçe'nin beklenene düzeyin çok altında oyun oynamaları. Üçüncüsü ise Beşiktaş'ın gelenekselleşen maddi sorunları ve takımın düzenin bu nedenle bozulmuş olması.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beşiktaş-Telekom serisi ilginç bir seri olacak. Üst tura çıkanın olası rakibi Efes Pilsen olacak. Bu anlamda Efes için birincilik pek de iyi olmadı. lig sekizincisi Galatasaray olsaydı galiba lig birinciliği çok da anlamlı olmayabilirdi. Düşüşün fina yolunda galatasaray, beşiktaş ya da telekom'la oynayacak. zor bir yol.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe-Bornova eşleşmesi berabere başlasa da Fenerbahçe'nin mutlak favori. İki-üç yıl önce Darüşşafaka play-off eşleşmesinde Fenerbahçe'ye karşı sürpriz bir galibiyet almıştı ve iyi oyun oynamıştı. Bornova'nın gücünün yetebileceğini sanmıyorum. Belki bir galibiyet çıkartırlar. Evlerinde alacakları bir galibiyet Bornova için bence yeterli olacak.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Banvit karşıyaka serisinin en izlenisi maçlara sahne olacağı ümidindeyim. Çekişme ve mücadelenin üst düzeyde yaşanacağını düşünüyorum. En "efendi" seyirci ile en "ateşli" seyircinin takımları karşı karşıya gelecek. Kazananın rakibi ise muhtemelen pek de iyi oynayamayan Fenerbahçe olacak. Yani kazananın tek hedefi yarı final olmayacak. Bir yandan finale kalmayı da düşünerek mücadele edecekler.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Basketbolun kazanması dileğiyle...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5587052220065408311?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5587052220065408311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5587052220065408311&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5587052220065408311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5587052220065408311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/04/play-off-eslesmeleri.html' title='Play-off Eşleşmeleri'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S9Vo2Rypc1I/AAAAAAAAAVk/-DBqLKK3mdo/s72-c/beko.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-8617894780112773655</id><published>2010-04-17T05:48:00.000-07:00</published><updated>2010-04-17T06:05:24.720-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><title type='text'>Tempo Beşiktaş'ın Galibiyet Galatasaray'ın</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S8myCoG9i_I/AAAAAAAAAVc/VzAcDI-b3A4/s1600/gs_bjkMNST1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 310px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5461091781359537138" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S8myCoG9i_I/AAAAAAAAAVc/VzAcDI-b3A4/s400/gs_bjkMNST1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maç Beşiktaş'ın istediği tempoda gitti. Beşiktaş hızlı hücumu seven bir takım. rakibinin de kendisi gibi oynamasını istiyor. Hızlı hücumlarda boş adamı iyi bulup kolay dış atışlarla sonuca gidiyor. Maçın başında da istedikleri oyunu oynadılar. 20 sayılık bir fark yakaladılar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;15 dakika esen Beşiktaş fırtınası kısmen Galatasaray'lı oyuncuların en azından hücumda iyi günlerinde olması ve kısmen ise Beşiktaşın dar rotaysonundaki yorgunluk belirtileri ve Cevher'in çok kötü olması nedeniyle kısa ömürlü oldu. 15. dakikadan sonra gelen 15-o'lık seri ibreyi Galatasaray'a çevirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Jasaitis, Rancik ve özellikle D-Wash'ın (hep sakat sakat oynasa) inanılmaz performanlarına 3. periodda Evren'in de verdiği katkı eklenince son period Galatasaray için rahat geçti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beşiktaş'lı oyuncuları ve özellikle de Engin'i ayakta alkışlama gerekiyor. Takımın onca eksiğine rağmen sahada inanılmaz bir mücadele sergilediler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Akdağ'ın iyi işler yaptığını düşünüyorum. ama bu maçta özellikle Murat Kaya'ya bence fazla insiyatif verdi. Beşiktaş'lı oyuncuların ve özellikle Engin'in bire bir'de her pozisyonda Murat'ı adeta yürüyerek geçtiğine şahit olduk. Galatasaray savunması hala tam bir ritim yakalayamadı. Önceki maçlarda dönem dönem sahada olan Evren, Caner, Jasaitis, Rancik, Wilkinson (Fatih) beşi en iyi savunma rotasyonu gibi gözüküyor. Akdağ'ın bu rotasyondan vazgeçmeye başlamasının nedenlerini doğrusu merak etmeye başladım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İki takımda üçüncü çeyrekte ve dördüncü çeyrekte yorgunluktan dolayı dönem dönem alan savunması uyguladılar. Bu savunmada pek başarılı olduklarını söylemek zor. Galatasaray pota altında rakibinin cirit atmasına izin verdi. Beşiktaş ise alan yaptığı anlarda 3-4 hücum ribauntu kaptırdı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray'ın play-off yürüyüşü devam ediyor. Bakalım neler olacak. Savunmanın olmadığı ama mücadele ve etkili hücumların olduğu keyifli maç için iki takımda teşekkürü hak ediyorlar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;foto: turkbasket.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-8617894780112773655?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/8617894780112773655/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=8617894780112773655&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8617894780112773655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/8617894780112773655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/04/tempo-besiktasn-galibiyet-galatasarayn.html' title='Tempo Beşiktaş&apos;ın Galibiyet Galatasaray&apos;ın'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S8myCoG9i_I/AAAAAAAAAVc/VzAcDI-b3A4/s72-c/gs_bjkMNST1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5733233345097254312</id><published>2010-04-15T10:20:00.000-07:00</published><updated>2010-04-15T10:45:20.410-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sendika'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Federasyon'/><title type='text'>Yazık Bu Çocuğa 2</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S8dQqJ_2kRI/AAAAAAAAAVU/WiS3XLrEUeA/s1600/%C3%B6mer+a%C5%9F%C4%B1k.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 290px; DISPLAY: block; HEIGHT: 338px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5460421758378479890" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S8dQqJ_2kRI/AAAAAAAAAVU/WiS3XLrEUeA/s400/%C3%B6mer+a%C5%9F%C4%B1k.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aylar önce Hürriyet gazetesinde futbolcu Batuhan hakkında çıkan bir yazı vesilesi ile sendikalaşmanın sporda ve basketbolda önemine dair bir şeyler karalamıştım. Yine Bugün Hürriyet'te çıkan bir yazı üzerine "Ömer Aşık'a Büyük Tehdit" birşeyler daha yazmamız gerektiğini düşündüm.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maalesef sesimiz adeta sessiz bir çığlık. Ne federasyona ne de oyunculara duyurabiliyoruz. Bir anlamda havanda su dövüyoruz. Elimizden gelen bu...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Haber doğru ise, (Fenerbahçe resmi sitesi yakında yalanlar) yapılanlar büyük haksızlık. Bunu menejerlerin oyunu ya da başka bir şekilde adlandırmak bence yanlış olur. Oyuncunun sakat olduğu uzunca bir dönemde parası ödenmeyince klübe ihtirname çekiyor ve patron tarafından cezalandırılıyor. İsimlerden bağımsız düşünmek gerektiğine inanıyorum. Basketbol gündeme sıklıkla oyunculara para ödenmeme meselesi ile oturur. Özellikle Beşiktaş ve Galatasaray sıklıkla oyucnulara para ödemeyerek bir şekilde şubeyi devam ettirmeye çalışırlar. bunun temel nedeni beşiktaş ve galatasaray'ın basketbol şubelerinin maddi imkansızlıkları yanı sıra küçük olan maddi imkanlarının da futbola aktarılmasından kaynaklandı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe'de böyle bir durum bildiğim kadarıyla yaşanmamıştı. En azından ülker birlikteliğinden sonra. Maddi olarak görece rahat olduklarından ödemelerini de yapan bir klüptü. hala da öyle ama Ömer Aşık haricindeki oyuncular için. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu burada bir oyuncunun klübe ihtarname çekilmesinin klüp başkanı tarafından neden bu kadar önemsendiğini sormamız lazım. Cevap aslında çok da uzakta değil. Enes gibi büyük bir yeteneği yurt dışına kaptırmıştı fenerbahçe. Şimdi de Ömer'i kaptırma tehlikesi var. param ödenmedi diyerek Ömer sözleşmeyi feshedebilir. Korkulan şey bu zannımca. Daha doğrusu oyuncuyu yetiştiren klüp onu kedni kölesi gibi görüyor. E oyuncular da herhangi bir birlik olmayınca patronların, menejerlerin oyuncağı oluyorlar. Federasyon ise eylemci değil seyirci olduğundan kılını kıpırdatmaz. Memlekette nice Ömer'leri, gelişim çağında basketboldan uzakta kaldığı için kaybederiz ya da daha iyi oyuncu olmamalarına hayıflanır dururuz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5733233345097254312?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5733233345097254312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5733233345097254312&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5733233345097254312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5733233345097254312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/04/yazk-bu-cocuga-2.html' title='Yazık Bu Çocuğa 2'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S8dQqJ_2kRI/AAAAAAAAAVU/WiS3XLrEUeA/s72-c/%C3%B6mer+a%C5%9F%C4%B1k.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1422054642108793922</id><published>2010-04-04T05:54:00.000-07:00</published><updated>2010-04-04T06:35:17.127-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Galatasaray-Mersin</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Akdağ'lı Galatasaray bana büyük keyif veriyor. İyi hücum oyuncularından kurulu ekibe iyi de savunma yaptırmaya çalışıyor sevgili Akdağ. Bunda da büyük oranda başarılı olabiliyor. Daha önce de yazmıştım ama önemli olduğunu düşündüğüm için birkez daha vurgulamak istiyorum. Savunma rotasyonunda Akdağ'ın kafasında bazı şeyler var. Murat ya da D-Wash oyundayken Fatih'i de oyunda tutuyor ve onların savunma zaaflarını pota altında Fatih'in kapatmasını bekliyor. Fatih bu maçta Akdağ'ın düşündüğü katkıyı veremedi. Bunun üzerine 3. periodda alan savunması denedi. Ama alan savunmasında çok kötü bir görüntü sergilediler. Bunun üzerine adam adama savunmaya dönmek zorunda kaldı. