8 Temmuz 2009 Çarşamba

Efes Pilsen ve Fenerbahçe: Kura Değerlendirmesi


Takımlar henüz transferleri bitirmediği için yorum yapmak için erken. Ama geçen yılki kadrolar ve bu seneki mevcut transferler ve dedikodulara bakarsak birinci torbadaki 4 takım dışında real Madrid, maccabi, tau’nun güçlü takımlar olacağını öngörmek mümkün. Cska bütçede büyük bir kısıntıya gidecek bu endnele de ciddi güç kaybına uğrayacağını düşünüyorum. 1. Torbadan gelebilecek bence en zayıf takımdı. Her iki temsilcimize de 1. Torbadan en zayıf takım denk gelmedi. 1. Torbadan gelebilecek en kuvvetli takım ise panathinaikos. O da temsilcilerimize isabet etmedi. Dolayısıyla birinci torbadan gelebilecek görece en zayıf ve en kuvvetli takımlar temsilcilerimize isabet etmedi. Olimpiakos ve barcelona ile eşleştik. Transferleri henüz bitirmediler. Özellikle olimpiakos’un adı sıklıkla Avrupa’nın en önemli oyuncuları ile anılmakta. Hatta Nba yıldızları peşinde olduğu söylenmekte. Olimpiakos gerçekten büyük paralar harcamakla birlikte arzu ettiği başarıları sağlayamıyor. Belli takım kimyası oluşturamaması ve asker oyunculardan ziyade sadece büyük yıldızlarla mücadele etmesi. Örneğin geçen sene çok iş yapan bir printezis gibi mücadeleci bit oyuncudan belki de bu sene vazgeçecekler. Daha atletik ve yıldız bir oyuncu peşindeler. İki numaraya önemli bir yıldız alacakalrını düşünüyorum. Oyun kurucu olarak greer’dan galiba vazgeçmişler. Bakalım nasıl bir akdro kuracaklar.
Barcelona’nın kadrosu da tam belli değil. Ersan Nba’e dönecek. Ersan’a 4 numarada kullanmışalrdı ama ellerinde zaten güçlü bir pota altı rotasyonu var. Kadroyu büyük oranda koruyurlar gibi. Mickael gibi 3 numarada her işi yapan bir oyuncu transfer ettiler. Andersen’in gitme olasılığından bahsediliyor. Eğer andersen de takımda kalırsa, takımın şu hali bile F4 için en önemli aday konumunda olmalarını sağlıyor.

Barcelona
P:Lakovic, sada,
S.g: Navarro basile grimau
S.F:Mickael, barton
P.f:vazquez Trias
C:Andersen, santiago

Olympiakos Piraeus 2009-2010PG: Thodoris Papaloukas Kostas Sloukas SG: Yotam Halperin SF: Josh Childress* Panagiotis Vasilopoulos PF: Giorgos Printezis pelekannosC: Giannis Bouroussis Nikola Vujcic Sofoklis Schortsianitis

Partizan ikinci torbadan gelebilecek en zayıf takımdı. Partizan gelsin ve real madrid ve tau gelmesin demek mümkün. Siena’nın şu andaki kadrosu güçlü gözükse de ona güç veren bir ve iki numaraların takımda kalmayacağını düşünüyorum. Mcintyre ve kaukenas takımda seneye muhtemelen olmayacaklar. Mcintyre’ın yerini zisis ile doldurdular. Zisis her ne kadar iyi bir oyuncu olsa da mcintyre’ın boşluğunu dolduramaz. Kaukenas’ın da ayrılacağı düşünüldüğünde o bölgeye bir transfer yapacaklardır ancak alacakları oyuncunun kaukenas’ın yerini doldurabielceğini sanmıyorum. Bu anlamda siena ve partizan’ın ikinci torbadan çıkabilecek zayıf takımlardan olduğunu düşünüyorum.


Siena
P: Mcintyre, Zisis, Finley
S.g:kaukenas, domercant
S.F:Sato carraretto
P.f:Lavrinovic, stonerook
C:Eze, ress, lechthaler

Partizan
P.g. Rasic , tripkovic, Alexic
S.g: tepic, bozic
S.F:Vitkovac
P.f: vesely,
C: Vranes, Maric,


3. torbaya baktığımızda ise maccabi, Milano, unicaja ve cibona takımlarını görüyoruz. Temsilcilerimizin bu torbadan gelen takımlardan bir maccabi ciddi anlamda zorlayabilirdi. Unicaja haislip’i kaybetti. Kadrosunu oluşturduğunda daha ayrıntılı bir şeyler söyleyebiliriz. Cibona’da herhangi bir hareket yok. Prkacin’İ gönderecekleri söyleniyor. Geçen seneki akdro zaten zayıf bir kadroydu. Tehdit olarak görmemek gerekiyor.

Unicaja
P: Cook,
S.g: rodriguez
S.F:Kelati, jimenez
P.f:Welsch
C: N’dong Archibald Gabriel
Ve 5. Ve 6. Torbadan gelen/gelebielcek takımlara bakalım. Zalgiris, asvel, rhytas, khimki, olimpia oldenburg ve bence Maurissi ya da aris galibi (Aris) ve (benetton)diye düşünüyorum. Bu takımlardan bence khimki ve çıkabilirse yüksebilirse Aris dikkat edilmesi gereken takımlar.

Fener’in kadrosunu henüz bilmiyoruz. Pek bir şey belli değil gibi. Green’in yerine oyun kurucu arıyorlar. Solomon ne olacak? Vidmar muhtemelen gönderilecek. Devin Smith’de öyle. Gricek soru işareti. Arzu edilen kadroyu Fenerbahçe kurabilirse Barcelona’nın arkasından bir ikincilik alabilir.

