8 Aralık 2011 Perşembe

3'te 3 olmadı: Galatasaray:63 Siena:67


McCalebb, Lavrinovic ve kaukenas gibi önemli oyuncularından mahrum Siena karşısında Shipp'den yoksun bir galatasaray, Zaza'sız oynayan bir galatasaray'ın ne yapacağını merak ediyordum. Aslında kafamdaki senaryo birazcık buna benziyordu. Tek farkla ki, dar rotasyonla oynayan Siena'nın maçın sonunda bizden daha fazla seçim hatası yapacağını ve seyirci baskısıyla son dakikalarda maçı alacağımızı düşünmüştüm; olmadı.

Mahmudi'nin dediği gibi "deneyim belki sadece bir kelime ama bu maç örnek olarak alındığında anlamının çok daha anlamlı olduğu açığa çıkıyor." Tabi buna sadece oyuncu deneyimi değil coaching deneyimini de eklemek gerek. Klüp deneyimini de eklemek gerek. hepsi bir araya gelince bu sonuç çıktı denilebilir. Ama ben buna pek katılmıyorum.

Doğrusu Lakovic, Shumpert, Songolia ve Ender deneyimsiz oyuncular değiller. Mevcut Siena kadrosunda da Zizis, Andersen, Rakocevic, Stonerook haydi bir de ress diyelim tecrübeli oyuncular.

Siena'nın kaybedecek birşeyi yoktu. Bizim de kaybedecek fazla birşeyimiz yoktu. Pota altında Andersen gibi bir adamla çok iyi boğuştuk. Maçı sürekli domine ettik. tek sorun maçı koparıp gidemememiz bunun nedeni de Songolia ve Shumpert aynı gün ikisi birden kötüydü. Onlardan birisinden gelecek bir katkı ile bu maçı kazanırdık. Cevher girdi bir ara belki Cevher de ısrar edilebilirdi. En önemlisi ise yoruldu mu bilmiyorum ama Andric'i maçın sonlarında çıkartmak en önemli hatamız oldu diye düşünüyorum. Hem çok kuvvetli hem de konsantresi çok yüksekti. Çıkıp tekrar girdiğinde aynı konsantrasyona sahip değildi ve Andersen'in çok kritik şutuna el dahi kaldırmadı.

Kaybedlen bir şey yok son tahlilde ancak alınacak galibiyet güzel moral olurdu. Takımın güvenini arttırırdı. Hem de 3'te 3 yapmış olurduk. Kazandığımız şeyler var. maçın sonunu iyi oynamak gerektiğini bir kez daha gördük. Sertaç oyuna girdi ve çok güzel bir sayı yaptı. Lucas bu düzeylerde oynayabileceğini bazı çatlak seslere göstermiş oldu.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Efes-EA7 Milano: 84-70 (Efes Kısaları Ses Vermeye Devam Etti) ve Nancy:53 Fenerbahçe 73 (Preldzic Ses Verdi)



Efes'de potansiyeline göre kötü oynayan bir oyuncu var mıydı sorusu ile başlayalım. Barac haricinde verebilecek cevabımız yok gibi. %40 gibi bir ikilik yüzde ile oynadı. Savunmada daha etkili olabilirdi. Doğrusu efes uzun rotasyonunda şöyle bir görev paylaşımı var. Savanovic ve batista genelde beraber oynuyorlar ve bu durumda ribaunt ve savunma yükünü ağırlıklı olarak batista üstleiyor barac ve ersan durumunda ise bu yükü ersan üstleniyor.