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu maçta, son haftalarıın formda ismi Caner'in olmaması Galatasaray'ın hem savunmada hem de ribauntlarda sıkıntı yaşamasına sebep oldu. Murat, iyi bir oyun ortaya  koysa da ne ribauntlarda ne de savunmada Caner'in katkısını veremiyor. evren, d-wash ve murat'tan oluşan kısa rotasyonu, ribaunt konusunda ciddi açık veriyorlar. Akdağ'ın bu noktada jasaitis'i değerlendirmesi daha akıllıca olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu maçta D-wash seyrettiğim maçları dahilinde avrupa'daki en akıllı oyununu oynadı. öyle ki boş atış şansları önüne geldiğinde dahi topu çevirmeyi ya da penetreyi tercih etti. İlk beşte süre almaması ve saçmaladığında kenarda oturacağını anlayan D-Wash, basketbol oynamayı öğreniyor mu acaba? Sevgili yorumcu Çetin yılmaz'ın bu konudaki sözlerine katılmamak elde değil ama bir şeyi de unutmamak lazım. bu tip Amerikalı oyunculara fazlaca da güvenmemek lazım. bu tip oyuncuların maç içinde saçmalama potansiyellerini öyle bir iki günde bırakabileceklerine inanmıyorum. Akdağ'ın D-wash'ı hücumda ne yapması ve ne yapmaması konusunda yola soktuğunu varsaysak bile işi tamamlanmış değil. savunmada da daha istekli ve etkili bir d-wash isteyecektir. Bakalım d-wash'ın gelişim çizgisi nereye doğru gidecek.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mersin hakkında yazılacak çok şey var. iyi bir kadroları var. Mücadeleci oynuyorlar. birazcık şanslkarı olsa Fenerbahçeden sonra Galatasaray'ı da yenebilirlerdi. Özellikle Rancik'in süre biterken geriye çekilerek attığı ikilik girmese ve Asım'ın bomboş turnikesi girse maçın rengi farklı olabilirdi. Onları mücadelelerinden dolayı kutlamak lazım.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1422054642108793922?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1422054642108793922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1422054642108793922&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1422054642108793922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1422054642108793922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/04/galatasaray-mersin.html' title='Galatasaray-Mersin'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1641894292062071115</id><published>2010-03-31T05:31:00.001-07:00</published><updated>2010-03-31T05:58:10.750-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Madrid-Barca: Madrid'de Barca Güldü</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S7NG24h8xfI/AAAAAAAAAVM/H8mPKZGQfzk/s1600/jaka-lakovic-barcelona.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 267px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454781482377463282" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S7NG24h8xfI/AAAAAAAAAVM/H8mPKZGQfzk/s400/jaka-lakovic-barcelona.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maç öncesinde kim kazanır diye düşündüğümde karar vermekte çok zorlandım. Doğrusu içimdeki ses (genellikle yanıltıcıdır) Barca'nın rahat yeneceğini söylüyordu ama mantığım (genellikle doğruyu gösterir) hafta sonu oynadıkları maçlara baktığımda Madrid'in evinde yenilmeyeceğini söylüyordu. İçimdeki ses doğru çıktı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Biraz geçmişe gidelim. Yanılmıyorsam Madrid, İspanya liginde Barcelona ile oynadığı iki maçı da kaybetmişti. F8'de de ilk maçı kaybedince, Barcelona sezonda 3-0 öne geçmiş oldu. Ancak F8'deki kaybedilen maç aslında Barca'nın kadro kalitesi ile değil, Madrid'in iki maçı kaybetmiş olmanın getirdiği psikolojik ortamdan kaynaklanmıştı. Kazanabilecekleri maçı elleriyle adeta verdiler ama bu maçı kaybederken önemli bir şey kazandılar. O da Barcelona'yı yenebileceklerini gördüler. ikinci maçta bunu gerçekleştirdiler ve saha avantajını alarak seriyi evlerine taşıdılar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Madrid ekibi ilk maçta Barca'yı yenebileceğini gördü ikinci maçta ise Barca'yı yendi. Evlerinde oynadıkları üçüncü maçta ise rakiplerinin üstün şut yüzdesine ve bir ara farkı 20'lerin üzerine çıkartmış olmalarına rağmen farkı kapatacak iradeyi gösterebildi Madrid'li oyuncular. En aızndan fark 20'nin üzerindeyken bile maçı kazanacaklarına inanıyorlardı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ligde Barcelonaya iki kere kaybeden Madrid ile EL'de Barcelona'ya kök söktüren Madrid arasındaki fark ne?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sanırsam ikisi Madrid'e 1'i ise Barca'ya ait olan toplam üç farklılık olduğunu söyleyebiliriz. Madrid'de Tomic'in gelmesi ve Reyes'in sakatlık sonrası form tutması belirlyeici oldu. Barcelona da ise en azından 3 maçta Morris'ten yoksunluk olumsuz bir etken olmuştu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;madrid evinde oynamanın ve kazanma mecburiyetini stresi ile kaybetti. Barca ise kaybettikleri avantajı kazanabilmek adına daha sert oynadı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Pascual'in Sada sevdasından vazgeçip Lakovic'i daha fazla değerlendirmesi de Barca'nın maçta etkinliğini arttıran faktör oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sonuçta basketbol dolu keyifli bir seri izliyoruz. Ben her zaman Barcelona'ya bir sempati beslerim ama Messinalı Madrid'in oynadığı basketbol ve mücadelesi de doğrusu gönlümün onlara kaymasına sebep oluyor. serinin uzaması en büyük dileğim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1641894292062071115?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1641894292062071115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1641894292062071115&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1641894292062071115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1641894292062071115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/madrid-barca-madridde-barca-guldu.html' title='Madrid-Barca: Madrid&apos;de Barca Güldü'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S7NG24h8xfI/AAAAAAAAAVM/H8mPKZGQfzk/s72-c/jaka-lakovic-barcelona.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3123382918064791565</id><published>2010-03-24T03:05:00.000-07:00</published><updated>2010-03-24T04:04:58.054-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><title type='text'>Euroleague F8: Barcelona-Real Madrid</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6nxvii2OtI/AAAAAAAAAVE/BqojNeRoxGQ/s1600/buyuk_barca.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 308px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5452154622937807570" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6nxvii2OtI/AAAAAAAAAVE/BqojNeRoxGQ/s400/buyuk_barca.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğuru f8 umduğundan daha heyecanlı bir hal aldı. Olimpiakos'un evinde rahat yeneceğini düşünmüştüm. 4 sayı ile yenmişler. Cska-Tau maçının yakın geçeceğini düşünmüştüm ama Cska çok iyi oynadı. Rahat kazandı. Aslında bu maça ilişkin yazılabilecek çok şey var ama barutumu sonraki maça saklıyorum. Maccabi maçını seyretmedim ama 20 sayılık farkı yakalayıp kaybetmeleri çok ilginç. Benim açımdan daha ilginç olanı ligimizden giden iki oyun kurucunun partizan'ı oynatması. Ayrıca 2005'de efes forması giyen KEcman'In da en skorer oyuncu olmadı. Mccalebb ise 10 ribaunt ve 6 asistlik katkısı ile galibiyette önemli iş yapmış. maç sonrası Gershon: rakibin nasıl olsa maç gidiyor diyerekten rahat atışlar kullandığından ve yüzdeli soktuklarından hayıflanmış. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelelim serinin en heyecanla beklenen maçına. Maça Barca iyi başladı. Ama iki koçta maçın başındaki gidişattan pek hoşnut kalmamış olmalılar ki neredeyse kadrodaki tüm oyuncularını daha ilk periodda oyuna sürdüler. iki koçta arayışta diye düşündüğüm an Real Madrid'in bir parça daha akıllıca oynadığı izlenimine kapıldım. hücumdaki paslaşmalar, boş şutlar ve pota altını daha fazla zorlayan Real Madrid görünümündeydi. Oyun o şekilde devame etse Madrid kazanacaktı. Zaten istatistikler de adeta Madrid'in kazanacağını iddia eder bir görüntüdeydi. Maçın tümüne baktığımızda, Barcelona 29 ikilik 25 üçlük denemiş. Madrid ise; 49 ikilik 14 üçlük denemiş. Pota altını daha fazla zorlayan Madrid olsa da Barcelona 17 serbest atış daha fazla kullanmış. maçın en önemli paradoksu da burada yatıyor. Barcelaona oyuncular özellikle Navarro ve Rubio faulleri gösterme konusunda oldukça mahirler. bu ikiliye toplam 13 faul yapılmış. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maçın kırılma anı doğrusu Mickael'in üst üste kaydettiği iki üçlük oldu. O iki üçlük ile Barcelona oyunda ağırlığını koydu. ;ki üçlük ile bir takım diğer bir takıma karşı ağırlık koyabilmesinin altında doğrusu psikolojik faktör yatıyor. Madrid'li oyuncular son periodda adeta "rakip bizden daha kuvvetli ve biz ne yaparsak yapalım onlar kazanacaklar" psikolojisi ile oynadılar. Kafalarındaki favori Barcelona olduğundan Mickael'den gelen iki üçlüğe teslim oldular. (Navarro'nun 6-0 attığı bir ortamda Mickael'den sayılar gelmesi ayrıca önemli). Navarro gerçekten hücumda kötü bir günündeyken savunmada daha da kötü bir günündeydi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Mickael demişken bu tip oyucnuların Avrupa basketbolunda çok daha fazla yer almaya başladığını görüyoruz. sayacağım isimleri benzerlikleri ve farklılıkları ile değerlendirmemeiz mümkün ama hepsini aynı potaya sokabileceğimiz temel bir ortak özellik olduğunu düşünüyorum. Tau'daki oyunu ile Hansen, Mickael, Thornton, Sato ve benzeri oyuncular giderek önem kazanıyor. Ağırlıklı olarak kısa forvet pozistonunda oynayan bu tip oyuncuların çok üstün basketbol yetenekleri olmasa da mücadele ve savunmalarının yanı sıra basketbol zekaları, topu yere vurabilmeleri ve vasat/üstü şutları ile görünen ve görünmeyen çok iş yapabilmekteler. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;F8 beklediğimden daha heyecanlı geçecek gibi. ancak maç sonrası açıklamalara şöyle bir baktığımda Maccabi'nin bundan sonraki maçı rahat kazanacağını söyleyebilirim. Maccabili oyucnular 20 sayılık farkı yakalayıp kaybetmeyi hazmedememişler. değişik bir maç olacak. 2. maçlarda Cska serisi yerine Maccabi serisini izlemek isterdim. Barcelona-Real Madrid arasında perşembe oynanacak maç yine benzer bir görüntüye sahne olabilir. Olimpikos'un bu sefer daha rahat yeneceğini düşünüyorum. Cska için bu sefer daha zor bir galibiyet olacağını düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;foto: turkbasket.