9 Haziran 2010 Çarşamba

Aday Kadro

G. Engin Atsür, Kerem Tunceri, Ender Arslan, Evren Büker
S.G.Cenk Akyol, Ömer Onan, Sinan Güler
S.F. Hidayet Türkoğlu
P.F. Kerem Gönlüm, Ersan İlyasova Semih Erden ve Cevher Özer
C. Oğuz Savaş, Ömer Aşık, Fatih Solak

Doğrusu ve Tanjevic ve seçimlerini eleştirmekten bıktık dersek yeri var. Yaşlı ve 2010 kadrosunda düşünmüyorum diye Kerem Tunceri'yi basketbol kariyerinin en iyi sezonundayken kadroya almamıştı. 2010 aday kadrosunda var. Mevcut kadro bu değil. eklemeler olacakmış. Bir devşirme oyuncu kadroya eklenecekmiş (aday belliymiş) ve ümit milli takımdan çağrılacak oyuncular da varmış.
Tam kadro açıklandığında değerlendirme yapmak doğru olsa da mevcut kadroya ilişkin çekincelerimi baştan belirteyim. Engin ve Kerem sakat. Ender ise kötü bir sezon geçirdi. En azından bu sezonun bence en iyi yerli oyuncusu olan Evren kadroda olmalıydı. (Zaten Kadrodaymış. Ben atlamışım). Diğer eleştirim ise kadroda çok sayıda uzun olsa da Furkan'ın bu oyunculardan eksiği omladığı ama fazlası olduğu inancındayım. Onun isminin de kadroda olması gerektiğini düşünüyorum. Milli takımın elinde bu kadar uzun oyuncu varken Fatih'in alınmaması gerektiğini düşünüyorum.
Yabancı oyuncu konusunda tahminde bulunmak bile zor. Yukarıdaki kadroya baktığımızda kısa pozisyona yabancı oyuncu eklemleneceğini söylemek zor değil. Hatta kadroya baktığımızda hedo'nun neredeyse tek kaldığını görüyoruz. Tahminim onu yedekleyecek bir isim olarak Kinsey düşünülüyor olabilir. Ancak bu devşirme mevzusu oyun kurucu için düşünülüyordu. Sakatlıklar da bahane edilerek oyun kurucu devşirmek istenilebilir. Doğrusu oyun kurucu için adayım (eğer bir yerlerde milli takım oyuncusu değilse) Mccalebb. Bu sene yaz ligine katılacağı söyleniyordu. Ama dünya kupasında oynamak isteyebilir. Bekleyeceğiz...

Ermal Galatasaray'da...

Galatasaray ilk transferini gerçekleştirdi. Ermal ile anlaşmış. Baskerdergisi.com'da haberi gördüm. Alınmasını beklediğim yerli oyunculardandı. Efes'in opsiyonunu kullanmayacağını tahmin ediyordum. Mahmudi'nin valığı en önemli etken olmuştur.
Ermal'i çok beğendiğimi söyleyemem. Özellikle ribaunt ve savunma zaafının onun kalitesini örttüğünü düşünüyorum. Ancak yerli sınırlaması düşünüldüğünde önemli bir isim galatasaray ile anlaşmış oldu. Engin ve Furkan gibi değerli yerli oyucnuları kadroya katabilirseler iddialı bir takım olabilirler.

8 Haziran 2010 Salı

Enes, Ömer, Oğuz, Semih ve Vidmar örneklerinden hareketle genç oyuncular üzerine bir değerlendirme