Yukarıdaki souryu bir de tersten soralım; potansiyelinden daha iyi oynayan bir oyuncu var mıydı? Biraz Cenk, biraz da sinan bu soruya verebileceğimiz isimler. E sinan hazirandan beri yani neredeyse 6 aydır dinleniyor artık patlama yapma zamanı gelmişti. Cenk ise 6 yıldan fazladır dinleniyor (EL'de 8 sezonu ve Uleb'de ise 1 sezon en azından isim bazında var) e artık kariyeine basketbolda devam edip etmeyeceği yönünde bir karar vermesi lazımdı. Cenk'in performansında Ersan faktörünün önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. daha önce yazdığım için tekrar etmeyeceğim bu konuyu. unutamayacağım bir pozisyon var. Efes set hücumunda hızla top çevirdi ve Cenk boş şut pozisyonu yakaladı. o sırada savunma oyuncusu üzerine doğru geliyordu. Cenk üçlük kullanmak yerine bir vücut fake'i ile oyuncuyu geçti, penetre sonrasında uzunları görünce göz yaşı damlası bıraktı. Cenk böyle devam edip yıllardır gizlenmiş potansiyelilni sahaya yansıtacak mı yoksa traş bıçağını kaydırıp bıyıklarına veda ettiğinde alışık olduğumuz Cenk'i mi göreceğiz?

İlievski kendi normalini sahaya yansıttı ve sonunda Kerem'in yedeğinden katkı bulduk. Ancak bu durum oyun kurucu rotasyonunun zayıflığını örtmüyor.

Efes, kısalarından verim aldığı sürece başarılı olacak. Kinsey sağlam döndüğü zaman Efes kısa rotasyonu tat vermeye başlayacak ancak F4 adayı takımlarla kıyaslandığında Efes'in çok iyi uzun rotasyonuna (Ersan'ın boşluğu nasıl telafi edilecek merak ediyorum) sahip olduğu söylenebilir ancak maalesefr aynı şeyi kısa rotasyonu için söylemek mümkün değil. Basketbolda kısa rotasyonunun uzun rotasyonundan bir parça daha önemli olduğu gerçeğini buna eklediğimizde efes mevcut kısa rotasyonu ile top 16'da başarılı olabilmek için sürekli ekstra katkıalra ihtiyaç duyacak. Umarım Sinan ve Cenk bu katkıları sürekli verebilirler.



Fenerbahçe ise efes'in tam tersi bir kadro yapısına sahip. Uzun rotasyonunda zayıf kalsa da Avrupa'nın en iyi kısa rotasyonlarından birisine sahip. Ancak takımın iskeleti ve oyun şablonu yok. bunun temel nedeni ise oyun kurucuların takımı oynatmaya dönük isimler olmaması. Ukic çok formsuz. Jerrels combo guard. saf olarak oyun kurucu değil. Dolayısıyla takımı oynatabilecek tek isim Preldzic ve hücumu organize etmeseydi yarım nancy bile başa bela olabilirdi.

Fener'in kısa rotasyonundaki zenginlik göz kamaştırıyor ve her ne kadar dün Jerrels hücum anlamında üstün bir oyun sergilese de Fenerbahçe'nin ihtiyaç duyudğu oyun kurucunun takımı daha oynatmaya dönük bir oyuncu olması gerektiğine inanıyorum. Sağlam bir Engin bu kadroya büyük katkı sağlayacaktır.

Görebildiğim en önemli sorun Bogdanovic'in savunmada yokları oynaması. Savunmada silik bile değil adeta görünmez. Rakip sürekli 5'e 4 hücum etti. Zayıf takımlara karşı bu durum soprun teşkil etmese de ciddi rakiplere karşı Bogdanovic'in bu vurdumduymaz savunması çok baş ağrıtıcı olabilir. Savunmamız iyi olduğu için rakibi 53 sayıda tutmadık, rakip dağınık olduğu için 53 sayıda kaldılar. hem hücumda hem de savunmada daha organize işler yapmak lazım. ama özellikle Ukic'in sayı olarak değil ama asist olarak, takım idare etmek olarak ipleri eline alması kendine gelmesi gerekiyor.

2 takımımız galibiyet aldı. şu ana kadar beceremedik umarım bu hafta 3 galibiyet alabiliriz.