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3123382918064791565?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3123382918064791565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3123382918064791565&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3123382918064791565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3123382918064791565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/euroleague-f8-barcelona-real-madrid.html' title='Euroleague F8: Barcelona-Real Madrid'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6nxvii2OtI/AAAAAAAAAVE/BqojNeRoxGQ/s72-c/buyuk_barca.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6075827386762406059</id><published>2010-03-21T03:54:00.000-07:00</published><updated>2010-03-21T05:26:31.093-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='euroleague'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Avrupa'da Efes Pilsen (2009-2010 Sezonu):Biraz da İstatistikler Konuşsun</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6YQY1XnNnI/AAAAAAAAAU8/afPuXwqLGKk/s1600-h/EfesPilsen-team.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 298px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451062417807586930" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6YQY1XnNnI/AAAAAAAAAU8/afPuXwqLGKk/s400/EfesPilsen-team.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Avrupa ligindeki normal sezona baktığımızda efes'in oynadığı 10 maçta sadece 4 galibiyet alabilmesi Efes adına sezonun ne kadar kötü geçtiğinin göstergesi. Efes üst tura çıkmayı kendi galibiyeti ile değil, Unicaja'nın galibiyeti ile başardı. o dönemde efes için yazdığım bir yazıda bundan sonra efes f4 bile yapsa bir anlamı olmaz mealinden bir şeyler yazmıştım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçekten de normal sezonda Efes'in kendi ayarına yakın takımlara karşı galibiyeti olmaması EL'de normal sezondaki 4 galibiyetin ikisinin Orlenaise gibi çok sıradan bir takıma karşı olması normal sezonda Efes'in ne kadar kötü olduğunun bir göstergesiydi. Normal sezonda ortalama 79 sayı yedi efes pilsen. orlenaise maçlarını çıkarttığımızda bu rakam; 83,5 gibi bir ortalama ediyor ki, bu kadar sayı yiyen bir takımdan da çok fazla şey beklememek lazım. Top 16'da ise bu ortalama 75,5'e düştü. Son anlamsız Siena maçını çıkarırsak ise efes'in 72 sayı yediğini görebiliriz. Bu anlamda daha çetin ikinci turda, efes'in daha iyi savunma yaptığını ama bunun dahi yeterli olmadığını bu sayılar bize göstermekte.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gerçekten de top 16'da ilk siena maçı haricinde efes'in istediğini aldığı bir maç olmaması ve ilk turdaki kötü oyun bir arada düşünüldüğünde sezonun efes adına çok kötü olduğunu söylemek mümkün. Prokom ve Partizan gibi düşük bütçeli vasat takımların Top 8'de olduğunu düşündüğümüzde ki bu takımların koçları "Top 16'ya kalmalarının bile başarı olduğunu" söylemişlerdi, Efes'in hayıflanmak için çok fazla nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Transfer döneminin başlamasından itibaren yapılan çok sayıda yanlış ile isim bazında "büyük" olan kadro eylem bazında oldukça "küçük" kaldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rakocevic gibi bir yıldızdan bir türlü istenilen alınamadı. Maçlara genel olarak baktığımızda Ataman'ın eski oyuncularına daha fazla güvendiğini, özellikle Fenerbahçe serisini getiren basketbol sistemi ile ve oyuncularla başarı peşinde olduğunu gördük. Bu mantığa çok fazla itiraz etmesem de sene başında yeterli bir oyun kurucu olmamasının pahalıya patlayacağını çok kere yazmıştık. Kerem'in cezası nedeniyle de 4 numara yoksunluğunun takımı zorlayacağını yazmıştık. Boki'nin tam anlamıyla ne 3 ne de 4 olması ve elde Shumpert varken bu transfer, gereksizmiş gibi gözüktü. Shumpert yerine alınsa daha anlamlı bir transfer olabilirdi. kısacası takımın asıl ihtiyaçları atletik bir dört numara ile iyi bir oyun kurucu iken takıma bir; 2 numara bir 3,5 numara ve bir de 5 numara katıldı. Sonra bir beş numara daha alındı. kısacası 4 transfer yapıldı ama hiç birisi asıl ihtiyaç olan mevkilere değildi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;top 16'ya kalındıktan sonra 1 numara transferi yapıldı. Ama 4 numara zaafı tüm Avrupa macerası boyunca devam etti. Ataman'ın eski oyuncularına daha fazla güvendiğini süreler bize göstermekte. Kasun Santiago'dan neredeyse 100 dakika daha fazla oynamış. Shumpert Nachbar'dan 30 dakika fazla oynamış. Smith Rako'dan 90 dakika daha fazla oynamış. Kaya ise Ermal 250 dakika daha fazla süre almış. Tüm bu rakamlar Ataman'ın eski oyuncularına daha fazla güvendiğini gösteriyor. son bir rakam vereyim. Kerem tunceri Popovic'den 25 dakika daha fazla oynamış. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Buradan hareketle iki şey söylemek mümkün. Alınan oyuncular eski oyuncular kadar verim vermediğinden eski oyucnular daha fazla süre aldı da denilebilir. Transferler doğru yapılmadığından alınan oyunculardan yeterince yararlanılamadı da denilebilir. Doğrusu her ikisinin de geçerlilik payı var ama ikinci argüman diğerinden bana biraz daha mantıklı geliyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes Pilsen seneye Ataman'la devam mı edecek yoksa başka bir hoca ile mi anlaşacak bilemiyorum ama her ne yapacaksa yapsın, takıma ciddi bir müdahale şartmış gibi duruyor. Bu kadar para harcandıktan sonra top 8'den elenmenin bile başarısızlık kabul edilebileceği bir ortamda top 8'e bile kalamamak büyük bir başarısızlıktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;foto:1bp.blogspot.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6075827386762406059?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6075827386762406059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6075827386762406059&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6075827386762406059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6075827386762406059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/avrupada-efes-pilsen-2009-2010.html' title='Avrupa&apos;da Efes Pilsen (2009-2010 Sezonu):Biraz da İstatistikler Konuşsun'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6YQY1XnNnI/AAAAAAAAAU8/afPuXwqLGKk/s72-c/EfesPilsen-team.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4130557722374760842</id><published>2010-03-19T09:02:00.000-07:00</published><updated>2010-03-19T10:10:15.110-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Tofaş-Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6Ov68DhhSI/AAAAAAAAAU0/a0KWY0yD8l4/s1600-h/gs-tofa%C5%9F.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 222px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5450393401136612642" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6Ov68DhhSI/AAAAAAAAAU0/a0KWY0yD8l4/s400/gs-tofa%C5%9F.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray'ın iyi oyununun devam ettiğini bu haftada izledik. Doğrusu Akdağ'ın seçimlerinin ve sisteminin hoşuma gittiğini belirtmem gerek. Bu sayfalarda sıklıkla koç eleştirilerine aşina olan dostlar, arkadaşlar Akdağ'a iki haftadır methiyelerde bulunmamı şaşkınlıkla karşılayabilirler. Doğrusu ben de iki haftadır eleştiri yapamamanın sıkıntısını yaşıyorum. Ama bu maçta eleştirecek bir şey buldum ve biraz da olsa rahatladım. Akdağ Caner'e biraz fazla insiyatif tanıyor gibi geldi. Caner'den çok iyi yararlanıyor. zaten ilk beş başlatıyor ve süre dağılımını bilmiyorum ama tahminim ortalamada Caner'in süresi Akdağ ile birlikte 10 dakikanın üzerinde bir artış gösterdi. hatta son haftalarda bu süre fazlalığı 20 dakikaların bile üzerine çıkmış olabilir. Caner ribaunta iyi giren fiziğine oranla hızlı ve iyi savunmacı ve boş atışlarda faydalı olabilen bir oyuncu. Akdağ onu biraz da thornton gibi kullanmaya çalışıyor ve bence başarılı da oluyor. Ama driblling konusunda çok başarılı olmayan Caner'in, ribaunt sonrası top sürerek çıkması ve hücumda insiyatifi ele alıp, penetreleri ile takımı sürüklemeye çalıştığı pozisyonlar top kayıpları ve kötü hücumlar ile neticeleniyor. Caner nerede durması gerektiğini, hücumda ne kadar aktif olması gerektiğini öğrenmeli. Çok fazla şey yapmaya çalışırken takıma zarar verebileceğini fark etmeli. etmiyorsa da bunu ona koçun söylemesi gerekli. Caner hatalar yaptığı anda Akdağ'ın onu kenara alıp gerekli uyarıları yapaağını beklemiştim ama olmadı. eleştirdiğim nokta da bu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;D-wash bile birazcık durulmuş gibiydi. onun durulabileceğini sanmıyorum ama sanırsam saçmaladığında anında kenara geleceğini ve uzunca bir süre oyuna giremeyeceğini anlamış gibi bir hali vardı. savunmada biraz daha dirençliydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Takımda oyuncuların büyük bir kısmında önemli gelişmeler olduğunu görüyorum. Can ve Murat gibi yerli oyuncular da Akdağ sisteminde savunmanın esas olduğunu kavradıklarında ve bu yönde daha aktif olabildiklerinde Galatasaray daha da ciddi bir rakip olabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray mücadelesi ile zevk veriyor. Play-off'a kalması mucizelere bağlı olsa da son sıradan play-off'a katılması durumunda efes ve fener için galiba ligde eşleşmek isteyecekleri son takım galatasaray olur. TT ve beşiktaş'ın hem eksikleri ve buna bağlı olarak da son dönemlerde oynadıkları basketbola baktığımızda play-off'larda Galatasaray ciddi renk katabilirdi. Neyse hayıflanmaya da gerek yok. Kendi kendilerini yaktılar.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son söz: değişmeyen söz: jasaitis, rancik ve wilkinson seneye umarım ligimizde olurlar.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4130557722374760842?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4130557722374760842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4130557722374760842&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4130557722374760842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4130557722374760842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/tofas-galatasaray.html' title='Tofaş-Galatasaray'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S6Ov68DhhSI/AAAAAAAAAU0/a0KWY0yD8l4/s72-c/gs-tofa%C5%9F.