Dün akşam Murat Murathanoğlu (MM) ve Yiğiter Uluğ ikilisinin sunduğu Süper Basket programını izledim. MM son yıllarda neden genç oyuncu çıkmadığına ilişkin genel bir değerlendirme yaptı. Bunun temel nedeninin oyuncuları kandıran menejerler ve oyuncuların geleceklerini planlayamamaları olduğunun altını çizdi.
Geçenlerde Cenk Akyol yeterince süre alamadım. O yüzden köreldim. İtalya'da kendime geldim bağlamında birşeyler söylemişti. Çetin Çeki'de dolaylı olarak buna cevap vermişti. Bu meseleyi tek boyuta indirgemek kolay değil ama anladığım kadarıyla MM'e göre bütün menejerler kötü ve oyucnularda kendi gelecek planlamalarını yapamayacak kadar aptallar. ileriyi göremiyorlar. mesele bu kadar basit mi?
MM'in kendi örneği kendi yanlışını da kısmen ortaya çıkartıyor. Fenerde'ki son 3 sezondaki gençlere bakarsak: Ömer, Semih, Oğuz, Vidmar, Preldzic ve Enes. Her ne kadar asıl meselelerden biri Enes'in seçiminin doğru bir seçim olup olmadığı olsa da onu şimdilik bir kenera bırakalım. Semih, Oğuz, Preldzic ve Ömer'den hangisinin basketbolunda kayda değer bir gelişme oldu? Soru aslında bana ait değil. MM'in sorusu. Cevap hiçbirisi. Geldi gündeki düzeylerinde oynuyorlar. kayda değer bir gelişme bence gösteremediler. Beklentilerin altında kaldılar. Oğuz ümitlerde yaşıtı pivotların en önemlileridendi. Şimdi akranı pivotlar onu çoktan geçti. Predzic 1-2-3 ve hatta 4 oynayabilecek bir oyuncu. Avrupa şampiyonasında Ersan ile en çok ses getiren oyuncuydu. Ersan nerde Preldzic nerde? Neyse uzatmayayım mesaj anlaşılmış olmalı. Vidmar son dönemde bir gelişme sergiledi. Oyununu oldukça geliştirdi. Ama enteresandır bunu Türkiye'de gerçekleştiremedi. Memleketinde kendisini geliştirdi çocuk. bu kadar isimden açık ara bir gelişme sergileyen adam yurt dışında gelişiyorsa, Akyol İtalya'da yeniden doğuyorsa ve hatta Ersan Barcelona'da parlıyorsa memlekette kalmak istemeyen genç oyuncuları ileriyi görememekle ya da menejer kurbanı olarak görmekle bir yere varamayacağımızı düşünüyorum.
Oyuncuların yeterli gelişme göstermemelerini salt süre ile açıklamak da bence pek mümkün değil. Cenk Galatasaray'da oynarken yeterli süreyi buldu. Ömer, Vidmar, Semih ve Oğuz oldukça iyi süreler buldular. Belki iyi oynarken oyundan çıktılar ya da kötü oynarken fazla süre aldılar ama sonuçta öyle ya da böyle belli bir süre aldılar. Genç oyuncuların yetişmesinde süre önemli bir faktör olsa da tek faktör süre değil. bunu anlatmaya çalışıyorum. o zaman sorun nerede?
Bana öyle geliyorki sorun oyuncuların rahat olamamsında rahat bırakılmamasında yatıyor. Aşırı beklenti ters tepiyor. Genç ve parlak oyuncularımızın dünyanın en iyi oyucnuları olacağını bekliyoruz. onlar ise bu beklenitye karşılık veremediklerini gördükçe daha fazla hata yapıyorlar. Gelişemiyorlar. bunun yanı sıra sanırsam genel bir tembellik hali de var. Hamuru iyi olsa da çalışmadıkça gelişme kaydetme olanaklı olmuyor. Genç oyuncularımızı daha fazla antremana sevk etmiyoruz ya da onların içinde daha iyi oyucnu olmak adına yeterli sitek yok.
Son tahlilde kanımca Enes Türkiye'den uzaklaşmakla iyi yaptı. Avrupa'da bir yerlerde oynasa belki daha iyi olabilirdi ama Türkiye'den gitmek bence doğru bir seçimdi. Önündeki örneklere bakarsak Ömer, Semih ve Oğuz olduğu yerde sayarken, Vidmar ise ayrıldıktan sonra gelişme kaydettiğinden Enes'in doğru bir seçim yaptığını düşünüyorum. Bence süreci doğru okuyan Ömer'in de ayrılmak istemesinde haklı gerekçeler var.
Klüpler açısından ise bir sonraki yazıda durumu değerlendirelim.

5 Haziran 2010 Cumartesi

Erman Kunter: Efes Pilsen


Bugünkü Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Erman Kunter "Efes'e Doğru" yol alıyor. Erman Kunter'i Türkiye'de bir takımın başında görmek keyif verecek. Kaya mutlaka takımda kalsın demiş. Başka bir gazete olsa tam bir asparagas haber denirdi. Ama Cumhuriyet'in haber uydurmayacağını düşünüyorum.


Antrenörlerimizin yurt dışında iyi liglerde takım yönetmesi benim çok hoşuma gidiyor. Bu anlamda yurt dışındaki bir antrenörün lige dönmesine üzülüyorum. Fransız basketbolundan çok keyif almadığım için Efes Pilsen sistemi ile uyuşm ayacağını düşünüyorum. Doğrusu Trabzon'un son transferlerinden sonra Erman Kunter'i Trabzon'a yakıştırmıştım. Kısmet Efes olacakmış gibi. Efes'in antrenör ile anlaşması takımın varlığının devam edeceğine karine sayarsak en azından seneye de Efes Pilsen'i (umarız kendi ismiyle) izleriz.