Efes ise transferi kapattı. Hatta EL takımları arasında şu ana kadar kadrosu kesinleşen tek takım diyebiliriz efes için. Olimpiakos’un yaptığı transferlere bakmamız lazım ancak bu grubun kolaylığının bütün anlamı grup birincisi olabilmek. Regular season’da grup birincisi olamayacaksan, zaten görece basit bir grupta yer almanın hiçbir avantajı olmuyor. Aksine güçlü grupta olmak daha bile iyi olur. Bu nedenle efes pilsen’in kura şansını değerlendirebilmesi ya da bu kuraya şanslı kura diyebilmemiz tamamen efes’in grup birincisi olmasına bağlı.


C grubu gerçekten çok karışık. Cska-tau-maccabi arasında ilk üç oluşur. Ama hangisi birinci olur.

d grubunda ise real madrid ve Panathinaikos arasında güzel bir çekişme izleyebiliriz. madrid ekibi düşündüğüm kadroyu kurabilirse panathinaikos'u zorlayabilir. özellikle grup maçlarında panathinaikos'un kötü sonuçlar aldığını da biliyoruz. Benim en büyük endişem; panathinaikos'un grup birinciliğini kaçırması ve efes'in olası bir liderliği durumunda, top 16'da; panathinakos ile efes'in aynı gruba düşmesidir.

Euroleague Kurası



A- grubu takımları
1- Barcelona
2- siena
3- Cibona
4- Fenerbahçe
5- Zalgiris
6- Asvel

B- Grubu
1- olimpiakos
2- partizan
3- unicaja
4- efes pilsen
5- Rytas
6- Qual A (Benetton)

C- grubu takımları
1- Cska
2- Tau
3- Maccabi
4- Roma
5- U. Olimpia
6- Qual B (Aris)

D- grubu takımları
1- Panathinaikos
2- Real Madrid
3- Milano
4- Prokom
5- Khimki
6- Oldenburg

temsilcilerimiz görece en iyi gruplara düştüler ancak diğer turları düşününce ilk turda güçlü rakiplerle eşleşmek belki de daha iyi olabilirdi.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Morris Efes'de






Terence Morris Efes Pilsen’de. Morris atletik, şutör, savunmacı, kısacası her şeyden kalburüstü yapabilen bir oyuncu. İyi transfer. Tek endişem sakatlığı. Her yerde onun sakatlığından bahsediliyor hatta efes’in sakat olduğu için morris transferinden vazgeçtiği söyleniyordu. Efes her halde bu durumu nazar-ı dikkate almıştır. Sağlam bir morris efes’e çok şey katacaktır. Hem savunmada hem de hücumda takımın önemli bir parçası olacaktır. Avrupa’da sayılı uzun oyunculardan biri. Üst düzey takımlarda görev aldı. Ve de genel olarak başarılıydı. Son sene El istatistikleri nde %50 gibi bir üçlük yüzdesi tutturmuş. Ondan önce de Maccabi’de hem dış şutları hem de pota altında blokları ile etkiliydi. Haislip kadar yetenekli bir oyuncu olmasa da şut seçimleri ve savunma katkısı olarak bence takıma Haislip’den daha fazla katkı sağlayacaktır.
Efes pilsen bu seneki son transferini de yaptı ve transferi kapadı. Ergin ataman’ın yalancısıyız. Önümüzdeki sene Efes aşağıdaki kadro ile mücadele edecek. Belki daçka’dan melih de kadroya eklenebilir.
P.g. Kerem, Ender
S.g. Rakocevic, Smith, Sinan
S.f. Thornton, Schumpert,
P.f. Morris, Kerem
C. Kasun, Kaya, DusanBu şartlar altında bence kadronun iki yumuşak bölgesi var. Aşağıdaki yazıda bunları aslında değerlendirmiştim. Kısaca tekrar edersem: Bir tanesi uzun rotasyonunda faul ve sakatlık gibi durumlarda Dusan’a bir soru işareti koyacağım. Diğeri soru işaretini ise üst düzey takımlara karşı oynarken oyun kurucu pozisyona koyuyorum. Efes’i F4’den alıkoyacak temel etkenler oyun kurucu ve uzun rotasyonu olacak. Ama zaten hedef F8 olduğu için bu hedefi gerçekleştirebilecek bir kadro kurulmuş oldu.

Ergin Ataman Röportajı: Hedef F8 - (F4 ne oldu?)


Aşağıda önce Ergin Ataman'la sporx'de yapılan bir röportajdan ilgimi çeken kısımları size aktaracağım. sonra da röportajı değerlendireceğim.


Soru Efes Pilsen'in transfer gündemine değinmek istiyorum. Final serisi biter bitmez Rakocevic bombasını patlattınız ki böyle transferleri bu kadar erken yapabilmek Türk sporunda pek görülmeyen bir durum. Öncelikle kadrodan göndermek istediğiniz oyuncular kimler ve hangi pozisyonlara oyuncu arıyorsunuz? (Bu sırada duvardaki tahtaya bakarak Efes Pilsen'in mevcut kadrosu ve transfer gündemindeki yerli ve yabancı isimleri, bu oyuncularla kurulan olası bir yeni sezon kadrosunu görüyorum)