1 Aralık 2011 Perşembe

Spirou-Efes: 62-66 (Efes kısaları ses verdi)


Kinsey'in yokluğunda (performansı düşük olduğunda)Efes Pilsen'in büyük işler yapmasını beklememek gerek. Maccabi ile Real'e yenildi, Partizan ve Spirou'yu yendi. Mevcut kısa rotasyonu ile Efes'in kendisine yakın rakiplere karşı galibiyet alabilmesi için kısa rotasyonundaki oyuncuların ekstra performans göstermesi gerekiyor. Dün Tunceri yine Avrupa'nın en iyi 10 oyun kurucusundan biriymiş gibi oynadı. 4-5 maçta bir Tunceri böyle oynayabiliyor. Sinan ve Cenk savunamda gerçekten önemli işler yaptılar ve Vujacic takımın bir parçası gibi oynadı. Vujacic bu maç öncesinde 1,5 asist ortalaması ile oynarken 4 asist yaptı sadece bu maçta. ilk periodda farklı farklı dönemlerde 3 oyuncuyu top kapmak için yere atladığını gördük. kerem, sinan, vujacic, savanovic ve barac'dan hangisi atlamış olabilir diye düşünsek ilk akla gelen isimlerin değil, son akla gelebilecek isimlerin atladığını görürüz. İlk periodda savanovic barac ve Vujacic'i yerde top kapma mücadelesinde gördük. ilginç ve önemli bir detay; oyuncuların isteğini göstermesi açısından...

Efes çok rahat kazanacağı maçı zora sokmayı nasıl başardı ben anlayamadım. cenk'den 6ribauntluk bir katkı gelmesine rağmen toplam takım ribauntunda Efes'in 8 ribaunt geride olması çok düşündürücü. dahası 73 doğumlu olan (tahminim EL'de daha yaşlı oyuncu yoktur.) Riddick'in efes'in çok güvendiğimiz pivot rotasyonunda ayak çabukluğunu kullanması garip bir durum. 40 yaşındaki bir adamın ama ayak çabukluğunun ekmeğini yemesine izin verdik. 16 dakika oynadı ve 10 ribaunt aldı bunlardan 5'i savunma ribauntu diğer 5'i ise hücum ribauntu.

"2 dakika daha olsa bu maçın sonu ne olurdu kimse bilemez" demiş Ufuk. Bence kötü açıklama. Farkın kapanma nedeni Efes'in anlamsız bir şekilde nasıl olsa kazandık havasına girmesi. Koçun hatası ise takımı bu havadan çıkartmaması. Dün izlediğim Efes bu maç değil 2 dakika, isterse 100 dakika uzasaydı da Efes yine kazanırdı diye düşünüyorum.

Kinsey'siz Efes, Partizan'a rövanşı vermedi, Spirou'dan rövanşı aldı, bakalım EA7'ya karşı ne yapacak. Efes'de güzel gelişmeler var. Önce Cenk'ten bahsetmek lazım. Cenk'i ilk kez hırslı ve istekli görüyorum. Dün fazlaca sorumluluk aldı. Savunma ve ribauntlardaki gayreti ile o şutları deneme hakkını kazanmıştı. Sokamadı belki ama istekli olması önemli. Cenk eski Cenk gibi olsaydı kinsey'siz Efes'in EL'de galibiyet çıkartması bence mümkün olmayabilirdi. Son tahlilde Cenk'in bench ısıtmak dışında işlewvleri olduğunu görmemiz güzel. Cenk'deki bu değişimi ben ilginç gelecek ama Ersan'a bağlıyorum. Ümit takımı sırtında taşıyan iki oyuncudan biri cenk diğeri ise Ersan'dı. cenk Ersan'ın geldiği kademeyi yakından saha içinde görünce muhtemelen kendinden utandı ve birşeyler yapmaya karar verdi. Umuyorum böyle devam eder. Sinan sakatlığının etkisini yavaş yavaş üzerinden atıyor. eski çabukluğuna kavuşmak üzere. Vujacic, takımın bir parçsı olma yolundaki istekliliği çok önemli. ilk kez 35 dakika oyunda kaldı ve ilk kez sadece 10 top kullandı. Rakam fazla gibi gözükse de bu maç öncesinde yaklaşık 14-15 top kullandığını düşünürsek, 10 rakamı oldukça kabul edilebilir olmakta. Tek sorun ilievski. ne savunmada ne de hücumda varlığını hissettrimemesi Efes için önemli bir handikap. ilievski sınırları belli olan bir oyuncu ama ne savunmada ne de hücumda bu kadar kötü bir oyuncu değil. Efes'in kısa rotasyonunun form durumu Efes'in sıralamadaki yerini belirleyecek. Kinsey'in sakatlık öncesindeki performansı ile dönmesi çok önemli ancak ilievski'den verim alınamazsa top 16 sonrası Efes için büyük bir hüzün olabilir.