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5063306093918024425</id><published>2010-03-14T05:14:00.000-07:00</published><updated>2010-03-14T05:30:51.814-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Galatasaray-Karşıyaka (Akdağ Doğru Yolda)</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Karşıyaka'nın pota altındaki yabancılarından birisi olmaması Galatasaray için maçı kolaylaştırmış olsa da oynanan basketbol ve özellikle Akdağ'ın rotasyon tercihleri beni fazlasıyla memnun etti. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Akdağ takımın savunma potansiyeli en yüksek beşi ile sahada yer almayı tercih ediyor. bu bağlamda kısa rotasyonunda Caner ciddi süreler almaya başladı. Jasaitis vw Caner gibi kısa forvet oynayan iki oyuncu ile sahada yer almak ise ribaunt konusunda takımın başının fazlaca ağrımamasını kolaylaştırıyor. bunun yanı sıra oyun kurucu olarak ise Evren'i kullanan Akdağ bence çok olumlu bir ilk beş oluşturdu. Özellikle D-wash girince onun savunma zaafından dolayı gelebilecek penetrelere ise pota altında blok tehdidi olan Fatih'i alması ayrı bir rotasyon artısı Akdağ için. dikkat ettiyseniz, ne zaman D-wash giriyorsa o zaman Fatih'te oyuna giriyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rakip alan savunması yaptığında ise Murat Kaya'ya köşeden boş şut buldurmaya yönelik bir oyun var. Oyun kurucu ortadan penetre edecekmiş gibihareket ediyor ve post'taki uzuna veriyor. o uzun ise dışarı ters taraftaki köşede soteye yatan Kaya'ya veriyor ve boş atış yakalanıyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oyun içinde Akdağ'ın çizdiğini düşündüğüm çok fazla sayı izledim. Bu anlamda son dönemlerde koçun oyun üzerindeki etkisini en net gördüğüm maç oldu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Buraya kadar olumlu noktaları yazdım. birazcık da sorunlardan abhsedelim. Malum; D-Wash saçmalama potansiyeli ile her an takımı yakacak bir görüntü sergiliyor. ilk yarıda periodun bitmesine 40 saniye kala oyuna girdi. ve 40 saniyede iki top kaybı yaptı. Evren 40 dakika oynayamayacağından ve D-wash'ın oyun kurucudan ziyade off-guard olarak daha verimli olmasından dolayı Can'ın hazır olması daha da önem kazanıyor.  en azından savunmada yapacağı katkı ile takıma büyük fayda sağlayabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5063306093918024425?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5063306093918024425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5063306093918024425&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5063306093918024425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5063306093918024425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/galatasaray-karsyaka-akdag-dogru-yolda.html' title='Galatasaray-Karşıyaka (Akdağ Doğru Yolda)'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4289820147860928264</id><published>2010-03-11T05:55:00.001-08:00</published><updated>2010-03-11T06:11:30.221-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Federasyon'/><title type='text'>Elveda Avrupa: (Galatasaray)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S5j3vj6MMmI/AAAAAAAAAUs/2Fw39IRGnX8/s1600-h/gs-kadro.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 113px; DISPLAY: block; HEIGHT: 116px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447376145769837154" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S5j3vj6MMmI/AAAAAAAAAUs/2Fw39IRGnX8/s400/gs-kadro.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Seyretmediğim maç üzerine bir yazı yazmak gibi bir adetim olmasa da maçın istatistiklerine bakınca aklıma gelen bir kaç noktayı paylaşmak istedim. Galatasaray'ın attığı 98 sayının 88'i yabancı oyuncularından gelmiş. yerli oyuncular ise sadece 10 sayı atabilmiş. Türkiye liginin ve yabancı kuralının saçmalığını göstermesi açısından tek başına bu bile anlamlı bir görüntü ortaya koyuyor. Zaman olsa avrupa'da oynayan tüm takımlarımız için yabancı yerli katkılarını çıkarabilsek hatta ligimizdeki tüm takımların kaydettikleri sayılarda yabancı katkısını ortaya koysak, kuralın yerli oyuncuları geliştirmek bir yana adeta görev adamları haline getirdiğini görmek mümkün olabilir.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sürekli belli oyuncuların sayı yükünü üstlendiği bir yapı da günümüz basketbolunda başarı yakalamak pek mümkün değil. Sistem içinde her oyuncudan her an katkı almak gerekiyor. Federasyonun da bu durumu göz önünde tutarak klüpler düzeyinde uluslararası bir başarı için yabancı kuralını yeniden yapılandırması gerekiyor. Bu çarpık tablo yerel başarılarla övünecek olanları mutlu edebiliyor ama basketbolumuza faydası var mı bu konu üzerinde ciddi olarak düşünmemizi gerektiren bir tablo ortaya koyuyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4289820147860928264?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4289820147860928264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4289820147860928264&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4289820147860928264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4289820147860928264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/elveda-avrupa-galatasaray.html' title='Elveda Avrupa: (Galatasaray)'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S5j3vj6MMmI/AAAAAAAAAUs/2Fw39IRGnX8/s72-c/gs-kadro.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3635176677901033237</id><published>2010-03-07T05:47:00.000-08:00</published><updated>2010-03-07T06:05:57.587-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Galatasaray vs. Efes Pilsen</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S5OyvcVKlbI/AAAAAAAAAUk/TDJYcI3R6Qk/s1600-h/gs-efes.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445892902549624242" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S5OyvcVKlbI/AAAAAAAAAUk/TDJYcI3R6Qk/s400/gs-efes.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son 4 maçını kaybeden Galatasaray'ın, Efes Pilsen'i yeneceğini tahmin edebilen var mıydı, bilemiyorum. Doğrusu ben son perioda kadar maçın yakın farklarla ilerleyeceğini ama son beş dakikada işi daha ciddiye alan Efes'in 8-9 gibi bir farkla maçı kazanacağını düşünüyordum. Bu düşüncemin kaynağı; efes'in gücüne olan inancımdan değil, Galatasaray'ın bu tip maçları kaybetme alışkanlığından kaynaklanıyordu. Ama Galatasaray bu alışkanlığını kıracak bir oyun sergiledi. Galatasaray'ın şu kadrosu ve oyununu görününce sene başındaki saçmalıktan dolayı çok hayıflanıyorum. Kümede kalma savaşı yerine play-off'larda ciddi bir renk olabilirdi sarı kırmızılılar. Neyse geçmişe çok da takılmamak gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maça ilişkin söylenebilecek çok şey var. Ataman'ın tercihleri sorgulanabilir. Galatasaray'ın ise kenardan iyi yönetildiği savunulabilir. Bunları şimdi çok fazla tartışmayacağım. ileride yazacağım Efes Pilsen yazıma saklamayı planlıyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray için şöyle bir iddia çok da anlamsız olmayabilir. Jasaitis takımın en skoreri olduğunda Galatasaray'ın ligde yenebileceği takım sayısı çok fazladır. Ama bu iddia ile Jasaitis'in üzerine sorumluluk yüklemek yerine bunu bir gösterge olarak alınması gerektiğini düşünüyorum. Jasaitis, takımın skor yükünü sırtlayan bir oyuncu değil. Jasaitis'in maçı çok fazla sayı ile bitirdiğinde takımda işlerin iyi gittiğini söylemek mümkün. İşte Efes maçı da aynen böyleydi. İşler her açıdan iyi gidiyordu. D-Wash bile maçın sonunda sazı eline alırken saçmalamak yerine etkili penetreler ile takımına ciddi katkı yaptı. Bunun yanı sıra son haftalarda özellikle savunma alanında takıma verdiği katkılarla neden alındığını ispatlamaya başlayan Caner bu maçta skora olarak da takımına katkı verdi. Ancak Galatasaray'ın bu etkili oyunu, bizzat takımda işlerin iyi gitmesinden mi kaynaklandı yoksa Efes'in etkisizliğinde mi kaynaklandı sorusuna cevap bulmak kolay değil. bunu ilerleyen haftalarda seyredeceğimizi efes ve galatasaray takımlarına bakarak belki cevaplandırabiliriz. yürekten oynayarak taraftarına güzel bir galibiyet hediye eden Galatasaray takımını kutluyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Her galatasaray yazımda olduğu gibi Wilkinson, Rancik ve Jasaitis'in seneye de takımda kalabilmelerini en azından Türkiye liginde kalmalarını canı gönülden diliyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;foto: hurriyet.com.tr&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3635176677901033237?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3635176677901033237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3635176677901033237&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3635176677901033237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3635176677901033237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/galatasaray-vs-efes-pilsen.html' title='Galatasaray vs. Efes Pilsen'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S5OyvcVKlbI/AAAAAAAAAUk/TDJYcI3R6Qk/s72-c/gs-efes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-1473806243079606992</id><published>2010-03-05T03:26:00.000-08:00</published><updated>2010-03-05T03:36:27.171-08:00</updated><title type='text'>Teşekkürler Efes Pilsen</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_wPLd5OVbDOg/S5DsscFI6YI/AAAAAAAAAE0/f3wH_qYIv5c/s1600-h/efes.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445112197687077250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_wPLd5OVbDOg/S5DsscFI6YI/AAAAAAAAAE0/f3wH_qYIv5c/s400/efes.