Cevap "Öncelikle kontratı devam eden Milos Vujanic ile anlaşıp kendisiyle yollarımızı ayırmayı planlıyoruz. Kakiouzis ile sözleşmemiz 1 yıllıktı. Kendisinden bu sezon özellikle ligde çok yararlandık. Hiç oynamadığı maçlardan sonra çıkıp bize önemli katkılar sağladı ancak Euroleague'de o pozisyon için fizik ve atletik özellikler açısından daha iyi bir oyuncuya ihtiyacımız var. Böyle bir oyuncu bulursak, yabancı sınırlamasından dolayı Kakiouzis ile kontrat yenilemeyebiliriz.
Bu oyuncular dışında Charles Smith gelecek sezon hücumdaki lider ismi değil iki numaralı skor opsiyonu olacak. Benchten gelen, takıma ve savunmaya dinamizm katan bir isim olmasını istiyoruz. Bu şekilde ondan daha fazla yararlanmayı düşünüyoruz.
Takıma öncelikle bir dört numaralı isim almak istiyoruz. Görüştüğümüz isimler var. (Tahtaya baktığımda bu isimler arasında Marcus Haislip, Bostjan Nachbar, Terrence Morris gibi kariyerli oyuncuların varlığı göze çarpıyor)

soru: Ermal'in gelip gelmeme durumu nedir?"

cevap: Ermal'in geri dönme ihtimal çok fazla değil. Dusan'ı ön plana çıkarmak için Ermal transferinden vazgeçebiliriz. Kaya, Kerem, Kasun ve yeni gelecek dört numaranın arkasında Dusan'ı kullanmayı düşünüyoruz."

soru: Oyun kurucu pozisyonu için arayışta mısınız? Rubio ve başka guardların adları geçti."Rakocevic transferi sonrası menajerler 'Efes Pilsen' adını çok sık kullanmaya başladılar. Rubio bize menajerler tarafından önerildi ancak bunu ciddi bulmadık. Oyuncunun, İspanya'daki fiyatını yükseltme amacında olduklarını düşündük. Kadromuz da zaten dolu ve o pozisyonda Kerem ve Ender'e güveniyoruz. Zor durumlarda Rakocevic de orada oynayabilir. Oyun kurucu pozisyonu için oyuncu aramıyoruz. Bizim kadromuz, bir dört numara dışında tamamdır."

Soru: Son olarak Efes Pilsen için yeni sezon hedeflerinizi soracağım. Beşiktaş Cola Turka ile Avrupa hedefinizi tutturmuş lig hedefine de çok yaklaşmıştınız. Efes ile minimum hedefiniz nedir?"

Cevap: Minimum hedefimiz Efes Pilsen ile Avrupa'da en iyi sekiz takım arasına girmek. Bunu başarırsak Final Four ve şampiyonluk hedefinden bahsedebiliriz. Çünkü o noktaya gitmek çok kolay değil. Bugün Avrupa'da o seviyeye sürekli ulaşan takımlar var. Biz de, 2-3 sene öncesine kadar sürekli girdiğimiz son sekize yeniden girmeyi amaçlıyoruz. Ondan sonra da, o zamanki form durumuna göre Final Four'a da kalabiliriz, şampiyon da olabiliriz. Efes olarak bunu gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum."
Röportajın tümü için: sporx

Ergin Ataman eğer röportajda samimiyse daha doğrusu transfer poltikasını gizlemek gibi bir düşünceye sahip değilse, bu sene nasıl bir efes izleyeceğiz sorusunun cevaplarını bu röportajda buluyoruz.

Bu röportajdan şöyle bir efes kadrosu çıkıyor:

P.g. Kerem, Ender
S.g. Rakocevic, Smith
S.f. Thornton, Schumpert
P.f. (Morris)*, Kerem
C. Kasun, Kaya, Dusan

Benim için bu kadroda Dusan sürpriz oldu. Efes’in ermal, oğuz ya da ersan konusunda daha ısrarcı ve istekli olacağını umuyordum. Bu sene 5 uzunla yola çıkacağından emindim. Öyle de olacak ama 5. Uzun Dusan olacak ve onun takıma ne verebileceği ciddi bir soru işareti. 3-5 dakika gibi bir süreden değil, olası bir sakatlık durumunda (örneğin geçen seneki kasun sakatlığı) 15-20 dakika EL’de oynayabilir mi? Kasun’un yokluğunda pota altında Efes’in çok yetersiz kalacağını düşünüyorum. Umarım ömer’in El’deki ilk senesinde Fener’e yaptığı katkıyı, Dusan da yapabilir. Efes’in yukarıdaki pota altı bile bence yetersiz. İstikrarlı bir oyuncu yok. Faruk, dün skyturk’te smodis’in efes transfer listesinde olduğunu duymuş nur germen’den. Avrupa’daki oyuncular arasında pota altına alınabilecek belki de en iyi oyuncu. Rakocevic ayarında ve hatta belki de daha bile iyi bir transfer olabilir. Benim yine de ilgilendiğim konu “smith out”, “oyunkurucu in”.