24 Kasım 2011 Perşembe

Uzatmalarda Gelen Sevinç-Hüzün



Önce sevindik sonra üzüldük. 3'te üç yapmaya çok yaklaşmıştık ta ki uzatmalarda Fenerbahçe teslim bayrağını çekene kadar.

Galatasaray maçının normal süresinin son beş dakikasını ve uzatmalarını seyredebildim. O nedenle fazla bir şey söyleyemem. Zaza'nın katkı vermesi ile "Zaza'nın kazanılması olumlu bir gelişme" şeklinde bir argüman ortaya atıldı. Ben buna pek katılmıyorum şöyle ki; takımın bireysel performanslara bağımlı olması bence iyi olmaktan ziyade olumsuz bir durum. Özellikle Efes ve Galatasaray kadrolarındaki büyük değişikliklere rağmen sene başında oynadıkları takım oyunundan giderek uzaklaşarak, bireysel yeteneklerin kendilerini göstermeleri ile galibiyet almaya başladılar ve uzun vadede bunun iyi sonuçlar doğurmayacağı rahatlıkla söylenebilir. Takımın 2 hatta 3 oyun kurucu ile oynadığı, genelde de 4 kısa ile mücadele ettiğini düşündüğümüzde rakibin ise hiç galibiyet almamışl bir takım olduğunu buna eklediğimizde takımın sadece 14 asist ile oynaması ve buna karşın 20 top kaybı yapması düşündürücü.

Ancak takımın geriye düştükten sonra galibiyet için inanılmaz efor sarfetmesi ise takdire şayan bir durum. Özellikle oyuncularının terlerinin son damlasına kadar mücadele etmeleri ve maçı çevirebilmeleri sadece rakibin genç ve tecrübesizliğine değil, Galatasaray'lı oyuncuların kazanma hırsına dayalıydı. Takımın bu denli hırslı olmasını sağlayan faktör ise; taraftarının inanılmaz desteği idi. Galatasaray'ın gerçek gücünü haftaya test etme olanağı bulacağız. Galatasaray'ın bu sene neler yapabileceğini gösterecek en önemli maçı haftaya. Ya mağlubiyeti telafi edeceğiz ya da 4. olarak gruptan çıkacağız.






Fenerbahçe ölüm grubunda oynuyor. tüm takımlar eşit ayarda gibi. grup birincisi ve sonuncusu her an değişiebilir. Doğrusu Nancy ve Cantu sürpriz yaptılar. OLY, Caja Labarol, Bilbao ve Fenerbahçe rahatlıkla ilk dört'ü alır beklentisi vardı. Olmadı. Şu an için gruptan kim çıkacak o bile belli değil. tüm takımlar 5 galibiyet 5 mağlubiyet alabilir. Bu anlamda dün akşamki maç, hem gruptan çıkmak ve hem de birinci çıkmak için çok önemliydi. Fenerbahçe 3 period boyunca maçı kazanacak şekilde oynadı. 4. periodda Caja'lı oyuncular sazı ellerine aldılar ve uzatmalarda da kazanmayı bildiler.