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes Pilsen’in İstanbul’da Partizan maçı ile başlayan Avrupa serüveni Real Madrid maçı ile resmen olmasa bile fiilen sona erdi. Özellikle Top 16 maçlarında gösterdiği performans ile basketbolseverlere keyif verdiğini düşünüyorum. Bu takım hakkında çok eleştri yapılabilir: Maçın kırılma anlarında kötü oynadığı, kenar yönetiminin maç içinde yanlış kararlar verdiği, Rakoçevic krizinin iyi yönetilememesi, Kerem’in doping hadisesinden sonra bu oyuncunun boşluğunun doldurulamaması. Bunlar eleştirilebilir. Ancak, eleştrilemeyecek tek bir şey varsa o da takımın hiçbir maçta mücadeleyi bırakmamasıdır. Apdi İpekçi’ye gelen basketbolsever sayısındaki geçen seneye göre dikkate değer artış bence bu mücadele gücünün ödüllendirilmesidir. Seyirciler oyanan basketboldan ve mücadeleden zevk almışlardır. Efes Pilsen bu sene hiç bir şey yapmamış olsa bile sırf kaliteli basketbol seyircisini salonlara çekmiş olması olumludur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki fırsat ayağımıza gelmiş iken mücadele seviyemiz ve çoşkumuz en üst düzeyde iken neden Real Madrid’e yenilip bu gruptan çıkamadık? Tek bir sebebi yok tabiki. Bir çok sebebin birleşmesi bu sonucu yaratmıştır: Ben kendimce bir sıralama yaptım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takım yapısına bağlı sebebeler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Sene başından bu yana şut özelliği baskın olan uzun ve hareketli 4 ve 5 numaralı oyuncuları savunacak bir oyuncumuzun olmaması. Kerem Gönlüm olsaydı Garbajosa 4/4 üçlük atabilir miydi?&lt;br /&gt;2) Maçın kırılma anlarında kronik kilitlenmeler&lt;br /&gt;3) Oyun içinde zaman zaman konsantrasyonu kaybetme.&lt;br /&gt;4) Momentumu ele geçirdikten sonra öldürücü darbeyi vuramama.&lt;br /&gt;5) Rakocevic’in takıma uyum sağlayamamasından doğan basit hataları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenar yönetimden kaynaklanan sebebler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) En verimli uzun ikilisi olan Kaya-Kasun ikilisinin geç keşfedilmesi&lt;br /&gt;2) Rakocevic krizinin iyi yönetilememesi&lt;br /&gt;3) Kenar yönetiminin hakem hatalarına (hakemler bu arada gerçekten kötüydü) aşırı takılmaları. Bu durum oyunculara da sirayet etmiştir. İlk yarıda oluşan 15 sayılık farkın en önemli sebebi Bullock’a çalınan 3 atışlı faule kenar yönetim ve oyuncuların çok fazla takılmalarıdır.&lt;br /&gt;4) Ara transfer döneminde 4 numara alınamaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Real Madrid maçı bütün sezonun özeti gibiydi. Kazanma ruhu ve azmi ile maça tutunduk ama bir yerde yukarıdaki faktörler bir seviye daha yukarı çıkmamızı engelledi. Şunu hemen belirtelim Kaya kaçırdığı faullerin yarısını sokabilseydi veya Nachbar 2 saniye kala topu potaya atmyıp dışarı çıkarabilseydi bu maçı uzatmaya götürüp kazanabilirdik. Hatta, hakemler Nachbar Lavrinovic’le olan mücadelesinde faulle ilgisi olmayan pozisyonda çaldığı uydurma faulu çalmasaydı ve yine hakemlerin en kritik anda Nachbar’ın basket faulünü es geçmese maçı yine kazanabilirdik. Ama maçtan sonra “Efes mücadeli azmi ve çoşkusuyla mucizevi bir galibiyet aldı” derdik. Her maçı sadece mücadele ile kazanamazsınız. Mücadele ve çoşku bu tür seviyelerde gereklidir ama yeterli değildir. Efes Pilsen oyunun mücadele yönünü sahaya azami bir şekilde yansıtmış ancak diğer yönlerde üzülerek söylüyorum ama başarısız olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Materyalist bakış açısı ile değil romantik bir basketbolsever olarak şöyle arkama yaslanıp düşündüğümüde Efes Pilsen’in Top 16 maçlarında keyif veren maçlar çıkarmıştır. Maçların her anında heyecanı en üst düzeyde tutmuştur. En azında bunun için “Teşekkürler Efes Pilsen” &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-1473806243079606992?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/1473806243079606992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=1473806243079606992&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1473806243079606992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/1473806243079606992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/03/tesekkurler-efes-pilsen.html' title='Teşekkürler Efes Pilsen'/><author><name>faruk aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05358499134336669279</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_wPLd5OVbDOg/S5DsscFI6YI/AAAAAAAAAE0/f3wH_qYIv5c/s72-c/efes.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6269997969178404414</id><published>2010-02-28T04:52:00.000-08:00</published><updated>2010-02-28T05:12:57.952-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beşiktaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Efes Pilsen - Beşiktaş</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4prv5z_XpI/AAAAAAAAAUc/xEipoaA1pqQ/s1600-h/kasun.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443281570347572882" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4prv5z_XpI/AAAAAAAAAUc/xEipoaA1pqQ/s400/kasun.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes genellikle geride olduğu maçta son periodda yaptığı etkili savunma ile çok da zorlanmadan galip geldi. Bıyıktay'ın son perioddaki Haluk tercihi de bence Efes'in galip gelmesinde önemli bir faktör oldu. Cevher'in fizik olarak hazır olması Beşiktaş'ın oyununa olumlu yansıdı. Hem dışardan bulduğu atışlar hem de Nachbar oyundayken post up ile bulduğu sayılar ile takımını oyunda tuttu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yaşının ağırlığı ile eski günlerinden uzak olan Haluk'un oynatılması Efes'in ekmeğine yağ sürdü. Son periodda efes savunma sertliğini arttırırken, beşiktaş da bu dönemde hızlı ve tempolu oynamak yerine kontrollü hücumlar denediler ve başarısız oldular. Newley'in de dip köşeden bulduğu boş iki üçlüğü değerlendirememesi son perioddaki kırılma anlarıydı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Efes son perioda kadar pek de kasmadan oynadı. Sertliği arttırarak maçı kazanacağını biliyordu ve tam da öyle yaptılar. Dusan'ın oyununa pek fazla şey koymadığını gördük. Süre alabileceği bir takımda olsa iyi olabilir. 3-5 dakika ile kendisini geliştiremiyor. ne nerede duracağını biliyor ne de nereye hareket edeceğini. uzun oyuncunun biraz daha geç olgunlaştığını düşününce bu yaşlarda alacağı sürenin ne kadar önemli olduğunu anlamış oluruz. Dusan için zaman hızlı geçiyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu maçtaki ilginç durumlardan birisi de kaya-kerem-sinan-shumpert gibi beşiktaşda forma giymiş oyuncuların şimdi beşiktaş'a karşı oynamasıydı. Doğrusu isim bazında baktığımızda son 4-5 senede gerçekten önemli yerli oyuncuları kaybetmiş Beşiktaş'ın hep aynı seviyeyi koruyabilmesi bence takdire şayan bir durum. Oyunculara para ödeyemeyen, parlayan oyuncularını her sene efes'e kaptıran Beşiktaş'ın zirveye aday olması bile bence başarıdır. Daha iyi bir koçla bu takımın daha iyi yerlere ulaşabileceğini düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6269997969178404414?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6269997969178404414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6269997969178404414&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6269997969178404414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6269997969178404414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/efes-pilsen-besiktas.html' title='Efes Pilsen - Beşiktaş'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4prv5z_XpI/AAAAAAAAAUc/xEipoaA1pqQ/s72-c/kasun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5332360481187989534</id><published>2010-02-27T12:18:00.001-08:00</published><updated>2010-02-27T12:50:13.233-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Fenerbahçe-Galatasaray</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4mFV2VIWmI/AAAAAAAAAUU/kekLSEGQV3A/s1600-h/fbgs.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 308px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443028235061844578" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4mFV2VIWmI/AAAAAAAAAUU/kekLSEGQV3A/s400/fbgs.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Fenerbahçe'nin daha farklı bir galibiyet alacağını bekliyordum maç öncesi. Ukic'in katılımı sonrasında Fenerbahçe'de gözle görülür bir değişiklik olduğunu düşünüyordum. Kriz anlarında Ukic sazı eline alarak hem penetre hem de şutları ile etkili oluyor, takımı organize ediyor ve onun önderliğinde daha farklı bir Fenerbahçe izliyorduk. Ancak Galatasaray karşısında her ne kadar Ukic skor olarak çok etkili olsa da doğrusu umduğumdan çok daha kötü bir Fenerbahçe izledim. Galatasaray (yorumcu sevgili Çetin Yılmaz'ın söylediklerinin aksine) bence kötü oynamadı. İlk periodda farklı geriye düşse bile çok yanlış bir sistemle oynamadılar. Hatta kritik boş atışlarda birazcık yüzdeli olabilselerdi maç içindeki rotasyon biraz daha geniş kullanılabilir ve maçın sonunda daha diri bir galatasaray izleyebilirdik ve bu faktör Galatasaray'a galibiyet bile getirebilirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maçın başında Mirsat Rancik'e karşı savunmada etkiliydi. Ancak Rasim ile Rancik kızdırmaya yönelik hamle tutmadı ve ülkesinde yılın oyuncusu seçilen Rancik, ödülü hak ettiğini gösteren bir performans sergiledi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray'da doğrusu Evren Büker'in son haftalarda savunmada aksadığını belirtmem gerek. Evren'i çok beğenirim ve transferine doğrusu çok sevinmiştim. Ancak Şubat ayı boyunca evren'in savunmasında ciddi bir aksaklık var. Fizik olarak maç trafiğinden etkilendiğini düşünüyorum. Konsantrasyonunda ciddi bir düşüş var.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Wilkinson'un köşeden kullandığı üçlük atış esnasında yanında savunmacı olarak Tanjevic'in olması enteresan bir görüntüydü. Tanjevic yerinde Türkiye liginden hangi koç olursa olsun o pozisyonda teknik faul çalınırdı. Ama milli takımın antrenörü ligde bu tip konularda ciddi anlamda kollanıyor. Özyer, Ataman ve diğer yerli koçların bu konudan çok rahatsız olduklarını biliyoruz ama yapacak bir şey yok. Tanjevic gibi Ömer'in de kollandığını düşünüyorum. Ömer'in yaptığına benzer temaslarda örneğin Semih, rasim ve preldzic'e kolaylıkla faul çalındığını gördük ama Ömer yaptığında nedense kolay düdük gelmiyor. Bunu Ömer'in başarılı savunmasını kötülemek için söylemiyorum. Bilakis Ömer'in kenarda fazlaca unutulması son periodda Galatasaray'ın geri dönüşünü sağladı. Belli bir sertliğe müsaade etmek gerektiğine inanıyorum. Ligdeki sertliğinin artması basketbolumuzu daha da ileri götürür. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Heyecanı yüksek ve mücadeleci bir maçtı. Rakip Galatasaray olduğu için seyirci de gelmişti. Boş tribünler önünde oynana basketbol zeck vermiyor ancak basketboldan anlayan bir seyirci kitlesine Karşıyaka haricinde sahip olan bir klüp yok. bu da önemli sorunlarımızdan biri. Sevgili İsmet Badem basketbolu öğretmek ve seyirci sayısını arttırmak için zamanında çok çaba sarf etmişti. Bireysel girişimle böylesi büyük bir hedef tutturmak çok zor. Federasyonun bu işlerle uğraşması yararlı olabilir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tebrikler Fenerbahçe. Hem Türkiye kupasını kazandığı için hem de 100. kez karşılaştığı ezeli rakibini bir kez daha yendiği için...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;foto: turkbasket&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5332360481187989534?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5332360481187989534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5332360481187989534&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5332360481187989534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5332360481187989534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/fenerbahce-galatasaray.html' title='Fenerbahçe-Galatasaray'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4mFV2VIWmI/AAAAAAAAAUU/kekLSEGQV3A/s72-c/fbgs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-4485410029032812010</id><published>2010-02-25T00:47:00.000-08:00</published><updated>2010-02-25T05:33:04.383-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Efes Pilsen'/><title type='text'>Umutsuz Vaka: Efes Pilsen</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4Z8AWMhs6I/AAAAAAAAAUM/SVr5VJI_j-I/s1600-h/real.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 272px; DISPLAY: block; HEIGHT: 204px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5442173545123787682" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4Z8AWMhs6I/AAAAAAAAAUM/SVr5VJI_j-I/s400/real.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galip gelinen bir maçtan sonra böylesi bir başlığa gerek var mıydı? Bence var. Galibiyet önemliydi ama fark daha da önemliydi. Son mucizevi üçlük olmasa belki de 4 sayıyla hatta o anda yapılabilecek top kaybı ile sadece 1 ya da 2 sayı farkla galip gelecekti efes. Maccabi çok büyütülecek bir takım değil. Eskiden Erman-Hıncal ikilisinin bir teorisi vardı. Rakip takımdan hangi oyuncuyu takımına alırsın? Koçu almak yeterli olabilir. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Koç demişken; maçın sonlarında ben Kaya oyuna girsin ve Nachbar çıksın diye televizyon başında inlerken Nachbar'ın savunmada (bir daha yazayım SAVUNMADA) yaptığı inanılmaz katkı ile Efes maçı kazanabildi. BEnce yanlış bir tercihti ama doğru sonuç verdi. Ataman'ı bu abğlamda tebrik etmek gerekir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gelelim Efes neden umutsuz vaka. Bana öyle geliyorki Efes kadro olarak kağıt üstünde kendisinden üstün ya da denk takımları yenebilecek bir oyun sergileyemiyor. Ancak kendisinden kadro olarak aşağı seviyedeki takımları (ite kaka, zorla) yenebiliyor. Bu nedenle de Real Madrid maçını Efes'in kaybedeceğini düşünüyorum. Yanılmayı dört gözle bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hakem konuşmayı da konuşulmasını da pek sevmem. Hakem de insandır ve hata yapar. Ama kabul edilmesi zor iki düdük vardı. Neyse ki kritik anlarda benzeri düdükler gelmedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Maçın kısır bir skorla neticelenmesinin nedeni takımların iyi savunma yapasından ziyade, buldukları boş atışları değelendirmedeki beceriksizlikleriydi. Efes'in bu savunma ile madrid ve siena'ya karşı işinin çok zor olacağını düşünüyorum. Umarım Siena maçında yakalanana o büyük farkın maçın sonlarında kapanmış olmasını ileride çok fazla aramayız. Bekleyelim ve görelim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-4485410029032812010?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/4485410029032812010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=4485410029032812010&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4485410029032812010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/4485410029032812010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/umutsuz-vaka-efes-pilsen.html' title='Umutsuz Vaka: Efes Pilsen'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S4Z8AWMhs6I/AAAAAAAAAUM/SVr5VJI_j-I/s72-c/real.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3557597991736070858</id><published>2010-02-18T01:17:00.001-08:00</published><updated>2010-02-18T01:44:18.833-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fenerbahçe'/><title type='text'>Geçmişi Bilmemek, Geçmişi Unutmak ya da Geçmişi Saptırmak</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S30L6pLVosI/AAAAAAAAAT4/2PgXl1ENyeE/s1600-h/20091118_karakas_1.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 350px; DISPLAY: block; HEIGHT: 250px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439517027047154370" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S30L6pLVosI/AAAAAAAAAT4/2PgXl1ENyeE/s400/20091118_karakas_1.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Geçmişi bilmemek mümkün mü? bulunduğunuz konumuna göre bilmeyebilirsiniz. Ama kendi geçmişinizi bilirsiniz. peki bunu unutabilir misiniz? Geçmiş unutulabilir. Toplumsal olarak balık hafızamız var diyoruz. Herkes herşeyi unutuyor. Ama geçmişi farklı anlatabilir miyiz? &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;İşte Nedim Karakaş tam olarak bunu yapmış. Ümit Avcı bugün milliyet'te yazmış. ben de birşeyler yazayım istedim. "2010 Avrupa'da Fenerbahçe Ülker'in Şampiyonluk Hedefi" varken takım top 16'ya bile kalamadı sorusuna verdiği yanıt enteresan. "Ataşehirdeki salonla birlikte F4'e adayız demiştik. Ama herkes o şeyleri cımbızla ayıkladığı için farklı şeyler çıkıyor" demiş. Yani kısacası Fener'in 2010'da Avrupada şampiyonluk gibi bir hedefi yokmuş anlaşılan. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;2010'da milli takım başarısız olursa Federasyon başkanından böyle bir açıklama gelir mi diye düşünmeye başladım Karakaşın yukarıdaki sözlerini okuyunca. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu blogda çok yazdığım konulardan biri hedef meselesi. Hedeflerin somut bir şekilde ifade edilmesi. Demek ki somut bir ifade bile yetmiyormuş. Yöneticilikteki kıvırma yeteneği ile her türlü başarısızlığın üstü örtülüyormuş. " Ben başarısız oldum ve gereğini yerine getiriyorum" diyen bir babayiğit görme umuduyla... &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Foto: Medyaspor.com&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3557597991736070858?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3557597991736070858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3557597991736070858&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3557597991736070858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3557597991736070858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/gecmisi-bilmemek-gecmisi-unutmak-ya-da.html' title='Geçmişi Bilmemek, Geçmişi Unutmak ya da Geçmişi Saptırmak'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S30L6pLVosI/AAAAAAAAAT4/2PgXl1ENyeE/s72-c/20091118_karakas_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-5488785121918704160</id><published>2010-02-18T00:16:00.000-08:00</published><updated>2010-02-18T01:09:23.053-08:00</updated><title type='text'>Chatman ve Doping</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S30A8j_DrmI/AAAAAAAAATw/6IbPk6_jwaE/s1600-h/chatman.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 125px; DISPLAY: block; HEIGHT: 100px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439504965385301602" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S30A8j_DrmI/AAAAAAAAATw/6IbPk6_jwaE/s400/chatman.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Chatman'ın kullandığı maddenin, Wada'nın yasaklı maddeler listesindeki Cannabinoids grubundan olduğunu TBF açıkladı. Bu madde doğal olarak insanda ve hayvanlarda bulunabiliyor. Sentetik olarak üretilmiş olanı kullanılarak alınabiliyor ya da cannabis (kenevir) bitkisinden elde edilebiliyor. Ben Chatman'ın Marijuana kullandığını düşünüyorum.  Neyse ne içtiği çok da önemli değil ama bunun yarattığı sonuçlar çok önemli.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Doğrusu Chatman'in doping yaptığını öğrendiğimde çok üzüldüğümü belirtmem gerekir. Chatman ligimizde oynayan oyun kurucular içinden doğrusu benim en çok beğendiğim oyuncu. hem oynayan hem de oynatan değerli bir oyuncu. Böylesi bir oyuncuyu ligde izleyememek basketbolseverler için kötü haber.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Beşiktaşın bu kadar değerli bir oyuncusundan yoksun kalması büyük bir kayıp. Beşiktaşın çok derin bir kadrosu olmadığı için böylesi bir kayıpdan cidi anlamda etkilenebileceğini söylemek de mümkün. bu bağlamda ligin iyi takımlarından birisinin zayıflaması ligde kalitenin de zayıfladığı anlamına gelebilir. Dolayısıyla Chatman'in yaptığı doping sadece kendisine değil, takımına ve ligimize de zarar verdi. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-5488785121918704160?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/5488785121918704160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=5488785121918704160&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5488785121918704160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/5488785121918704160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/chatman-ve-doping.html' title='Chatman ve Doping'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S30A8j_DrmI/AAAAAAAAATw/6IbPk6_jwaE/s72-c/chatman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-6523519506224000281</id><published>2010-02-14T03:13:00.000-08:00</published><updated>2010-02-14T03:36:37.349-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galatasaray'/><title type='text'>Özyer'in Galatasaray Teorisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3fgN94gsPI/AAAAAAAAATo/fIGFMwqFzlU/s1600-h/banvit+gs.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 308px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438061605627670770" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3fgN94gsPI/AAAAAAAAATo/fIGFMwqFzlU/s400/banvit+gs.