Röportajda asıl ilgimi çeken ve beni şaşırtan konu Ergin Ataman’ın top 8 hedefi. Geçen seneki efes’in hedefi F4 diye hatırlıyorum. Kadro neredeyse aynen korunuyor. Eksikleri tamamlayacak hamleler yapılıyor. Rakocevic gibi Avrupa’nın en önemli yıldız oyuncularından biri alınıyor. Pota altına smodis gibi bir oyuncu alınması planlanıyor ve hedef F8. Bir yanlışlık var. Efes rekor bir bütçe ayırdı bu sene. Her sene F4 hedefleyen takım hedef mi küçülttü. Ergin istediği oluşumu bence yaratamadı ya da yaratamıyor ve kendini koruyacak hava yastıkları koyuyor. Bunlardan ilkini şu anda görmüş olduk. Hedef küçüldü. F8. Efes’in oyun kurucusu alması gerektiğini incelediğim yazıdaki istatistikler efes’in neredeyse son 20 yılda avrupadaki en başarısız sezonu Ergin Ataman’la geçirdiğini gösteriyor. Şampiyonluk ile Ataman takımın başında bir sene daha kalabildi ama bu harcanan paralar ve olası transferlerden sonra Avrupada’ki bir başarısızlık sonucunda kanımca Ergin’i değil hava yastığı F-1 araçlarındaki “hans” sistemi bile kurtaramaz.
Gelelim başlıkta kullandığımız fotoya. "Minimum hedefimiz Efes Pilsen ile Avrupa'da en iyi sekiz takım arasına girmek. Bunu başarırsak Final Four ve şampiyonluk hedefinden bahsedebiliriz. Çünkü o noktaya gitmek çok kolay değil” E. Ataman
Bu söylem aslında Murat Özyer söylemi. Ulaşılabilecek en basit derecelerin hedef olarak belirlenmesi. Bu hedef bir gerçekleşsin, sonra yeni hedef koyarız mantığı. O mantıkla nedense ancak ulaşılabilir kolay hedef elde ediliyor ama daha bir üstüne bir türlü çıkılamıyor. İşte bu hava yastığı oluyor. Daha takım kurulurken düşük hedefler belirlemek. Her takım (hoca) benzer hava yastıklarına başvuruyor. Kimi play-off hedefliyor. Kimi ligde kalmayı. Vs. bu şartlar altında sadece ligden düşenler başarısız kalan bütün takımlar başarılı oluyor. Ulaşılabilir hedefler koymanın bence hiçbir anlamı yok. Çocukları kandırırlar böyle. Ama tarihi asla…
Che’nin şöyle bir sözü vardı: “Gerçekçi ol imkansızı iste”…