3 Haziran 2010 Perşembe

Şampiyon Fenerbahçe


maça fırtına gibi başlayan Fenerbahçe daha ilk periyotta şampiyon olacağını adeta haykırıyordu. Ataman'ın mimikleri ve şaşkınlığı Fenerbahçe'nin şampiyon olacağını gösteren en büyük delildi. Ataman galip geldiği maçlardan edindiği izlenim ile bu maçı kazanacağından emindi. Farkın arttığı anlarda oyuna müdahale etmemesi bunun en büyük kanıtıydı.


Efes'in son galibiyetinden sonra hatırlarsanız, Fenerbahçe Efes'i fazla hafife aldı ve bunun faturasını ödedi demiştim. bu maçta da aşırı ciddie aldı ve söz konusu fark oluştu. Kazanması gereken bir maçtı Fenerbahçe için. Kolaylıkla da kazanarak kupaya uzandılar. Tebrikler...


Aziz Yıldırım seneye dört kupa istemiş. Bu sene Avrupa'da şampiyonluk gelmeliydi. Olmadı. umarlım seneye bu hedef gerçekleşir. Ancak Efes'e karşı kazanılan TBL şampiyonluğu gelecek sene için takımın eksiklerinin üzerini örtmemeli.


Efes'in ne yapacağı ise merak konusu. Malum isim değiştirme hadisesi var. Ataman'la muhtemelen yollar ayrılacak. Hangi oyuncu kalacak? Oğuz'un gelmesi ama Kaya'nın gitmesi. Kerem Gönlüm geri dönecek. Renkli günler bizleri bekliyor. Basketbolumuzun kazanması dileğiyle...




2 Haziran 2010 Çarşamba

Mahmudi-Galatasaray-Akdağ ve Türkiye Basketbolu


Mahmudi'nin Galatasaray'ın başına geçmesi umarım hem Galatasaray hem de Mahmudi için iyi hem de Türkiye basketbolu için hayırlı olur. Bu hamlenin 4 açıdan değerlendirirlmesi gerektiğini düşünüyorum. Galatasaray-Mahmudi-Akdağ ve Türkiye


Bence bu meseledeki en önemli ayaklardan birisi Akdağ konusu. Akdağ yönetimindeki Galatasaray'ın zevk verdiğine ilişkin geçmişte çok sayıda yazımız olduğunu hatırlarsınız. O yazılardaki temel mesajımız bu sene Akdağ ile devam etmenin Galatasaray adına doğru bir hamle olacağıydı. Bu yazdıklarım aslında konunun Akdağ ayağı değil, galatasaray ayağına ilişkin ki ona geri döneceğiz. Ahlaki bir durumdan bahsetmek istiyorum. Bayan basketbolunda başarılı olan koçunu en kötü zamanında takımın başına geçiriyorsun. O sorunlu dönemde hem sorumluluk alıp hem de bu sorumluluğunu başarıyla yerine getiren Akdağ'ı göndermek vicdanen sorgulanmalıdır. Ancak vefa semtine gidenlerin sayısının hızla azaldığı günümüzde vefa beklemek maalesef hayal oluyor...


Galatasaray açısından baktığımızda aslında söylenecek çok şey var. Özellikle Evren Büker'i kaybettikten sonra takımın yerli rotasyonu daraldı. Can Akın'la sözleşme yenilenmedi. Fatih'in durumu belirsiz. Bu koşullar altında Mahmudi gibi bir isim ne yapabilir? Alt yapıda kaliteli oyuncusu yok. İyi yabancı oyuncular getirse bile iyi yerli oyuncu nereden bulabilirler? Mahmudi aslında durumun farkında ve kısa vadeli bir hedef koymuyor. uzun vadede birşeyler yapmayı umuyor. Günlük yönetilen bir şubede uzun vadeli hedefler ve güzergah nasıl belirlenir? Mahmudi buna nasıl inandı gibi sorular ancak zaman içinde cevap bulabilir. Mahmudi ismi ile belki daha iyi oyuncular ve daha iyi sponsor bulunabilir.