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Galatasaray'a verilen ceza kaldırılmadan bir kaç gün önce Özyer'le yaptığımız sohbette cezanın kaldırılmasının takım üzerinde olumsuz bir etkisi olabileceğini söylemişti bize. Galatasaraylı oyuncuların "olabilecek en kötü şey gerçekleşti. kaybedecekleri bir şey yok" mantığı ile çok rahat oynadıklarını ve bu nedenle de başarılı sonuçlar aldıklarını söylemişti Özyer. dolayısıyla ceza kadlırıldığı takdirde oyuncuların bu oyunu oynayamayacaklarını iddia etmişti. doğrusu ben pek de inanmamıştım kendisine. hatta ceza kaldırıldıktan sonra takımın üzerindeki stresin azalabileceğini ve bu da oyunlarına olumlu yansıyacağını iddia etmiştim. yanıldığımı söylemem gerekiyor. Özyer haklı çıktı. Önce geçen hafta iş işten geçtikten sonra galatasaray'ın geç geri dönüşü galibiyeti getiremedi. bu hafta ise Yiğitcan'ın inanılmaz üçlüğü ile son saniyede uzayan maç, yine galatasaray aleyhine sonuçlandı. Stresli, anları hem galatasaray teknik heyetinin hem de oyucncuların kaldıramadığını gördük. Özyer'in teorisi haklı çıktı gibi ama ben hala bu oyuncuların önemli işler yapacabileceğini düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;D-wash'a verilen sorumluluk azaltılsa, savunma gereken kritik anlarda murat kaya oynatılmasa, dün kötü günündeki jasaitis'den maçın sonlarında yararlanılsa çok şey değişebilir(di). ilerleyen haftalarda takım rotasyonun daha iyi oturacağını ve d-wash'a verilen sorumluluğun azalacağı umuduyla daha iyi bir galatasaray izleyeceğimizi düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Banvit'i ise tebrik etmek lazım. Orhun Ene son dakikalarda bence takımını çok iyi idare etti. teleşa engel oldu ve uzatmalara götürmeyi başardı. Çetin Yılmaz'ın yorumculuğu her geçen gün düzeleceğine daha da komik bir hal alıyor. 3 sayı fark var. 2,5 saniye var ve orta sahadan sallama şut öncesinde d-wash tecrübeli bir oyuncu olsa faul yapar ve maç öylece biterdi dedi. saçma bir seçim olurdu. faul atışı sonrası ilkini sokup ikincisi kaçırıp, hücum ribauntu ve sayı yapma ihtimali, ortasahadan atılacak üçlüğün sayı olmasından daha kuvvetli değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-6523519506224000281?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/6523519506224000281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=6523519506224000281&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6523519506224000281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/6523519506224000281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/ozyerin-galatasaray-teorisi.html' title='Özyer&apos;in Galatasaray Teorisi'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3fgN94gsPI/AAAAAAAAATo/fIGFMwqFzlU/s72-c/banvit+gs.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3150226561893336233</id><published>2010-02-11T22:49:00.000-08:00</published><updated>2010-02-11T23:21:28.267-08:00</updated><title type='text'>Maccabi-Efes</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3UBa0h4EVI/AAAAAAAAATg/SeMujpRghME/s1600-h/rako+ataman.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 308px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437253685408698706" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3UBa0h4EVI/AAAAAAAAATg/SeMujpRghME/s400/rako+ataman.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kuralar çekildiğinde Efes'in grubundan üst tura çıkma ihtimali görece daha az olan iki takımın mücadelesinden Maccabi oldukça kazançlı çıktı. Efes sanki galibiyete değil de az farklı bir mağlubiyete şartlanmıştı. özellikle maçın ikinci yarısında popovic'in (eğer bir sakatlığı olmadıysa) kullanılmama nedeni de buydu. Popovic takımı hücuma en hızlı çıkaran oyuncu. Ender'de hızlı çıkar ama çıktıktan sonra ne yapacağını bilemez. popovic ne yapacağını da biliyor. Ama Ataman hız yerine yavaşlığı tercih ederek az farklı bir mağlubiyete soyundu. ama onu bile alamadı. Sene başından beri bu kadronun doğru rotasyon yakalandığında iş yapabileceğini yazıyorum. Aynı şeyleri yazmaktan bıktım doğrusu. Ama Ataman aynı yanlışları yapmaktan bıkmadı. Son maçlarda rotasyonu yakaladı diye düşünmüştüm. kasun kaya ikilisi ciddi süre almıştı. ama bu maçta bir saniye bile yan yana oynatılmadılar. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu takımın hızlı oynaması gerekli. bu hız için de net ribaunt gerekli. ne 4 kısalı sistemde ne de ermal'in olduğu 3 kısalı sistemde net ribaunt alabilir takım. Ermal'in kemikleşmiş bir ribaunt zaafı var. Rakibini 3 saniye alanının dışına itmiyor. dolayısıyla da ribauntu çekip alamıyor. tokatlıyor topu. alabileceği toplarda ise rakibi yanında olduğu için topa müdahale ederek net ribaunta engel oluyorlar. bu durumda hücumda iş tamamen bireysel yeteneklere kalıyor. onlar da azıcık gününde olmasa rakibin çok kötü olduğu bir günde dahi (Maccabi 18 top kaybı yaptı) 10 sayı gibi ciddi bir farkla kaybediveriyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;son iki maç Efes'in maçın sonlarını da iyi oynamayamadığını gösterdi doğrusu. eski efes, işler ne kadar kötü giderse gitsin maçın sonlarını iyi oynardı. avrupa tecrübesi derdik geçmişte bu duruma. ama bu efes'in maçın sonlarını kötü oynadığını görüyoruz. kafa kafaya giden maçta bir anda 10-14 sayı gerilere düşebildik. 22 sayı gibi bir farkla öndeyken güç bela 10 sayı ile ayrılabildik. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;ataman ile rako arasında ne geçtiğini bilemeyiz. Rako neredeyse Ataman'ın boğazına sarılacaktı. Rako daha fazla süre istiyor. hücumda gerçekten birşeyler yapmaya çalışıyor. ama savunmada hiç yok, hücumda da birşeyler yapmaya çalışırken istemeksizin takımı sabote ediyor. ekstra şeyi hücumda değil de savunmada yapmaya çalışsa süre daha fazla alacak ama o bunu yapamıyor ve bence de haklı olarak kenara alınıyor. bunu ise kendisine yediremiyor ve bu psikoloji ile hem kendine hem de takıma zarar veriyor. bakalım ceza verecekler mi?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Her takımın şansı eşit. Efes Madrid'i burada yenebilirse nuhtemelen her takım 3-3 olacak(kuralar çekildiğinden beri faruk bu grupta her takım 3-3 olacak diyordu. ben de efes 3-3 olmaz ya 1-5 ya da 2-4 yapar diyordum. bakalım hangimiz haklı çıkacak) ve bir faul bile bu durumda grup birincisini belirleyebilecek. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ataman mağlubiyeti kaçan şutlara ve Santiago'ya faul çalınmaması nedeniyle hakemlere bağlamış. Maç stratejimiz doğruydu demiş. Ben pek öyle düşünmüyorum. Efes'in hücumda istediği yüzdeyi yakalayamama nedeni bence ribauntları kolay almamasından kaynaklandı. Rakip %6O'ın üzerinde bir ikilik yüzdesi ile oynadı. biz ise %40'lar civarında. onlar sürekli penetre ederek hücum etti biz ise top çevirerek boş şut yakalamaya çalılştık. bence stratejimizde de ciddi bir hata vardı. doğru bir strateji ile kötü bir şut yüzdesine rağmen bu Maccabi'yi yenmek zor olmayabilirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3150226561893336233?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3150226561893336233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3150226561893336233&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3150226561893336233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3150226561893336233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/maccabi-efes.html' title='Maccabi-Efes'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3UBa0h4EVI/AAAAAAAAATg/SeMujpRghME/s72-c/rako+ataman.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3059249557525730818</id><published>2010-02-09T23:34:00.000-08:00</published><updated>2010-02-10T00:12:03.405-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='telekom'/><title type='text'>Telekom-Kızılyıldız: TT'nin Avrupa Yolculuğu Sonlandı</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3JqF_KBM-I/AAAAAAAAATY/DcdfqXO9gZ8/s1600-h/telekom"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436524351274955746" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3JqF_KBM-I/AAAAAAAAATY/DcdfqXO9gZ8/s400/telekom" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3Jp_cUGZcI/AAAAAAAAATQ/OapIFuM4Vy8/s1600-h/telekomlu+g%C3%BC%C3%A7l%C3%BCler"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maç öncesindeki kızılyıldız değerlendirmemi okuyanlar bu maçta Telekom'a şans tanımadığımı hissetmişlerdir. Bu anlamda benim için sürpriz olmadı. 15 sayı civarında bir fark yeriz demiştim sevgili Onur Yavuz'a. Beklediğimden birazcık daha fazla bir fark yedik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Uzun zaman sonra salonda maç izleme eziyeti yaşadım. Telekom'lu yöneticiler para vererek, bilet alarak maç izlemeye gelseler salonda neden taraftar olmadığını anlayacaklar. Federasyonun telekom yöneticilerini uyarması gerekiyor. En dandik Avrupa maçlarında dahi dolan spor salonu önemli maçlarda bile dolmuyorsa, bunun tek nedeni telekom idarecilerinin Ankara basketbolseverlerini salona gitmeye küstürmeleridir. Telekomlugüçlüler adıyla yarattıkları basketbol cahili suni taraftar kitlesi, gerçek taraftarı salonlardan uzak tutuyor. Maç öncesinde kapıda dolanarak bilet satıyorlar. Aleni bir suç var. Herkes biliyor ve herkes seyrediyor. Bu yaratıkları orada besleyip büyütüyorlar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sırbistan adeta büyük bir basketbol endüstrisi ve bu endüstrini en önemli en büyük firmalarından birisi de kızılyıldız. Önümüzdeki yıllarda Avrupa basketbolunda önemli yer edinebilecek oyuncuları canlı seyretme fırsatını kaçırmak istemediğimden dolayı maça gittiğimi belirtmem gerek.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maça gelince; TT açısından keyifli olmayan bir maçtı. Amiyane tabirle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı rakibin genç isimleri tt'nin tecrübeli isimleriyle. TT'yi izlemek pek keyif vermese de Kızılyıldız'ı izlemek çok büyük keyifti. Basketbol setleri, hücumdaki paylaşım ve akışkanlık skor tabelasında kendisini gösteriyordu. tablanın fotografını belki sonra faruk ekler siteye. o fotorafı ben sözel olarak size anlatayım. 