3 Temmuz 2009 Cuma

Efes Pilsen İçin Oyun Kurucunun Önemi

Uzun yıllardır Avrupa basketbolunu takip etmiş birisi olarak söyleyebilirim ki, bir takım oyun kurucusunun kalitesi kadar hedef belirlemelidir. Eğer oyun kurucusunun potansiyeli ile belirlenen hedef örtüşmüyorsa hayal kırıklıklarıyla dolu yıllar geçirilir tıpkı “Efes Pilsen Oyuncu Transfer Etmeli mi?” başlıklı yazıda bahsedildiği gibi. Uzun yıllar sonra ilk defa doğru seçimleriyle bizleri heyecanlandırmaya başlayan Efes Pilsen eğer yola Kerem-Ender ikilisiyle çıkarsa, Final 4 kavşağını dönmeden kazayı yapar; yine bir başka bahara der; sezonu kapatır.
Takımdaki isimlere tek tek bakıldığında -tabi kusursuz gidecek bir sezon düşünüyorum (sakatsız belasız)- öncelikle vizyonu yüksek bir koç göze çarpıyor. Bu koç dinamik ve arzulu bir teknik ekiple çalışan, özgüveni çok çok yüksek olan, kariyerli bir koç. Forvetlere bakıldığında Rakocevic transferiyle beraber oldukça genişleyen bir rotasyon görülüyor ki geçen sene bu takımın bir numaralı hücum opsiyonu olan Charles Smith'in bench'ten gelip 15 dk civarı süre alacağı söyleniyor. Thornton gibi bir üst düzey görev adamı; Shumpert gibi soğuk kanlı, istikrarlı bir joker ve Sinan gibi oyunda kaldığı her an patlama yapabilme gücüne sahip bir ismi bir arada düşündüğümüzde, uzun zamandır bu denli geniş portföye rastlamadığımızı düşünüyoruz. Rakocevic ise söz konusu yazıda belirttiğin listenin 2 numaralar için yapılmış olanına en tepeden girecek, kazanmayı bilen, oynadığı takıma en az 1 seviye atlatabilecek bir oyuncu konumunda; çok çok önemli transfer. Pota altına geldiğimizde bir takım eksiklikler göze çarpmakta fakat Ataman'ın bahsettiği gibi üst düzey bir 4 numara transferi için çaba harcanıyor ki bu noktada benim isteğim Haislip'tir. Eğer o alınabilirse Efes Pilsen bir seviye daha üste çıkar diye düşünüyorum. Alternatifimi de yazayım; Tarrence Morris (yok yok Mirsad faktörünü de gözönünde bulundurup Haislip'te karar kıldım). Şimdi o tarz bir 4 numara transferiyle elde bulunan 3K Kasun, Kaya, Kerem üçlüsünü bir bakıma tamamlama şansına sahip olacaktır Efes Pilsen. Bir 5. uzun lazım mı?Acaba Ermal ya da Oğuz gibi sırtı dönük oynayabilen, yerli skor tehdidi gerekir mi sorularının yanıtı bana göre evet'tir; ama sonuçta takımın finansal kaynakları benim elimde değil. Alınırsa daha da yaklaşılır büyük Avrupa hedefine deyip oyun kurucu bölgesine geçeyim...
Kerem Tunçeri ve Ender Arslan kim ne derse desin Türk basketbolunun son 10 yılında yetişen en iyi guard ikilisidir ("maalesef" kelimesiyle başlamalıydım sanırım). Ancak bir çoğumuzun da düşündüğü gibi en üst seviyeye gelindiği zaman orayı kaldırabilecek; sorumluluğu taşıyabilecek kalitede değillerdir. Şunu belirtmeliyim ki özellikle Kerem Avrupa'nın her takımında-buna CSKA filan da dahil- backup guard olabilir. Nitekim ben benchten gelen bir Zizis'le yine benchten gelen Kerem arasında pek fark göremiyorum (aynı şeyleri Ender için söyleyemem; ancak o da 3. guard olabilir eğer kabul ederse). Bu noktada Efes Pilsen’in işi aslında sanıldığı kadar kolay değil. Ben dahil birçok kişi bu guard ikilisiyle Top8’in ötesine gidilemeyeceğini düşünüyoruz. Ancak Türkiye’de bir yabancı kotasının olduğu ve bu bağlamda Efes Pilsen’in yapılacak 4 numara takviyesiyle beraber mevcut 6 yabancısı olduğunu da hatırlamalıyız. Şu anda bile Efes Pilsen her hafta TBL mücadelesinde bir yabancısını tribünde tutmak zorunda. Durum böyleyken Efes Pilsen’in final serisi oynanırken adının Mirsad transferi dedikodularına karışması veya Ergin Ataman’ın Ersan’ı takımında ne kadar çok görmek istediğini belirtmesi de hep bu konuyla alakalıdır diye düşünüyorum. Eğer Efes Pilsen Ersan kalitesinde bir 4 numarayı yabancı kotasını doldurmadan alabilse, gözünü kırpmadan üst düzey bir oyun kurucuya yöneleceğini düşünüyorum. Ancak bu gerçekleşmediği zaman, zorunluluktan yabancı bir 4 numaraya yöneliniyor ve guard transferi de rafa kaldırılıyor haliyle. Peki Final 4 hedefi uğruna Shumpert’ten vazgeçilemez mi? (tabi bunu Smith’in de 5. veya 6. yabancı olmayı kabul edeceğini ön koşul olarak kabul edip soruyorum). Yıllardır Türkiye’de oynayan ve Türk vatandaşı olmasına çabalanan bir Dudley alternatif olabilir mi?(yanında Ermal veya Oğuz düşünülerek) Bu ve buna benzer birçok soru geliyor aklıma ancak eminim Ergin Ataman bu tür sorulara çoktan cevap vermiştir kafasında. Bir şeye daha eminim ki uzun yıllar altyapının tozunu atan, üzerine yıllardır yatırım yapılan Barış Hersek’in Efes Pilsen’in şu an da ihtiyacı olan dış şut sokabilen, top kontrolü olan,basketbolu bilen oyuncu profiline uyup orayı kapatmasını Efes Pilsen yönetimi o kadar çok isterdi ki…Ama sanırım Barış Tanjevic’e geldiği kadar Ergin Ataman’a çekici gelmiyor ki yeni sezonda da düşünülmüyor. Veya hoca Cenk için de söylediği gibi Barış’ın daha fazla süre bulabileceği Daçka’da kalmasını onun geleceği adına daha faydalı görüyor. O zaman hocaya bir soru gelsin; acaba Duşan da bu sene Daçka’da Ekrem Memnun’un elinde 15 dk düzenli süre alsa Efes Pilsen için daha hayırlı olmaz mıydı? Eurolig Final4’undan altyapıya kadar uzanan fazlaca dallanıp budaklanan yazı oldu; esas konumuzla ilgili bir iki kelam daha edip bitirelim. Eğer Efes Pilsen yabancı kontenjanı problemini halledip, kadrosuna kaliteli bir 4 numara ekleyebilirse, Avrupa’nın zirvesine ulaşması için önünde sadece tek ama en önemli hamle kalır; üst düzey oyun kurucu transferi. Hatta bence gelmesi muhtemel Jasikevicius gelmesi muhtemel Haislip’ten daha faydalı olur Efes Pilsen adına.
Umarım bundan 16 yıl sonra yazılacak bir başka yazıda, oluşan 2009-2010 ruhunun sonrasındaki 16 yıl boyunca Avrupa’nın zirvesini getirdiğinden bahsedilir…Temennimiz bu yöndedir…
Umut Pamuk (nam-ı diğer yangchonchoi)

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Transfer Pazarı; Davis mi derken şapkadan Rancik çıktı: Galatasaray nereye gidiyor?



Başlık biraz manidar oldu ama sebebi var. Bir zamanlar Türkiye’de basketbol dendiğinde akla gelen ilk isim Galatasaraydı. Yenilmezdi. Bileği bükülmezdi. Yenilmez armadaydı. Genç arkadaşlarım Galatasaray’ın o günlerini bilmezler. Bilmemeleri belki de daha iyi. Onlar şampiyonluğa değil, dördüncülüğe oynayan bir takım hatta kümede kalmaya oynayan bir takımla büyüdüler/büyüyorlar. Üzülüyorum bu duruma ama elden üzülmek dışında bir şey gelmiyor.
Maalesef basketbola amatör bir branş olarak bakılıyor. Bu sadece yönetim nezdinde değil, seyirci nezdinde de öyle. Öyle ki ne başarı ile bayram ediliyor ne de başarısızlık sonrası ağır bir fatura çıkıyor. Futbol takımının başarısı ya da başarısızlığı gölgesinde basketbol takımın başarısı ya da başarısızlığı var. Ve öyle olduğu sürece de basketbol ikinci planda kalmaya devam edecek.
Bu ikinci planda kalan oyunda Galatasaray küçülecek. Daha önce de küçülmüştü öyle ki ligden düşmüştü. Galatasaray adı ile küçülmek yan yana kullanılmamalı bence. Büyük bir klüp nasıl küçülebilir? Bir zamanlar yenilmez armadaydı. Evet hakikatten de öyleydi ama ya şimdi…? Küçülüyor. Basketbolda son yıllarda çok mu “büyük”tü ki şimdi “küçülecek”. Efendim önceki yıllardaki kadar bütçe ayrılmayacakmış. Bütçe ayırdın da ne oldu? Yetersiz antrenörler ve onların transferleri ile ayrılan bütçeler savrulup gitti. Takımın başına yetkin bir antrenör getirmediğin sürece bütçe ayırsan ne olur ayırmasan ne olur? En fazla düşersin sonra da geri çıkarsın.
Galatasaray bu sene erkek takımının başına bayan takımının antrenörünü getirdi. En azından bayan takımı için olumlu bir gelişme. “Kadın” basketbolu ve basketbolcusu konusunda çok da ehil olmayan bir antrenörle yolları ayırmış oldular. Erkek takımı için de en azından çok kötü değil. Emekli antrenör fiiliyatta dizi oyuncusundan, sonra en azından basketbolun hala içinde olan birini takımın başına getirdiler. Galatasaray’ın hem bayan hem de erkek takımları için yapılan bu değişiklik önceki duruma göre bir ilerlemedir. Ama bu ilerleme Galatasaray’ın adının yanında çok da büyük bir ilerleme olmamaktadır. Ne bileyim, futbolda Rijkaard gibi bir hoca getiren takımın basketbolda da daha yetkin bir isimle anlaşabileceğini düşünüyordum. Yanıldım…