Mahmudi açısından baktığımızda durumun pek de iç açıcı olduğunu söylemek zor. Vasat yerli oyuncular ile ancak ilk 4-5'e oynayabilir. Furkan gibi genç ve yetenekli isimleri takıma kazandırabilirse, eski oyuncularından 1-2 tane alabilirse iddialı bir takım yaratabilir. Ama sonuçta bütçesi çok da belli olmayan, ödemelerde sıkıntılar yaşanan bir ortama gelen ismin başarı şans fazla değil. Galatasaray gibi büyük klüplerde ise kısa vadede başarı olmadan uzun vadede bir planı hayata geçirmek de pek mümkün olmaz. Mahmudi açısından da bence yanlış bir seçim.


Gelelim Türkiye basketboluna. Daha güçlü bir Galatasaray, daha güçlü bir Trabzon mutlaka lige renk katacaktır. Mahmudi ismi bile basketbolun medyada daha fazla yer bulmasını sağladı. Umalım yaratacağı takımda kendi ismi kadar değerli ve güçlü olur.




30 Mayıs 2010 Pazar

Efes Fener'e Kupayı Vermedi (5. Maç)

Doğrusu hem işlerin yoğunluğu hem de benim şehir dışında Faruk'un ise ülke dışında olması nedeniyle istediğimiz yoğunlukta yazamıyoruz.

5. Maça ilişkin genel kanaatim, Fenerbahçe'li oyuncuların işi bitirdik zihniyetiyle oynamalarından dolayı kaybettikleridir. Kerem ve Thornton'dan yoksun Efes'i başta yeterince ciddiye almadıklarını düşünüyorum. Tabi bunları söylerken Efes'li oyucnuların ve Ataman'ın hakkını da yememek lazım. Özellikle Ataman neredeyse her hücum için kendi istediği seti oynattırmaya gayret gösterdi.

Kerem'in yokluğu özellikle Fenerbahçe'nin baskı yaptığı anlarda etkisini gösterdi. Basit top kayıpları ile uyuyan Fenerbahçe bir anda kazanabilecek konuma geldi ama başarılı olamadı.
Efes'in gençleri saymazsak 5 yerli oyuncusu var. Birisi sakat. Diğer ikisi ise 5 faulle çıktı. Geriye kalan Kaya 4 faulle oynuyor. Ender ise baskıdan ve stresten hareket edecek hali kalmadı. Kaya beşinci faulu alsa ya da Ender'in bileği burkulsa ne olacak? Dusan'la mı oynayacak serinin en kritik dakikalarını sevgili Ataman?
Efes galibiyeti daha fazla istedi. Mücadele üst düzeydeydi. Ribaunt savaşlarıçok keyifliydi. Ben serinin 7. maça kadar uzamasını istiyorum. Ama Efes'in daralan guard rotasyonun bu maç trafiğinde error verme olasılığının çok kuvvetli olduğunu düşünüyorum.
Erdoğan bence takımı çok iyi yönetiyor. Bence tek hatası özellikle Ender yokkken oyun kurucuya baskıyı (Sinan-Rako) greer ile yapması oldu. Ender de dahil olmak üzere Efes oyun kurucularına Ömer ile baskı yapabilirdi. Preldzic'i düşündüğüm gibi kullanarak aslında bir dönem çok verim aldı. özellikle takımını pota altından oynatmak arzusu Erdoğan'ın takımının bir adım önde olmasını sağlıyor. efes'in pota altı savunma zaaflarını ve rako'nun sürekli adam kaçırmasını iyi kullanıyorlar.
Smith ise o ilginç şutları ile adeta Efes'e suni teneffüs yaptırıyor. geçen maçı getiremese de bu maçı getirmeyi başardı.
Rako ise bildiğimiz (yorumcunun tabiri) Rako gibi oynadı. Kritik anlarda kaydettiği sayılar ile takımın galibiyetinde pay sahibi oldu. Savunmada da sanki bir parça daha gayretli gibiydi.
Bu serinin sonu umarım Efes için tamam ya da devam olmaz. Malum Hükümetin aldığı karar ile isim değiştirmek zorunda kalacak olan Efes Pilsen için adının olmadığı bir ortamda devam edip etmeyeceğinin belirleyicilerinden birisi de şampiyonluk olabilir. Umarım yanılıyorumdur ama Efes şampiyon olamadığı takdirde, ismini de devam ettiremeyeceğine göre şubeyi kapatmayı ciddi ciddi düşünebilir. Tabi ligimizde şampiyon olup da şube kapatanlar olduğunu düşündüğümüzde, şampiyonluğun karar alma da çok da anlamlı olmayacağı söylenebilir.