4. periodun ortalarında, Kızılyıldızda 7 oyuncunun sayısı 8-12 aralığında dağılmıştı. telekomda ise serkan 18 diğerleri 2, 4, 5 civarındaydı. herşeyin özeti bu aslında. kızılyıldız makine düzeninde bir takım olarak oynuyorken TT bireysel yetenekleirne dayalı olarak mücadele ediyordu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Maçın başında baskılı savunma ile TT farkı 20'lere çıkarabilseydi, belki rakibin gençliğinden de istifade ile kazanabilirdi ama onu beceremedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;Kızılyıldız çok iyi bir takım. Ben keselj'in ve taylor'un önemli işler yapacağını düşünüyordum. ama 88'li bjelica ve 87'li stimac'a hayran kaldım. Stimac 2,10 boylarında kambala'yı andıran bir fiziğe ve simaya sahip ama daha hareketli ve daha akıllı bir uzun görünümünde. Ayağını yere daha sağlam basabilirse bence ileride Avrupa'da ciddi ses getirecek bir oyuncu. Bjelica ise neredeyse 1-2-3-4 numarada oynayabilen önemli bir oyuncu. ball handling'i vasat bir oyun kurucu kadar iyi. saha görüşü ve basketbol zekası üst düzeyde. Kendisinden uzun ve ağır oyuncu ile eşleştiğinde penetre edebiliyor. kendisinden kısa oyucnu bulunda post up yapıyor. Şutu da var. daha ne olsun? 4-5 sene kontrat yapıp tepe tepe kullan. iki oyuncu için de söylüyorum. sonra da NBA ya da avrupa'nın büyük bir klübüne sat. bunu söylemennin kolay olduğunun farkındayım. gerçekleştirmek de zordur mutlaka ama bunu yapmaya çalışacak basketbol idarecilerine ihtiyaç var. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Trifunovic önemli işler yapıyor. yabancı koç düşünen takımlara şiddetle önerilir. hatta gelirken yanında stimac ve bjelica ile gelirse daha da iyi olur.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-3059249557525730818?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/3059249557525730818/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=3059249557525730818&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3059249557525730818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/3059249557525730818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/telekom-kzlyldz-ttnin-avrupa-yolculugu.html' title='Telekom-Kızılyıldız: TT&apos;nin Avrupa Yolculuğu Sonlandı'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3JqF_KBM-I/AAAAAAAAATY/DcdfqXO9gZ8/s72-c/telekom' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-7582611376130961039</id><published>2010-02-09T03:57:00.000-08:00</published><updated>2010-02-09T04:53:24.314-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='telekom'/><title type='text'>TT için Çok Zor Bir Maç</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3FaMpcqmNI/AAAAAAAAATI/1HA7vBWPtFA/s1600-h/trfiunovic.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 106px; DISPLAY: block; HEIGHT: 81px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436225398543915218" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3FaMpcqmNI/AAAAAAAAATI/1HA7vBWPtFA/s400/trfiunovic.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Telekom bugün Kızılyıldız'la oynayacak. Zor bir maç olacak. Rakip isim bazında çok güçlü değil ama sistem olarak çok güçlüler. Daha da önemlisi bence son dönemlerin en iyi koçlarından biri ile çalışıyorlar: Trifunovic. Önüzmüdeki dönemde Avrupa basketboluna damga vuracağını düşündüğüm koçların başında geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trifunovic önderliğindeki Kızılyıldız bu sene Uleb'de tek bir yenilgi aldı. Deplasmanda cholet'ye kaybettiler. Benetton gibi güçlü bir takımı hem içerde hem de dışarda yenebildiler. Gran Canaria'ya 30 sayı fark attılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son maçlarda 3 uzunla oyuna başlamayı tercih ediyorlar. Önemli değişikliklerden bir tanesi bu. Diğer bir önemli değişiklik ise Cholet'ye kaybedilen maçtan sonra amerikalı guardları mike Taylor'a daha fazla süre vermeye başlamaları. Taylor cholet maçındaki mağlubiyetten sonra ilk beş başladı. yanılmıyorsam sonrasındaki tüm maçalrda da ilk beşte başladı. ilk dört maçta yaklaşık olarak ortalamada 10 dakika oynatılırken mağlubiyet sonrası 4 maçta 30 dakika üzerinde süre aldı. Taylor'un Avrupadaki ilk sezonu olduğu için, istediği kıvama gelmesini bekledi. kısa boyuna rağmen etkili penetreleri ve kuvvetli şutu ile etkili olan bir oyuncu. Trifunovic onu çok iyi kullanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88 doğumlu Keselj'in performansını da merakla bekliyorum. her sene oyununu birazcık daha geliştiren genç forvet, şutunda yakalayacağı istikrar ve savunma alanında vereceği katkı ile ileride Avrupa'da önemli bir takım oyuncusu olarak adından söz ettirebilir. bütün oyucnuları teker teker değerlendirmek uzun ve yorucu olacak. İyi genç oyuncular ve tecrübeyi, Trifunovic'in çok iyi harmanladığını düşünüyorum. Rytas'la gerçekleştirdiği mucizenin yeni bir versiyonunu Kızılyıldız ile gerçekelştirebilecek mi? Hep birlikte izleyeceğiz, göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5089250509501214081-7582611376130961039?l=bolbasket.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://bolbasket.blogspot.com/feeds/7582611376130961039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5089250509501214081&amp;postID=7582611376130961039&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7582611376130961039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5089250509501214081/posts/default/7582611376130961039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://bolbasket.blogspot.com/2010/02/tt-icin-cok-zor-bir-mac.html' title='TT için Çok Zor Bir Maç'/><author><name>Ahmet Arif Eren</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15249302467983182516</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S3FaMpcqmNI/AAAAAAAAATI/1HA7vBWPtFA/s72-c/trfiunovic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5089250509501214081.post-3849356002465692374</id><published>2010-02-03T22:46:00.000-08:00</published><updated>2010-02-03T23:23:53.276-08:00</updated><title type='text'>Nihayet Efes</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S2p18QgrfsI/AAAAAAAAATA/cUTBJf6tjqU/s1600-h/Efes-Pilsen-Montepaschi-Sienaya-gecit-vermedi-88-78-F7663DAC0E.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 195px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5434285578460561090" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_ecgN-05p-T0/S2p18QgrfsI/AAAAAAAAATA/cUTBJf6tjqU/s400/Efes-Pilsen-Montepaschi-Sienaya-gecit-vermedi-88-78-F7663DAC0E.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu maça ilişkin sonucu haricinde pek çok şeyi merak ediyordum. Ataman'ı merak ediyordum, Thornton'un ne yapacağını. Thornton'a karşı Sato'nun ne yapacağını. Domercant'ı merak ediyordum ve Mcintyre'ı kimle savunacağımızı. Sinan tam saha baskı yapar mı mesela diye düşünmüştüm maç öncesinde. Sonuçta ise Real Madrid maçının kopyasını beklemiştim. yanıldım. Efes bu sefer maçı kazanabildi. Real Madrid maçından bence en önemli farklılık takımın savunma direncinin daha iyi olmasıydı. daha doğrusu daha mücadeleci ve istekli olmalarıydı. bunun nedenini aşağıda tartışacağım. Rotasyonları daha iyi kullandı Ataman. Efes'in rotasyonu giderek düzeliyor. önemli bir diğer etken ise bu oldu kanaatimce. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Rotasyona ilişkin bazı şeyler çok açık. sene başından beri aynısı yazıp duruyoruz. Kaya kasun ikilisnin yan ayana oynaması gerektiği. Nachbar-Rako ikilisinin ise yan yana oynamaması gerekliliği. bu takımda iyi hücum edebilen çok sayıda oyuncu var. ancak savunmada yeterli direnç olmayınca hücumda da efektiflik kayboluyor. savunmada yeterince mücadele edilmeyince net ribaunt alınamıyor, dolayısıyla hızlı hücum ve kolay sayı fırsatları kaçıyor. savunmada yeterince mücadele edilmeyince çok kolay sayı yeniyor ve takım demoralize oluyor. Real Madrid m açının son periodunda da bu maçta da aslında aynı hatayı yaptı Ataman. Rakip baskısına karşı topu en iyi çevirebilecek uzun oyuncu olarak Ermal'de sahada kalmak. Ermal ve 4 kısalı sistem olmuyor. Hem ribaunt hem de savunma aksıyor. popovic'de alındıktan sonra doğrusu topu yere vurabilen oyuncu sayısının artması nedeniyle baskıdan bu kadar da yılmamak lazım. Siena kadar topa bu kadar iyi baskı yapabilen takım sayısı çok fazla değil. Bu bağlamda 2 ve 3 periodllarda dönem dönem sertleşen Siena savunmasına karşı hücumdaki etkinliğimiz takımın iyi bir yolda olduğu izlenimini verdi bana. özellikle oynana oyunm, savunma ya da rakipten bağımzıs olarak tek bir örnek ya da iki örnek diyelim bana ilerisi için umut ışığı verdi. Bir tanesi Rakocevic'in periodun bitmesine 19 saniye kala yaptığı hızlı hücum denemesinde top kaybetmesi. bence frene basmalıydı ve süreyi biraz daha kullanıp hücumu gerçekleştirmeliydi. Bunu rako'Nun yapmasını doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum. Solomon ya da D-Wash gibi amerikalı oyun kurucular böyle hatalar yapabiliyor ama Rako'nun bunu yapmasını anlamak gerçekten zor. işte bu hatası sonrasında kendi kendine kızarken benchte oyuncuların neredeyse hepsinin ayağa kalkıp Rako'yu alkışlaması takım içinde bir birliğe doğru gidildiğini gösterdi bana. İkincisi ise, kenarda olduğu anlarda Kasun'un takım için ayağa kalkıp arkadaşalarının iyi hareketlerinde onları alkışlaması ve kötü yaptıklarında ise teselli etmesiydi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yukarıda takımın madrid maçından daha istekli ve arzulu olduğunu belirtmiştim. Hücumda çizilmiş oyuncuları daha iyi oynadı efes'li oyuncular. Maça çok iyi konsatre olmuşlardı. bunun nedeninin birisi dışsal birisi de içsel olan iki faktöre bağlı olduğunu düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dışsal faktörün kahramanı sayın federasyon başkanı demirel. Demirel'in son röportajında Efes'i kötüleyip Fenerbahçe'yi yüceltmeye çalışması doğrusu komikti. ama bunun efes takımı üzerinde olumlu bir etki yarattığını düşündüm. Ataman üzerinde bile olumlu bir etki yarattı. Demirel'İn böyle bir amacı olmamasına rağmen yaptığı açıklamalar ile Efes takımının daha bir birlik ve daha iyi motive olmalarını sağladığını düşünüyorum. bu nedenle de bu galibiyetin "mimar"larından birinin Demirel olduğunu düşünüyorum: böylesi bir amacı olmamasına rağmen. Tabi bu "eser"inden dolayı mutlu olup olmadığını bilemiyoruz.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;İçsel faktör ise Efes'in yüksekte yapılan sert ve baskılı savunmaya karşı nasıl oynaması gerektiğini bimesinden, tecrübesinden kaynaklanıyor. Yazıınn başında Sinan'ın Mcintyre'ı tam saha baskı ile alıp almayacağını merak ettiğimi söylemiştim. Sinan'ın tam saha baskı yıldırdığı oyuncu var mı diye sorunca her