Yapılan transferlere şöyle bir bakalım. İlk ve de en önemli transfer bu senenin en çok gelişme kaydeden oyuncusu olan Evren Büker. Evren hak ettiği süreleri elde ederse çok iş yapacaktır. Hem bir hem de iki numarada oynayabiliyor. Ben Evren’nin oyun kurucu olarak kendisini çok daha geliştirebileceğini düşünüyorum. Ama yabancı bir oyun kurucu transfer edecek olan Galatasaray teknik ekibi galiba evren’i iki numarada daha çok kullanmayı düşünüyor. Yerli oyuncu olarak ikinci transfer ise can akın. Son senesinde her ne kadar iyi bir performans sergilese de büyük takımda ne yapacağı daha doğrusu neleri yapamayacağını bildiğimiz oyuncu. İşte tam da sorun burada başlıyor. Maalesef basketbolda Galatasaray yılladır adı kadar büyük değil. Bu sene ise artık basketbolda küçülme emarelerinin had safhaya çıktığını görüyoruz. Küçük takımlar için kabul edilebilir transferler yapıyorlar. Mesela Can Akın. İş yapacaktır mutlaka. Ama küçük takım için iyi transferdir . Şöyle söyleyelim; bir efes, bir fener bir Telekom Can’ı transfer eder mi? Efes bir kere denedi bundan sonra da Can’ı yakın gelecekte büyük bir basketbol takımında görmemiz pek olası değil.
Davis mi derken Galatasaray başka bir uzun oyuncu ile anlaştı. Çeşitli ortamlarda Galatasaray’ın Avrupalı bir oyuncu ile anlaşmak üzere olduğu konuşuluyordu. Radoslav tecrübeli bir oyuncu. Slovak milli takımında da oynuyor. Fransa ve İtalya liglerinde oynamış, Avrupa basketbolunu bilen bir oyuncu. Davis’den daha iyi olduğunu söyleyebilirim. En azından savunma açısından. Dış şutları da Davis’den daha iyidir. Ama davis ribaunt ve pota altında Rancik’den daha etkilidir. Son tahlilde ikisi de vasat-vasat üstü oyuncular. Ama büyük takım oyuncusu değiller. Can için söylediklerimizi tekrar edelim. Mesela bu transferi efes pilsen yapsa ne yorum yaparız onu düşünelim. Takımları aynı kefeye koymak belki doğru değil ama “her kulvarda şampiyonluğa oynarız” diyen bir zihniyet şampiyonla kıyaslanabilir. Yerli oyuncu olarak açık ara önünde olan takımlarla en az onların ki kadar iyi yabancı oyuncular alarak ve bir sistem dahilinde mücadele etmeye çalışabilirsin. Alınan oyuncu ortada. Ondan da vazgeçtim bari bir düşünce emaresi, sistem emaresi olsa. Şimdi ismi anılan oyunculara bakınca (davis ve Rancik) Pf oynayan oyuncular ama ciddi anlamda farklı oyuncular. Birisi şutör diğeri içerde daha etkili. Biri daha iyi savunmacı ama diğeri ribaunt ve blokla daha etkili. Hepsini yapanı almak kolay değil tabi. Ama kafanda bir oyuncu tipi olur. Ne bileyim en azından dört numarada oynayan birini alacaksan her işi yapanı da bulamayacağına karar verdiysen ya şutör tercih edersin ya da içerden oynayan tercih edersin. Kafanda bir sistem falan yoksa da önüne gelenlerden karpuz seçer gibi seçebilirsin. Sanki Galatasaray ikinciyi yapıyor gibi.

Buradan Galatasaray taraftarlarına da birkaç şey söylemek istiyorum. En başta galatasaray’ın basketbolda büyük olduğu günleri genç taraftarlar yaşamadılar demiştim. Genç taraftarların bunu bilmemesi hem “iyi”, hem de kötü. Bunu yaşamamış olmaları kötü tabi. Ama bir de işin diğer yüzü var. Yönetim bu başarıları yaşamamış kişilere küçülmeyi kolaylıkla kabul ettirebiliyor. Yıllardır işlerin yanlış gittiğini söylerken, genç kardeşlerimden bazıları ısrarla “her şey çok güzel olacak” nidaları atıyorlardı. Şimdi forumlara bakıyorum da aynı kardeşlerim bu şartlarda Rancik iyi transfer demeye başlamışlar bile. Galatsaray’ın basketbol tarihinden bihaber olanlar Galatasaray’ın adına yakışmayacak olan “basketbolda küçülüyoruz” deyişinin kabullenilmesinde rol almaya hazırlanıyorlar.

“Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım etmez” diye bir söz var. Galatasaray da öyle. Anlayacağınız biz de boşa kürek çekenlerdeniz…

Efes Pilsen Oyun Kurucu Transfer Etmeli mi?





Basketbolda başarı için “ruh” çok önemli. Bunu en son Efes’in şampiyonluğunda yaşadık. “96 ruhu”nun bizleri ne kadar heyecanlandırdığını; Faruk, önceki yazısında ele almıştı. Efes’in bu istekli arzulu oyunu, bizleri – efes’in yurt dışı başarıları ile büyüyen/yaşlanan nesli – çok etkiledi. Gerçekten de o eski efes ruhunu sahada görmek hepimizin arzusu. Daha doğrusu, sahada ruhuyla oynayan takımlar, taraftarlarını gururlandırırlar. Biz de finaldeki efesle gururlandık. Gururlandık çünkü ruhsuz oynayan bir takımın başarılı olamayacağını; efes ruhsuz oynayarak, son yıllarda bize tekrar tekrar öğretmişti. Biz de başarı için ruhun gerekli olduğunu öğrenmiş olduk. Ama ruhun, günümüz basketbolunun geldiği noktada yeterli olmadığını da öğrendik. Burada ruhun önemsiz olduğunu söylemiyoruz. Ruh gereklidir yani olmazsa olmazdır ama tek başına yeterli değildir. Yeterlilik için sahada yer alan oyuncuların, kabiliyetli olmaları gerekir. Basketbolda; sahada yer alan 5 oyuncunun her birisinin farklı bir görevi ve her bir oyuncunun farklı fiziksel özellikleri vardır. Basketbol bireylere/oyunculara dayanan bir takım oyunudur. Takımda yer alan oyunculardan her birisi ayrı ayrı önemlidir. Örneğin iki numarada oynayan oyuncunun hem çok iyi şutör olması, hem de çok iyi penetresi olması istenir ayrıca lider oyuncu özelliklerine sahip olması yani sorumluluk alması gerekmektedir. 3 numarada oynayan oyuncu ise takımın ihtiyacı olan mücadele gücüne katkı yapmalı (bu katkısı büyük oranda ribauntlarda ve pis ama görülmeyen işlerde ortaya çıkar) ve en azından boş atışlarda yüksek bir yüzde tutturmalıdır. 4 numarada oynayan oyuncunun atletik olması, şutunun kuvvetli olması, ribaunt ve bloklarıyla takıma katkı yapması arzu edilir. 5 numaranın ise güçlü fiziği yanı sıra; sırtı dönük oyunu olmalı ve orta mesafe şutunun kuvvetli olması ve ek olarak ortayı, pota altını kapatması beklenir. Yedek oyuncuların da yerine girdikleri oyuncuları aratmayacak kabiliyetlerle donanmış olmaları gerekir. Yani ilk beşte başlamayan oyuncular görev aldıklarında, görev aldıkları oyuncunun özelliklerini ve işlevini sahaya yansıtabilmelidir. İşte buna da aslında takım kimyası deniyor. Gelelim zincirin en önemli halkasına. Oyun kurucudan bahsediyorum. Çünkü yukarıda sayılan pozisyonlarda oynayan oyuncuların, görevlerini, kabiliyetlerini takım için sahada olumlu bir şekilde, verimli bir şekilde kullanmalarının yolu; onları saha içinde yönlendirecek liderin, yani oyun kurucunun vazifesidir. İşte bu yazıdaki temel iddiamız, “veri ruh” ve “veri oyuncular” durumunda (yani; 2,3,4 ve 5 pozisyonlarında oynayan oyuncuların yukarıdaki özellikleri olduğu ve sahaya ruhu yansıttıkları varsayımıyla), oyun kurucunun belirleyici bir rol oynayacağıdır. Efes için hedefin final four olduğundan hareketle; geçmiş senelerde takımın başarılarında/başarısızlıklarında rol oynayan oyun kurucuları inceleyerek ve aynı şekilde final four’a son yıllarda kalan takımların oyun kurucularından hareketle; Efes’in bu seneki hedeflerini gerçekleştirmesi için üst düzey bir oyun kurucuyla anlaşması gerektiğini iddia edeceğiz.
Efes’in son 17 yıldaki oyun kurucuları: Naumoski, Corciani, Mulaömerovic, Kerem, Solomon, Jenkins, (R. Wright) Penn, Popovic, Vujanic,

G/m : galibiyet/mağlubiyet



Dönem Oyun kurucu(lar) Regular Sezon G/m Top16 G/m Başarı
92-93 Naumoski/G. Güney Koraç Final

93-94 Naumoski/G. Güney EL Çeyrek Final

94-95 Corciani/ G. Güney

95-96 Naumoski/evliyaoğlu Koraç Kupa Şampiyon

96-97 Naumoski/karasev EL Çeyrek Final

97-98 Naumoski/evliyaoğlu EL Çeyrek Final

98/99 Naumoski/evliyaoğlu EL Çeyrek Final

99/00 Mulaomerovic/Sancar F4(EL)

00-01 Mulaomerovic/tunceri F4 (suproleague)

01-02 Tunceri/arslan Regular Sezon G/m: 9/5 - Top16 G/m: 3/3
02-03 Tunceri/arslan Regular Sezon G/m: 8/6 - Top16 G/m: 4/2

03/04 Tunceri/arslan Regular Sezon G/m: 10/4 - Top16 G/m 4/2

04/05 Solomon/arslan R. Sezon: G/m 12/2 - Top16 G/m: 4/2 F4 için playoff panathinaikos (1/2)