Bogdanovic hücumda her geçen gün daha etkili olmaya başladı ama aynı bogdanovic işin savunma kısmında da giderek kötü oynuyor. San Emeterio her pozisyonda Bogdanovic'i geçti. Hatti bogdanovic durumu seyretti diyelim, savgili Spahija örneğin Sefolosha ile Emeterio'yu savunmayı neden düşünmedi doğrusu anlam veremedim. Basketbolda kısa rotasyonu da uzun rotasyonu da çok önemli. ancak kısa rotasyonu uzun rotasyonundan bir parça daha önemli önemli. kısalar iyi olduğunda vasat uzunlarla bile iş yapmak mümkün. ancak en yi uzunlara kötü kısalar eşlilk ettiğinde takımın galibiyet ççıkartması mümkün değil. Bu noktada Fenerbahçe'nin en büyük avantajı kısa rotasyonunun isim bazında çok iyi olması. Feerahçe'Nin top 16'ya kalmasını sağklayacak tek faktör bu olacak gibi. Oyuncular formsuz, koç formsuz, uzunlar kötü, sakatlar var ancak kısa rotasyonu çok kaliteli isimlerden oluştuğu için bu takım çok can yakacak. Form düzeyi arttığında ve eksikler takıma tam anlamıyla aktıldığında ise çok tehlikeli bir Fenerbahçe karşımıza çıkacak. bu arada ilginç bir şekilde takım oyunu içinde yükselme olanı olan oyunucların Fenerbahçe maçlarında ortalamaları üzerinde oynadıklarını görüyoruz. Bu sene Prigioni, printizesis, moerman, banic ve san emeterio gibi oyuncular ortalamaları üzerinde bize karşı oynadılar. Neyse yolumuz açık olsun.

23 Kasım 2011 Çarşamba

Efes-Partizan (67-58)


Partizan'ın üst üste 3 haftadır kazandığını, Efes'in ise son 2 haftada kaybettiğini düşündüğümde çok zor bir maç olacağı beklentisine girmiştim. Doğrusu maç öncesi beklentim tam olarak sahaya yansımamış olsa da maç sonunda Partizan'ın dış şutları sokmaya başladığı dönemde Pekovic'İn 5 faul ile dışarda olması ve Savanovic ile o şutlara karşılık verebilmemiz maçı kazanmamızı sağladı.

Ben maçta Efes mi iyi savunma yaptı yoksa Partizan mı kötü günündeydi çok emin olamadım. Partizan kısalarının dış şutlarda gününde olmaması, Pekovic'e yardım getirmemeizi kolaylaştıran bir faktör oldu. Sİnan ile rakip oyun kurucuya baskı yapmamız ve Cenk'in de uzun kolları ile çaldığı topların savunmaya etkisi beraber değerlendirildiğinde Efes maçı kazanmayı başardı. bu galibiyette şüphesiz ki Kerem'in de rolü çok önemli. Kerem ortalama performansının üstünde oynamamış olsa maç daha kısır skorlarla devam edebilir ve Partizan, çok fazla geriye düşmeyerek maç içinde kalabilirdi. Bu durumda ise maç sonu tamamen farklı bir senaryo ile karşılaşmak mümkün olacaktı.

Efes için sorun tam olarak bu noktada başlıyor. Kinsey'in olmadığı ya da üstün performans sergilemediği durumda kısa rotasyonundaki oyuncualrın ortalamanın üzerinde oynamaları gerekiyor. Hem de bir tanesinin değil en az iki üç oyuncusunun ortalama üzerinde oynaması gerekiyor ki Efes maçı kazanabilsin. bu minvalde dün akşam, Kerem, Vujacic ve Cenk kendi oyun ortalamalarının üzerinde oynayarak maçın kazanılmasında önemli rol oynadılar. Sinan'ın savunma performansı da bu maçta önemliydi. Yağtığı baskı ile rakibin hücum düzenini bozması genel olarak önemliydi. Vujacic kendine değil takıma oynadı ve verimliği arttı. 1,2 asist ortalaması ile oynuyordu dün 3 asist yaptı. Vujacic'in bu oyunu istisna değil, rutin olmalı.

Bireysel performanslar dışında Efes'de küçük de olsa bir değişim vardı. tam saha baskı yerine yarı saha baskıyı daha fazla uyguladılar ve bu oldukça işe yaradı. Bakalım bu düne özel bir görüntü müydü, yoksa genel olarak bir strateji değişikliği mi?

Kazanılması gereken bir maçı Efes kazandı. Ancak bu galibiyet takım olgusu ile değil, bireysel performanslar ile geldi. Kinsey'siz Efes tat vermiyor. Umarum Kinsey sakatlık öncesindeki formu ile takıma dönebilir.