05/06 Popovic/arslan Regular Sezon G/m: 9/5 - Top16 G/m: 3/3 F4 için play-off cska (0/2)
06/07 jenkins/Cüneyt Regular Sezon G/m:8/6 - Top16 G/m: 2/4

07/08 (Wright)Penn/arslan Regular Sezon G/m: 8/6 - Top16 G/m: 1/5

08/09 Vujanic(tunceri)/ender Regular Sezon G/m: 4/6


Yukarıda Efes Pilsen’in son 17 yıldaki oyun kurucuları ile takımın başarısı arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştım. Aslında 2000 öncesi galibiyet/mağlubiyet rakamları olsa analiz daha da anlamlı sonuçlar verebilirdi. Ancak eldeki bu rakamlar bile bir takım şeyleri görmemizi sağlıyor. Efes’in en başarılı olduğu dönemler: 1992-2001 ve 2004-2006 arası dönemler. 1992-2001 arasındaki 9 dönemin sekizinde Avrupa’da efes pilsen ya kupa kaldırmış ya kupa finali oynamış ya da çeyrek final oynamış. Sadece Corciani oyun kurucuyken efes Avrupa’da başarısız olmuş. (Grubu beşinci sırada bitirip elenmişti. Corcianili efesin başarısı olarak ben sadece unutulmaz olimpiakos maçını hatırlıyorum.) Naumoski ve Mulaomerovic gibi Avrupa’nın önemli oyun kurucuları Efes’in kadrosundayken, efes gerçekten de Avrupa’nın önemli takımlarından biri haline gelmişti. Efes Pilsen daha sonraki 3 yıl boyunca takımı Kerem’e emanet ederek Avrupa’da ciddi bir duraklama dönemine girdi. 2004-2006 arasındaki 2 dönemde ise Efes; Solomon ve Popovic gibi yine Avrupa için iyi denebilecek oyun kurucularla çeyrek final oynadı ancak bir sene Panathinakos ve diğer sene CSKA ile eşleşmesi sonucunda iki rakibine de elenmekten kurtulamadı. Yukarıdaki tabloya baktığımızda Efes’in Avrupa’daki en başarısız dönemleri Tunceri-Arslan ikilisinin oyun kurucu pozisyonlarını kapattıkları dönemler. Buna, Jenkins ve Penn’in olduğu dönemleri de eklemek lazım. Özellikle 2003-2004 ve 2004-2005 arasındaki kadro farklılıklarına baktığımızda bu konuda ne kadar haklı olduğumuzu söyleyebiliriz. Söz konusu dönelerde Efesde uzun rotasyonu aynı. ­ (nikolic, prkacin, ermal, kaya) 2003’de oyun kurucu; Kerem. Keremin yanında iki ve üç numaralarda langdon ve granger gibi çok üst düzey iki oyuncu var. 2004’de oyun kurucu solomon. Solomon’un yanında ise domercant ve kecman var. Domercant, langdon düzeyinde bir oyuncu değil. Kecman avrupa’da önemli bir oyuncu olsa da Granger’ın takıma verdiği katkıyı sağlayabilecek bir oyuncu değil. Kısacası Kerem ve Solomon aynı uzun rotasyonu ama farklı kısa rotasyonlarını kullandılar. Solomon’lu efes pilsen daha kötü bir 2 ve 3 numara ile Kerem’li efesden çok daha başarılı olmuştur. Oyun kurucu faktörünün önemini göstermesi açısından bu son derece güzel bir örnektir.

Dönem
Oyun kurucular
2004-2005
Papaloukas, holden, calderon, prigioni, jasikavicius, diamantidis, lakovic,
2005-2006
Papaloukas, holden, williams, prigioni, ukic, solomon,
2006-2007
Papaloukas, holden, planicic, prigioni,diamantidis, becirovic, capesaz, pepe sanchez,
2007-2008
Papaloukas, holden, Mcintyre, bynum, prigioni, planicic,
2008-2009
Holden, planicic, papaloukas, greer, jasikevicius, diamantidis, lakovic

Yukarıdaki listede birden daha fazla yer alan oyuncuları seçersek;
Papaloukas:5
Holden:5
Prigioni:4
Diamantidis:3
Planicic:3
Jasikevicius:2
Lakovic:2

Olimpiakos’un son dört senesine bakarsak oyun kurucunun önemini açık bir şekilde görebiliriz. Olimpiakos gerçekten son 4 yılda F4 için çok büyük yatırımlar yaptı. Ancak bir tek bu sene F4’te oynamayı başardı. Son 4 yılda 3 kere F4’ün kapısından döndü.
2005-2006: T. Edney, Harissis, (Çeyrek Final)
2006-2007: S. Penn, Stefanov, (Çeyrek Final)
2007-2008: Greer, Blackney(Çeyrek Final)
2008-2009: Papaloukas, Greer (F4)
Olimpiakos, ancak papaloukas gibi, avrupa’nın en değerli 5-6 oyun kurucusundan birisini transfer ettikten sonra F4’te yer aldı.

Buraya kadar anlattıklarımızdan hareketle efes pilsen’in F4 oynamak için yukarıdaki listede verilen, F4’de birden fazla kere oynamış oyun kuruculardan birisi ile anlaşması gerektiğini söylemek mümkün. Jasikevicius’un efes’le adının anılmasının bu anlamda önemli olduğunu düşünmekteyim. Bu oyunculardan biri olmasa da en azından üst düzey bir oyun kurucunun takıma katılmasının zaruri olduğunu söyleyebiliriz.