Ilievski transferi öncesinde Efes pilsen Kerem'e yedek değil, Kerem'i yedek bırakacak bir oyun kurucu peşindeydi. Huertas, Spanoulis gibi isimler olmayınca Efes ilievski'yi transfer etti. Kerem'e yedek oyun kurucu aldı. ılıevski çok kötü oynuyor. Bunu formsuzlukla açıklamak kolay değil. umarım üzerindeki ölü toprağını bir an evvel atabilir.

18 Kasım 2011 Cuma

Mağlubiyetler...




Galatasaray'la başlayalım.

Öncelikle her takımın çekinebileceği bir kadro kurdu. Siena'nın ve Barca'nın bize karşı maçtaki konsantrasyonları üst düzeydeydi ve maça iyi başladılar. Siena maçından farklı olarak Galatasaray geriye düştüğünde dahi kazanmayı umuyorlardı. Belki sizlere anlamlı gelmeyecek ancak Wallace dışarıdan 5/3 ile oynarken aynı pozisyonda Cevher'in 4/0 ile oynaması maçın kaybedilmesine neden oldu.

Galatasaray için bu önemli bir kayıp değil. Hatta iyi tarafından bakıldığında Barcelona'nın oynadığı maçlarda (union olimpija haricinde onda da sadece 1 sayı farkla) period dahi kaybetmediği düşünüldüğünde Galatasaray’ın bir periodu berabere iki periodu ise önde kapattığı notu bence oldukça önemlidir. özellikle son periodu Galatasaray’ın 18-9 gibi bir skorla önde kapatması Barcelona ile oynayan diğer takımlarla bizim farkımızı göstermesi açısından bence önemli bir done. Rakibi dışarıya zorlamamız ve her iki alanda da iyi savunma yapmamız yardımlaşma ve yardım sonrasında hızla seti yeniden oturtabilmemiz çok olumluydu.

Böylesi maçlarda kadro ve takımın ismi belirleyici oluyor. Cevher Wallace'den daha iyi bir şutör olmasına rağmen gözü kapalı yapabileceği atışlarda buralarda oynama alışanlığı olmadığından ya da rakip takımın isminin onun psikolojisi üzerinde yarattığı baskı nedeniyle o atışları sayıya çeviremezken Wallace EL kariyerinde 4 maçta toplamda 4/0 üçlük atmışken bize karşı 5 atış deneyerek bunun 3'ünde başarılı olmasını oynadığı takımın isminden kaynaklandığını söylemek mümkün.

Neyse, Galatasaray camiasından basketbolu bilenler bu maç sonrasında üzülmemişler hatta gelecek için olumlu ışıklar görmüşlerdir.





Efes'le Ddevam edelim
Efes için benzer şeyler söylemek pek mümkün değil. Efes'de coaching ve kısa rotasyonun zaafları göze çok batıyor. Kinsey'in sağlam dönmesi önemli. Farkın kapatılması çok önemliydi ancak kapanan farkın açılması gelecek için kötü oldu. Muhtemel bir üçlü averaj durumu düşünüldüğünde bu farkı efesin kendi lehine çevirmesi kolay olmayacaktır. Ufuk'un son dönemlerin en formda uzunu Barac'ı sadece 8.30 dakika kullanması önemli bir sorun. Sinan'ın bu düzeylerde 30 dakika oynaması keza Cenk'in 15 dakika civarı süre alması kısa rotasyonundaki sorunu adeta gözler önüne seriyor.

Ancak en önemli sorun Ufuk'un takımı yönetememesi. Böyle bir rotasyonu kullanmak için daha kariyerli bir koça takımın ihtiyacı var. Maç sonrası Madrid koçu EL'de 20 sayılık bir fark kolay değil diyor. Efes'e karşı bu farkı yakalamak daha da zor. Daha kötü bir kadro ile kendinden daha iyi bir kadroya karşı fark atmak gerçekten çok yaşanan bir olay değil.

Bu noktada uzun oyuncuların ancak kısaların onlara pozisyon hazırlamaktaki yetenekleri kadar oynayabileceğinin altını çizmemiz gerek. Sene başında Efes Kerem Tunceri'yi yedek bırakacak bir oyun kurucu peşindeydi. Huertas, Spanoulis gibi. Ancak aldıkları isim Kerem'e yedek oldu. En önemli sorun özellikle guard rotasyonunun gerek hücum gerekse savunma açısından yeterince güçlü olmaması. Top 16'ya kalındığında iyi bir transfer ile bu sorun aşılacaktır. Kinsey'in sağlıklı dönmesi de oldukça önemli. Bu iki durum gerçekleştiğinde Efes'i daha iyi yerlerde göreceğiz.

16 Kasım 2011 Çarşamba

Fenerbahçe Cantu: Uzatmalarla gelen Şans


Fenerbahçe çok formsuz günlerden geçiyor dolayısıyla çok kötü oynuyor. buna karşın Cantu adeta grubun sürpriz takımı hüvviyetinde. dün geceye kadar 3 galbiyet 1 mağlubiyet ile caja labarol ile birlşikte grubun zirvesinde idiler. Muhtemelen kuralar çekildiğinde grupta liderlik mücadelesi yapabilmeyi umut eden takımlardan birisi değildi Cantu ve koçları Trinchieri için de hedef top 16 idi fazlası değil. Grup birinciliği ya da ikinciliği gibi hayalleri yoktu muhtemlen. fenerbahçe'nin bulunduğu grup öyle bir hal aldı ki doğrusu neredeyse her takımın grup birinciliği ile sonunculuğu şansı eşit gibi. 3 takım 3-2 galibiyet ile birinci sırada iken diğer 3 takım ise 2-3 galibiyet oranı ile son 3 sırayı paylalıyorlar. her takım her takımı yenebiliyor. keyifli bir grup. İşte bu noktada galibiyet kadar önemli olan bir durum var o da averaj. Şu andaki görüntü devam ettiği takdirde bu grupta her takım beş galibiyet 5 mağlubiyet yakalayabilir ve averaj belirleyici olabilir. işte uzatma ile gelen şans aslında buydu Fenerbahçe için. Tatlı bir fark 7-8 sayılık bir fark yakalanabilirdi. Ama konsantrasyon eksikliği, coaching eksikliği ile birleşince arzue dilen fark olmadı ama en azından galibiyet geldi.

İşin güzel tarafı Fenerbahçe gerçekten çok formsuz iken 5 maçta 3 galibiyet alabildiyse birazcık form tuttuğunda, Ukic biraz takımı oynattığında bu gruptan rahatlıkla lider olarak çıkacaktır. Düşünün siz, Mirsat yok, Marko yok, ukic formsuz, Jerrels çok kötü, Bogdanovic istenen kıvamde değil, preldizc ise insiyatifi almıyor ve siz formda bir rakibi yenebiliyorsunuz. İşler bu kadar kötü iken alınan bu galibiyetler işler biraz düzeldiğinde çok değil, Ukic biraz form tuttuğunda liderlik kapısını Fenerbahçe için aralayacaktır.

Maçı Fenerbahçe toplamda sadece 6 asist ile tamamladı. Asist sayısı takımın takım olmaktan ne kadar uzak durdurğunu gösteren önemli bir gösterge. Sorun ise mevcut guard rotasyonu ile uzun seçimleri arasındaki kısır döngüde yatıyor. Gerek Jerrels gerekse Ukic ikili oyunları seven oyuncular ancak Fenerbahçe pivotları ikili oyun konusunda oldukça ağır kalıyorlar. bu da asist sayılaının çok düşmesinin önemli bir nedeni o0larak karşımıza çıkıyor. Ukic çok yönlü bir oyuncu olduğpu için toparlandığında takımı farklı şekilde oynatacak ve takımın ve kendi bireysel istatistiklerini de yükseltecektir. Diğer durumlarda Preldzic'in hücumu organize etmesi gerekiyor ancak dün akşam Perldzic de kötüydü.

Son tahlilde yaptığı baskı ile özellikle maçın kırılma anlarında yaptığı baskı ile rakibi top kayıplarına sürükleyerek Fenerbahçe asist dezavantajını ortadan kaldırabildi ve galibiyete uzanabildi. Tebrikler.